ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
182 sonuç · toplam 452 · “Rücû‘” · 1/8
01Rücû‘
Geri dönmek. Tasavvuf dilinde sâlikin ulaştığı hâl veya makamdan geriye dönmesi; kimi metinlerde vuslattan sonra halka hizmet için yeniden yönelmesi anlamlarında kullanılır. “Eren dönmez; dönen ermemiştir” sözü, istikrarsız biçimde yoldan v…
şevvâl orucu
şevvâl orucu a. Şevvâl aymda tutulan, müstehap olarak görülen ve Hz. Peygamber’in sünnetleri arasmda yer alan oruç ibadeti.
aşure orucu
aşure orucu a. Muharrem ayınm onuncu günü tutulan oruç. Ramazan orucundan önce Yahudilerin bu günde oruç tutmalarını gören Hz. Muhammed, biz de Hz. Musa’ya derin saygı duyuyoruz, diyerek oruç tutmaya başlamış ve ashabma da tutmalarını söyle…
zilhicce orucu
zilhicce orucu a. Genellikle zilhic z ce aymın ilk dokuz gününde tutulan oruç.
sükût orucu
sükût orucu a. Oruç tutup bununla birlikte bu konuda herhangi bir yorum yapmayarak sükut etme durumu için kullanılan fıkıh terimi.
şa'bân orucu
Şaban ayanda tutu lan, müstehap olarak görülen v Hz. Peygamber’in sünnetle arasında yer alan oruç ibadeti
Kazâ Orucu
Oruç tutmamayı mubâh kılan (dînde bildirilen) bir özür sebebiyle vaktinde tutulamayan veya tutarken bir özür sebebiyle yâhut kast (bilerek) olmadan bozulup, Ramazân bayramının birinci, Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleri dış…
Ashap
Bir ismin başına gelirse, genellikle o isme “-cilar” ve “-cular” NN Aşina anlamı kazandırır. Orn. ashab-ı yemin (sağcılar), ashab-ı şimal (solcular) gibi. Âsitân — Âsitâne i. Jar 1 - (آمعاان >. Atabe, eşik, dergâh. 2. tas, a Tekke, dergâh.…
Aşk
Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Se…
Cah
(e (جا Resmi makam, sosyal mevki, itibar, şan, şöhret. tas. a İnsanların kalplerine malik ve hâkim olmak, onların Saygısını ve itaatini beklemek, Insanlar katında saygın kişi olmak için çalışmak tasavvufta makbul bir şey değil- Süfiler hubb…
Esfar
4 Sefer Seferler, yolculuklar. tas. a Cile çekmek veya mürşide varmak için yeryüzünde yapılan yolculuk. b Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhani yolculuk. Bkz. Sefer, Esfar-ı erbaa Dört sefer: Halktan Hakk’a, Hak ile Hak'ta, Hak'tan hal…
ibâdet
Sözlük anlamı, “İtaat, kulluk, ale, çak gönüllülük, tapma. ” olan bu eterim, insanm Allah’a saygı, sevir gi ve bağlılığını ifade etmek, a O’nun hoşnutluğunu kazanmak nç üzere benimsediği ve uyguladığı davranışları ifade etmektedir. ç. Bu an…
Hubb-i dünya
د نيا) or. Dünya sevgisi ve hırsı. tas. Zahit ve süfiler dünyayı ve maddeyi Allah'ın düşmanı sayar. Onu sevmenin dostun düşmanını sevmek anlamına geleceğini vurgularlar (Gi 11:197). “Her türlü günahın kaynağı dünya sevgisidir,” “dünya bir l…
İstidrac
( Adım adım ilerleme, basamak basamak yükselme. a Tanrı veya Hakk'ın makbul bir kulu olduğunu iddia eden bir kafirden ve gayr-i müslimden, iddiasına uygun harikulade hallerin zuhur etmesi, b Şeytan'ın, iddiacı kâfiri, daha derin bir uçuruma…
İtikaf
ف) Se (ا Durmak, beklemek. tas. a İbadet maksadıyla belli bir camide veya mescitte belli bir süre durmak, bu süreyi ibadetle geçirmek, bu süre içinde zaruret hali dışında dünya işiyle ilgilenmemek. b Hak'la durmak, lyd mâsivâdan uzak kalmak…
İttihat
Birlik, tas. Vahdet-i vücut; kendi kendine var olan mutlak, | bir ve gerçek varlığın temaşa edilmesi, Bizatihi yok, ancak başkası sayesinde var | olan şeyler bu temaşa esnasinda birleşir ve tek olarak görülür. Burada farklı iki asli varlığa…
Kol
Şube. tas. Tarikat kurucusu şeyhin ölümünden sonra çeşitli guruplara ayrılan tarikat şubeleri. Tarikati kuran şeyh vefat edince, bazen halifelerinden her biri bağımsız bir şeyh olarak ortaya çıkar ve çevresinde birçok mürit toplar. Halifele…
Mebâdi
İlkler, 2. tas. Sâlikin sülükunun başlangıcında riayet etmesi lazım gelen namaz, oruç ve benzeri hususlar ve şer'i adap ki, mübtedilerin mutlaka bunlara uymaları icap eder (sr). Mebâdi'n-nihayat ( (مبا دى | لنهايا 1. Sonların ilkleri. 2. ta…
pîr
ve a [F.] tas. Sözlükte, er) “Koca, yaşlı adam, ihtiyar.” olarak tanımlanan bu söz, bir ar tarikatın kurucusu veya öncüsü m’m anlamında terim, eşanlamlısı rz” “mürşid, velî, şeyh” (bk. bu nde maddeler). şan pîr-i çarh 554 § tam. pîr-i çarh…
Mücâhede
Savaşmak, mücadele etmek. tas, a Şeriatça istenen fakat nefse zor gelen şeyleri nefs-i emmareye yükleyerek onunla savaşmak. Nefse karşı açılan savaş cihad-ı ekber'dir. b Nefsi ezmek, etkisiz hale getirmek, hatta ölmeden evvel öldürmek. e Çi…
Müzâhât
7 Benzesme. 2, tas. el-Muzahat beyne’s-suun ve'l-hakaik: Suun ile hakikatler arasındaki benzerlik; kevni hakikatler, ilâhî Cesmâi) hakikatler. İlâhî hakikatler de Zati şuun üzerine tertip edilmiştir. Ekvan isimlerin Bölgeleri ve Suretleri,…
Nefh
Üfleme. tas. a Allah'ın Hz, Âdem'e, kendi ruhundan üflemesi; Rahmani nefes. Dört çeşit üfleme vardır: Birinci üflemede beden hayat bulur, ikincisinde kötü huylar ölür, üçüncüsünde iyi huylar dirilir, dördüncüsünde ruh bedenden ayrılıp kutsi…
Piç-i zülf
Kıvrım kıvrım saç. tas. a İlahi müşkil (us). b Imkan mertebesi, ç Uzun saç. Sınırsız varlıklar, çokluk ve taayyünler. Saç sevgilinin, yüzünü örttüğü gibi bunlar da gerçek Bir'in yüzünü (Zatını) örter. d Celali tecelliler. Pir i fars. (5) Ya…
Pîr-i mugân
Kelime olarak Mecûsîlerin başrahibi. Tasavvuf ve divan şiirinde aşk şarabını sunan kâmil mürşidi, kutbu ve hakikat rehberini anlatan mecazdır. “Meyhane”, “şarap” ve “sâkî” ile birlikte kullanıldığında dinî içkiyi değil, vecd, mârifet ve ilâ…