Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 353–361
kılıcı ile cihad-1 ekber eyleyerek nefs kılıcı ile katlolunanlara ÖLÜ demeğe hayâ etmiyor muyuz?
Azizim, sultanım:
Bu gafleti terkediniz, okuduğunuzu anlamağa, anlamadığınızı sorup öğrenmeğe çalışınız. Allahu teâlânın açıkça ÖLÜ DEMEYINIZ buyurduğu zevata ÖLÜ demekten vaz geçerek, veliyullah türbelerinden hak ve hakikatle ilgi ve ilişkisi olmayan bu levhaları kaldırınız. Bunlar, Vehhabi özentileridir. Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebine: tâbi olunuz ve bize önderlik eden ve asırlar boyu ilim ve iyman meşalesini elden ele kutsal bir emanet halinde bize kadar ulaştıran zevat-1 zevl-ihtiramın mübarek türbelerini hayvan ahırı olmaktan kurtarmaga gayret ediniz. Bu merkad-i serifleri, alelâde kabirle bir tutmayınız. İyi biliniz ki, veliyullah kabirleri, Allahu teâlâya giden birer kapıdır. Onlar, bu yeryüzü cenneti olan vatanımızın tapuları, birer iyman ve islâm âbideleridir. Onlar, yeni yetişen yavrularımıza birer nümune-i imtisaldirler. Onlar, dinimize, manevî hayatımıza, ilim ve irfanımıza hizmetleri sayesinde yücelmiş yüce şahsiyetlerdir.
Genç nesiller onlara özenerek, onların nurlu izinden yürüyerek Hak ve halk katında yükseleceklerini öğrenebileceklerdir.
Görmüyor, duymuyor musunuz ki; komünizm ile idare olunan dinsiz ve Allahsız ülkelerde bile hiç olmazsa birer Meçhul Asker âbidesi inşa olunarak, halkın dikkat ve alâkası bu yönden maneviyyata bağlanmak istenilmektedir. Milletler, yalnız maddî hayat ile mukayyet değildir. Bir milletin büyüklüğü, bir dinin ululugu yetiştirdigi böyle azizler, alimler, kumandanlar ve kahramanlarla belli olur. Mazisinden kopmuş, mazisine ait bütün değerlerden mahrum edilmiş, örf, âdet ve an'aneleri unutturulmuş milletler parçalanmağa mahkûmdur. Velisi olmayan milletler, olduğu halde kadrini bilmeyenlerle musavidir. Laalettayın birer kabır gıbi görmek ve gösterilmek istenilen bu türbeler ve o türbelerde yatan zevat, ilim, ahlâk ve faziletleri ile temayüz etmiş, dinimizin satvetini, milletimizin şevketini bütün dünyaya ilân ve ilâm etmiş mumtaz ve mustesna şansıyetlerdır. Bu turbe ve yatırlar, mılletçe ögünebilecegimiz nadir kıymetlerdir ki, insanlık tarihine altın harflerle kayıt ve tescil edilmişlerdir. Risalemizin başında mısal Olarak verdıgımız Budapeşte'dekı GUL BABA turbesiyle, Limni adasındaki NÎYAZİ-I-MISRİ türbesi ve diğerleri bu görüşün sarih delilidir.
Buraya kadar saydıklarımız, meselenin maddî ve zahirî
teşrih ve tahlilidir. Maneviyyata gelince; bu zevat-ı âli-kadrin himmeti ruhaniyyeleri ehline malûmdur.
Bu konuda, daha geniş bilgiler sunmağa bu risalemizin hacmi müsait degildir. Bu itibarla, bu kadarı ile iktifa ederek şehitler ve velilerin türbelerini ziyaret mevzuunda büyüklerimizin neler söylediklerini belirtmeğe ve fetvalarını açıklamağa çalışacağız:
SEYYID ŞEYH HASAN ŞAZELI (Kuddise sırruh)
Kibar-ı Evliyaullahtan, Şazeli tarikatının piri Seyyid şeyh Hasan Şazelî (Kuddise sırruh) buyuruyorlar ki:
(Bir mümin, bir velinin kabrini ziyaret edince, Cenabi- Bâri o veliye müminin ziyaretini bildirir. Ziyaret eden zatın selâmını alır. Ziyaret eden zat, Allahu teâlâyı zikrederse, o veli de kendisiyle birlikte zikreder.)
Veli kabrini ziyaret edecek zatın, bu ziyaretinde gafil bulunmaması, huzur-u kalp içinde olması lâzımdır. Allahu azimüş-şândan o veli hürmetine dilekte bulunmalıdır. Ümit olunur ki, o veli hürmet ve bereketiyle haceti kaza olunur.
IMAM-I GAZALI (Rahmetullah-il-Bâri)
Hucce't-ül-islâm namındaki eserinde, kabir ziyaretinin birçok kimselerin islâh-1 hal etmelerine sebep olduğunu aklî ve nakli surette ispat etmiştir.
FAHRI RAZI (Rahimehullah)
Te'lif buyurduğu METALİB adındaki eserinde, ehlullahın kabirlerini ziyaret etmenin büyük faydalara sebep olduğunu beyan buyurmuşlardır.
ŞEYH EBÜL-MEVÂHİB (Rahmetullah)
Evliyaullahın kabir veya türbelerini ziyaret edenlerin kabiliyetleri ve o veliye teveccühleri nisbetinde müstefit olacaklarına işaret buyurmakta ve bu gibi mübarek makamlarda sulehâdan ve kâmil insanlardan bazılarına tesadüf etmenin tecrübe ile sabit bulunduğu ihsas olunmaktadır. (Müşarünileyh, bu beyanları ile sulehâ ve kâmil insanların velilerin kabirlerini ziyaret ettiklerini iymâ etmek istemişlerdir.)
Evliyaullahın, merkadlerinde hayat-ı mâneviyye ile hay bulunduklarından nasılsa gafil olan ve Vehhabi itikadında olduğu anlaşılan Gavsi Efendi namında bir zatın, bizzat şahit olduğu bir hadiseden sonra, tövbe ve istiğfar ederek bu bâtıl inancından nasıl vazgeçtiğini anlatmadan geçemeyeceğim:
F: 24
Gavsi Efendi, bir yıl hac farizasını ifa niyyeti ile Mekke-i mükerremeye gider ve menâsik-i haccı edadan sonra, sünnet-i Resûle ittibâen bir kervanla Medine-i münevvereye hareket eder. Meğer, bindiği devenin sırtında bir yara varmış ve yol boyu inile binile bu yara daha da derinleşmiş ve genişlemiş imiş. Vaktaki Medine-i münevvereye varılır ve Manaha meydanına inilir, sırtından palanı alınan yaralı deve, yularını kırarak büyük bir sür'atle kaçmaya başlar. Kervancı ve adamları peşinden seğirtirler. Gavsi efendi de merakla onları takip eder. Yaralı deve, önüne geleni yarıp geçerek, doğruca Mescid-i Nebevinin kapısından içeri girer, hiç yanılmadan Ravza-1 mutanharaya yonelır, muvacehe-ı şerıteye gelınce on ayakları ile çökerek başını şebeke-i Resûlullaha dogru uzatır, gözlerinden yaşlar dökerek acı acı inleyip sızlanmağa başlar.
Peşinden nefes nefese yetişen deveci ve adamları ile Gavsi efendi, bu manzara karşısında lâl ve mebhut kalırlar. Bu defa ağlayıp sızlamak sırası Gavsi efendiye gelir. Elleriyle başını yumruklayarak:
— Yazıklar olsun bana.. Yazıklar olsun bana ki, şu hayvan kadar olamamışım, boşuna ömür çürütmüş, bâtıl bir inanca saplanıp kalmışım. Şu biçare deve, hayvanlıgı ile alemlere rahmet olan zat-1 akdesin hay oldugunu anlamış ta ben anlayamamışım, teessüfü içinde gözyaşları dökerek, hemen oracıkta tövbe ve istiğfar eylemiş ve Resûl-ü zişânın merhamet ve mürüvvetine dehalet etmiştir.
KUTB-UL-AKTAB'TAN CENABI BAZULLAH-IL-EŞ-
HEB GAVS-ÜL-A'ZAM ABDÜLKADIR GEYLANÎ (kuddise sırrahul-âli)
Gunyet-üt-tâlibiyn - Umde't-üs-sâlihiyn nam eserinde:
(Şehitlerin kabirlerini sık sık ziyaret ve çok dua etmelidir. Zira, bu makamlarda yapılan dualar müstecap ve kabule karin olur,) buyurmuşlardır.
IMAM-I NEVEVİ (Rahimehullah)
(Şehitlerin kabirlerini ziyaret müstehaptır.) buyurmuşlardır.
iBN-i HAC (Rahimehullah)
Medhal nam kitabında: (Ziyaret olunan veli, bereketi ümit olunan zatlardan ise, o zat ile Hakka tevessül olunur.)
buyurmuştur.
ALİYYÜL-KARİ (Rahimehullah)
Hısn-il-Hasın isimli kitabın şerhinde, velilerin kabir-
lerini ziyaretle, halini ve muradı ile maksudunu arzedip dua etmenin faydalarını uzun uzadıya beyan buyurmaktadır.
HAZRETİ NABLİSi: (Velilerin kerametleri, âlem-i cemale intikalleri ile münkati olmaz,) buyurmaktadır.
Ulemayı islâm ve meşâyih-i kiramın bu hususta derin ve esaslı mütalâa ve beyanları vardır. Netice itibariyle, hepsinin ittifak ettikleri gerçek şudur:
Bir kimse, zillet-ü meskenet ve kalp huşuu ile böyle makamlarda Hak sübhanehu ve teâlâya gözyaşları dökerek yalvarmalı, matlup ve maksudunu ve muradını o veliyi vesile edinerek istemelidir. Cenabı ekrem-el-ekremiynin, bu dileği reddetmeyerek ihsan ve inayet buyuracağı muhakkaktır. Bahusus, bir belde-i tayyibe olan İstanbulumuzda duaların kabul olunacağı mübarek makamlar sayılamayacak kadar çoktur. Bu mübarek makamlar, bu memleket ve millete Allahu teâlânın büyük ama çok büyük bir nimetidir.
iSTANBUL'DA DUALARIN KABUL BUYURULDUĞU
BAZI MAKAMLAR 1. Makam — Eyüp Sultan camii-şerifi ve Halid Ibn-i Zeyd radıyallahu anh hazretlerinin türbeleri 2. Makam — Fatih camii-şerifi ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbeleri 3. Makam — Koca Mustafa Paşa camii-şerifi ve Sünbül Sinan türbesi 4. Makam — Karagümrük'te Canfeda camii-şerifi ve Hâtem-ül-müctehidiyn Eb-ül-füyuzat Pir seyyid Sultan Muhammed Nureddin-il-Cerrahi hazretlerinin türbeleri 5. Makam — Koca Mustafapaşa da Ramazan Efendi camii-serifi ve Ramazan Mahfi hazretlerinin türbeleri 6. Makam — Mevlânâkapı dışında Merkez Efendi camiişerifi ve Merkez Musa Muslihiddin hazretlerinin türbeleri 7. Makam — Silivrikapı dahilinde Seyyid Seyfullah ve aynı kapı harıcınde Seyyıd Nızameddin kuddıse sırrahuma hazretlerinin türbeleri 8. Makam — Kasımpaşa'da Seyyid Hasan Hüsameddin Uşşaki türbe ve zaviyesi 9. Vakam — Üsküdar'da açık türbe semtinde Aziz Mahmut Hüdâi camii-şerifi ve türbeleri 10. Makam — Eyüp'te Oluklu bayırda Ummi Sinan türbe ve zaviyesi 11. Makam — Kısıklı'da seyyid Selâmi türbesi 12. Makam — Karacaahmet mescidi ve türbesi 13. Makam — Beyoğlunda Kadiriler yokuşunda İsmail-i Rumi mescidi ve türbesi 14. Makam — Beşiktaş'ta Yahya Efendi mescidi ve türbesi 15.
Makam - Zeyrek'te Kanlı medrese sckağında Hacı 16. Makam — Sariyerle adimelietlerin arasında Telli Baba türbe ve mescidi
Bu beldede, daha nice makamat-ı âliyye vardır. Hepsini birer birer yazmağa ve saymağa bu risalemizin hacmi kâfi degildir. Bu sebeple bu kadarla iktifa olunmuştur.
MUSTAFA BEKRIYYÜL-HALVETI hazretleri, ziyaret esnasında edep ve ihtirama riayet eden Menzil-i maksuduna erer. Edep ve ihtirama riayet etmeyen kimselerin, velileri sevdiklerini iddia etmeleri ve muhabbet davasında bulunmaları yalancılığının alâmetidir. Nerede olursan ol, edebini ve ihtiramını bırakma, nezih ol, nâzik ol, müslümana ve müslümanlıga yakışır ol, buyuruyorlar.
ZİYARET ADÂBI Bir veliyi ziyarete gidecek olan zevat için bilinmesi gerekli şartlar şunlardır:
1. Yapacağı ziyarete gitmek üzere hazırlanırken, Allah için niyet etmelidir.
2. Evinden abdestli olarak yola çıkmalıdır.
3. Gideceği yere gidip gelinceye kadar, gözlerini Allahın menettiği şeylerden ve kalbini kötü düşüncelerden hıfzetmelidir.
4. Ziyaret mahalline kadar Allahı zikir ve tesbih etmelidir.
5. Ziyaret mahalline giderken Allah rızası için fakirlere sadaka vermeli, yoksullara yardım etmeli, hayır cemiyetlerine teberruda bulunmalı, kedi ve köpek gibi sahipsiz hayvanlara yiyecek, mevsim kış ve etraf karla örtülü ise kuşlara yem vermeli, mümkünse çiçeklere su ve zamanı ise ağaç dikmelidir.
6. Işledigi suçlara ve kabahatlere tövbe ve istigfar etmeli, bilhassa çokça tevhid etmelidir. Böyle hareket etmek, dileginin çabuk olmasına sebep teşkil eder. Muradının husulünü çabuklaştırır.
7. Ziyaret edilecek veliyyullah, ister dünya hayatında, ister ebedi âlemde olsun, bu hususlara dikkat ve riayet edilmelidir.
8. Ziyaret olunacak zatın huzuruna, yani kabr-i şerifine varılınca önce selâm vermeli: (Es-selâmü aleyküm yâ Abdullah ibn-i Abdullah.. Yâ veliyallah) _demeli, sonra üç ihlâs-!
şerif (Kul hüvallahü ahad) ile bir Fatiha (Elhamdü lillahi Rabbil-âlemiyn...) bir âyet-ü-l kürsi (Allahu lâ ilâhe illâ hu..)
on defa salâvat-ı şerife okumalı, sevabını evvelâ aleyhissalâtü vesselâm efendimize, bütün enbiyânın ve ehl-i-beyt-i Mustafa ile ashab-ü ansarına ve cümle velilerin ruhlarına hediye etmetedir. Dana Sonaa mestde girelik Arin inem içadısakit ise cemaatle vakit namazını, vakit değil ve kerahat de yoksa iki rekât tahiyye't-ül-mescid namazı ve iki rekât ta hacet namazı kılmalı, selâmdan sonra dua etmeli, dileğinin ve muradının âcilen. is'af buyurulmasını niyaz eylemeli ve matlûbu hâsıl olduğu takdirde, o velinin ruhuna ithafen Allah rızası için yapacağı nezri (yani keseceği kurbanı, okuyacağı veya okutacagı hat-mi şerifi, vereceği sadakayı) zikretmeli, eğer TELLI BABA'nın türbesini ziyaret ediyorsa, hazretin kabrinden bir iki tel alarak eve dönmelidir.
Alınan bu teller hıfzedilmeli ve muradına nail olunca, hiç geciktirmeden nezrini yerine getirmeli ve hariçten bir miktar daha tel satın alınarak o zamana kadar hifzedilen tellerle birlikte hazretin türbesine götürülerek yerine bırakılmalı, mescid-i şerife girilerek iki rekât şükür namazı kılınmalıdır.
Bu şükür namazı, verilen nimetin veya erilen devletin idamesi içindir. Aslâ gaflet olunmaya!..
Sübhane rabbike rabbil-izzeti ammâ yasifun ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillâhi rabbil-âlemiyn el-Fâtiha..
:
«BİSMİLLAH»
Rabbimiz ihsan eder, Bi-hikmeti İsmillâh..
Her isi âsan eder, Bi-izzeti Bismillâh..
Bac cin yu đuni, Bi-kuvveti Bismillâh.
Kur'andan bir âyettir, Ahkâma riayettir, Mevlâ'dan inayettir, Bi-kudreti Bismillâh..
Miftâhıdır kitabın, Hakka varır hitabın, Kolaylaşır şitabı, Bi-devleti Bismillâh..
Rabbimizin adıdır, 'Tâ'zim ile yâdıdır, Fönlümüz muradıdır, 3i-hurmeti Bismillâh..
Şeytan hemen def'olur, Günahların ref'olur, Zikreden seref bulur, Bi-rif'ati Bismillâh..
Aşki'yi mesrur eder, Sa'yini meskûr eder, Zenbini mağfur eder, Bi-rahmeti Bismillâh..