ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
4980 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 62/208
01Gül-zâr
Gül bahçesi, gülşen, gülistan. Mutlak olarak kalbin fethi ve açılışı.. Sâlikin gönlünün marifete ve irfana açılması (sr). Tasavvufta gül ile bülbül birlikte kullanılır. Bülbül âşık, gül sevgiliyi temsil eder. Cihan gülşenine gelmemiş hüsnün…
Güm geşten
Kaybolmak ve kendini yitirmek. Tasavvufî kullanımda sâlikin kendi benlik iddiasından geçmesiyle ilişkilendirilen fenâ ve gaybet hâli.
Hab u hayal
Uyku ve rüya. 2. tas. Dünya, mâsivâ. Haci. ar. (>) 1. Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâ…
Hâce
| 45) Efendi, bey, ağa, hoca. tas. Şeyh, mürşit. Özelikle ilk Nakşi şeyhleri seyit, efendi ve şeyh gibi unvanlar yerine hâce unvanıyla anılır. Hâcegân (4 Gx ١ +) Abdulhalik Gucdüvani'ye nispet edilen tarikat.
Hâcet
Hayatı sürdürmek için mutlaka bulunması gerekli olan şeylere zaruret (zaruriyat) ve hukuk-i nefs denir. Yaşayabilmek için behemehal bulunması gerekmeyen, ama bulununca da kişiyi muhtaç olmaktan çıkarmayan şeylere hâcet denir. Zaruret ve hâc…
Hâcib-i Hak
(5> (حاجب Hakk'ın kapıcısı. tas. Hak ile halk arasında aracı olan insan-ı kâmil ve şeyh-i vasıl. Kâmil insan hâcip olması sıfatıyla müridi Hakk'ın huzuruna alır, Hakk'ın naibi olması sıfatıyla da onun mülkünde tasarrufta bulunur (sm). İbn S…
Hâcis
le) ع Hevâcis Insanın zihnine gelip geçen şeyler. tas. İlk haur. Kalbe giden ilk his ve fikir. Genelikle hayır olduğu kabul edildiğinden buna Rabbani hâtır adı verilir. İlk hâtır hep isabetli olur, hiç hatalı olmaz. Bu hâtır nefste gerçekli…
Had
Yanak. Tasavvuf şiirinde sevgilinin yüzünde temaşa edilen güzellik ve mülâhaza mahalli anlamında kullanılan Farsça kelime. Sınır anlamındaki Arapça hadd kelimesiyle karıştırılmamalıdır.
Hâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden…
Hakim
Bilge, hikmeti bilen. Filozof. tas. Safi, arif Dini hükümleri uygulamada halka kolaylık gösterdiği halde kendisi titiz davranan âlim. Hakimler peygamberlerin halefleridir. Nübüvvetten sonra hikmet gelir. ; Hikmet her hususta en mükemmeli or…
Hakka'l-yakin
حق | ليقين) a Bir şeyi tadarak ve yaşayarak öğrenmek. b Kesin ve apaçık bilgi. tas. a Hakk'ın ayn-ı cem-i ahadiyet makamında kendi hakikatini temaşa etmesi (kı). Hakk'ın kendisinden başka kimsenin bilmediği kendi öz hakikatini, yalnızca ken…
Hamd
Nimetini, lütfunu ve yüce vasıflarını dile getirerek yapılan övgü. Saygıyla yapılan güzel ve samimi medih. Ezeli ve ebedi sevgilinin 4 kemallerini, ona hürmet ve tazim maksadıyla cemal ve celal sıfatları halinde dile getirme (sr). Bkz. Kavl…
Hammar
() 4+) Meyhaneci. tas. a Kâmil insan, pir, Hakk’a eren mürşit. b ii Telvin makamında izzet perdesiyle perdelenen sâlik. c Hayret içinde kalan âşık. Hamuş i., s. ar. ش) +) + Hamusan a Susmak, süküt. b Süküt eden, susan. c Ölü. | tas. Killet-…
Harâbi
Aklin faaliyet ve tedbiri ile ilgiyi keserek tam anlamıyla teveccüh ve teslimiyet hali içinde bulunmak (1s). 2. Rind, arif. | Rind, arif. |
Hareket
Yer değiştirme, salınma veya bedensel devinim. Tasavvuf bağlamında semâ ve devrân sırasında vecdle ortaya çıkan ritmik hareketi ifade edebilir. Her hareket vecd sayılmaz; âdâb literatürü iradeli gösteriyle kendiliğinden doğan hâli birbirind…
Hark
Yakmak, yanmak. tas. Sâliki fena haline sevk eden orta halli tecelliler, başlangıçta şimşek gibi parlar, sonuçta Zat'ta yok olup gider (kı; cr; TK 1:359).
Hasyet
Korku, kaygı. tas. Kulun kalbinde hissettiği acı ve üzüntü. Bu, işlemiş olduğu günahlar sebebiyle ileride başına gelecek fena halleri düşünmesinden veya Allah'ın celal ve heybetinden kaynaklanır. Nebilerin ve ariflerin haşyeti Allah'ın azam…
Hat
Ayva tüyü, delikanlının yüzündeki sakal. tas. a Gayb âlemi. b Varlık mertebelerinin en yakını olan âlem-i ervahın taayyünatına işaret c Mücerret ruhlar âleminden ibaret olan kibriya âlemi (sr). Hatt u hâlin iki böldü bu cihânın halkını Biri…
Hatem
Çı. Mühür, yüzük, son. tas. Sâlikin bütün makamları katetmesi ve nihayete ermesi (sr). Hâtemü'lenbiya Son peygamber. Hatm-ı nübüvvet zamanla sınırlı olup Hz. Peygamber'le sona erdiği halde, hatm-ı velayet zamanüstüdür; ezelden ebede kadar s…
Hatre
(e (خطر + Hatârât Kalbe gelen şeyler. tas. Reddedilmesi imkânsız biçimde kulu Hakk’a davet eden his (daiye). Manevi yolculuk ve ruhi hallerle ilgili olmak üzere kalbe gelen şeyler.
Hatve
(e (خطو Adım. tas. Sâlikin tasavvuf yolunda attığı adım (sr). Havas i ar. س) ١ (خو Mutasavvıflar insanları önce ikiye ayırır: Avam yani halk, havas yani nitelikli kişiler. Genellikle süfi olmayanlar, âlim bile olsalar avam sayılr, Havas ise…
Hayat
Yaşama, zindegi. 2. tas. Sâliki dünya bağlarından ve nefsani arzulardan koparan kutsal ve ilâhî nurun tecelli etmesi, “Hayat, ölümdedir” (sr 489), yani kalbin hayatta olması için nefsin ölmesi gerekir. Cüneyd, tasavvufu “Hakk'ın seni senden…
Hayret
Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medl…
Hazret
(5 (حضر Huzur, ilâhî dergâh. tas. Makam, mertebe, Hakk'ın huzuru. Hazret-i ahadiyet Allah'ın saf ve halis zatı, /â-taayyün mertebesi. Hazret-i esmâiye Hazret-i vahidiyetten sonra gelen ve onun mazharı olan mertebe. Hazret-i hüviyet Buna Haz…