ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
707 sonuç · toplam 3917 · “sa'd” · 4/30
01Âyin-i cem
İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı.…
Ayin-i niyaz
uy 1) Niyaz ayini. Bektaşiler Babaya gelip hayır ve himmet istemek için onun huzurunda yüz ve gözlerini yerlere sürerek yalvarırlar, buna niyaz etme ve niyaz ayini adı verilir (AM 220). 2. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek ü…
Aynu’s-sey Cİ
عين Bir şeyin özü; kendisi tas. Hak Teala. Ibn Arabi Futuhat'ta, “Tenzih ederim o zatı ki eşyayı icat etti, kendisi bu eşyanın aynısı olduğu halde,” demiştir, “Hak, zahir olanın aynısı olup halk ismini almıştır” (iv 187; kı 34). Bir vücuddu…
Azra
5£) Dilber, bakire. tas a Kimsenin keşf edemediği ve sırrına | vâkıf olamadığı yüce hakikat. b Hakk'ın halktan gizli tuttuğu ve sakladığı velisi |. Uzre kabilesinin azraları (dilberleri) yaşadıkları aşk hayatıyla ün yapmışlardır. Uzri aşk,…
Basiret
Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesn…
Bedel-kerden
كردن) Jy) x, Değiştirmek, vazgeçmek. 2. tas. Bir şeyden vazgeçip esas maksat olan diger bir Şeyi gerçekleştirmek (us). Maksat olmayan şeyi bıra- | kip esas maksada yönelmek. |
Beddua
4) Inkisar, birinin aleyhinde yapilan dua. Velinin yaptığı beddua mut- | laka yerini bulur. Bkz. Atılan ok geri dönmez, Çarpma. | Bedel-kerden (O55 Jy) +. Değiştirmek, vazgeçmek. 2. tas. Bir şeyden vazgeçip esas maksat olan diğer bir Seyi g…
Bel bağlamak
Şedd-i vast, kuşak bağlamak. tas. a Süfiler özellikle sefere çıkarken bellerine bir kuşak bağlarlar. b Fütüvvet ehli bir törenle, örgütlerine aldıkları üyelerine şet kuşatırlar, Mevlevilerde elifi nemed, Bektaşilerde trygbend kuşanılır. Kuş…
bürhân
Sözlük anlamı “açıklığa kavuşturmak, berraklaştırmak, delil getirmek’ olan bu söz, “Hak ile batılı birbirinden ayıran kesin delil” olarak tanımlanmış ve Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi”, “Enbiya suresi”, “Mü'min suresi” nde ise “delil” anl…
Biat
veya Beyat. Ahdetme, söz verme, bu amaçla el sıkma. tas. El almak; seyhine sadik ve bagh kalacagina, ona kayıtsız şartsız teslim olacağına, her dediğini itiraz etmeden yapacağına dair müridin mürşidine söz vermesi, bu amaçla tarikat mensupl…
Bidâyet
Başlangıç, tas, sülûkün başlangıcı tasavvuf yolunun ilk merhalesi. Nefsin, kendi gücüyle kendi bedenini hal ve geleceği itibariyle faydalı olacak şekilde şeriata uygun olarak idare etmesi ve yönlendirmesi. Başlangıç halinde olan sâlik ve ta…
Büthane
+. Puthane, tapınak. 2. tas. a Vahdet-i kül, lâhüti âlem. b Zat-ı ahadiyet, mazhar olma hali. e Maddi âlem, unsurlar âlemi, Büt-perest Âşık, hakiki tevhit ehli, aşka ve vahdete mazhar olmak. Büt vahdet Zünnar hizmete, put vahdete işarettir.…
Cihet-i dik ve sia
I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…
Çehar darp
جها > > ب) Dört vuruş. tas Kalenderiler, Abdallar ve eski Bektaşilerde saç, kaş, sakal ve bıyıkların usturayla kökten traş edilmesi âdeti. Çehardeh-i masum-u pak (J م يا ya: 3) be) Hz. Ali'nin soyundan gelen ve çocukken şehit edilen ondört…
Çehar-yâr-i güzin
Ik dort halife, hulefa-i raşidin. Kasr-ı şer'inde Ebu Bekr u Ömer ol Şâhın Dahi Osmân u Ali oldular erkân-ı bina Biri sıdk ile, biri adl ile bihemtâdır Biri hilm ile, biri ilm ile ferdu yektâ Biri bahr-i atâdır, birisi kulzum-i dâd Birisi k…
Çeşm-i âhuvâne
Ceyla gözlü. tas. Hakk'ın sâlikin kusurlarını örtmesi, ama onu bundan haberdar etmesi. Bu durum, silikin kusurlu davranışlardan vazgeçerek kendine çekidüzen vermesini sağladığından Allah'ın ona olan en büyük inayeti ve lütfu sayılır. Çeşm o…
Davet
Çağırma, davet etme. Tasavvuf çevresinde insanları irşada, tövbeye ve mânevî terbiyeye çağırma anlamında kullanılır. Dâî maddesine de bakınız.
Delk
9) Cübbe, aba, bir tür giysi. tas. Süfilerin giydiği hırka veya cübbe. Bu cübbe yamalı olursa delk-i murakka, renkli olursa delk-i mülemma adını alır (KTi 73). Delk-puş Aba-puş, cübbeli, abalı.
Dem
م) >) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler, 1 101…
emir
Bir ülkenin başı, bey reis. 2. Kumandan, vali veya bey yerine kullanılan bir terim Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir yerde (Nisâ suresi, 4 / 59 “ûlü’l-emr” biçiminde geçmek tedir. Hadislerde ise sıkça kulla nılmıştır (Wensinck, el-Mu’cem “emr”).…
Deryüze
(دريوزه») 1. Dilenme, dilencilik, kapı kapı dolaşıp dilenmek ve sadaka toplamak. Deryüzeger Dilenci derviş.
Devse
Çiğneme, döğme, tas. Sa'diye tarikatinde bir ayin. Bu ayin 300 kadar dervisin yüzü koyun Yanyana yatması ve şeyhin de bunların üzerinden atıyla geçmesi şeklinde icra edilirdi. İnsanları ve Müslümanları aşağılayıcı bir ni- teliği bulunduğu i…
Dostluk
Maddî veya mânevî bir karşılık beklemeden kurulan sevgi ve bağlılık. Tasavvuf dilinde kulun Hakk’a muhabbetini ve Hakk’ın kuluna yakınlığını anlatır; çıkar ilişkisine değil sadakat, vefa ve teslimiyete dayanır.
Dünya
Içinde yaşadığımız yer küresi. 2. tas. İnsanı Allah'tan uzaklaştıran ve gaflete düşüren her şey, mal ve menfaat, itibar, mevki, hırs, şan ve şöhret. Zahit ve mutasavvıflar dünyayı yılana, zehire, cadıya, fahişeye benzetirler (ct ١ 11:196).…