Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
2.2.3.
Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s ınıflandırmıştır.985 Kuşeyrî’nin sûfîlerin halleri ve makamları arasında, Herevî’nin “Ahvâl” bölümündeki makamlardan biri olarak eserinde yer vermiş olduğu şevk kavramına Gazâlî, muhabbet kavramını anlatırken değinmiştir.986 Şevk, sözlükte “istemek, arzulamak, özlemek ve i ştiyak” anlamlarına gelmektedir.987 Tasavvufta bu özlem daha çok sevgiliye yani Allah’a ulaşma kavuşma iştiyâkı, özlemi olarak ifadesini bulmuştur.988 Nitekim Serrâc’a göre şevk, kulun sevgilisine kavuşma özlemi iken Kuşeyrî’ye göre, kalbin mahbuba kavuşup görüşmek için heyecanlanmasıdır.989 Herevî şevkin gönlün gaip olana doğru esmesi olarak tanımlamaktadır.990 Diğer taraftan Ebû Ali ed-Dekkâk şevkin iştiyaktan farklı olduğunu vurgulamaktadır.
Nitekim şevk Allah’a kavuşulması ve görülmesi ile biterken i ştiyâk ise kavuşma gerçekleşse de sona ermemektedir.991 Gazâlî’ye göre üns, havf ve şevk gibi kavramlar muhabbetin mahsulüdür.
Seven kimsenin içinde bulunduğu halde kendi- 984 Serrâc, el-Luma‘, s.
58.
Serrâc, şevk makamını herhangi bir âyet ile istidlâl etmeksizin ele almaktadır. 985 Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 99, 104. 986 Kuşeyrî; Herevî, Menâzilü’s-sâirîn, 91; Gazâlî, İhyâ, IV, 426. 987 Bkz. İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, XXVII, 2361.
Terim olarak ise herhangi bir varlığın kendi varlık kategorisi içinde en yüksek derecede yetkinliğe ulaşabilmesi için gerekli niteliklere sahip olmaya duyduğu derin arzu ve eğilimi ifade eder. Mustafa Çağrıcı, “Şevk”, DİA, İstanbul, 2010, XXXIX, 20. 988 Bkz.
Cürcânî, et-Ta‘; Tehânevî, Keşşâf, I, 1047.
989 Serrâc, el-Luma‘, s.
59; Kuşeyrî. 990 Herevî. 991 Bkz. Kuşeyrî.
si üzerinde etkin olan bakış açısına göre bu duygular şekillenir.
Şevk de bunlardan biridir.
Gayb perdesinin ardından Allahu Teâlâ’nın cemâlini görme arzusu kuvvetlendiği, buna mukabil kulun kendi kusurlarından dolayı cemâl ile müşerref olmaktan mahrum olduğunu anlaması ile gönül huzursuzlanır, içi içine sığmaz bir hal alır.
İşte bu hal şevk olarak adlandırılır.992 Kur’an’da şevk, kelime olarak yer almamakla birlikte anlam itibariyle mutasavvıfların şevk kavramıyla irtibatlandırdıkları bazı âyetler bulunmaktadır.
Söz gelimi Kuşeyrî’nin şevk i le ilgili eserinde istidlâl ettiği âyet şöyledir:.
تٍ آ لَ هِ لَّ لا لَ جَ أَ نَّ إِفَ هِ لَّ لا ءَ اقَ لِ وجُ رْيَ نَ اكَ نْ مَ “Her kim Allah’a kavuşmayı ümit ediyorsa, Allah’ın tayin ettiği o kavuşma günü mutlaka gelecektir.”993 Bu âyette şevk kavramı kelime olarak geçmese de mânâ itibariyle mutasavvıfların şevke yükledikleri anlamı yansıtmaktadır.
Nitekim âyette ifade edilen “Allah’a kavuşma arzusu” mutasavvıflarca şevk kavramı ile karşılanmaktadır.
Kök kelime olarak Kur’an’da yer almayan şevk kavramı hadislerde farklı türevleriyle yer almaktadır.
Nitekim hadis rivayetlerinde şevk kelimesinin (ئاقل ىلٕا قوشلا...) “...
kavuşma şevki/özlemi” şeklinde sıklıkla geçtiği görülmektedir. Söz gelimi Kuşeyrî’nin naklettiği rivayete göre A mmâr b. Yâsir Hz. Peygamber’in içerisinde Allah’a kavuşma şevk ve arzusunun da ifade edildiği bir duasını şöylece aktarmaktadır: “Ey benim Allah’ım!
Gayba dair bilgin ve mahlukatın üzerindeki kudretin ile, hayatta kalmam benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, vefat etmem benim için hayırlı olduğunda ise beni öldür.
Allah’ım, senden gizli ve açık her yerde senden korkmayı diliyorum.
Senden, rızâ ve öfke hallerinde hakkı söylemeyi diliyorum.
Fakirlik ve zenginlik hallerinde itidal üzere olmayı senden diliyorum. Senden tükenmek bilmeyen nimetlerinden ve kesilmeyen göz aydınlığı diliyorum. Takdirinin meydana gelmesinden sonra rızâ halini, ölümden sonra rahat bir yaşam diliyorum.
Senden vech-i kerimini seyretme ve sıkıcı felaketlere uğramadan, saptırıcı fitnelere düşmeden kavuşma şev- 992 Gazâlî, İhyâ, IV, 446. 993 Ankebût, 29/5. Bkz. Kuşeyrî; Herevî.
kini diliyorum.
Alahım bizi iman zinetiyle zinetlendir!
Allah’ım bizi hidâyete ermişlere sebep eyle!”994 Hadiste geçen Allah’ı görme ve ona kavuşma şevki, esas itibariyle tasavvuftaki şevk kavramının temellerini oluşturmaktadır. Bu hadis ve diğer bazı hadislerde de görülebileceği gibi şevk kavramı hadislerde kelime kökü itibariyle yer almaktadır.
Diğer taraftan şevk kavramının mânâ itibariyle bazı âyetlerle ilişkilendirilebilmesi bu kavramın lafzen olmasa da muhteva itibariyle Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söylememize imkân vermektedir.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, iştiyak ve özlemi ifade eden bir kelimedir. Kalbin, sevgilisine kavuşmak üzere çekilişine, veya sevgili anıldığında kalbin heyecanlanmasına şevk denir. Kalbdeki şevk, lambadaki fitile, Aşk da ateşteki yağa benzer. Allah’a iştiyak duyanın O’na yakın olacağını, yakın olanın neş’eleneceğini, neş’elenin de vuslata ereceğini kaydederler. Vuslatta derinleşenler için, müjdeler ve güzel bir varış yeri sözkonusudur. Şevk ile iştiyak arasında fark vardır. Şevk sahibi, kavuşma durumunda sükûn üzere iken, aynı durum iştiyak sahibi için söz konusu değildir.