Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-1009- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 357
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme.</li><li>tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde durdu” gibi. b Bir sözdür ki, dil onu söylemekten kaçınır, kulak onu dinlemekten hoşnutsuz olur. c Zahiri itibariyle şeri hükümlere aykırı düşen söz. d Ne kasdedildiği kolay kolay anlaşılmayan kapalı veya sembolik ifade. Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan 1ssı kakıyıp der: Ne yersin kozumu Yünus</li></ol><blockquote>Şeb-i bâr<br>e İlahi feyz ve kuvvetli tecellilerle kendilerinden 8ecen, coşan ve taşan velilerin,<br>Sayr-i ihtiyari Söyledikleri sözler ki, Goğu şeriata aykırı gibi görünür. Bu yüzden<br>veliler kendilerine geldikleri zaman 0 sözleri Söylediklerine pişman olarak tevbe<br>ederler (Bg 56-58; SL 422, 453; Gİ 1:74; TK 1:880; İFM 11:509). İyi ve samimi bir<br>dini hayat yaşayanların ağzından çıkan şathiyeler kabul edilmeyebilir fakat onu<br>Söyleyenlere Saygı göstermek ve kendilerini anlamaya çalışmak gerekir, İyi ye<br>samimi bir dini hayatı olanların veya Şuurları yerindeyken sahy halinde sathiye<br>Söyleyenlerin veya söylenmiş şathiyeleri delil olarak kullananların davranışları<br>anlamsızdır. Bu tür sözlere tammat, türrehât (Saçma söz, ipe sapa gelmeyen laf)<br>denir. Bunların bir kısmı küfür, Tanrı'yla alay etme mahiyetindedir.<br>Erliği ile anılır filan oğlu Jilân deyu<br>Anan yoktur, baban yoktur, sen benzersin P... Tanrı<br>Kaygusuz Abdal</blockquote>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6772- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 357
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme.</li><li>tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde durdu” gibi. b Bir sözdür ki, dil onu söylemekten kaçınır, kulak onu dinlemekten hoşnutsuz olur. c Zahiri itibariyle şeri hükümlere aykırı düşen söz. d Ne kasdedildiği kolay kolay anlaşılmayan kapalı veya sembolik ifade. Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan 1ssı kakıyıp der: Ne yersin kozumu Yünus</li></ol><blockquote>Şeb-i bâr<br>e İlahi feyz ve kuvvetli tecellilerle kendilerinden 8ecen, coşan ve taşan velilerin,<br>Sayr-i ihtiyari Söyledikleri sözler ki, Goğu şeriata aykırı gibi görünür. Bu yüzden<br>veliler kendilerine geldikleri zaman 0 sözleri Söylediklerine pişman olarak tevbe<br>ederler (Bg 56-58; SL 422, 453; Gİ 1:74; TK 1:880; İFM 11:509). İyi ve samimi bir<br>dini hayat yaşayanların ağzından çıkan şathiyeler kabul edilmeyebilir fakat onu<br>Söyleyenlere Saygı göstermek ve kendilerini anlamaya çalışmak gerekir, İyi ye<br>samimi bir dini hayatı olanların veya Şuurları yerindeyken sahy halinde sathiye<br>Söyleyenlerin veya söylenmiş şathiyeleri delil olarak kullananların davranışları<br>anlamsızdır. Bu tür sözlere tammat, türrehât (Saçma söz, ipe sapa gelmeyen laf)<br>denir. Bunların bir kısmı küfür, Tanrı'yla alay etme mahiyetindedir.<br>Erliği ile anılır filan oğlu Jilân deyu<br>Anan yoktur, baban yoktur, sen benzersin P... Tanrı<br>Kaygusuz Abdal</blockquote>
Köken ve kullanım
i. fars.
شطحيه
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme.
- tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde durdu” gibi. b Bir sözdür ki, dil onu söylemekten kaçınır, kulak onu dinlemekten hoşnutsuz olur. c Zahiri itibariyle şeri hükümlere aykırı düşen söz. d Ne kasdedildiği kolay kolay anlaşılmayan kapalı veya sembolik ifade. Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan 1ssı kakıyıp der: Ne yersin kozumu Yünus
Şeb-i bâr
e İlahi feyz ve kuvvetli tecellilerle kendilerinden 8ecen, coşan ve taşan velilerin,
Sayr-i ihtiyari Söyledikleri sözler ki, Goğu şeriata aykırı gibi görünür. Bu yüzden
veliler kendilerine geldikleri zaman 0 sözleri Söylediklerine pişman olarak tevbe
ederler (Bg 56-58; SL 422, 453; Gİ 1:74; TK 1:880; İFM 11:509). İyi ve samimi bir
dini hayat yaşayanların ağzından çıkan şathiyeler kabul edilmeyebilir fakat onu
Söyleyenlere Saygı göstermek ve kendilerini anlamaya çalışmak gerekir, İyi ye
samimi bir dini hayatı olanların veya Şuurları yerindeyken sahy halinde sathiye
Söyleyenlerin veya söylenmiş şathiyeleri delil olarak kullananların davranışları
anlamsızdır. Bu tür sözlere tammat, türrehât (Saçma söz, ipe sapa gelmeyen laf)
denir. Bunların bir kısmı küfür, Tanrı'yla alay etme mahiyetindedir.
Erliği ile anılır filan oğlu Jilân deyu
Anan yoktur, baban yoktur, sen benzersin P... Tanrı
Kaygusuz Abdal