Köken ve kullanım
i. fars.
شطحيه
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Melekat âlemi, kâmil arifin bâtını. Şatah — Sathiye i ar شطحيه) — eles) 1, Hareket, kıpırdama, köpürme.
- tas. a Üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz (cr). “Ene'l-Hak”, “Sübhâni mâ a'zame sani,” “Bir denize daldım ki, nebiler sahilinde durdu” gibi. b Bir sözdür ki, dil onu söylemekten kaçınır, kulak onu dinlemekten hoşnutsuz olur. c Zahiri itibariyle şeri hükümlere aykırı düşen söz. d Ne kasdedildiği kolay kolay anlaşılmayan kapalı veya sembolik ifade. Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan 1ssı kakıyıp der: Ne yersin kozumu Yünus
Şeb-i bâr
e İlahi feyz ve kuvvetli tecellilerle kendilerinden 8ecen, coşan ve taşan velilerin,
Sayr-i ihtiyari Söyledikleri sözler ki, Goğu şeriata aykırı gibi görünür. Bu yüzden
veliler kendilerine geldikleri zaman 0 sözleri Söylediklerine pişman olarak tevbe
ederler (Bg 56-58; SL 422, 453; Gİ 1:74; TK 1:880; İFM 11:509). İyi ve samimi bir
dini hayat yaşayanların ağzından çıkan şathiyeler kabul edilmeyebilir fakat onu
Söyleyenlere Saygı göstermek ve kendilerini anlamaya çalışmak gerekir, İyi ye
samimi bir dini hayatı olanların veya Şuurları yerindeyken sahy halinde sathiye
Söyleyenlerin veya söylenmiş şathiyeleri delil olarak kullananların davranışları
anlamsızdır. Bu tür sözlere tammat, türrehât (Saçma söz, ipe sapa gelmeyen laf)
denir. Bunların bir kısmı küfür, Tanrı'yla alay etme mahiyetindedir.
Erliği ile anılır filan oğlu Jilân deyu
Anan yoktur, baban yoktur, sen benzersin P... Tanrı
Kaygusuz Abdal