Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

24 sonuç · “Şarab

01
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

02
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

03
Sözlük

Hasta

Hasta-dil, tasavvuf yolunda ve sülükta geri kalan (sr). 2. Bimâr, âşık, sevdalı. Ey her maraz ilâcına hükm eyleyen tabib Bimar-i dert-i aşk olanın yok mu çâresi Fuzüli Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi Yünus Bimâr, âşık, sevdalı. Ey her maraz ilâcına hükm eyleyen tabib Bimar-i dert-i aşk olanın yok mu çâresi Fuzüli Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi Yünus

04
Sözlük

Hum-i aşk

Aşk şarabının küpü. tas. a Aşkın heyecanıyla şaşkın, çılgın ve bitap bir halde kalan âşıkın kalbi. b Yesevilerin tefeül ettikleri bir küp (Hc 91-94; TEİM 31) Bkz. Fal. (sr). Sûfî arayıp gezme beyhüde mesâcidde Feyzin eseri şimdi humhânede kalmıştır Esrar Dede Humhâne-i vahdette içtik yine peymâne Can vermekle eriştik bu meclis-i cânâne Rüşeni

05
Sözlük

Kase

Kadeh. tas. Sülûk (seyr ilallah) halindeki sâliki mest eden vah- det şarabının kadehi (sr).

06
Sözlük

Mey-i muğane

Papaz şarabı. tas, a Rabbani tecelli, b Kutsi nefesler. ¢ Kâmil mürşit (sr). Mey men'ini eyleyup şiâr ey vaiz Tuttun reh-i ta'n-i aşk-ı yâr ey vâiz Terk-i mey u mahbüb ederiz cennet için Şerh eyle ki cennette ne var ey vâiz Fuzalt

07
Sözlük

Muamele

(al (مما Amel, ibadet ve tâatle ilgili tasavvufi huslar, uygulama ve fiiliyat, Muamele ilmi; ibadet ve tâatle ilgili bilgiler, Muânaka; ar. (معا نقه) 7, Kucaklaşmak, boynuna sarılmak. tas, Süfiler karşılaştıkları zaman kucaklaşır ve öpüşürler. Bkz. Görüşme. Muayene i ar. ينه) lee) >. Gözle görme. tas. Hakk'ın çeşitli mertebelerdeki tecellilerini temaşa etme, kalp gözüyle görme. Bir Şeyi bütün özellik ve nitelikleriyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça bilmek. Hakk'ı apaçık görmek (Hm | 44). | Mudekkık ar. (مد قق) x, İnceleyen, araştıran. tas, Tasavvufun inceliklerine (dekâik) aşina ‘Olan, Kendilerine esyanin hakikati gereği gibi aşikâr olan kâmil arif. Bunlar hakka'l-yakin (aynu'-iyan) mertebesinde müşahede halindedirler (TK 1482). Mug — Muğ-beççe i. fars. (xy - (مغ مغ Mecusi din adamı, ateşperest keşiş, 2, tas. Sadık, samimi mürit, talip, aşık. Pir-; muğan: Şeyh, mürşit, Şuün-i hılkatı ser tâ-ser makdar tut zâhid Bu âlemde harabat ehlini ma'zur tut zâhid Şarab-ı nâbe ger meyl eylesem ma'zür tut zâhid Beni ol zümre-i mestânede mecbür tut zâhid | Ki ben meyhanede Pir-i muğâna intisap ettim | (SME 64)

08
Sözlük

Miidam

4! 44) Şarap. tas. Vahdet şarabı ki, kâmil arif sürekli olarak bununla sermesttir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

09
Sözlük

Pîr-i mugân

Kelime olarak Mecûsîlerin başrahibi. Tasavvuf ve divan şiirinde aşk şarabını sunan kâmil mürşidi, kutbu ve hakikat rehberini anlatan mecazdır. “Meyhane”, “şarap” ve “sâkî” ile birlikte kullanıldığında dinî içkiyi değil, vecd, mârifet ve ilâhî aşkı remzeder. Pîr-i sebak Vird ve irade telkin eden şeyh. Pîr-i sânî Bir yolu yeniden düzenleyip yaygınlaştıran ikinci büyük kurucu. Pîr-i sohbet Sohbet ve beraberlik yoluyla terbiye eden şeyh.

10
Sözlük

Piyale

Kadeh. tas. Sevgili, yâr. Âlemdeki her zerre bir piyale olup arif kişi bu piyalelerden marifet şarabını içer. Zahir ve bâtın safası (TK 1:15 54). Çeken piyâleyi pâ-der-rikâb olup gider Gelen bu meclise mest ü harab olup gider Ş. Galib Bulursa sûfî eğer neşesin harâbâtın Birer piyâlesini bin kitab ile değişir Esrar Dede

11
Sözlük

Sail

Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar. Bu yüzden zahit seyyar, arif tayyar'dır, denilmiştir. 5813/5212 (سا قى) 1. Su veren, sulayan, içki sunan. 2. tas. a Feyyâz-ı mutlak, bütün feyz ve sevginin kaynağı olan Allah. b Mürşid-i kâmil, pir-i tarikat (sr). Bir sâkiden içtik-şarab arştan yüce meyhânesi Ol sâkinin mestleriyiz canlar onun peymânesi Yanus Samt Sala, es- i, ar. 1, “Salavat getirin,” veya “Namaz kılma vakti geldi,” anlamına gelen bir deyim, 2. Meydan okuma. Es-sala her kim gelir bâzâr-ı aşka es-sala Es-sala her kim yanarsa nâr-i aşka es-sala N. Mısri Salât — Salavat (صلوة - صلوا ت) paz. Peygamber için okunan, Allah'ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini dile getiren, ekseriya “Allâhümme salli. diye başlayan, bir kısmı bestelenmiş bulunan dualar, Salavatlar ferden veya toplu olarak okunur, Nail olam dersen eğer devlete eyle ibadet cenab-ı Hazrete Ver salavât ruh-ı pak-i emceda Allâhümme Salli alâ Muhammed Su veren, sulayan, içki sunan. 2. tas. a Feyyâz-ı mutlak, bütün feyz ve sevginin kaynağı olan Allah. b Mürşid-i kâmil, pir-i tarikat (sr). Bir sâkiden içtik-şarab arştan yüce meyhânesi Ol sâkinin mestleriyiz canlar onun peymânesi Yanus Samt Sala, es- i, ar. 1, “Salavat getirin,” veya “Namaz kılma vakti geldi,” anlamına gelen bir deyim, 2. Meydan okuma. Es-sala her kim gelir bâzâr-ı aşka es-sala Es-sala her kim yanarsa nâr-i aşka es-sala N. Mısri Salât — Salavat (صلوة - صلوا ت) paz. Peygamber için okunan, Allah'ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini dile getiren, ekseriya “Allâhümme salli. diye başlayan, bir kısmı bestelenmiş bulunan dualar, Salavatlar ferden veya toplu olarak okunur, Nail olam dersen eğer devlete eyle ibadet cenab-ı Hazrete Ver salavât ruh-ı pak-i emceda Allâhümme Salli alâ Muhammed Meydan okuma. Es-sala her kim gelir bâzâr-ı aşka es-sala Es-sala her kim yanarsa nâr-i aşka es-sala N. Mısri Salât — Salavat (صلوة - صلوا ت) paz. Peygamber için okunan, Allah'ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini dile getiren, ekseriya “Allâhümme salli. diye başlayan, bir kısmı bestelenmiş bulunan dualar, Salavatlar ferden veya toplu olarak okunur, Nail olam dersen eğer devlete eyle ibadet cenab-ı Hazrete Ver salavât ruh-ı pak-i emceda Allâhümme Salli alâ Muhammed

12
Sözlük

Seb'at-ı ebhur

سبعة | بحر) Yedi deniz. tas. Ariflerin ve sülûk ehlinin tuttuğu yedi yol, yedi meşrep: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhüd, nur-i kurb, velayet-i vücut (sr). Sebep ¢. Esbab Vasita, araç, Hak ile halk arasindaki vasitalar (sı. 435; BS 613). Süfiler her Şeyi sebepten değil, müsebbipten, yani sebepleri yaratan Allah'tan, Hâliku'-esbâb'tan beklerler, Sebepler halkasının başında Allah bulundu- gundan o ilk sebeptir. Sebeplerin sebebidir (sebeb-i evvel, musebbibu'l-esbab). Bu yüzden süfiler her zaman dikkatlerini ilk sebep (Allah) üzerinde yoğunlaştırır, adi sebeplere fazla önem vermeyi ve onlara gerçek ve yegâne sebep gözüyle bakmayı zararlı sayarlar. Buna şirk-i esbâb diyenler de vardır. Bununla beraber hakiki an- lamda zarar ve faydanın Allah'tan olduğuna inanan süfiler, önemi tali derecede ol- mak kaydıyla esbâb âlemi dedikleri dünya işlerinde sebebe tevessülden de geri durmazlar. Zira sebebe başvurma da, Allah'ın emridir. Fakat tesir sebebe değil, müsebbibe aittir. Bkz. Tedbir. Gerçi esbâb ile herkes vasil-1 maksad olur Nerde gördük bt-miisebbih bir sebeb mevcut olur Azmi-i Kadim Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder Halk eder esbâbını bir lâhzada ihsan eder Lâedri Seba r. Desti, kadeh, 2, tas. Feyezân halindeki hakikat nurunun kaynağı, vahdet şarabının kadehi, mutlak feyzin kaynağı (sr).

13
Eser

MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye

14
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

15
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

16
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul

17
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl

18
Eser

Sayfalar 37–42

Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad

19
Eser

Sayfalar 58–64

Muzaffer Ozak Külliyatı · hına getirdiler. Orada, kadı efendi merhumun vasiyyetini okudu ve bir gece onunla birlikte kabirde geçirecek kimseye yüz altın verileceğini bildirdi ve talip olanların ortaya çıkma

20
Eser

Sayfalar 57–64

Muzaffer Ozak Külliyatı · Rabbi... Tâbi'in, tabe-i tâbi'in, eimme-i müctehidiyn, ule ma-i din-i mübiyn, şehitler, gaziler, Pirân-ı-izâm ve evliya-i kiraının feyizleriyle bizleri şadân-ü handan eyle yâ Rabbi

21
Eser

Sayfalar 65–72

Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü

22
Eser

Sayfalar 73–80

Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e

23
Eser

Sayfalar 73–78

Muzaffer Ozak Külliyatı · — 73 _ Hızır Aleyhisselâm, Cenab-i Allaha münacaat edip: «Yarabbi! Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zatın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?» ded

24
Eser

Sayfalar 84–89

Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle