Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

21 sonuç · “Rrab

01
Kol

Şerrâbiyye

Dımaşk'ın güneyindeki Buhsa zâviyesi ve yaralı askerlere hazırlanan şurup hafızasıyla anılan erken kol.

02
İlişkili kol

Kādiriyye-i Nakşibendiyye

Şeyh Ahmed Hatîb Sambasî’nin XIX. yüzyıl Mekke’sinde Kādirî cehrî zikir ile Nakşibendî hafî zikir, râbıta ve murakabe usullerini müşterek bir terbiye düzeninde buluşturduğu; halifeleriyle Nusantara’ya yayılan çoklu nispetli yol.

03
Şahsiyet

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (1193/1779, Karadağ, Süleymaniye – 14 Zilkade 1242 / 9 Haziran 1827, Şam); Nakşibendiyye'nin Hâlidiyye kolunun kurucusu . Delhi'de beş ayda sülûkünü tamamlamış, tarikatı Balkanlar'dan Sumatra'ya yaymıştır. Râbıta yorumu Nakşîler arasında bile tartışılmıştır.

04
Şahsiyet

Şeyh Abdullah Yûnus

Şeyh Abdullah Yûnus, Sa‘deddin el-Cebâvî’nin küçük kardeşi; Dımaşk’ın güneyindeki Buhsa zâviyesinin kurucusu ve Şerrâbiyye kolunun pîridir.

05
Sözlük

mukarrabîn

Değeri, şerefi ve fazileti bakımından Allah’a en yakın olan melekler. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Nisâ suresi” nin 172. ayetinde geçmektedir. Bu melekler, Cebrail, Mikâil, İsrafil ve Azrâil olarak zikredilmektedir. bk. kerrûbiyyûn melâ'ike-i müheyyime a. Bütünüyle ruhtan yaratılmış olan melekler. melâ'ike suresi a. [Ar. ] Sözlük an lamı, “Ayıplamak, kınamak. olan bu söz, 3. / 9. yüzyılda Ho rasan bölgesinde ortaya çıkara sonradan bütün İslâm dünyas na yayılan ve geniş bir tarafta kitlesi oluşturan bir tarikat içi kullanılan ad. Bu tarikatın teme felsefesi Allah tarafından sevü mek, O’nu sevmek ve O’nun yo lunda nefsiyle mücahede etmek bu yolda kendisini kınayan y da ayıplayanlardan çekinme mek biçiminde ifade edilmiştir Kaynaklar, bu tarikatın oluşu munu Kur’ân-ı Kerîm’i “Mâ'ide suresi” nin 54. aye tine dayandırmaktadır. Bu ayet te, mealen “Ey iman edenler, iç nizden kim dininden dönerse A lah onun yerine sevdiği, onları da Allah’ı sevdiği, müminler karşı alçakgönüllü, kâfirlere kar şı acımasız, Allah yolunda ciha eden, kınayan, kınanmasında korkmayan bir kavim getirir... denilmektedir

06
Sözlük

Rrab

Arapça, terbiye eden, doyuran, yetiştiren vs. gibi anlamları olan bir kelime. Zâtın, ruhî veya cismânî gayb varlıklarına olan nisbeti bakımından, Hakk’ın bir ismidir. Allah’ın Rab isminin, fonksiyon olarak işlerlik kazandığı her şey, merbûb dairesinde mütalaa edilir. Allah’ın zatî, rubûbî isimlerin menşeidir. er-Razzâk ve el- Hafîz gibi isimler böyledir. Rab ismi de, merbûbun varlığını gerektiren ve gerçekleştiren bir isimdir.

07
Mekân

Buhsa Şerrâbiyye Zâviyesi

Buhsa · Suriye · Tarihî işlev Abdullah Yûnus'un kurduğu ve Şerrâbiyye'nin teşekkül ettiği zâviye. Kuruluş, kol aidiyeti, post değişimi, mimari yenileme ve güncel durum ayrı dönemler halinde değerlendirilir. Yapıyla ilişkili kişi Şeyh Abdullah Yûnus, Sa‘deddin el-Cebâvî’nin küçük kardeşi; Dımaşk’ın güneyindeki Buhsa zâviyesinin kurucusu ve Şerrâbiyye kolunun pîridir. Kayıt, Şeyh Abdullah Yûnus’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.

08
Makale

Sa‘diyye'nin Beş Kolu

Şerrâbiyye ve Tağlibiyye Şerrâbiyye pîrin kardeşi Abdullah Yûnus'un Buhsa zâviyesine; Tağlibiyye Dımaşk Ammâre zâviyesinin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib'e nispet edilir. Abdüsselâmiyye ve Vefâiyye Bu iki kol XVIII. yüzyılda Şam-İstanbul aktarımının ana kanalları oldu. Selâmiyye adı Abdüsselâmiyye'nin kısa varyantı

09
Makale

Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî: Hayatı, Eserleri ve Halvetî Terbiyesi

Yiğitbaşı Velî’nin Manisa merkezli irşadını, eser külliyatını ve tasavvuf anlayışını 360 sayfalık monografi üzerinden ele alan dosya.

10
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

11
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

12
Eser

SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ

Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş

13
Eser

MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye

14
Eser

MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ

Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz

15
Eser

HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet

16
Eser

BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD

Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas

17
Eser

SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ

Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),

18
Eser

SÛFİLERİN AHLÂKI

Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo

19
Eser

KURBİYYET EHLİNİN NAMAZI

Avârifü’l-Maârif · 37. bölüm · Bu bölümde, namazın keyfiyetini, şeklini, şartlarını, zâhirî ve bâtıni edeblerini, ilmimizin ve anlayışımızın imkan verdiği ölçüde anlatmaya çalışacağız. Ancak, bu konuda söylenmiş

20
Eser

Sayfalar 114–119

Muzaffer Ozak Külliyatı · lim, çünkü, hiçbir şey yoktur ki, dünyâda, âhiretin bir nümuncsi olmasın. Yâni, âhirette ne varsa onun bir ifadesi, bir nümunesi, bir örneği ve bir işareti mutlaka ve mutlaka dünya

21
Eser

Sayfalar 157–163

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillâhirrahmanirrabiym. Sallû alâ Soyyidinâ Muhammed, Sallû alâ Mürşidinâ Muhammed, Sallû af şemsiddüha Muhammed, Sallû alâ Bedriddüca Muhammed. Sallû alâ Nuril-Hüda Muhammed. E