Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

32 sonuç · “Gönül

01
Sözlük

Âb-ı âteş-efrûz

Ateşi daha da alevlendiren su. Tasavvuf şiirinde ilâhî feyiz ve tecellinin gönüldeki aşk ateşini söndürmek yerine artırmasını anlatan Farsça bir terkiptir.

02
Sözlük

Âb-ı revân

Akan su; akarsu. Farsça tamlama, sözlükte hem gerçek hem mecazî anlamlarıyla kullanılır. Tasavvufî kullanımı Gönle peş peşe gelen ferahlık ve iç huzuru; insanın ezelî bağ ve irtibatından haberdar olması anlamında kullanılan bir tabirdir. Tasavvuf şiirinde akan su, süreklilik ve arınma çağrışımı taşır. Revân kelimesinin “ruh” anlamı sebebiyle tamlama, bağlama göre ruh ve hayat çağrışımı da kazanabilir.

03
Sözlük

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.

04
Sözlük

Afak

& Ufuk. Ufuklar. Dünya, maddi âlem. “Mana ve gönül âlemine ise enfüs denir (Fussilet Suresi, 53) Tasavvufta Allah, afaktan çok enfüste (kalp) aranır. Afaki ayetler Hakk'ın birliğine delalet eden dış âlemdeki her zerre. Birliği çoklukta bulmak. Bkz. Ayet.

05
Sözlük

Afiyet

Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.

06
Sözlük

Agyar

(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar. tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı, Ah | zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için TEİM 22 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi. Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân. Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaşıyla âh idelim Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek Yünus

07
Sözlük

Ars

Feleklerin felegi, en büyük felek, taht, mülk, hâkimiyet, ihata, zuhur, tecelli, tas a Azamet mazharı, tecelli mahalli, zatın hususiyeti, cism-i külli (cik 11:5). b Allah'ın mukayyet isimlerinin istikrar mahalli. c Külli cisim, mutlak varlığın bedeni. Ayrıntılı bir şekilde her şeyi kuşatan külli nefse arş-ı kerim, levh-i kader, levh-i mahfuz, kitab-ı mübin, varka, zümrüt ve yakut-u ahmer gibi isimler verilir (sr). d Arşullah, Allah isminin mazharı olması itibariyle insan, yani insanın bir örneği sayılan mutlak varlık. e Arşu'r-rahman veya Allah'ın arşı. Kâmil insanın kalbi. Arş, üzerine Allah'ın istiva ettiği bir varlıktır. Yerlere göklere sığmayan Allah mümin kulunun kalbine sığdığından onun esas arşı ve istiva ettiği varlık insan-i kâmilin kalbidir. Can gözü anı gördü, dil andan haber verdi Can içinde oturdu, gönlümü Arş eyledi wee Gönül çalabım tahtı gönüle çalab taktı | İki cihan bedbahtı kim gönül yıkarısa | Yünus Mutasavvıflar kainâtın en üst kısmına arş, en alt kısmına ferş der. Devrin iki türünden biri arşiye, diğeri ferşiyedir. Kalb-i mü'min Arş-ı Rahmân ‘dir Ant yıkmak ziyâde tuğyândır Sinan Paşa

08
Sözlük

Asâkir-i Hak

Asâkir-i Rahmânî de denir. Hakk'ın askerleri, Cündü'llah (Allah'ın ordusu) deyimi de bu anlamda kullanılır. 2. Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad Rüzgâr, kuş, yağmur ve zelzele gibi doğal güçler ve varlıklar da Hakk'ın askerleridir (sm), Leşker-i gama iltikâ etmem Asker-i gayba istinâdim var IV. Murad

09
Sözlük

Atas

1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçmeye sekr ve susuz kalmaya ataş denir, İste peykânın gönül hecrinde şevkim teskin et Susüzem bir kez bu sahrada benimçün ara su Umduğum odur ki rüz-i haşr mahrum olmayam Cesme-i vaslın vere ben teşne-i didâre su Fuzüli Atebât-ı aliyye Şii ziyaret yerleri.

10
Sözlük

Ateşbaz

تشبا 1) >. Atesle oynayan. 2. Mevlevilikte aşçı dede. Ateşbaz-ı veli makamı Mevlevi tekkelerinde dervişlerin terbiyesine mahsus olan mutfak müştemilatında bulunan meydan-ı serif teki beyaz post. Ateşbaz-ı veli ocağı Mevlevi tekkelerinde lokma pişirilen ocak. Ateşbaz makamı Mevleyi tekkelerindeki mutfak. Ateş-i dil Gönül ateşi, aşk. |

11
Sözlük

Atesgah

Bkz. Atesgede Atesgede (+ ([تشكد veya Ateskede. r. Deyr-i mugan, içinde sürekli olarak kutsal ateşin yandığı Mecusi tapınağı. 2. tas. Gönül, aşk âlemi, Hak aşkı. Mecusi tapınağındaki ateş ebediyen yandığı gibi aşk ateşi de gönüllerde aralıksız ve sürekli olarak Yanar ve orada maşuktan başka ne varsa hepsini yakar, kül eder. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

12
Sözlük

Etvâr-ı dil

Kalbin tavırları ve mertebeleri. 2. tas. Kalbin cilveleri ve mazharları. Kalbin tavırlarından her biri diğer tavrın cevheri ve madenidir. “Altın ve gümüş gibi, insanlar da maden ocakları halindedirler,” hadisiyle bu hususa işaret edilmiştir. Madenler kat kat olduğu gibi kalbin tavırları da kat kattır. Bu tavırlar sırasıyla şöyledir: Sadr (göğüs), İslam cevherinin madeni. Allah'ın göğsünü İslama açtığı kullar ile öbürleri arasında fark vardır (Zümer Suresi, 39). “Allah, hidayete erdirmeyi dilediği kimsenin göğsünü İslama açar” (En'am Suresi, 125). İslam nurundan mahrum kalan bir kalp, küfür karanlığının madeni haline gelir (Nahl Suresi, 106). Sadr, şeytanın insana vesvese verdiği mahaldir. Sadr, kalbi örten deri mesabesindedir. Kalbin derununa İblis için yol yoktur; çünkü kalp, Hak Teala'nın özel haremidir. Hiç kimse başka birinin kendi haremine girmesine izin veremez. Şeytan, meleklerin haremi olan semaya bile yol bulamazken (Hicr Suresi, 17) ulu ve yüce Allah'ın haremi olan kalbe nasıl nüfuz edebilir? (Hicr Suresi, 42). Kalp, yürek iman cevherinin madeni, akıl nurunun mahalli (Mücadele Suresi, 22; Hac Suresi, 46). Şegâf, kalbin zarı. Yaratıklara karşı duyulan aşk ve sevgi bunun ilerisine geçemez (Yusuf Suresi, 30). Fuat, ilâhî tecellileri seyr ve temaşa (müşahede ve rüyet) cevherinin madeni ve mahallidir (Necm Suresi, 11). Habbetü'-kalp, kalbin içi, gönül. Hazret-i uluhiyete muhabbet mahallidir; artık orada Allah sevgisinden başka hiçbir sevgiye yer yoktur. Süveyda (sevda), gaybı mükaşefe, ledün ilmi; hikmet menbaı ve ilâhî esrar hazinesi ve madeni, isimlerin ilmi (Bakara Suresi, 31). Burada meleklerin bile mahrum olduklan çeşitli keşfi ilimler vardır. Muhceti’lkalp, kalbin içinin içi. Tecelli nurlarının ve bütün ilâhî sıfatların madeni ve zuhur mahallidir. Gaybü'l-gayb burada zuhur eder. Insanın en şerefli mahluk oluşu bundandır. Hiçbir kalp hastalığı bulaşmayacağından burası tam sıhhat halindedir. Sıhhat alameti ise yukarıda sayılan kalbin her tavrında kulluğun gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve kendilerine has olan anlamların gerçekleştirilmesidir. Bedendeki yedi organ üzerine secde nasıl farz ise kalbin yedi tavır üzerine secde etmesi de öylece vaciptir. Birinci tavrın secdesi tevbe, ikincisinin nefs tezkiyesi, üçüncüsünün kalp tasfiyesi, dördüncüsünün kalbin ilâhî hakikat ve hullelerle süslenmesi, beşincisinin kalbin ilâhî cilveler ve tecellilerle cilalanması, altıncısının kalbin mâsivâdan tamamıyla arındırılması, yedincisinin kalbin secde edip gönül makamına ermesidir. Burada artık kalem kırılır, ne bir şey söylenir ne de yazılır, lisan lal olur (NM 110). Atvar-ı seba (4a! sb!) 1. Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35). Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35).

13
Mekân

İbrahim Paşa Camii ve Hânkāhı

Gölbaşı (Toyran) · Türkiye · Vezîriâzam İbrahim Paşa’nın, onun yerleştiği köyü ihyâ etmek üzere yaptırdığı cami ve hânkāh. 1010 tarihinde vefat ettiğinde zâviyesinin sahasına defnedilmiş, kabri gönül ehlinin ziyaretgâhı olmuştur. Kaynak köyün adını bu bağlamda tekrar vermez.

14
Mekân

Fâtıma Sultan Camii, Bâbıâli

İstanbul · Türkiye · Gönüllü olarak müezzinliğine tâlib olduğu, kısa zamanda tamir ettirip cemaatini artırdığı ve baş müezzinliğine getirildiği cami; Gümüşhânevî ile tanışması da buradaki cuma cemaatinde olmuştur. Konum yaklaşıktır.

15
Makale

Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân

Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

16
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

17
Makale

Rifâiyye'nin Usulü, Coğrafyası ve Tekke Kültürü

Tevazu merkezli terbiye, zikir düzeni ve Anadolu'dan Balkanlar'a yayılan tarihî ağ TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

18
Makale

Rifâiyye'nin Kıyafet, Sembol ve Cihaz Dünyası

Hırka, tâc, destâr, ridâ, kemer, gül mührü, alem ve merasim eşyaları

19
Makale

Mevlânâ ile Yûnus Emre Arasında Fikir ve Ruh Akrabalığı

Cihan Okuyucu’nun karşılaştırmasından hareketle Mevlânâ ile Yûnus’un şiirlerindeki müşterek irfan dilini, doğrudan tarihî temas iddiasından ayırarak okuyan geniş dosya.

20
Makale

Müştâk Baba: Bitlis, Seyahat, Musiki ve Müştâkıyye

Bitlis ve tahsil Müştâk Baba’nın doğum tarihi kaynaklarda 1758, 1763 ve 1772 olarak farklılaşır; şiirindeki yaş kaydı ile 1831 vefat rivayeti 1750’lerin ortasını destekler. Bitlis’in Zeydan mahallesinde yetişti; ilk tasavvuf derslerini Şems-i Bitlisî’den aldı, ardından musikişinas Hacı Hasan Şirvânî’nin terbiyesine gir

21
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

22
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

23
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

24
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

25
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

26
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

27
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

28
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

29
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

30
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

31
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

32
Eser

Sayfalar 9–16

Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny