ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
23 sonuç · “hatim”
01Molla Gürânîli Ömer Efendi
Molla Gürânîli Ömer Efendi (1683–1744), Fütûhât-ı Mekkiyye’den geniş seçmeleri Türkçeye tercüme ve şerh eden; vâridât, mektup ve tasavvufî kavram açıklamaları bırakan İstanbul sûfî-müellifidir.
Muallimzâde Şeyh Mustafa Zeynî
Manisalı Muallimzâde Muslihuddin Mustafa, Hacı Halife ile Nasûh Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Bursa Zeynîler Zâviyesi’nde irşad edip kırk yıl teravihi hatimle kılan âlim ve hâfızdır.
hatim
ÇaU) [Ar.] Kâbe’nin kuze cephesinde altm oluğun akmak ta olduğu yanm dairelik yerd yapılan duvar. Buna “hazîre İsmâ'îl” de denilmiştir.
hatim, -tmi
hatim, -tmi a. Çü) [< Ar.hatm] Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sonuna kadar okuma, okuyup tamamlama. İslâm dünyasında, “hatim” okunduktan sonra dua edilmesi İslâmî gelenekte yaygınlaşmıştır.
hâtime
Gl^U.) [< Ar.hatm] İslâm inanca göre, insan hayatını iman açısmdan iyi veya kötü bi biçimde sona ermesi anlammd kelâm terimi.
hüsn-i hatime
İslâmî inanca göre, b dünyadan iyi amellerle gö çüp gitme anlamında kelâm terimi
sû'-i hâtime
İslâmî inanca göre, b dünyadan imandan yoksu olarak göçüp gitme anlamın da kelâm terimi
Hâtimiyye
Şeyh-i Ekber Muhyiddin b. Arabî (ö. 638/1 240)’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu.
Nakşibendiyye’de Eğitim Usulleri
Müceddidiyye öncesi kaynakların gösterdiği Nakşibendî eğitim dilini birbirinden ayrılan uygulama başlıklarıyla açıklayan dosya.
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî ve İstanbul Vaaz Hattı
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî'nin ilmiyeden irşada geçişini, selâtin camilerindeki vaaz zincirini, tefsir hatmini ve şiir mirasını birlikte ele alır.
Muâmeleci Mustafa Efendi: Ders, Vakıf ve Mektep
Muâmeleci Mustafa Efendi'nin vaaz kürsülerini, Fâtih'teki uzun ders halkasını, öğrenci tahsislerini ve İncirli mektebini birlikte ele alır.
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 63–68
Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 111–116
Muzaffer Ozak Külliyatı · yi, bir çarmıha gerdirdi. Mâşite hatunun iki kızı vardı; biri kundakta, diğeri beş yaşında idi. Firavun, o iki meleği de getirtti, kızlardan büyük olanını, Mâşite'nin karşısında tu
Sayfalar 116–121
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Haydi, şimdi bana işledigin günahı söyle! buyurdu. O genç, gözyaşlarıyla konuşmağa başladı: — Yâ Resülallah! Ben, alçak ve igrenç bir insanım. Benim işlediğim günahı, hayvanlar b
Sayfalar 159–165
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üdebali'ye tâbir ettirerek memnun ve mesrur oradan ayrıldı. (Bu kıssayı, evvelce de belirttiğimiz gibi IRAD'ın ikinci cildinde teferruatıyla ve bu risâlemizde de hulâsatan arz etmi
Sayfalar 140–146
Muzaffer Ozak Külliyatı · gelince; O, mühim bir sıfattır. Onu sana bu gün öğretemem, yarın gel» dedi. Ertesi günü alelâcele mürüvveti öğrenmeye koşan zat, Hallacı dârağacında asılı buldu. Dün bunu, yâni mür
Sayfalar 168–176
Muzaffer Ozak Külliyatı · ümmetimin Yahudileridirler. Bunlar, kafalarını traş ettirirler, seslerini yükselterek bağırır gibi Allah'ı zikrederler ve kendilerini ebrâr tarikinden zannederler. Halbuki, bunlar
Sayfalar 200–206
Muzaffer Ozak Külliyatı · dar şehzade diye bilinen çingene oğlanı da bütün kırlar ve ormanlar üzerine âmir tayin ederek eline ferman vermiş ve saraydan uzaklaştırmıştı. Kanarya kafesine girmiş, o zamana kad
Sayfalar 237–244
Muzaffer Ozak Külliyatı · cüsü madenlerden, toplanan vergilerdir. (Padişahın bu sözünden anlaşılıyor ki, o devirde madenlerimiz işletilmekte imiş.) Yoksa. milletim Karun kadar zengin olsa, ellerinden zulüm
Sayfalar 296–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · başının üstünde taşıyorsun. Allaha secde etmeyen vücut senin düşmanındır. Hayır, hasenat etmeyen el düşmanındır. Hayra gitmeyen ayak düşmanındır. Bunları kes at, düşmanına hizmet e