ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2107 sonuç · toplam 2107 · “inşâ” · 14/88
01Ken’an
r. Filistin. Hz. Yakub'un, oglu Yüsuf'u kaybettiği ve ağladığı belde. 2. tas. Manevi âlem, meleküt âlemi (sr). Hz. Yusuf'un içine atıldığı kuyu | maddi ve cismani âlemi, dünyayı, Ken'an beldesi ise kutsiler âlemini temsil eder, | Beden kara…
MM
و kişide harikulade bir halin zuhur etmesi, Eğer kendisinden bu hal zuhur eden kimse amel-i salih sahibi değilse o harikulade hal istitraç adını alır. Peygamberlerden zuhur eden harikulade hallere mucize denir (cr). Keramet Hakk'ın velisine…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Kevn
Cr. Oluş, olmak. 2. tas. Tüm varlıklar, kainat, âlem, kün (“ol”) emriyle oluşan varlıklar (sı. 432; İFM). Bkz, Bevn, Halvet der encümen. Kevn-i cami İnsan-ı kâmil, Kevn-u fesat Oluşum-bozulma. Kevn-u fesat âlemi Maddi âlem, Kevnu'l-futur Ha…
Kıyamet
Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması. Tasavvufî yorum Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden d…
Kin
Öç, intikam. 2. tas. Kahhariyet sıfatının baskın durumda olması (us). Kirişme (4+, (كير veya Girişme 1. Gamze, naz, işve. 2. tas. Celali tecelli (sr). Kitab-ı cami Akıl ve ruh ibariyle insan-ı kâmil. Buna hakikati camia da denir. Kitab-ı il…
Kitap
Cem ve zam (toplama ve ekleme) mertebesi. Harfler bir araya getirilerek ve birbirine eklenerek metnin anlamı anlaşılır hale gelir. 2. Kaza ve kader. 3. Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek l…
Kuds
س) 8) veya Kutsiyet Pak ve temiz olmak, arınmak. tas. Ermişlerin ilahi yönü, saf tarafı. Kuduret— Safvet i. ar. ورة - صفوة) 45) Bulanıklık-duruluk, keder-safa. tas, Dünya bağları ve dünya bağlarını koparma. Ebü Türâb Nakşebi “Süfiyi hiçbir…
Kur'ân-ı nâtık
Konuşan Kurün, 2. Insan-ı kâmil, | Kurb (51. Yakınlık, 2. tas. a Allah'ın ibadet ve tâatine yakın olmak. b Hakk'ın tevfikine ve inayetine yakın olmak. c Kulla Hakk'ın arasında araçların bulunmaması veya az olması, d Kulun, Hak ile arasındak…
Kurban
( هر با Allah'a yakınlık peyda etmek niyetiyle belli özelliklere sahip hayvanın ibadet maksadıyla kesilmesi. 2. tas. Fena mertebesi, fedakârlık, kulun kendisini (nefsini) Allah yolunda feda etmesi. En büyük kurban kulun nefsini feda etmesid…
Kutbü’l-irşâd
İnsanları mânevî yolda eğitme ve yönlendirme yetkisinin en yüksek derecesini temsil ettiği kabul edilen velî. Terim, irşad hizmetinin merkezinde bulunduğuna inanılan kâmil mürşidi ifade eder; tarihî bir idarî makamdan ziyade tasavvufî velây…
Kürsi
(كرسى) Emir ve yasak alanı (iFM). “Değil kürsisiye vaiz. Arşa çıksan adam olmazsın. Kütüb-i ilahi Mücerret akıllar ve nefsler (Kı; sr). = EEE: } Ree aes La - Illa ar. ا لا) - y) Lailahe illallah kelime-i tevhidindeki la, b nefy (olumsuzluk…
Lâiha i ar
ع (لائحه) Levâih I. Parıltı, kıvılcım 2. tas. aParlar parlamaz kaybolan tecelli nuru (si 412; KI). b İçe doğuş, manevi keşif; örn. Hz Ömer'in Sâriye'yi görmesi (İFM; KI; AK 11:380). Bkz Bârika, Hatre
Latife
(لطيفه) T. Ince, yumuşak şaka. 2. tas. Son derece ince bir mana ihtiva eden, anlaşılan ama sözle anlatılamayan işaret. Ulam-i zevkiye gibi tadilarak öğrenilen bilgiler (CT; Gİ 1:80; kı; IFM; SL 448), Latife-i insaniye Kalp ismi verilen nefs…
Laiha
¢ Levaih I. Parıltı, kıvılcım, 2. tas. a Parlar parlamaz kaybolan | tecelli nuru. b İçe doğuş, manevi keşif; örn. Hz. Ömer'in Sâriye'yi | görmesi (İFM; KI; AK 11:380). Bkz, Bârika, Hatre. |
Lece'
(لجى) 1. Sığınma, iltica etme. > tas. Kalplerin samimi bir ihtiyaç ve ümit haliyle Hakk'a yönelmesi (sı. 444). |
Lemme
Siddet; mesakkat, dokunma, dürtme, çarpma. tas, Şeytan ve- | ya melek tarafından insanın içine verilen his, dürtü. Şeytan'ın dürtüsü (lemme) | 226 | Levlake levlak e. Tevlâkeleyik insanı kötülüğe tahrik eder, meleğin dürtüsü ise hayra teşvi…
Lisan-ı Hak
ا ن حق) Hakk'ın lisanı, 2, tas. a Allah'ın mütekellim isminin mazharı olan bu hakikatle hakikatlenen kâmil insan (kı; cr). b Hakikatlerle ilgili bilgiyi dile getirme (si 430). İlim dili vasıtalı bilgi, hakikat lisanı ise vasitasiz bilgi ver…
Lubs
1, Birbirine karışma. 2. tas, Ruhi hakikatlerin birbirine karıştırılmasına sebep olan maddi şekiller (En'am Suresi, 9). Hakikatlerin hakikati de insani Suretlerle karıştırılır (kı); yani Hak, kâmil insanı öbür insanlardan farklı kılma- VD O…
Mahdûm
Hizmet edilen, kendisine hizmet sunulan kimse. Tekke çevresinde şeyh veya halife için saygı unvanı olarak kullanılabilir. Osmanlı kullanımında bir büyüğün oğlu için de nezaket unvanıdır; anlam bağlama göre ayrılır.
Mâhî
Balık. Tasavvuf şiirinde mârifet denizine dalmış kâmil ârifin remzidir. Balığın su içinde olduğu hâlde suyu araması, bütün varlık ilâhî delillerle çevriliyken hakikati dışarıda arayan insanın gafletini anlatan yaygın bir benzetmedir.
Mana
Anlam. tas. Hakikat, sır, marifet. Bir şeyin sahtesi ve taklidine dava, hakikatine ve ruhuna mana (ma'ni) denir. Âlem-i mana: Rüya âlemi, bazen gayb ve misal âlemi. Marifet-i şuhüdi Eydürsin kim gözüm görür dâviyi, ma'niye irür Gündüzün gün…
Makam
(» (مقا Menzil, merhale, konak, mertebe. tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlik…
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…