ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “âdıd”
01Hadîdiyye İstanbul Hattı
Muhammed Hadîdî'nin Üsküdar'daki erken Rifâî faaliyetiyle ilişkilendirilen İstanbul aktarım hattı.
Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı
Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.
Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi
Pravadi’den İstanbul’a gelerek saray hizmetinden ilmiye mesleğine geçen Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi (ö. 1730), Sahn ve Süleymaniye derecelerindeki medreselerin ardından Medine, Şam ve Edirne kadılıklarında bulunmuş âlimdir.
Hâfız Muhyiddin Şevkî Efendi
eş-Şeyh es-Seyyid Hâfız Muhyiddîn eş-Şevkî Efendi, ulemâdan müftü Mustafa Efendi-zâde’dir. Ailesi, “Tophâne-zâdeler” diye anılırmış; vâlide cihetinden sahîhu’n- nesebdir. Peder cihetinden de, “emîr” olduklarına dâir tomâr vardır ve İzmir’de olan dîger mahdûmlarının yedindedir. Bidâyet zamânlarında, tarîkat aleyhinde bulunurlarmış. Fakat, Teselya Yenişehri’ne müftü ta’yîn olununca, ba'zı rüfekâsı dergâhlara gitmeğe t
Hasîrîzâde Hacı Ahmed Muhtâr Efendi
Ahmed Muhtâr Efendi (1821–1901), babası Süleyman Sıdkî’den hilâfet alan; kardeşi Hasan Rızâ’nın inzivaya çekilmesinden sonra Sütlüce postunu fiilen sürdüren ve hizmeti oğlu Elîf Efendi’ye bırakan Sa‘dî şeyhidir.
Hasîrîzâde Mehmed Elif Efendi
Mehmed Elif Efendi, Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı'ndaki Sa‘dî irşadı, çok yönlü tahsili, telifleri ve Meclis-i Meşâyih hizmetiyle son Osmanlı tekke hayatının seçkin temsilcilerindendir.
Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi
Hasîrîzâde Muhammed Elîf Efendi (1850–1927), Sütlüce Sa‘dî Dergâhı’nın şeyhi; Mesnevî ve Şemâil dersleri, çoklu icazetleri, Meclis-i Meşâyih reisliği ve eserleriyle son dönem İstanbul tasavvuf hayatının güçlü âlimlerinden biridir.
Hasîrîzâde Şeyh Hasan Rızâ Efendi
Hasan Rızâ Efendi (1813–1886), babası Süleyman Sıdkî’nin ardından kardeşi Ahmed Muhtâr’la birlikte Sütlüce postuna geçen; daha sonra Üsküdar’da inzivayı tercih eden Sa‘dî şeyhidir.
Hasîrîzâde Şeyh Süleyman Sıdkî Efendi
Hasîrîzâde Süleyman Sıdkî Efendi (1795–1843), babası Mustafa İzzî’den Sa‘dî hilâfeti alan; Sütlüce dergâhında postnişinlik, kürsü şeyhliği ve şiirle meşgul olan çok yönlü bir şeyhtir.
Hz. Ali el-Mürtezâ
Hz. Ali el-Mürtezâ, ilk müslümanlardan, Hz. Peygamber’in amcazadesi ve damadı, Hz. Fâtıma’nın eşi, Hasan ile Hüseyin’in babası ve dördüncü râşid halifedir. İlim, adalet, cesaret, zühd ve Ehl-i beyt mirasıyla İslâm tarihinin; silsile, velâyet ve fütüvvet yorumlarıyla tasavvuf hafızasının merkez isimlerindendir.
Muhammed Kudsî el-Konevî
Muhammed Kudsî el-Konevî (1782–1852), Bozkır çevresinde yetişen; Hasan Kudsî ve Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’den irşad alan, Seydişehir ve çevresinde Hâlidîliği yayan âlim-şeyhtir.
Seyyid Mahmûd (Muhammed) Hadîdî er-Rifâî
Seyyid Mahmûd Hadîdî, bazı yeni araştırmalarda Muhammed Hadîdî adıyla anılan; Basra’dan İstanbul’a gelerek Üsküdar’da Rifâî âyini icra ettiği ve Muhammed Mesânî’yi halife bıraktığı aktarılan erken Rifâî şeyhidir.
Seyyid Mesânî
Seyyid Mesânî, Muhammed Hadîdî’nin İstanbul’da bıraktığı halife ve Üsküdar Rifâî çevresinde Şeyh Yâsin’e uzanan irşad zincirinin erken halkasıdır.
Şeyh Abdurrahman el‑Halebî
Abdurrahman el‑Halebî, Hüseyin Efendi’den sonra Taşlıburun’daki Sa‘dî postuna geçen; fakat tasavvufî nispeti İbrâhim el‑Hilâl üzerinden Cebâvî ailesine ulaşan Halep asıllı şeyhtir.
âdıd
âdıd a. (iüiL) [Ar.] Hadis biliminde, kusuru bulunan bir rivayeti bu kusurundan armdıran ve onu sağlıklı biçimde destekleyen ikinci bir hadis. 2. Aralarmda hafıza eksikliği bulunan bir ravînin rivayet ettiği hadisin aynısı, bir başka yoldan rivayet edilerek kusurunun ortadan kaldırılması. Aralarmda hafıza eksikliği bulunan bir ravînin rivayet ettiği hadisin aynısı, bir başka yoldan rivayet edilerek kusurunun ortadan kaldırılması.
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 353–361
Muzaffer Ozak Külliyatı · kılıcı ile cihad-1 ekber eyleyerek nefs kılıcı ile katlolunanlara ÖLÜ demeğe hayâ etmiyor muyuz? Azizim, sultanım: Bu gafleti terkediniz, okuduğunuzu anlamağa, anlamadığınızı sorup
Sayfalar 378–384
Muzaffer Ozak Külliyatı · 2. EHL-İ-RİYÂ: Bunlar da gösteriş için, desinler, söylesinler ve övsünler diye ibadet edenlerdir. Oysa, Hakka kul imiş gibi görünerek, nefislerine kul olduklarının ve kendi nefisle