HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
SARI ABDULLAH EFENDİ
Pederi Seyyid Muhammed, Mağrib şehzadelerindendir. lstanbul'a hicret ve bu rada ikamet etmekle, taraf-ı devletten münasib mikdar maaş tahsis olundu. Sadrazam 522 Set'ine-i Evliyi\ Halil Paşa'nın biraderi Mehmed Paşa'nın kerimesini tezevvüc etmekle, 992/( 1 584 ) senesinde Abdullah Efendi, mehd-ara-yı alem-i şuhud olmuştur. Halil Paşa, Abdullah Efendi'nin tahsil ve terbiyesine nezaret etmekle beraber, az zaman zarfında beyne'l-akran mümtaz olmasına sebeb olmuşlar ve kendilerine divit dar ta'yin etmişlerdir.
Sadrazam Halil Paşa Dairesi'nde kemal tahsil ettikleri gibi, hüsn-i hatt-ı Şeyha ne'yi, Halid Efendi'den istikmal eyledi. Sfür yazıları da mümtaz olarak yazıp, Tuhfe-i a n H ttati 'de Müstakim-zade, Sivasi Şeyh Abdülmecid Efendi'nin zaviyeleri evkafın dan birinin vakfiyyesi vakt-i riyasetlerinde yazılmak iktiza eylediğinde, teberrüken bi nefsihi tahrir buyurdukları muharrerdir. Ziyaret dahi ettiğini Müstakim-zade yazıyor. Abdullah Efendi'de zevk-ı ma'na yüz gösterince, babalığı Hacı Hüseyin Ağa de laletiyle ldris-i Muhtefı hazretlerine mülaki olmuştur.
Müstakim-zade, Risale-i Me lamiyye'de beyan buyuruyorlar: "Hacı Hüseyin Ağa, mürşid-i mükerreminin emriyle müridlerin ahval-i kalbiyyesine göre, deva-yı ma'nevi tertibiyle meşgul olmak üzere Kırkçeşme kurbunda, peştemal dokuyucu odalarına müdavemet eder. Abdullıı.h Efendi, onbeş-onaltı yaşında iken Hacı Hüseyin Ağa, "Oglum, ben ihtiyCır oldum , rıhletim karibdir. Seni hakklınt dostlarım la görüştürmek isterim." dedi, peştemalcı odalarına götürdü. Esna-yı rıı.hda, "Oğlum, şimdi ooracağımız mecliste , "Buraya gelmekten maksudun nedir?" diye sorarlar. "Mak sud u matlubum Allıı.h'dır.
Taleb-i Hakk'a geldim." diye cevab ver." yolunda tenbi Mtta bulunur. Abdullah Efendi diyor: Oraya vardık. Bir pir-i fliniyi dest-gıı.h başında peştemal dokuyor gördüm. Selam verdim, ellerini öptüm. Pederim ona hitaben, "Oğlumdur, kıılbine bak:rrıaga getirdim. " dedi. O pir-i muhterem, "Peki amma, efendimizden me' :ı:Un musunuz?" sualinde bu lundukta, "Onun müsaadesi olmadan mümkün olur mu? {!lbeııe müsaadesini aldım. " dedi. Pir- i muhterem, babalığımın bana ta'lim ettiği suali sordu. Ta'rifi vechile ce vab verdim. O pir derhal hücrenin duvarını vurdu. Beş-on aded münevverü'l-vech zatlar zuhur etti.
Halka oldular beni ortaya aldılar. Suali tekrar ettiler. O suretle ce vab verdim. O zaman pir-i muhterem, "Oglum , fi'l-hakika gara:ı:ın Allah ise , derUnun dan md-sivdyı bi'l-külliyye çıkar. Bu hô1 ile Hakk'a teveccüh edelim. Bakalım luıkkınızda feyz-i Hak ne mertebe zuhur eder. " buyurunca, o anda derunumda ma-sivaya müteal lık bir şey kalmadı. Teveccüh-i tamda bulundum. Bu hal üzre iken, "Allah!" diye sayha edip bi-hud oldum. Bir saat kadar bu vechile kaldım. Sahva geldiğimde gözü mü açınca gördüm ki o azizler gitmiş, yalnız dest-gah başında pir- i muhterem kal mış, işiyle meşguldür.
Bu sırada babalığım, "Haydi klıJ.k oğlum gidelim." dedi. Pir- i muhteremin elini öptük. Kalbimde zuhur eden nur o mertebe zahir oldu ki, baş gö zümle muayene ettim, /3 16/ kimse görmesin diye libasımı kavuşturmağa çalıştım. ( Hamzavller) 523 Pir- i muhterem tebessümle "Oğlum! Setre hôcet yoktur. Onu her göz görmez , onu ib kiiya çalış." buyurdu. Doğru evimize geldik. Her an u zaman hatırımda yer tutmuştu ki "Efendimiz" dedik leri zat kimdir acaba? Onu görmekle müşerref olamaz mıyım ? Bir zaman sonra babalığını bir Cuma günü Ayasofya'ya götürdü. Salat-ı Cum'ayı eda ettik. Meyyit Kapısı tarafından çıkmak üzere idik.
Pederim arkasına bakıp, hemen geri geri çekilerek selama müterakkıb olarak durdu. Bir pir-i muhterem hizamıza gel di, selam verdi. "Hacı! Oğlun bu mudur?" dedi. "Evet." cevabını arz eyledi. Ben dahi kemal-i ihtiram ile elini öptüm. Kalbime derhal muhabbeti aks etti. Kalbimde ma siva'llah'dan eser kalmadı. "Allah" diye sayha ederek düştüm bayıldım. Halk etrafı mıza toplanmış, "Bu ne hi11dir ?" diye sorarlarmış. Pederim "Sar' ası tuttu." dermiş. Be ni bir hammalın arkasına verip evimize getirmiş. Ondan sonra iş değişmiştir." * * * Abdullah Efendi böyle nakl ediyor. O nazar ne nazardır ki, toprağı altın eder. Ya Rab!
Bizleri de öyle bir nazar-ı kimya-esere müsadif kıl, bi-hurmet-i Nebiyyi'l-Emin, amin. İdris-i Muhtefl hazretlerinin irtihalinden sonra Abdullah Efendi, Halil Paşa'nın delaletiyle Aziz Mahmud-ı Hüdayi hazretlerine intisab eylemiştir. Kocamustafapaşa Asitanesi şeyhi Necmeddin Hasan ve Adli Efendiler hazeratının sohbetlerinde dahi bulunarak iktisab-ı füyfizat eylemişlerdir. Müstakim-zade, Tuhfe-i Hattatin'de yazıyor ki: "Tarikat-ı aliyyede ihtida intisabları Hüdayi Efendi'yedir. Hüdayi, merhum oldukta, Bayramiyye'den Hacı Beşir Ağa kendilerini irşad-ı beşaretle seyr eylemiştir.
Bir ker re tezkireci, iki def'a reisülküttab oldu." 1 036/( 1627) senesinde Halil Paşa'ya divit-dar, ya'ni mektubcu oldu. Paşa ile lran'a seferi vardır. 1037/( 1628)'de Hariciyye Nazırı, o zamanın ta'birince reisülküt tab olup, Halil Paşa az! olundukta bu da ma'zul olarak, her ikisi tebdil-i came edip, Hz. Hüdayi Asitanesi'ne iltica eylediler. O sene Hz. Pir'in irtihali ve Halil Paşa'nın da intikali üzerine Abdullah Efendi, on sene kadar burada ihtiyar-ı inziva ile te'lifat vücuda getirmiş ve 1047/( 1 637) senesinde Sultan Murad ile Bağdad Seferi'ne azim olmuştur.
1065/( 1655) senesine kadar muhtelif me'muriyyetlerde bulunduktan sonra büsbütün çekilerek 22 Safer 107 1/(27 Ekim 1660) senesinde azim-i gül-şen-seray-ı ci nan oldu. Kabr-i allleri Topkapı haricinde Maltepe Hastahanesi'ne giden yolun sol tarafın da; mahsus bir sofada ziyaret-gah-ı erbab-ı irfandır. Mükerreren ziyaret ettim, elham- dü li'llah. Bu civarda çok Hamzavi medfündur. Elyevm mevcud taşlarıyla sabittir (Kadde sa'llahu sırrahu) /3 1 7/ Seng-i mezarı, Hamzavilere mahsus taşların aynıdır. Kitabesi, "Merd-i ına'nevl, şô.rih-i Mesnetli, sabıkan relsü'l-küttiib Abdullih Efendi." diye mahkuktur.
İrtihaline söylenen tarihlerden Nisari Hüseyin Efendi'nin: Yazık ser-şlşe-i bezm·i baharistan-ı alemden Yine kaldırdı bir zerrin-kadeh rind-i ecel ııô.-gah Ki a'nl baıı-ı vahdet Abdullih Efendi kim Dimô.ğ-ı tab'ına olmuşdu ba-yı ına'rifet dil-hah Beşir olup saba-yı subh-gah-ı "ircii" rıô.-gah Meşô.m-ı rUhunu pür-feyz-i tebşir eyleye Al11lh Makamı biiğ- ı ceııııetde "tesurru'n-ncivrin"363 olsun Varınca kurb-ı Hakk'a ravza-i imô.n ola hem-rah Nisari fevti için biiğban-ı dil didi tarih Gül-i ııesrin-i Adn ola ilahi Sarı Abdullih ( .J.11 ..y:.
'-5) • .., l .J J I .J ıJ.._r, jS°') = 1 07 1/( 1 66 1 ) Naili-i Kadim'in: Fukara melcei bir pir idi dünyada dahi Dô.r-ı ukbiida da makbUlü ola dergahın Hak bu kim ziver-i ser-name-i a'miil idi Mansıb-ı ahiret ol hô.ce-i iilı"-cahın Vakt-i rıhletde didim Nciil. yii tarihin Zii r-i Adn ola rahu Sarı Abdullih ' ın ( 1 ..y:. '5 ;t... ..? JJ .J J ' .J } lj) Müşarünileyh nadire-i zaman, mecmua-i ilm ü irfan idi. Mesnevi-i şerifin birinci cildine beş cild üzerine yazdıkları şerh hasebiyle, "Şarih-i Mesnevi" diye şöhret bulmuş lardır. Sarışın olmaları da, "Sarı Abdullah Efendi" diye teşehhürlerine badi olmuştur. 363.
(::,ı)'WI ',:.; ) "Bakanlar memnun o'ı urlar." 2. Bakara suresi, 69. ( H ) ( Hamzavller) 525 Asar-ı Aliyyeleri: 1 . Cevahir-i Bevahir-i Mesnevi. Beş cilddir. 2. Meslekü'l-Uşşak. Arabçadır. NGr-ı Osmaniyye Kütübhanesi'nde bir nüs hasını gördüm. 2400 numaralıdır. Bir kaside-i taviledir. 1062/( 1652)'de yaz mıştır. Mütalaa ettim. 3. Cevahirü'l-Bidaye fi Dürreti'n-Nihaye. 4. Semeratü'l-Fuad. 5. Mir'atü'l-Asfiya fi Sıfati'l-Melamiyyeti'l-Ahfiya ve Uluvvi Şani'l-Evliya. Bu eseri Arabça yazılmıştır. Şehzade Camii civarındaki Şehid Ali Paşa Kü tübhanesi'nde, tasavvuf kısmında, 1401 numarada mukayyeden mevcGddur.
Müellifin hatt-ı destiyle muharrerdir. Ziyaret ettim. Hafidi La'li-zade Ab dülbaki Efendi'nin de üstünde imza makamında mührü vardır. Nadirü'n nüsha enfes-i asardan bir te'lif-i bihin olup, Melamiliğin hakikatından ha ber-dar olmak isteyen müştakan-ı ma'rifete tavsiye ederim. Bunda der ki: Kitabın üzerine La'li-zade'nin yazdığı yazı: d) L.. J t; o.)\j ...l.>.o .:r.I I WI .jWI I I J _r; 365 . d-1>.İ_, oi .uJı JJ <l..o.> 6. Tercüme-i Makasıdu'n-Neyyirin. 7 . Nasihatü'l-Müluk. 8. Camiu'l-Ayat. 9. Ricalü'l-Gayb. 1 0. Tevf"ıkat-ı Selatin-i Osmaniyye. 1 1 . Islahu'n-Nüshateyn. 1 2. Tedbirü'n-Neş'eteyn. 364.
"O kimseler ki, velayet derecesinin en yükseğine ulaştılar. Onların üstünde, nübüvvet derecesi vardır. Bu derecedeki velayete "gurbet" makamı denir. Bunlar kendilerini gizlerler." ( H ) 365. "Bu zayıf, fani kul Abdü lbaki el-Hüseyni b. eş-Şeyh Muhammed La'll-zade, o kitaba malik olmak la şereflendi . O, istediğine nfül oldu. Ona ve ecdddına Allah rahmet etsin." ( H ) /3 1 8/ İstanbul'da Nur-ı Osmaniyye Kütübhanesi'nde, 2400 numarada, Risale fi Meratibi'l-Vücud namıyla bir eserini daha gördüm. Asar-ı manzumeleri (de) vardır. Şiirde, "Abdi" tahallus eylemişlerdir.
Müstakim-zade, müşarünileyhi ilm-i eşcar u ezharda maharet-i kamile sahibi ol mak üzere tavsif ile, Sultan İbrahim zamanında memalik-i Osmaniyye'de bu ilmin ta'mimine me'muren haklarında bir ferman-ı hümayun sadır olduğunu beyan ve gör düğü berat-ı hümayQnu aynen Risale'sine dere etmiştir.
Manzumatından: Sual itsen bu rUlıa menzilinden Düşünce gurbete lilhftt ilinden Neler gördü bu devranın ilinden "Vsur yiisr " a irüp insana geldik Bu emv&-ı anasırdan vücftdun Nice girdaba düşmüşdür unutdun Giden gitdi şükür menzile yetdin* Gönül şehrin bugün seyrana geldik Bi-hamdi'l/iıh atfı1a:r kıldı ol Hak Siva-yı zulmeti nftru idüp şak Hurnş itdi bihar-ı aşk-ı mutlak Şiniiverlik idüp ummana geldik Edeb gözle sakın şimdengerü sen Sivayı yu heman pak it dili sen Yolunda bir kılı kırk pare gör sen Huzur-ı Hazret-i Sultan' a geldik Umarız Abdiyd ol şah-ı ekrem Bize göstermeseydi bir dahi gam Atasın döndürür mü hiç ol erham Neval-i rahmet-i Rahman'a geldik Sarı Abdullah Efendi' den feyz alan zevat-ı.
kiram: 1 . Mevlevi Neşati Ahmed Dede. 2. Cevri İbrahim Çelebi: İstanbullu şuaradan bir zattır. 1 065/( 1655)'de vefat et miştir. Sarı Abdullah Efendr merhGmun hamele-i esrarı idi. Yazısı güzel imiş. ( Hamzavller) 527 Sipariş olunan bir hayli kitabları yazmıştır. Sarı Abdullah Efendi'nin ekseri asarını yazan bu zattır. Tarikat-ı Bayramiyye'den müstefid olanlardandır. 3. La'li Muhammed Efendi. 4. Mustafa Resmi Efendi: (Sarı) Abdullah Efendi'nin oğludur. Hacegandan imiş. Me'muren Mora'ya, oradan Gelibolu'ya gidip orada vefat etmiştir. 5. La'li-zade Abdülbaki Efendi: Pederi La'li Muhammed Efendi'den feyz almış imiş.
Şeyh Seyyid Murad Efendi'ye intisab etmiş. Vezir-ı a'zam Damad Ali Paşa'ya muallimlik etmiş. Varadin'deki meş'um hezimet ve Ali Paşa'nın şeha deti üzerine Limni'ye nefy olunmuş, Şeyh Murad'ın iltimasıyla kurtulmuş. 11- miyyeden kazaskerliğe kadar irtika etmiş. Ba'dehG Eyüp'te hanesinde inziva edip, irtihaline kadar münzevi olmuştur. Abdülkerim-i Cili'nin el-İnsanü'l Kamil nam eserini tercüme etmiş, müşarunileyhin Zülfetü'l-Mekin nam ese riyle, Gazali'nin Kimya-yı Saadet nam eserini tercüme eylemiştir. Mebde' ü Mead ismiyle bir eseri vardır. Hamzaviler hakkında bir risalesi vardır.
Şiirde "Yetim" mahlasını kullanırdı. Büyüklerdendir. Konya'da Asitane-i Hz. Mevlana'da seccade-nişin-i reşadet merhum Abdülvahid Çelebi hazretleri tarafından bu abd-i kem-tere irsal buyrulan inayet-namedir: "İ zzetlü Cemllü'ş-Şiyem Efendim! Cedd-i a'zamım Ferıdun-ı cihfm-ı ma'nevl, sahib-i kiti'lb-ı all- i Mesnevi efendimiz haz retlerine fart-ı aşk u muhabbet-valiilarına dall olmak üzre zade-i tab' -ı iişıkaneleri olan ba' zı manzumenin ihda buyurulduğunu mutazammın olan muhabbet-nô.me-i arifô.ııeleri reside-i dest-i tevklr u ihtiram oldu. Şemsü'l-evliyô., niişir-i nur-ı Hudô.
efendimiz hazretlerine aşk u muhabbet izhii:rına muvaffakiyyet-i ezeli bir keyfiyyet ve binaenaleyh mücib-i fevz ü saadet olduğuna ve zô.tı arifô.neleriııin dahi izhô.r-ı aşk u muhabbetle kavlen ve fi' len vaki' olan tes llmiyyetleri mücib-i sürur u memnuniyyet bulunduğuna mebni devam-ı feyz ü terakkileri, gül-bô.ngi metô.f-ı kudsiyô.n-ı menazil-i kerrnbiyô.n olan huzür-ı lô.miu'n-nur Hz. Müşô.rü nileyh efendimizde yad u tilavet kılınmış olınağla beyô.ıı-ı ınahzüziyyet ü muhabbet olunur efendim. 22 Haziran 1 322/(4 Temmuz 1 906) ."366 /3 19/ ŞEYHÜLİSLAM EBU'L-MEYAMiN b.
MUSTAFA EFENDİ ldris-i Muhtefi'nin yetiştirdiği zevat-ı arifedendir. 953/( 1 546 )'te tevellüd edip ba'de't-tahsil tayy-i meratih-i dünya ile makam-ı Meşihat-i lsl:lmiyye'ye vasıl olmuş tur. Sultan Mehmed Han-ı salis zamanında, 101 l/( 1 603)'de Şeyhü'l-islam olmuştu. 366. Mektuptaki mühürde "Abdülv/l/ıid b. Hz. Mevl&ıd" yazılıdır. ( H ) 528 Sef'ine-i Ev liya Sultan Ahmed Han-ı evvel zamanında ihtiyar-ı inziva eyledi. 101 5/( 1606)'te defa-i saniye calis-i makam-ı fetva oldu.
12 Receb 1 0 1 5/( 1 3 Kasım 1606)'te irtihal-i dar-ı beka edip, cenaze namazı Fatih Cami' -i şerifinde ba'de'l-eda medfen-i mahsusuna defn edildi. Cenab-ı ldr!s'e münasebet-i şedidesi olup, bu neş'e ile bir aralık ihtifa-yı hayata karar vermişti. Şeyh Habib Efendi şu tarihi söylemiştir: .J .:.ı .J .r.)i ..:..;5" .S Jtı.ı J4 ); .y Jli .._j.;\,ı. 367 4J ...,. JJ ....u ı J>.)i FAZIL ALİ BEY Şeyh Edebali hazretleri neslindendir. Belgrad ve Bağdad seferlerinde bulunmuş ve tahsil-i ulum ile beraber seyr ü seyahat etmiştir. lstanbul'a geldiklerinde, Eyüp ci varında, Sütlüce'de sakin oldular.
Şöhretleri hasebiyle padişah-ı zaman ve vüzera ve a'yan ve ulemanın mazhar-ı iltifatı olup, feyz-i ilmleriyle cümleyi behre-yab ettiler. Bu sırada ldris-i Muhtefi hazretlerinin malik-i esrarı olup ikmal-i süluk eylediler. Hz. Nasuhi halifesi Şeyh Hasan Efendi eserinde gördüm ki, lznik'den zuhôr et miştir. Pederi, "Hüsrev" namında bir zattır. "Fazıl Ali Bey" diye şöhret bulmuştur. Evfül-i halinde, pederi mahlulünden dahil-i silk-i erbab-ı zeamet olup Belgrad seferi zamanında fariza-i cihad etti. Sonra zühd ü riyazet tarikına girdi. Tahsil-i maarif ey ledi, şöhret-gir oldu.
Nice defa harem-i hass-ı padiş§hiye da'vet olundu. Vüzera ve ulema, Hazret'in ziyaretine gelirlerd i. Sultan A hmed Han-ı evvel, 1012/( 1603)'de, calis-i serir-i Osmani olunca, tür be-i Hz. Halid'de, Hz. Padişah'a bu zat-ı muhterem kılıç kuşattı. 1018/( 1609) hilalin de alem-i ukbaya irtihal etti. Türbe-i Hz. Halid hariminde medfı'.'indur. Müstakim-zade, hakk-ı alilerinde diyor ki: "Az'iz-i müşrünileyh fazail-i celile ve cezbe-i Rahmaniyye ile meşhfir bahr-ı muhit-i ilm-i Rabbani, genc-i define-i esrar-ı Kur'anı, kütüb-i münzelenin zebandan-• rumu- 367.
"Rabbinin indinde ona Cennetü'l-me'va olması için dua ediyorum. Hatifden gelen bir ses ona ta rih dedi: Allah, onun ruhunu cennete dı'l.hil etsin." ( H )