HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğumu ve hilâfeti
1236/1821 yılında Sütlüce’de doğdu. Babası Hasîrîzâde Şeyh Süleyman Sıdkî Efendi’ydi. Feyiz ve hilâfetini babasından aldı; ancak babası hastayken açık hilâfet merasimi yapılamadığı için tâc ve hırkası daha sonra halazâdesi Şeyh Atâullah Efendi tarafından meclis içinde giydirildi.
Post hizmeti
Babasının ardından ağabeyi Hasan Rızâ ile müştereken şeyh tayin edildi. Hasan Rızâ’nın Üsküdar’da inzivaya çekilip dergâh hizmetini bırakmasıyla meşihat fiilen Ahmed Muhtâr’a geçti.
Okuma ve irşad anlayışı
Halîm, mütevazı ve dinî ölçülere bağlı bir kişi olarak anlatılır. Sohbette konuşmaktan çok dinlemeyi tercih ederdi. Hücresinde zikirle meşgul olur; Kūtü’l-kulûb, Risâle-i Kuşeyriyye ve Şa‘rânî’nin eserlerini okurdu. “Şa‘rânî şeyhim, Letâifü’l-minen mürşidimdir” dediği nakledilir.
Merasimlere yaklaşımı
Şekle dönüşmüş merasimlerden hoşlanmadı ve dergâhtaki bazı âdetleri kaldırdı. Son yıllarında meşihat hizmetini oğlu Mehmed Elîf Efendi’ye bıraktı; şeyh kıyafetini de terk ederek fes üzerine sarık sardı. Zikir meclislerine sürekli katılmakla birlikte kendisini misafir gibi geri planda tuttu.
Hac ve son yılları
1297/1880 yılında Haremeyn’i ziyaret etti. Dönüşünde oğlu Elîf Efendi’yi vekâlette bıraktı. 1319/1901’de vefat ederek Sütlüce Dergâhı türbesinde ailesinin yanına defnedildi. Hayatı oğlu Elîf Efendi’nin Tenşîtü’l-muhibbîn adlı eserinde de anlatılmıştır.
Şiiri
Âşık-ı dîdâr-ı Hak subh u mesâ giryân olur
Şem‘-i aşka per yakar pervâne-veş püryân olurGer fezâ-yı câna Muhtâr eylesen bir kez sefer
Anda bî-keyf ü kem esrâr-ı Hudâ seyrân olur