ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “Ağlama”
01Ağlama
Bükâ, girye, gözyaşı dökme. tas. Elem, haz; üzüntü, sevinç; ilâhî azap, ilâhî lütuf sebebiyle gözyaşı akıtma. İ Gözlerimden yaş ile kan akıtır İlâhi yaşım dilemezem siline Zira aktıkca gözümden kanlı yaş Hos teselliler gelir ben kuluna Hoş yaraşır âşıka gözü yaşı Kim ki âşıksa gözünden biline Eşrefzâde
Bel bağlamak
Şedd-i vast, kuşak bağlamak. tas. a Süfiler özellikle sefere çıkarken bellerine bir kuşak bağlarlar. b Fütüvvet ehli bir törenle, örgütlerine aldıkları üyelerine şet kuşatırlar, Mevlevilerde elifi nemed, Bektaşilerde trygbend kuşanılır. Kuşak güven ve sadakatin simgesidir. Ben/Benlik a Kibir, gurur, egoizm. Benlik Allah’a mahsustur. b Süfinin manevi ve ruhani kimliği. “Ben demek Şeytan işidir,” veya “Ben diyeni irşat mümkün değildir,” gibi sözler tasavvufun bu konudaki yaklaşımını yansıtır. Bkz. Ene, Enaniyet. Beni benlikten al kurtar ilâhî Ki gide benden benlik günâhi wae Beni sorman bana bende degilem 3 Bir ben var bende benden içeru Yünus
Girdigân
Girdigân · Irak · XIX. yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin, bölgedeki asayişi sağlamak maksadıyla Kādirî seyyidlerini getirttiği yer; ilk gelen Seyyid Abdullah Girdigânî'dir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkādir-i Geylânî : Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.
Tâhir Ağa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Fatih’te çok katmanlı bir dergâh Tâhir Ağa Dergâhı, Sefîne-i Evliyâ’da Fatih’teki bir irşad ve defin merkezi olarak çok sayıda bağlamda geçer. Kaynak, Nakşibendî şeyhi Ali Behçet Efendi’yi dergâhın şeyhi olarak anar; onun farklı yol ve ilim çevreleriyle temasını burada izler. Uşşâkî hafızası Dergâh aynı zamanda Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî’nin nakledilen kabri ve ziyaret hafızasıyla ilişkilidir. Bu nedenle kurumun bütün tarihini tek bir yol aidiyetine indirgemek yerine Nakşibendî meşihat ile Uşşâkî defin katmanı ayrı tutulur. Kaynak kayıtlarının birleşimi “Hilâfetinde Tâhir Ağa Dergâhı” ve “Tahirağa Dergâhı” başlıkları bağımsız yapılar değil, cümle sınırı ve yazım farkından doğan mükerrer kayıtlardır. Bu bağlamlar ana dosyada birleştirilmiştir.
Ağlamalı Ahmed Baba el-Bektaşi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH AĞLAMALI AHMED BABA EL-BEKTAŞİ” adıyla, BEKTAŞİYYE çevresinde, SARIYER/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KİLYOS CD. ÜZERİNDE, AĞLAMIŞ DEDE MEZARLIĞI'NDA TÜRBESİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi MUHARREM 1240 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Rifâiyye'nin Kıyafet, Sembol ve Cihaz Dünyası
Hırka, tâc, destâr, ridâ, kemer, gül mührü, alem ve merasim eşyaları
Abdülkādir-i Geylânî’nin Eserleri Nasıl Okunmalı?
Telif, vaaz derlemesi ve sonraki nispetleri birbirinden ayıran kaynak kılavuzu
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 33–39
Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 43–49
Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin