Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

25 sonuç · “iddet

01
Sözlük

Arbede

Savaşmak, kavga etmek. tas, Cezbeli sâliklerin ve galebe halindeki bazı süfilerin Hak'la tartışmaları, çekişmeleri ve kavga etmeleri (BM 181); müşacere ve muhaseme de denir. Bir naz ve samimiyet halidir (Bakli, age, s 180). Hz. Ibrahim Allah'la tartışmıştı (Hud Suresi, 74). Hz. Musa Allah’a, “Bu senin fitnendir” (Araf Suresi, 155) demişti. En güzel arbede Hz. Berhiya ile ilgilidir. Hz. Musa kavmiyle birlikte yağmur duasına çıkınca, Cenab-ı Hak, Berhiya isimli kulu dua etmedikçe o günahkâr kavme yağmur vermeyeceğini söylemiş, Hz. Musa gi- dip onu bulmuş, alıp dua yerine getirmiş, dua etmesini rica etmiş, Berhiya da Allah’a hitaben şöyle demiş: “Bu yaptığın şey senin ne fiiline ne de hilmine yaraşır! Ne gördün de rahmetini kestin! Rüzgârlar mı emrini dinlemiyor, rahmetin mi tü- kendi, yoksa günahkârlara gazabın mı şiddetlendi! Bu günahkârları yaratmadan önce affedici değil miydin! Rahmeti yarattın, şefkatli olmayı emrettin, ama sen böyle yapıyorsun! Yoksa rahmetini bizden esirgiyor musun, yoksa bizi elinden kaçıracağından korktuğun için hemen cezalandırmak mı istiyorsun?” Berhiya Al- lah'a böyle nice sözler söylemiş. Sözü biter bitmez gökte bulutlar belirmiş, sicim gibi yağmur yağmaya başlamış. Hz. Musa, Berhiya'nın bu sözlerine çok öfkelen- İİİ İÇİM >“ö“—«< EAEö. Arif e eee ee د miş. Allah ise ona: “Ya Musa! Berhiya beni her gün üç defa güldürür,” demiş. (ci Iv:331). Yünus'un şiirlerinde de bu türlü çekişmeli dizeler vardır: Sen temâşâ kılasın ben hod yanam Hâşâ lillah senden ey Rabbu’l-Enam

02
Sözlük

Atas

1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçmeye sekr ve susuz kalmaya ataş denir, İste peykânın gönül hecrinde şevkim teskin et Susüzem bir kez bu sahrada benimçün ara su Umduğum odur ki rüz-i haşr mahrum olmayam Cesme-i vaslın vere ben teşne-i didâre su Fuzüli Atebât-ı aliyye Şii ziyaret yerleri.

03
Sözlük

Avâik

şe) Gaileler, engeller, mânialar, amaca ulaşılmasını aksatan ve geciktiren şeyler. tas. Kalbin Allah’a yükselmesini ve ruhun O'na açılmasını enmm mm İş Şİ, ei İş tea Pr, Oe) 2 EŞ GA Avâlimü'-lübs

04
Sözlük

Bekçi

Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavvurudur; tarihî veya idarî bir görev adı değildir.

05
Sözlük

Büt

Put, sanem. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Büt vahdet Ye me ———.. N gibi nefs putunu kırmak gerekir. Fütüvvet ehli fetâyı (yiğit), put kıncı (biit-siken) olarak tanımlar Nefs put: Halk tarafından övülme arzusu Zünnardır. b Sevgili, yâr, maşuk, matlup, Hayret ey büt suretin gördükte lal eyler beni Suret-i halim gören suret hayal eyle beni Fuzüli Büt-gede (e (بتكد 1, Mabet, puthane, dua edilen makam, 2. tas. İlahi bilgilere (marifet-i ilahiyye) şiddetle özlem duyan kâmil arifin bâtını, gönlü (TK n:1153) Kangı büttür bilmezem imanımı gâret kılan Sende iman yok ki sen aldım deyem imanımı Secdedir her kanad bir büt görsem âyinim benim Hah kâfir u hah mü'min dut budur dinim benim | Fuzüli |

06
Sözlük

Fetret

Ara, aralık, iki olay arasında geçen süre. tas. a Başlangıçta sâlikte mevcut olan yakıcı ateşin ve şiddetli hararetin sönmesi ve küllenmesi. b Başlangıçta gerekli olan hararetle isteme halinin sönükleşmesi (xr). Gevşeklik, sülükta gösterilen za’f ve rehavet. Mücâhededen sonra görülen fetret, başlangıçtaki bozukluğun eseridir. Fetvai.ar. ى) 53) Kalp müftüsünün hükmü, vicdanın sesi, ilham, keşf. Tasavvufa göre fetvayı kalpte aramak gerekir.

07
Sözlük

Galebat

Galebe halleri; sâlikin muradına ulaşmak için şiddetli bir arzu duyması, Öyle ki maksadına erdireceğini sansa, denize dalma veya ateşe girme hususunda bile hiç dereddüt etmez. “Allah işinde galiptir” (Yünus Suresi, 21). Haline mağlup ve mahküm olan süfiye meczup denir. Haline galip ve hâkim velilerin derecesi daha yüksektir.

08
Sözlük

Gayz

(غيظ) Hınç, öfke, kızgınlık, hiddet. Ofkeye kapılmamak, hiddet ve şiddet göstermemek, hislere hâkim olmak esastır. Ofkeyi yutmak (kazm-ı Zayz) iyi bir huydur (Ali Imran Suresi, 134). Gına

09
Sözlük

Hıfz-ı ahd

7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlahi ve beşeri ahdi muhafaza etme. 2. tas. Sâlikin daima kemali Rabb'a, kusuru kula nispet etmesi. Mürit Allah ile yapugi sözleşmeye (mudhede) sonuna kadar sadık kalmak zorundadır. Tasavvufta ahdi bozmak ve yapılan muahedeye uymamak (nakz-i ahd) dindeki riddete ve irtidada benzer.. A Hifz-1 enfas (حفظ | نفا س) Nefesleri denetim altında tutmak, alınan ve verilen solukları korumak, her nefeste şuurlu olmak, Süfiler, her nefeste Allah'ın anılmasını ve hatırlanmasını isterler. Bkz. Huş der-dem. Her nefeste Allah adın de müdâm Allah adıyle olur her iş tamam Hifz-1 nispet — Hıfz-ı tarik بق) pb (حفظ نسبة - حفظ Silikin şeyhine ve tarikatine bağlılığını samimiyet ve sadakatla sürdürmesi, mürşidinden aldığı ahde ve misaka, ezkar ve evrada bağlı kalması. Hırka 1 ar. Yamalı elbise, çeşitli kumaş parçaları birbirine dikilerek yapılan elbise, murakkaa; dervişlerin toplu zikir yaptıkları esnada giydikleri yelek. Bir mürit adayı belli bir deneme ve hazırlık döneminden sonra tarikate ehil ve şeyhe layık görülürse ona tekkede yapılan bir törenle hırka giydirilir. Hırka giyen talip artık bundan böyle şeyhin müridi, tarikat mensubu ve diğer müritlerin kardeşidir. tarikatın kural ve ilkelerine uymak, kendisine verilen görevleri seve seve yerine getirmek zorundadır, Hırka giymek, mürit adayını şeyhin kabul ettiğinin, dolayısıyla Hakk'ın da kendisini kabul ettiğinin simgesidir. Hırka giyen talip ar- uk belli bir derneğin üyesidir (-102). Hırka atma Remy-i hırka, semâ esnasında müridin üzerindeki hırkayı atması, tarh-ı hırka. Bazen bir hırka parçalanır ve dervişlere dağıtılır (Nür 296). Hırkanın rengi siyah, mavi veya beyaz olabilir. Tarikate yeni girenler siyah, belli bir dereceye ulaşanlar mavi, sülükunu tamamlayanlar beyaz hırka giyer. Bkz. Murakka. Hırka vu tac ile zâhid kerem et sikleti ko Ademe cübbe vu destâr kerâmet mi verir Ş. Yahya 166 | Hicabu'lizzet Atlas-ı çarha da değişmezdin ey hoca sen Ger bulaydın bulduğum ben hırka-ı peşimenede Nef'i Hırka-i iradet Müritlik hırkası. Bu hırkayı giyen talip mürit olmuş ve sülüka başlamış sayılır. Hırkasi teberrük Fahri hırka, onur hırkası. Belli bir şeyhten hırka giyen ve onun tarikatine giren talip daha sonra diğer bir şeyhten de hırka giyer, ama onun tarikatine girmezse giydiği hırkaya teberrük hırkası denir. Tarikate girmemiş ve şeyhe intisap etmemiş bir kimse dervişlere benzemek ve onlar gibi yaşamak isterse onlara da teberrük hırkası giydirilebilir. Bu şekilde hırka giyen daha sonra irade (müritlik) hırkası da giyebilir. Buna muhip hırkası ve muhip kisvesi de denir. Hırka-i tevbe Günahlarına tevbe eden ve nefslerini ıslaha azmeden taliplere giydirilen hırka. Bunlar henüz tarikate girmiş sayılmazlar. Hırka-i velayet Müritlere giydirilen hırka.

10
Sözlük

Hilm

Yumuşak huylu olmak. tas. Ofke ve hiddet zamanında gösteri- | len sükunet, hiddet gerektiren halde sakin ve serinkanlı olmak. Haksızlık yapana karşılık vermeyi ertelemek (cr). Tahammüllü ve hazımlı olma, öfkeyi yutma, halkın eza ve cefasına katlanma. Gücü yettiği halde eziyete katlanan halim-selim, gücü yetmeden katlanan zelil-miskin kişilerdir.

11
Sözlük

Istiyak

Özlemek. tas. Alınan hazzın sürekli olması için âşıkın sevgilisine kavuşmayı şiddetle arzulaması. İnziac halinin en mükemmel mertebesi, yani âşıkın bütün varlığıyla sevgilisini arzulaması ve onun tarafına sürüklen- mesi. İştiyak halinde bulunanlara müştak denir.

12
Sözlük

Lemme

Siddet; mesakkat, dokunma, dürtme, çarpma. tas, Şeytan ve- | ya melek tarafından insanın içine verilen his, dürtü. Şeytan'ın dürtüsü (lemme) | 226 | Levlake levlak e. Tevlâkeleyik insanı kötülüğe tahrik eder, meleğin dürtüsü ise hayra teşvik eder (-27; ).

13
Mekân

Harakān

Semnan · İran · Bistâm'ın kuzeyindeki, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak 352/963'te doğduğu köy; Kazvînî'ye göre kabri de buradadır ve ziyaret edeni şiddetli bir kabz hâli istilâ eder. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.

14
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

15
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

16
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

17
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

18
Eser

Sayfalar 9–16

Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny

19
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

20
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu

21
Eser

Sayfalar 21–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b

22
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen

23
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl

24
Eser

Sayfalar 29–35

Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık

25
Eser

Sayfalar 35–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h