Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

25 sonuç · “azamet

01
Sözlük

Ars

Feleklerin felegi, en büyük felek, taht, mülk, hâkimiyet, ihata, zuhur, tecelli, tas a Azamet mazharı, tecelli mahalli, zatın hususiyeti, cism-i külli (cik 11:5). b Allah'ın mukayyet isimlerinin istikrar mahalli. c Külli cisim, mutlak varlığın bedeni. Ayrıntılı bir şekilde her şeyi kuşatan külli nefse arş-ı kerim, levh-i kader, levh-i mahfuz, kitab-ı mübin, varka, zümrüt ve yakut-u ahmer gibi isimler verilir (sr). d Arşullah, Allah isminin mazharı olması itibariyle insan, yani insanın bir örneği sayılan mutlak varlık. e Arşu'r-rahman veya Allah'ın arşı. Kâmil insanın kalbi. Arş, üzerine Allah'ın istiva ettiği bir varlıktır. Yerlere göklere sığmayan Allah mümin kulunun kalbine sığdığından onun esas arşı ve istiva ettiği varlık insan-i kâmilin kalbidir. Can gözü anı gördü, dil andan haber verdi Can içinde oturdu, gönlümü Arş eyledi wee Gönül çalabım tahtı gönüle çalab taktı | İki cihan bedbahtı kim gönül yıkarısa | Yünus Mutasavvıflar kainâtın en üst kısmına arş, en alt kısmına ferş der. Devrin iki türünden biri arşiye, diğeri ferşiyedir. Kalb-i mü'min Arş-ı Rahmân ‘dir Ant yıkmak ziyâde tuğyândır Sinan Paşa

02
Sözlük

Habl-i metin

Sağlam ip. tas. a Kurân, b İlâhî azamet. c İlahi hü- | kümler (sr).

03
Sözlük

Hasyet

Korku, kaygı. tas. Kulun kalbinde hissettiği acı ve üzüntü. Bu, işlemiş olduğu günahlar sebebiyle ileride başına gelecek fena halleri düşünmesinden veya Allah'ın celal ve heybetinden kaynaklanır. Nebilerin ve ariflerin haşyeti Allah'ın azamet ve kibriyasından hasıl olur (cr). Haşyetullah Allah korkusu.

04
Sözlük

Heybet

Saygıya dayanan korku, azamet. 2. tas. Havf ve kabz halinin üstündeki hal. Heybet gaybeti gerektirir. Nitekim üns de sahvı gerektirir (cr). Hakk’a yakın olmanın meydana getirdiği endişe hissi (sL 96). Her hayib gâibtir. Heybet az veya çok kendinden geçme halini gerektirir; çünkü heybet Hakk'ın celali tecellilerini kalpte müşahede etmekten hasıl olur. Cemali tecelli de heybet hissi meydana getirebilir (irm). Bkz. Uns. Fikr etmededir heybetini Beyt-i Hudâ'nı Beyhüde değil, titrediği kıble-nümâ'nın Rüşdi Ahmed Efendi Heykel i ar. (JS) 1. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder.

05
Sözlük

Reda’

(glo DI. Süt emzirme, meme verme. 2. tas, Müridin şeyhin sohbetine devam edip ondan feyz aldığı ve onun tarafından eğitilip yetiştirildiği süre. Bu süre dolmadan şeyh müride ayrılması için izin veremez. Bkz. Fitâm, | Veladet. | Refref i ar, (5 vis) Efsanevi bir kuş. 2. tas. Cebrail miraç gecesi Hz. Peygamber'i | gidebileceği son noktaya kadar Bölürdü. O noktadan öteye geçmesine müsade | edilmediginden ondan sonra Refref geldi. Hz. Peygamber'i alıp Allah huzuruna çıkardı. Söyleşirken Cebrâil ile kelam Geldi refref önüne verdi selâm 5. Çelebi ii i Renc Refref-i a'lâ Mekanet-i ilahiye, ilâhî makam. Hakk'ın kibriya, izzet ve azamet gibi vasıfları. Bu vasıflar aynı derecede yücedir; biri öbüründen daha yüce değildir (cik 1:2). Cebrail aklın, refref aşkın simgesidir. Akıl insanı Allah’a belli bir ölçüde yaklaştırır, ama O'na erdiremez, sâliki Hakk’a vasıl kılan aşktır. Çelebi ii i Renc Refref-i a'lâ Mekanet-i ilahiye, ilâhî makam. Hakk'ın kibriya, izzet ve azamet gibi vasıfları. Bu vasıflar aynı derecede yücedir; biri öbüründen daha yüce değildir (cik 1:2). Cebrail aklın, refref aşkın simgesidir. Akıl insanı Allah’a belli bir ölçüde yaklaştırır, ama O'na erdiremez, sâliki Hakk’a vasıl kılan aşktır.

06
Sözlük

Silsiletu'l-ceres

سللة ا لجرس) 1. Çıngırak sesi, 2, tas. Sülükun başlangıcında bulunan sâlikin, bütün azametiyle birlikte Hakk'ın kadiriyet tecellisine mazhar olma- Sı. Sâliki kahr ve yok eden bu Ses, onun ilahi huzura futursuzca girmeye cüret etmesine engel olur (cik 90).

07
Sözlük

celîl

Sözlük anlamı “Yüce, ulu, azametli” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup “Azamet sahibi, mertebesi en yüksek olan” anlamında Allah’ın ismi ve sıfatıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de “zü’l-celâl” (er- Rahman suresi, 55 / 27 ve 78. ayetler) biçimiyle iki ayette yer almaktadır. Hadislerde bu söz, Allah’ın doksan dokuz ismi arasmda zikredilmektedir. 2. İslâmî-Türk hat sanatmda “celî” tarzma Abbasî döneminde verilen ad.

08
Sözlük

Azîm

(- -M [Ar.] “Büyük, azametli” anlamında olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan “Pek bifyük, ulu, yüce.” anlamında Allah’a nispet edilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde (Bakara suresi, 2 / 255; Şurâ suresi, 42 / 4; Vâkı'a suresi, 56 / 74, 96; Hâkka suresi, 69 / 33, 52) geçen bu terim, “Buyruklarına asla karşı gelinemeyen, zatının ve sıfatlarının özü anlaşılamayacak kadar ulu ve yüce varlık” anlamında Allah’a ad olmuştur. “Azîm” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır.

09
Sözlük

sıfat-ı zâtiyye

sıfat-ı zâtiyye a. “sıfat-ı fi'liyye”nin dışında kalan, yani hayat, ilim, kudret, izzet, azamet gibi sıfatlar için kullanılan kelâm terimi. Allah’ın “esmâ-ı hüsnâ” (bk. bu madde) içinde zikredilen kavramlarm yarısı zâti isim ve sıfat niteliğindedir.

10
Sözlük

esmâ

GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. Ul) tas. ed. Tasavvuf! edebiyatta mutasavvıf şairlerin Hz. Peygamber’in güzel adlarmı şiirleştiren eserler. esmâ-i seb'a a. (^ »Ul) (yedi isim) tas. Allah’ın yedi adı: Lâ ilâhe illallah. 2. Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.

11
Sözlük

azâ'im

Hadis bilie minde uydurma hadisler. ae azamet a. [Ar.] Ululuk, büı yüklük. -ı

12
Sözlük

celle celâluh

celle celâluh a. ftljL 3?) ^r-l Allah adı veya Allah’ın adlarmdan biri zikredildiği zaman, “azameti yüce ve ulu olan” anlamında bir saygı sözü. celle şânuh a. 6üLi j^) [Ar.] Allah adı veya Allah'ın adlarından biri zikredildiği zaman, “şanı yüce ve ulu olsun” anlamında bir saygı sözü.

13
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

14
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

15
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

16
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

17
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

18
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

19
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

20
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

21
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

22
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi

23
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

24
Eser

Sayfalar 34–41

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en

25
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan