Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

30 sonuç · “Havf

01
Sözlük

Allah

Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ

02
Sözlük

Basiret

Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesnelerin şekillerini ve dışyüzünü gören göz ne ise, kalbe göre basiret de odur. Hükema buna kutsi kuvvet adını verir (KT). Mustagni-i irşâd erbab-ı basiret Sükkân-ı Harem neyler imiş kıble nümâyi Vehbi | Bi-basiret olmaz müdrik-i feyz-i didâr Herkese nar görünmez cebel-i Musâ'da Rahmi Bast—Kabz (بسط - قض) 1. Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33). Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33).

03
Sözlük

Hatve

(e (خطو Adım. tas. Sâlikin tasavvuf yolunda attığı adım (sr). Havas i ar. س) ١ (خو Mutasavvıflar insanları önce ikiye ayırır: Avam yani halk, havas yani nitelikli kişiler. Genellikle süfi olmayanlar, âlim bile olsalar avam sayılr, Havas ise kendi içinde iki kısma ayrılır: Havas, nitelikli kişiler, aydınlar ve hassu'l-havas yani üstün niteliklere sahip bulunan kişiler, arifler, seçkinler. Havassa hass, hassa, ehl-i husus gibi isimler de verilir. Havas, avamın yaşadığı dini hayatla yetinmez, bunun üstünde bir dini hayat yaşamak için çabalar. Hassu'l-havas ise mükemmel bir dini ve manevi hayat yaşar. Tasavvuf avamın degil, havassın yoludur. Bkz. Husus.

04
Sözlük

Heybet

Saygıya dayanan korku, azamet. 2. tas. Havf ve kabz halinin üstündeki hal. Heybet gaybeti gerektirir. Nitekim üns de sahvı gerektirir (cr). Hakk’a yakın olmanın meydana getirdiği endişe hissi (sL 96). Her hayib gâibtir. Heybet az veya çok kendinden geçme halini gerektirir; çünkü heybet Hakk'ın celali tecellilerini kalpte müşahede etmekten hasıl olur. Cemali tecelli de heybet hissi meydana getirebilir (irm). Bkz. Uns. Fikr etmededir heybetini Beyt-i Hudâ'nı Beyhüde değil, titrediği kıble-nümâ'nın Rüşdi Ahmed Efendi Heykel i ar. (JS) 1. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder.

05
Sözlük

Mahv

Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var kılar. Mahv-i ayn-i abd Kulun mahvolması. Bkz. Mahv-i ubüdiyet. Mahv-i cem Vahdetin kesrette yok olması. Mahv-i erbab-ı serâir İçteki rabları yok etmek. İllet ve afetleri silip süpürmek. | Mahv-i erbab-1 zahir Zahir rableri yok etmek, kötü alışkanlıkları ve huyları orta- | dan kaldırmak. İspat ise onların yerlerine ibadet ve iyi huylar koymaktır.

06
Sözlük

Makam

(» (مقا Menzil, merhale, konak, mertebe. tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlike bağışıdır. Makam ise iradeyle çalışarak kazanılır. Haller gelip geçici, makamlar ise kalıcı ve süreklidir. Başlıca haller şunlardır: Mürakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede, yakin. Başlıca makamlar şunlardır: Tevbe, vera, züht, fakr, sabr, rıza, tevekkül. Bir makamı tam olarak uygulamadan, hakkını vermeden ve halletmeden onu takip eden makama geçmemek şarttır (kn). Hal ile makam ayrımı kesin değildir; bazı süfilerin hal saydıkları makamı, bazıları makam sayar. Rızada olduğu gibi; rıza Iraklılara göre hal, Horasanlılara göre makamdır. Veliler gibi peygamberlerin de 232 |

07
Sözlük

Rec

1, Ümit, umut, 2. tas. Kalbin hoşlandığı bir Şeyi beklemesinden ra. hatlık de ferahlık duyması (Gi 1v:1 39). Kişinin kalbindeki duygu ve düşünceler ye geçmişle veya halle ya da gelecekle ilgili olur. Bu duygu ve düşünceler geçmişle ilgiliyse zikr ve tezekkür (hatırlama, yadetme, ibret alma), halle ilgiliyse vecd, zevk ve idrak, gelecekle ilgiliyse intizar ve tevekkül, hoşa gitmeyen türden ise havf ve işrak, hoşa giden türden ise irtiyah ve recâ adını alır (ci 1V:139). İnsanın Al. lah'ın azabına Veya gazabına maruz kalabileceğini düşünmesi havf'a, lütfuna ve ni- metine nail olabileceğini düşünmesi recâ'ya sebep olur. Safi beyne'l-havf ve'rrecâ arasında yaşar. Cehennemden korkar, cennete girmeyi ümit eder; ümit kesme hali haramdır. Kimi Allah'tan sevap almayı, kimi de ilâhî didar ve cemali temaşa etmeyi ümit eder.

08
Sözlük

Uns

!( Ülfet etmek, cana yakı olmak, ahbap canlı olmak, sıcak ilgi, candan sevgi. tas, a Reca ve bast halinin üstünde ve onlardan daha güçlü bir neşe hali. Nitekim heybet de havf ve kabz halinden daha yüksek bir kaygı halidir. Üns makamında bulunan bir sâlik ateşe atılsa veya kılıçla yüzüne vurulsa, yaşadıgı derin ruhi hazlar sebebiyle bunu hissetmez; Hz. İbrahim'in ateşteki hali gibi. Üns ve heybet halinin üstünde temkin vardır. Temkin ehli, ayn-ı vücudda mahvolduklarından haklarında üns ve heybet söz konusu değildir. Uns halinin zıddı, ürkeklik, yabani ve yoz olmak manasına gelen vahşet'tir. Sâlik, Hak'la ünsiyet halinde olduğu nispette halka yabancılaşır. Halk'la ünsiyet ettiği nispette Hakk’a yabancılaşır. Birine ısındığı oranda öbüründen soğur, biri açtığı ölçüde öbürü sıkar. Zikirden hoşlanan gafletten sıkılır, sevaptan hoşlanan günahtan sıkılır. b Sevgilinin kemalini zevkle seyretmek. İlahi cemali temaşa etmekten haz almak. Uns, âşığın sevgilisiyle samimi olması; resmiliğin ortadan kalkması. Ünsiyet edilene enis, ünsiyet edene münis, karşılıklı ünsiyet ve ülfete mudnese denir. “Mümin ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir.” ¢ Celalin cemali, gönülde uluhiyet mertebesinin güzelliğini temaşa etmekten hasıl olan eser, etki. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Uveysilik Bert oldum Fuzalt gayrden ol dil-raba ancak Enis u münisim yârim nigâr-ı nâzenimdir

09
Sözlük

ecâ

Gkj) [Ar.] tas. Tasavvuf ehli arasında AUah’m rahmetine güvenerek ve O’na bağlanarak huzur içinde yaşama. Bu söz, genellikle “havf” (bk. bu mad terimiyle birlikte kullanılmışt rec'at a. [Ar.] Şiî inanc veya bazı Şiî gruplarma göre, imamın ölümünden ve gaybete düşmesinden, yani tadan kaybolmasmdan so yeniden ortaya çıkması ya kıyametin kopmasmdan ö imamlarm dünyaya dönmel Bu söz, Türkçede “ric'at” b minde kullanılmaktadır. receb a. [Ar.] a. Arabî aylar yani Hicrî takvimin yedincisi kutsal sayılan üç aylarm birin sinin adı.

10
Sözlük

Salât

Namaz; tekbirle başlayıp selâmla tamamlanan, kıyam, kıraat, rükû ve secdeden oluşan temel ibadet. Müslümanlara günde beş vakit farz kılınmıştır. Salât kelimesi bağlama göre dua ve rahmet anlamlarını da taşır. Hz. Peygamber’e salât etmek, onun için rahmet, yücelik ve selâm dilemektir. Tasavvuf terbiyesinde namaz, yalnız beden hareketleri değil huzur, huşû ve kalbin Hakk’a yönelişiyle tamamlanan bir mi‘rac olarak yorumlanır.

11
Sözlük

avf

İnsanm Allah nezdindeki durumu ve o noktada hissettiği korku ve endişeleri ifade etmek için kullanılan terim. “havf’ sözü, Allah’ın suç işleyenleri cezalandırma yöntemlerinden biri olarak “Nisâ suresi” nde ifade edilmekte, özellikle de “Allah korkusu” üzerinde “Âl-i İmrân” (3 / 17 ve “Zümer suresi” ba ta olmak üzere pek çok ayet z redilmektedir. Bu söz, sıklık “recâ” {bk. bu madde) terimiy birlikte kullanılmıştır. havf ve haşye a. bk. havf hâviye a. [Ar. ] “Derin çuku uçurum. ” anlamındaki bu sö cehennem için kullaılan terim lerden biridir. havkale a. [Ar. ] Arapça “L havle ve lâ kuvvete illâ bill hi’l-aliyyi’l-azîm” (Her türlü d ğişim ve gücün kaynağı sade yüce ve ulu Allah’tır. ) cümlesin ilk sözleri olan “havi” ve “ku vet” kelimelerinin kısaltılmış çimine verilen bir ad. havz-ı kevser a. ^ ^ja) [A Ahirette Hz. Peygamber’in üm metiyle bir araya geleceği bild rilen havuz veya nehir için ku lanılan bir terim. Kur’ân Kerîm’de “Kevser suresi” ndeki “kevser” sözü, “havz kevser” ifade etmektedir. B havuz, sütten daha beyaz, kok su miskten daha güzel ve içi cek bardaklarının sayısı göky zündeki yıldızların sayısmd daha çok olarak tasvir edilme tedir

12
Sözlük

râfi

Hadis biliminde, m’in bir hadisi “merfû” (bk. bu mad nnet de) olarak rivayet eden kimse. dilr’in rağbet ve rehbet a. (c^j j cuij bk. [Ar.] tas. “Arzu etme, ihlâs ile, C. yalvarıp yakarma.” anlamındaki “rağbet” sözü üe “Korkma, çekinme, endişelenme.” anlammnde, daki “rehbet” sözünün oluştur nisduğu bu terim, Allah’ı arzulama rma ve O’ndan çekinme kaygısı ola nan rak tasavvuf ehli arasmda kul lanılmaktadır. Bu söz, “havf ü. b. recâ, kabz ü bast, heybet ü tan üns” gibi benzer yapıda kulla an nımlara eşdeğerde görülmüştür bk. Bazı sûfîler, “rağbef’i recadan daha güçlü bir ümit hâli olarak nitelemişler; “rehbet”i de amrecanın neticesi olarak görmüş Ebû lerdir. eriden râh a. (»IJ [f.] Yol, iz, tarik. 2. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu.

13
Makale

Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi

Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.

14
Makale

Hasan-ı Basrî'nin Zühd ve Hüzün Anlayışı

Dünyayı terk etmekten kalbi korumaya. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

15
Makale

Muhasebe, Murakabe ve Amel Bilgisi

Bilginin ahlâka dönüşmesi. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

16
Makale

Râbia ve Habîb Anlatılarını Nasıl Okumalı?

Menkıbe, kronoloji ve öğretici kurgu. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

17
Makale

Cerrâhiyye'de Erkân, Esmâ ve Hilâfet

Nûreddin Cerrâhî'nin Halvetî usulünü yeniden düzenleyişi ve tarikatın kurumsal dili TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

18
Makale

Divan Şiirinde Tasavvuf: Kavram, Mecaz ve Eşya

Şiir kaynak olarak nasıl okunur? Divan şiirindeki tasavvuf dili doğrudan tekke yönetmeliği değildir. Şair, teknik kavramı estetik mecaza dönüştürebilir; aynı mazmun dinî, beşerî ve tasavvufî anlamları birlikte taşıyabilir. Tevhid ve aşk Vahdet-kesret, benlik, mâsivâ, tecellî ve ayna mecazları varlık anlayışını; âşık, sevgili, rakip, şarap ve meyhane dili aşk

19
Eser

SEMÂA İHTİYAÇ DUYMAYANLARIN HÂLİ

Avârifü’l-Maârif · 24. bölüm · Bil ki vecd, daha önce kaybedilen bir şeyin bulunduğunu gösterir. Kaybetmeyen bulamaz. Kulun kalbindeki İlâhî neşe ve aşkı kaybetmesi; rûhî varlığının, beşerî ve nefsî sıfatlarla s

20
Eser

SÛFİLERİN AHLÂKI

Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo

21
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

22
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B

23
Eser

Sayfalar 78–84

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay

24
Eser

Sayfalar 102–108

Muzaffer Ozak Külliyatı · zi tartıp ölçün bakalım, sizler gerçekten Allahu tealâ'ya lâyık kullar olabildiniz mi? Allahu tealâ, sizlere (KULUM) ve Resû-lü müctebâ (UMMETIM) diyor mu? Allahu tealâ, bir kimsey

25
Eser

Sayfalar 114–121

Muzaffer Ozak Külliyatı · man ediyor. Esasen, ittikanın mâ'na ve medlûlü de budur. Ittika, bir müslümanın Haktan hakkıyle korkarak, Allahu teâlâ'nın rizasına muvafık hareket etmesidir. Namazlarını huşû ve h

26
Eser

Sayfalar 109–116

Muzaffer Ozak Külliyatı · için Rabbil-âlemiyne dua ederler. Onlar, iyi bilirler ki, dua Allahu tealâ'ya, Resûl-ü müctebâ'ya ve âhiret gününe iyman edenlerin tek merci'i Cenab-ı vâcib-il vücud ve sahib-il ke

27
Eser

Sayfalar 117–122

Muzaffer Ozak Külliyatı · cehenneme beraber girersiniz. Onlara doğru yolu göstermek, kötü yoldan çevirmek için elinden geleni yap! Başıma belâ açarım diye korkma! Bütün dünya kâfir olsa, sen dini Muhammedde

28
Eser

Sayfalar 130–136

Muzaffer Ozak Külliyatı · nice mâ'murlar harap olmuştur, gelen gidiyor ve giden bir daha geri dönmüyor. Sana ve bana da bu sonsuz yolculuk çok yaklaştı, bizleri aldatıp avutan dünyadan ayrılmamız çok yakınd

29
Eser

Sayfalar 197–203

Muzaffer Ozak Külliyatı · nının canlarını cehenneme yolladı. Düşman, zaten kendisine zayiat veren bu kahramanı kolluyormuş ki, tekbir alıp tekrar tekrar düşman içine dalmasını fırsat bilip, etrafını çevirdi

30
Eser

Sayfalar 223–230

Muzaffer Ozak Külliyatı · geldiğini hissedip: (Ya imam bu evde fena bir koku var) dedi. İmam da cevaben (Benim hastalığımdandır.) buyurdular. (Bu hastalık kokusu değil, kenef kokusu, Allah aşkına söyle. Ned