Ara
Menü
ذ

İtikaf

ف

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-634
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
209
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>ف) Se (ا</p><ol><li>Durmak, beklemek.</li><li>tas. a İbadet maksadıyla belli bir camide veya mescitte belli bir süre durmak, bu süreyi ibadetle geçirmek, bu süre içinde zaruret hali dışında dünya işiyle ilgilenmemek. b Hak'la durmak,</li></ol><blockquote>lyd<br>mâsivâdan uzak kalmak. c Gönül evini kötülüklerden ve pisliklerden temizleyip<br>burada Hakk'ı beklemek. İtikafta, itikafa girilen yerin temiz olması şarttır. Bunun<br>gibi manevi itikafta da gönül evinin temiz olması şarttır.</blockquote><p>İtiraz 1 اض) مه çe!) Ebü Sehl Sulüki tasavvfu, “İtirazı terk etmektir” diye tarif etmiştir. Müritler şeyhlerine mutlak surette teslimiyet gösterir, onlara hiçbir şekilde, ne dil, ne de kalben itiraz edemezler. Mürit için itiraz öldürücü bir zehirdir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6247
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
209
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>ف) Se (ا</p><ol><li>Durmak, beklemek.</li><li>tas. a İbadet maksadıyla belli bir camide veya mescitte belli bir süre durmak, bu süreyi ibadetle geçirmek, bu süre içinde zaruret hali dışında dünya işiyle ilgilenmemek. b Hak'la durmak,</li></ol><blockquote>lyd<br>mâsivâdan uzak kalmak. c Gönül evini kötülüklerden ve pisliklerden temizleyip<br>burada Hakk'ı beklemek. İtikafta, itikafa girilen yerin temiz olması şarttır. Bunun<br>gibi manevi itikafta da gönül evinin temiz olması şarttır.</blockquote><p>İtiraz 1 اض) مه çe!) Ebü Sehl Sulüki tasavvfu, “İtirazı terk etmektir” diye tarif etmiştir. Müritler şeyhlerine mutlak surette teslimiyet gösterir, onlara hiçbir şekilde, ne dil, ne de kalben itiraz edemezler. Mürit için itiraz öldürücü bir zehirdir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11985
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>İbadet için kulun kendini bir yere hapsetmesi anlamında Arapça bir kelime. Bakara Suresi 187. âyeti başta olmak üzere bu kelimenin türevleri, Kur’an’da dokuz yerde geçer. Muhyiddin ibn Arabi, itikafı şehvetin kontrol altına alınması için, nefse yaptırılan ekstra bir uygulama olarak değerlendirir. Bunu da, itikafta yeme içme serbestliğinin bulunmasına, buna karşılık cinsel perhizin devam etmesine bağlar. Hz. Peygamber (s) her Ramazanın son on günü, mescid-i şerifde itikafa çekilirdi. Bir keresinde Ramazan itikafına girmemişti. Bunu telafi için, ertesi senenin Ramazanında 20 gün itikaf yapmıştı, itikatlar ise müstehabdır. Hacı Zihni Efendi, fakihlik yönüyle şöhret bulmuş olmasına rağmen, itikafı değerlendirirken şu açıklamayı yapar: “Mu’tekif (itikafa giren kişi) kalbini dünyadan ayırmak ve nefsini Mevlâ’ya teslim etmekle, Kerîm (cömert) olan Allah’ın kapısına mülazim (yapışmış), hâl diliyle, Rabbim beni mağfiret etmedikçe ben bu kapıdan ayrılmam, demiş olur.” Tasavvuftaki halvet (çile) uygulamasının şer’î dayanağı, işte bu itikaf olayıdır.</p>

Köken ve kullanım

i, ar.

ف

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

ف) Se (ا

  1. Durmak, beklemek.
  2. tas. a İbadet maksadıyla belli bir camide veya mescitte belli bir süre durmak, bu süreyi ibadetle geçirmek, bu süre içinde zaruret hali dışında dünya işiyle ilgilenmemek. b Hak'la durmak,
lyd
mâsivâdan uzak kalmak. c Gönül evini kötülüklerden ve pisliklerden temizleyip
burada Hakk'ı beklemek. İtikafta, itikafa girilen yerin temiz olması şarttır. Bunun
gibi manevi itikafta da gönül evinin temiz olması şarttır.

İtiraz 1 اض) مه çe!) Ebü Sehl Sulüki tasavvfu, “İtirazı terk etmektir” diye tarif etmiştir. Müritler şeyhlerine mutlak surette teslimiyet gösterir, onlara hiçbir şekilde, ne dil, ne de kalben itiraz edemezler. Mürit için itiraz öldürücü bir zehirdir.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

İbadet için kulun kendini bir yere hapsetmesi anlamında Arapça bir kelime. Bakara Suresi 187. âyeti başta olmak üzere bu kelimenin türevleri, Kur’an’da dokuz yerde geçer. Muhyiddin ibn Arabi, itikafı şehvetin kontrol altına alınması için, nefse yaptırılan ekstra bir uygulama olarak değerlendirir. Bunu da, itikafta yeme içme serbestliğinin bulunmasına, buna karşılık cinsel perhizin devam etmesine bağlar. Hz. Peygamber (s) her Ramazanın son on günü, mescid-i şerifde itikafa çekilirdi. Bir keresinde Ramazan itikafına girmemişti. Bunu telafi için, ertesi senenin Ramazanında 20 gün itikaf yapmıştı, itikatlar ise müstehabdır. Hacı Zihni Efendi, fakihlik yönüyle şöhret bulmuş olmasına rağmen, itikafı değerlendirirken şu açıklamayı yapar: “Mu’tekif (itikafa giren kişi) kalbini dünyadan ayırmak ve nefsini Mevlâ’ya teslim etmekle, Kerîm (cömert) olan Allah’ın kapısına mülazim (yapışmış), hâl diliyle, Rabbim beni mağfiret etmedikçe ben bu kapıdan ayrılmam, demiş olur.” Tasavvuftaki halvet (çile) uygulamasının şer’î dayanağı, işte bu itikaf olayıdır.

Sözlüğe dön ←