ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
51 sonuç · “Abdullah”
01Esediyye / Yemeniyye
Ebû Muhammed Afîfüddin Abdullah b. Ali el-Esedî’ye (ö. 620/1223) nispet edilen; Yemeniyye adıyla da anılan erken Kādirî şube.
Yâfiiyye
Abdullah el-Yâfiî'nin Mekke merkezli, çoklu tasavvuf icazetli ve Kādirî menâkıb literatürüyle belirginleşen nispeti.
Abdullah Bosnevî
Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Abdullah ez-Zeytûnî
Abdullah ez-Zeytûnî, XV. yüzyıl Fas tasavvuf çevresinde Ahmed Zerrûk’un ilk belirgin şeyhi olarak anılan sûfîdir.
Abdullah Salâhî Uşşâkî
Abdullah Salâhî Uşşâkī (1117/1705, Kesriye – 29 Muharrem 1197 / 4 Ocak 1783, İstanbul); Halvetî-Uşşâkī şeyhi, şair ve şârih. Uşşâkıyye'nin Salâhiyye kolunun pîri ; on iki tarikattan nasip aldığı için “câmiu't-turuk” denmiştir. İbnü'l-Arabî'yi metinden değil ruhaniyetinden istimdadla anladığını söyler.
Abdullah-ı Berzişâbâdî
Abdullah-ı Berzişâbâdî (789/1387–872/1467-68), Muhammed Pârsâ ve Ya‘kūb-i Çerhî’den Hâcegân-Nakşibendî terbiyesi, İshak Huttalânî’den Kübrevî hilâfeti alan; Horasan’daki irşad hattı daha sonra Zehebiyye silsilelerince geriye dönük olarak sahiplenilen sûfîdir.
Abdullah-ı İlâhî
Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi (ö. 1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Rüstem Paşa, Sahn, Şehzade ve Atik Valide medreselerinde ders verdikten sonra Galata kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Akşehirli Abdî Halife
Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.
Akşehirli Abdullah Dede
Akşehirli Abdullah Dede (ö. 968/1560-61), Akşehir yakınında zâviye ve misafirhane kuran, yolcuları ağırlayan ve gelen bağışları aynı gün ihtiyaç sahiplerine dağıtan derviştir.
Alaşehirli Mustafa Efendi
Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.
Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi
Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi
Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi (ö. 1004/1595-96), Bahâeddinzâde Abdullah Efendi’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi’nde ders veren, şiirlerini bizzat Kınalızâde’ye gönderen Bursalı âlim ve şairdir.
Bıçakçılar İmamı Abdullah Efendi
Bıçakçılar İmamı Abdullah Efendi (yaklaşık 1661/62–1748), mahalle imamlığından Fâtih Camii cuma vâizliğine yükselen; Mekke’de Abdullah b. Sâlim el-Basrî’den hadis icazeti alıp altmış yılı aşkın süre ders veren İstanbul muhaddisi ve âlimidir.
Abdullah
(4 | (عبد Allah'ın kulu, Tanrı kulu. tas. a Allah'ın kendisinde bütün isimlerle tecelli ettiği kul. Allah ismine mazhar olan insan. Allah'ın kulları içinde derecesi en yüksek olan Abdullah'tır; çünkü o ism-i azamı kendisinde gerçekleştirmiş, Hakk'ın bütün sıfatlarını kazanmıştır. Bu yüzden Abdullah ismi, Peygamber'e özel kılınmıştır (Cin Suresi, 19). Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.
Karacaahmed Kabristanı, Miskinler civarı
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'da üzeri açık bir yere defnedilme vasiyeti üzerine gömüldüğü yer; hazîresinde hanımının da medfun olduğuna delâlet eden bir taş bulunur. Koordinat kabristanın genel konumunu gösterir, kabrin tam yerini değil.
Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi
Ankara · Türkiye · Kabrinin bulunduğu ve Taşköprizâde'nin “ziyaretgâh olduğunu, burada yapılan duaların kabul edildiğini” yazdığı yer; Bayramiyye'nin merkezi. İlişkili kişi dosyası Hacı Bayram Velî : Hacı Bayrâm-ı Velî, Ankara merkezli Bayramiyye yolunun pîri; medrese ilmi, sohbet, ortak emek ve topluma hizmeti birleştiren 15. yüzyıl sûfîsidir.
Miyatlı köyü (Çerkay)
Çerkay, Dağıstan · Rusya · Kuzey Kafkasya'da Koysu nehri kıyısındaki Çerkay kasabasına bağlı köy. Ömer Ziyâeddin burada, sekiz çocuklu bir ailenin yedincisi olarak dünyaya geldi; babası Avar Türkleri'nden Abdullah Dağıstânî'dir. Babasından Arapça ve çeşitli Kafkas dillerini öğrendi, ayrıca medreseye devam ederek dinî ilimleri tahsil etti. Sitedeki mevcut biyografide köyün adı “Mırtay” biçiminde kayıtlıdır; kaynak “Miyatlı” yazmaktadır.
Cebel-i Himrin
Cebel-i Himrin · Irak · Osman Sirâceddin'in 1781'de (H. 1195) doğduğu yer. Babası Hâlid b. Abdullah, annesi Halîme Hanım'dır. Hz. Hüseyin'in neslinden geldiği için Hüseynî nisbesiyle de anılır. Kesin nokta belirtilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Sırt Tekke — Yahyâ Efendi'nin medfeni
İstanbul · Türkiye · 1131 rebîülâhirinde vefat edince cenazesi Fâtih Camii'nden kaldırılıp Edirnekapı dışında Sırt Tekke denilen yere defnedildi. İlişkili kişi dosyası Tatar Abdullahzâde Yahyâ Efendi : Tatar Abdullahzâde Yahyâ Efendi (1050/1640-1131/1719), medrese tedrisinden Selânik, Galata ve Mısır kadılıklarına uzanan uzun ilmiye kariyeriyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Vardar Yenicesi (Giannitsa)
Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.
Sadreddin Konevî Türbesi
Konya · Türkiye · 1054/1644'te vefat ettiği şehirde, İbnü'l-Arabî'nin en yakın talebesi Sadreddin Konevî'nin yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Bosnevî : Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Tâhir Ağa Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Fatih Âşık Paşa mahallesindeki tekke; uzun yıllar postnişinliğini yapmış, 1782 Tüfekhâne yangınında yandıktan sonra da hazîresine defnedilmiştir. Vasiyeti üzerine mezarının üstü açık bırakılmış, taşı hâcegân tâcı biçiminde yapılmıştır; türbe 1921'de Hüseyin Vassâf tarafından tamir ettirilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.
Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik
Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.
Abdullah ed-Dihlevî'nin zâviyesi
Delhi · Hindistan · Müridlerini yetiştirdiği ve günün belli saatlerinde hadis, fıkıh, tefsir ve tasavvuf dersleri okuttuğu zâviye. Anadolu, Suriye, Irak, Hicaz, Horasan ve Mâverâünnehir'den gelen ziyaretçilerin uğrağıydı; Kasım 1824'te burada vefat etmiştir.
Gelibolu Mevlevîhânesi
Çanakkale · Türkiye · Çanakkale'de günümüze nispeten iyi durumda ulaşabilen iki tarikat yapısından biri; bölgenin tasavvufî hayatının merkezidir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hüseyin Azmî Dede : Hüseyin Azmî Dede (1815–1892), dokuz yaşında Gelibolu Mevlevîhânesi postuna geçen, 1870'ten sonra Kahire Mevlevîhânesi'ni yöneten; Mevlevî âdâbı, şiir ve mûsiki alanlarında eser veren şeyhtir.
Nakşibendiyye'yi Okumak: Kaynaklar ve Yöntem
Risâle-i Kudsiyye, Faslü'l-hitâb ve modern Nakşibendiyye araştırmalarının aynı soruya farklı kanıt türleriyle nasıl cevap verdiğini açıklayan yöntem yazısı.
Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi
Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.
Nakşibendî-Hâlidî Nehrî Kolu
Nehrî'den Türkiye, İran ve Irak'a uzanan aktarım ağı. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Hacı Ömer Hüdâyî Baba'nın Halife Ağı
Doğrudan halifeler ile ikinci kuşak bağlıları ayırmak. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Menâkıb-i Şerîf'in Müellifi, Nüshaları ve Değeri
Yusuf b. Yakub'un Kocamustafapaşa hafızası. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.
Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü
Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.
Hâlidiyye'nin Halife Ağı: Irak'tan Kafkasya ve İstanbul'a
Mevlânâ Hâlid'in halifelerini Ervâdî-Gümüşhânevî, Nehrî, Sebtî-Palu, Şirvânî-Kafkasya, Hânî, Tavîlî ve Cezerî hatlarıyla karşılaştıran ana ağ dosyası.
Kādiriyye'nin Altı Klasik Şubesi: Nispet, Metin ve Coğrafya
Gāniyye, Yâfiiyye, Garîbiyye, Müştâkıyye ve Enveriyye kayıtlarını temizleyen ana dosya hakkında kişi, eser, mekân ve silsile katmanlarını birleştiren ayrıntılı çalışma.
Mâverâünnehir Hüseyniyyesi: Sovyet Döneminde Devam
Tekke kurumunun yerini aile, meslek, küçük sohbet ve ziyaret ağlarının aldığı XX. yüzyıl bölgesel hafızası
Mesnevîhanlar ve Şerh Geleneği
Mevlevîhâneden cami dersine, sözlü takrirden kapsamlı şerhlere
Sa‘diyye'nin Beş Kolu
Şerrâbiyye ve Tağlibiyye Şerrâbiyye pîrin kardeşi Abdullah Yûnus'un Buhsa zâviyesine; Tağlibiyye Dımaşk Ammâre zâviyesinin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib'e nispet edilir. Abdüsselâmiyye ve Vefâiyye Bu iki kol XVIII. yüzyılda Şam-İstanbul aktarımının ana kanalları oldu. Selâmiyye adı Abdüsselâmiyye'nin kısa varyantı
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 37–42
Muzaffer Ozak Külliyatı · birligine şehadet ederler, hakkı tesbih, tekbir ve tahmid eylerler. Sen de, hakkı birle! Hakkın varlıgına ve birligine şehadet et! Bu şehadetin aslâ boşa gitmez, hak da senin şehad
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım