ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Leb”
01Çelebiler / Bel Evlâdı
Hacı Bektâş'ın biyolojik soyundan geldiklerini ileri süren Çelebiler ailesinin pîr evi, vakıf ve temsil otoritesi çevresi.
Halebiyye
Halebiyye, Mısır Bedeviyye çevresinin tarihî kol listelerinde yer alır; günümüzdeki kurumsal devamı yerel ve güncel kayıtla ayrıca doğrulanmalıdır.
Ahmediyye
Ahmediyye, Halvetiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Bektaşiyye
Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.
Bengal Çiştî Hankahları
Ahî Sirâc, Nûr Kutb-i Âlem ve Eşref Cihangîr-i Simnânî çevreleriyle Bengal ve Bihâr'da gelişen bölgesel ağ; tek kuruculu kol değildir.
Beyyûmiyye
Ali el-Beyyûmî'nin Bedevî-Halebî hilâfeti ile Halvetî-Demirtâşî terbiyesini Kahire'de birleştirerek teşkilâtlandırdığı Bedeviyye kolu.
Celvetiyye
Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.
Hâlisiyye
Hâlisiyye, Kadiriyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
İzzeddîniyye
İzzeddîniyye, Rifâiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Melâmiyye-i Bayramiyye
Melâmiyye-i Bayramiyye, Bayramiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Mısriyye
Mısriyye, Halvetiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Lebeni Şeyh Beşir Ağa
Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Lebîb Hüseyin Efendi
Lebîb Hüseyin Efendi (ö. Mart 1768), Şeyh İbrâhim-i Şâmî çevresine mensup; Anadolu’da kadılık yapan, Dîvân sahibi sûfî şairdir.
A‘rec Şeyhî Çelebi
A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.
Abdülfettah Çelebi
Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.
Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.
Ali Behçet Efendi
Ali Behçet Efendi (1727–1822), Konya ve Afyonkarahisar’daki ilmî-Mevlevî terbiyesini Bursa’da aldığı Nakşibendî, Kâdirî, Kübrevî, Çiştî ve Şüttârî icâzetleriyle birleştiren; Üsküdar Selimiye Dergâhı’nda Nakşibendî-Müceddidî irşadı, Mesnevî ve Mektûbât dersleriyle tanınan şeyhtir.
Ali Nûreddin el-Beyyûmî
Ali Nûreddin el-Beyyûmî (1108/1696–1183/1769), Kahire'de Bedevî-Halebî hilâfetini Halvetî-Demirtâşî terbiye ve esmâ usulüyle birleştirerek Beyyûmiyye kolunu teşkilâtlandıran Mısırlı sûfî, muhaddis ve müelliftir.
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi
Allâme-i Şâşî Mehmed Çelebi (ö. 1577), Ahî Çelebi ailesinden gelen; Zeynelâbid, Ahîzâde, Kazızâde ve Ma‘lûl Emîr Efendi çevresinde yetişerek Bursa ile Beşiktaş medreselerinde ders veren Osmanlı müderrisidir.
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.
Anabolulu Ali Hilmî Çelebi
Anabolulu Ali Hilmî Çelebi (ö. 1004/1595-96), Balyabadra ve Mizistre’de kadılık yapan, mukataa mallarını teftiş eden ve Hilmî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı ilmiye mensubudur.
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî (ö. 983/1575), Halep’te yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kalenderhâne ve Sahn medreselerinde ders veren, ardından İzmir kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
İnâbet (Şâbâniyye)
Tâlibin tevbe, bağlılık ve mânevî eğitim talebiyle mürşide başvurması; ardından kelime-i tevhid ve esmâ eğitiminin başlaması.
Mevlevî sikkesi
Mevlevîlerin dövme keçeden yapılmış uzun başlığı. Şeyh, halife ve çelebilerin sikkelerinde destarın rengi ve sarılışı görev, soy ve tekke geleneğine göre farklılaşabilir.
Arakıye
(4.51 عر Başa giyilen ve ter emmeye yarayan bir serpuş. Basta Mevleviler olmak üzere bazı tarikat şeyhlerinin, halifelerinin ve dervişlerinin başlangıçta tekbirle giydikleri, sonraları törenlerde de kullandıkları, bazen tören dışında da giyilen bir serpuş. | Arayan bulur Men talebe vecede. Bkz. Talep-Talip.
Arbede
Savaşmak, kavga etmek. tas, Cezbeli sâliklerin ve galebe halindeki bazı süfilerin Hak'la tartışmaları, çekişmeleri ve kavga etmeleri (BM 181); müşacere ve muhaseme de denir. Bir naz ve samimiyet halidir (Bakli, age, s 180). Hz. Ibrahim Allah'la tartışmıştı (Hud Suresi, 74). Hz. Musa Allah’a, “Bu senin fitnendir” (Araf Suresi, 155) demişti. En güzel arbede Hz. Berhiya ile ilgilidir. Hz. Musa kavmiyle birlikte yağmur duasına çıkınca, Cenab-ı Hak, Berhiya isimli kulu dua etmedikçe o günahkâr kavme yağmur vermeyeceğini söylemiş, Hz. Musa gi- dip onu bulmuş, alıp dua yerine getirmiş, dua etmesini rica etmiş, Berhiya da Allah’a hitaben şöyle demiş: “Bu yaptığın şey senin ne fiiline ne de hilmine yaraşır! Ne gördün de rahmetini kestin! Rüzgârlar mı emrini dinlemiyor, rahmetin mi tü- kendi, yoksa günahkârlara gazabın mı şiddetlendi! Bu günahkârları yaratmadan önce affedici değil miydin! Rahmeti yarattın, şefkatli olmayı emrettin, ama sen böyle yapıyorsun! Yoksa rahmetini bizden esirgiyor musun, yoksa bizi elinden kaçıracağından korktuğun için hemen cezalandırmak mı istiyorsun?” Berhiya Al- lah'a böyle nice sözler söylemiş. Sözü biter bitmez gökte bulutlar belirmiş, sicim gibi yağmur yağmaya başlamış. Hz. Musa, Berhiya'nın bu sözlerine çok öfkelen- İİİ İÇİM >“ö“—«< EAEö. Arif e eee ee د miş. Allah ise ona: “Ya Musa! Berhiya beni her gün üç defa güldürür,” demiş. (ci Iv:331). Yünus'un şiirlerinde de bu türlü çekişmeli dizeler vardır: Sen temâşâ kılasın ben hod yanam Hâşâ lillah senden ey Rabbu’l-Enam
Atas
1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçmeye sekr ve susuz kalmaya ataş denir, İste peykânın gönül hecrinde şevkim teskin et Susüzem bir kez bu sahrada benimçün ara su Umduğum odur ki rüz-i haşr mahrum olmayam Cesme-i vaslın vere ben teşne-i didâre su Fuzüli Atebât-ı aliyye Şii ziyaret yerleri.
Ayna
İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklardan çok insanda tecelli eder, en mükemmel olarak da kâmil (olgun, yetkin) insanda tecelli eder. Hakk’a nazaran bütün kâinat ayna mesabesindedir. Ancak bu aynanın cilası insandır (Âdem). Şayet âlem insan cilasıyla cilalanmamış olsaydı, orada Hak bu kadar mükemmel tecelli etmezdi (iFH 48, AT 10, 20). Allah üstünlük derecelerine göre velilerde, nebilerde, resullerde daha açık ve daha mükemmel tecelli eder; fakat en mükemmel ve en göz kamaştırıcı ve şaşalı biçimde Hz, Muhammed'de tecelli ve zuhur eder: Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını 5. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut.
Baba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık. Tasavvufta şeyh müridin hakiki babası sayılır. b Bektaşilerde Hacı Bektaş Veli'nin soyundan geldiklerini iddia edenlere, Alevi dedelere bel evladı veya çelebi, Bektaşiliğin gerçek temsilcileri olduklarını iddia eden bu tarikatın şeyhlerine de yol evladı veya baba denir. c Telli Baba, Gani Baba gibi yaur, ziyaretgâh veya evliya türbeleri. Sağlığında Baba olarak tanınan şeyh ve mürsitlerin kabirleri ölümlerinden sonra bu unvanla anılmıştır. d Gazi, örn. Okçu Baba ve Ata ismin başına ya da sonuna gelebilir; Baba Hasan denildiği gibi Hasan Baba da denilebilir. Bkz. Veladet, Nesep, Dedebaba, Ata.
Baran
Yağmur. tas. a Hak Teala'nın kapsamh rahmeti ve feyzi ki gayb âleminden imkân âlemine taşar, mümkün varlıklar yetenekleri ölçüsünde bundan nasiplerini alır. b İlâhî inayetin sâlike galebe çalması ve onu etkisi altına alması (sr).
Çehar-yâr-i güzin
Ik dort halife, hulefa-i raşidin. Kasr-ı şer'inde Ebu Bekr u Ömer ol Şâhın Dahi Osmân u Ali oldular erkân-ı bina Biri sıdk ile, biri adl ile bihemtâdır Biri hilm ile, biri ilm ile ferdu yektâ Biri bahr-i atâdır, birisi kulzum-i dâd Birisi kan-i hayadır, birisi genc-i sehâ Nazim Cehre/Cihre i. fars. (جهره) Yüz, sima, didar. 2. taş Keyfiyeti bilinen ve hakkındaki bilgilerin kalıcı olduğu tecelliler (us). Sâlik Baybet halindeyken vaki olan Hakk'ın tecellileri (sr). Cehre-i gülgün (4 Sus (جهره' 1. Gul Yüz. 2. tas. Kemal sahibi ariflerin gönüllerinde ışıldayan mutlak tecelliler (sr). Sâlikin rüyada veya kendinden Sectigi sırada gördüğü ancak maddi âlemde görülmeyen tecelliler (is), Celebi (orb) 1. Nazik, efendi, edepli. 2. tas. Mevlevilere gore Mevlana soyundan gelen, Bektasilere Böreyse pir soyundan gelen. Çerağ/Çirağ/Çırağ i. fars. (جراغ) 1, Çıra, ışık. 2. tas. a Nur, marifet, b Bektaşilerde bazı gülbang ve tercümanlar; örn. Tercüman-ı Çerağ'da Nur Suresinin 34, ayeti ve başka tercüman çerağları okunur. Gülbang-ı çerağ şöyle başlar: “Allah Allah akşamlar hayr ola, hayırlar feth, şerler def ola.” Kapı delilinin çerağı da soyledir: “Allah dost, Hak dost, erenler; asiklar, sadıklar ve sâkinân-ı ayin-i cem aşkına, Hü eyvallah!” (4m 281, 285, 288), Gel vücudun âteş-i aşk-ı Habibullah'a yak Çeşm-i kalbi ol Ziyâdan feth edip Mevlâ'ya bak Sinen içre nür-i zikr ile uyandır bir çırağ Ol çırağın şu'lesiyle görüne didâr-ı Hak Zekâi Efendi Nâr-ı gam nür-i safâ hep bir çerâğın pertevi Cesm-i irfan ile baksan arada bigâne yok Ah Gul Yüz. 2. tas. Kemal sahibi ariflerin gönüllerinde ışıldayan mutlak tecelliler (sr). Sâlikin rüyada veya kendinden Sectigi sırada gördüğü ancak maddi âlemde görülmeyen tecelliler (is), Celebi (orb) 1. Nazik, efendi, edepli. 2. tas. Mevlevilere gore Mevlana soyundan gelen, Bektasilere Böreyse pir soyundan gelen. Çerağ/Çirağ/Çırağ i. fars. (جراغ) 1, Çıra, ışık. 2. tas. a Nur, marifet, b Bektaşilerde bazı gülbang ve tercümanlar; örn. Tercüman-ı Çerağ'da Nur Suresinin 34, ayeti ve başka tercüman çerağları okunur. Gülbang-ı çerağ şöyle başlar: “Allah Allah akşamlar hayr ola, hayırlar feth, şerler def ola.” Kapı delilinin çerağı da soyledir: “Allah dost, Hak dost, erenler; asiklar, sadıklar ve sâkinân-ı ayin-i cem aşkına, Hü eyvallah!” (4m 281, 285, 288), Gel vücudun âteş-i aşk-ı Habibullah'a yak Çeşm-i kalbi ol Ziyâdan feth edip Mevlâ'ya bak Sinen içre nür-i zikr ile uyandır bir çırağ Ol çırağın şu'lesiyle görüne didâr-ı Hak Zekâi Efendi Nâr-ı gam nür-i safâ hep bir çerâğın pertevi Cesm-i irfan ile baksan arada bigâne yok Ah Nazik, efendi, edepli. 2. tas. Mevlevilere gore Mevlana soyundan gelen, Bektasilere Böreyse pir soyundan gelen. Çerağ/Çirağ/Çırağ i. fars. (جراغ) 1, Çıra, ışık. 2. tas. a Nur, marifet, b Bektaşilerde bazı gülbang ve tercümanlar; örn. Tercüman-ı Çerağ'da Nur Suresinin 34, ayeti ve başka tercüman çerağları okunur. Gülbang-ı çerağ şöyle başlar: “Allah Allah akşamlar hayr ola, hayırlar feth, şerler def ola.” Kapı delilinin çerağı da soyledir: “Allah dost, Hak dost, erenler; asiklar, sadıklar ve sâkinân-ı ayin-i cem aşkına, Hü eyvallah!” (4m 281, 285, 288), Gel vücudun âteş-i aşk-ı Habibullah'a yak Çeşm-i kalbi ol Ziyâdan feth edip Mevlâ'ya bak Sinen içre nür-i zikr ile uyandır bir çırağ Ol çırağın şu'lesiyle görüne didâr-ı Hak Zekâi Efendi Nâr-ı gam nür-i safâ hep bir çerâğın pertevi Cesm-i irfan ile baksan arada bigâne yok Ah
Çeşm-i terek
Yirnk göz 2. tas. Sâlikin hal, kemal ve yüce mertebesinin kendisi de dahil olmak üzere herkesten saklı tutulması ve bunu Allah'tan başka kimsenin bilmemesi (11s), Çevgân/Çevgen i Jars. (جوكان) veya. 1. Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa. 2. tas. Bütün işlerin kahır ve cebir yoluyla takdir edilmesi (11s), Mukadderat, takdir olunan hükümler (SF; ATE 815). Bkz. Gay. Yarn zülfü içinde ne toplar oynadigin Erenler meydaninda top ile çevgândan sor Ibrahim Ma'şüki Yürü kim meydan senindir bu gece Top hem çevgân senindir bu gece 5. Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa. 2. tas. Bütün işlerin kahır ve cebir yoluyla takdir edilmesi (11s), Mukadderat, takdir olunan hükümler (SF; ATE 815). Bkz. Gay. Yarn zülfü içinde ne toplar oynadigin Erenler meydaninda top ile çevgândan sor Ibrahim Ma'şüki Yürü kim meydan senindir bu gece Top hem çevgân senindir bu gece 5. Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera Çelebi Cile/Cila/Cille i, fars. (de) r. Kırk Sayısı, 2. tas. Dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz ve nefs mücâhedesi döneminden geçmeleri, bu süre için gıda, uyku ve dünya kelamını en aza indirerek hem bedenen, hem de zihnen azami derecede ibadet etmeleri. Çile sıkı bir perhiz, çetin bir nefs idmanı, zor bir ruhsal eğitim ve başarılması son derece güç bir sınavdır. Dervişlerin çile çıkarmak için özel olarak inşa edilen çilehane veya halvethane denilen yerler dar ve karanlıktır. Burada dervişler ölmeden evvel ölürler. Bkz. Erbain, Halvet. Çilehane Dervişlerin çile çıkardıkları oda, halvethane, Çün ü çera << Cin 8 cera
Ebnâ-i zaman
بنك زمان) ( >. Şimdiki insanlar. 2. tas. Günümüz şeyhleri ve dervisleri. | 1:
Edep
+. Terbiye; incelik, nezaket; kabul gören kullara uyma, 2. tas. Kişideki bir meleke olup onu kötü hal ve hareketlerden Vvazgeçirir. Tasavvuf tümüyle edepten ibarettir. Edep kurallara uymayı ve resmi olmayı gerektirir. Oysa sevgi ve dostluk tam olursa edebe uymak şart olmaktan çıkar, Edep gözetene edepli, gozetmeyene edepsiz denir. Edep gözeten Cedib) bisât ehlidir. Bazen edepsizden de edep öğrenilebilir, Lokman, “Edebi edepsizlerden öğrendim,” demiştir. “Emir edepten üstündür” (-279). Bkz. Erkan. Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb İlim en geridedir, ill edep, illâ edep tee Edep bir tac imiş nâr-i Hudadan Gey ol tâcı emin ol her beladan Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Edep yâ hü Edebin önemini belirtmek ve muhatabı edepli olmaya davet etmek için söylenir.
Topkapı Sarayı
İstanbul · Türkiye · Kanûnî tarafından şehnâme yazmakla görevlendirildiği saray; Süleymânnâme (Hazine, nr. 1517), Vekāyi'-i Sultân Bâyezîd (Revan Köşkü, nr. 1540) ve Fütûhât-ı Cemîle (Hazine, nr. 1592) bugün buradaki kütüphanededir.
İnegöl
Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifesi olarak İnegöl’de irşad hizmeti yürüten Cevâhirü’l-ahbâr müellifidir.
Sadreddin Konevî Türbesi
Konya · Türkiye · 1054/1644'te vefat ettiği şehirde, İbnü'l-Arabî'nin en yakın talebesi Sadreddin Konevî'nin yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Bosnevî : Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik
Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.
Mevlânâ Dergâhı (Âsitâne-i Pîr)
Konya · Türkiye · 1910'dan 1919'a kadar yaklaşık dokuz yıl çelebilik makamında bulunduğu merkez. İlişkili kişi dosyası Veled Çelebi İzbudak : Veled Çelebi İzbudak (1869–1953), Mevlânâ soyundan gelen; Galata ve Konya Mevlevî merkezlerinde görev yapan, Türk dili araştırmaları, Mesnevî tercümesi ve hatıralarıyla tanınan âlim ve müelliftir.
Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, Hacıbektaş
Nevşehir · Türkiye · Eski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.
Vardar Yenicesi (Giannitsa)
Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.
Serez (idam ve ilk kabir)
Serres · Yunanistan · Padişahın huzuruna getirildiği, kurulan ilim heyetinin kararıyla 1420'de idam edilip defnedildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Vulçıtrın
Vushtrri · Kosova · Babasının kadılığı sırasında, 900 (1494-95) yılı civarında doğduğu kasaba. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Molla Çelebi Camii
İstanbul · Türkiye · Tekaüdünden sonra oturduğu Fındıklı kasabasında, bu caminin sahasına defnedildi. İlişkili kişi dosyası İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi : İshakzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1729), âlim Kürd İshak Efendi'nin oğlu olup İstanbul medreselerinde görev yapan Osmanlı ilmiye mensubudur.
Muîd Ahmed Efendi Medresesi ve Türbesi
İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin Haliç tarafında Kadı Çeşmesi sokağı başında, sağlığında inşasına başlanıp vasiyeti üzerine ölümünden sonra tamamlanan medrese; yanındaki türbeye defnedilmiştir. Bugün odalarından sadece biri ayaktadır. Konum yaklaşıktır.
Nakşibendiyye'yi Okumak: Kaynaklar ve Yöntem
Risâle-i Kudsiyye, Faslü'l-hitâb ve modern Nakşibendiyye araştırmalarının aynı soruya farklı kanıt türleriyle nasıl cevap verdiğini açıklayan yöntem yazısı.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi
Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.
Tâc, Sikke ve Şemle: Tarikatlar Arası Farklar
Mevlevî, Rifâî, Nakşibendî, Celvetî ve Halvetî adlandırmaları. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.
Sefîne'nin Mevlevîler Zeyli
Şairler, Mesnevî şârihleri ve İstanbul Mevlevîhâneleri. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi
Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar
Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi
Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Kübreviyye–Mevleviyye Temasları
Kurumsal soy bağı iddiasından tarihî ve mânevî temas alanına. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Halvetiyye'nin Anadolu ve Osmanlı Yayılışı
Pîr İlyas'tan Yahyâ Şirvânî'nin halifelerine ve İstanbul tekke ağına. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.