Ara
Menü
ذ

Dem

م

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-272
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
111
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>م) &gt;) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler,</p><p>1 101</p><blockquote>Dert e ma a... Nİ<br>“Dem-i Hazret-i Mevlânâ, Sırr-ı Şems-i Tebrizi, kerem-i imam Ali, ha diyelim” ¢<br>Bektasilerde içki,</blockquote><blockquote>Yayan yerde ne gezersin gel âdeme er bu deme<br>Hayvan gibi ne yelersin gel âdeme er bu deme<br>Oğlanlar Şeyhi<br>Hak bir gönül verdi bana hâ demeden hayran olur<br>Bir dem gelir Şâdi olur bir dem gelir giryân olur<br>Yünus<br>Dem çekmek İçki içmek, demlenmek.<br>Dem-i İsa Isa-nefes, Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesi,<br>Demlenmek Dem çekmek, içki içmek.</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5810
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
111
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>م) &gt;) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler,</p><p>1 101</p><blockquote>Dert e ma a... Nİ<br>“Dem-i Hazret-i Mevlânâ, Sırr-ı Şems-i Tebrizi, kerem-i imam Ali, ha diyelim” ¢<br>Bektasilerde içki,</blockquote><blockquote>Yayan yerde ne gezersin gel âdeme er bu deme<br>Hayvan gibi ne yelersin gel âdeme er bu deme<br>Oğlanlar Şeyhi<br>Hak bir gönül verdi bana hâ demeden hayran olur<br>Bir dem gelir Şâdi olur bir dem gelir giryân olur<br>Yünus<br>Dem çekmek İçki içmek, demlenmek.<br>Dem-i İsa Isa-nefes, Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesi,<br>Demlenmek Dem çekmek, içki içmek.</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-501
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
175
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Çj) [Ar.] Sözlük anlamı “kan” olan bu terim, hac veya umre sırasında ibadet amacıyla veya bir vacibin geciktirilmesi ya da ihram yasağmın çiğnenmesi olayma ceza karşılığı olarak kesilen koyun, keçi, yedide bir sığır veya deveyi ifade eder.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11173
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Farsça, soluk veya zaman manasınadır. Tasavvufta, sûfinin geçmiş ve gelecek endişesinden kurtularak içinde bulunduğu ânı yaşaması esastır. Bu hâli elde etmiş kişi, ibnu’l-Vakt adıyla anılır ve sürekli Allah’la beraberdir yani “ihsan” derecesine ulaşmıştır. Yine sûfilerde zaman, iki olay arasındaki zihnî mukayeseden ortaya çıkan mücerred ve zihnî bir mefhumdur. Nitekim, mekân da, kevn (oluş)’e uyar. Bir şey varlıkta ortaya çıkmadıkça, en, boy, yükseklik gibi mekanı belirleyen alanda bulunmaz. Zamanın gerçeği, sürekli yaşamakta olduğumuz “an” dır. Ân’larm sürekliliği ile, zaman mefhumu meydana gelir. Bu bakımdan akıp giden bu ân’a, “ân-ı dâim” denir. Bütün varlıklar, kâinat, her an gayben ayn’a, ayn’dan gaybe gitmektedir. Yaratılış bu yüzden daimidir. Ve bir an önceki âlem, bir sonraki âlemin aynısı değildir. Sûfi, her ân ne âlemde ise, ona göre, o anda tahakkuk eden âlem odur. Suretler geçer, hakikatler bakî kalır. Bu inanç sufîlerce, “dem bu dem, saat bu saat” atasözüyle belirtilir. Mevlevî gülbanginin son kısmında “dem-i Hazret-i Mevlânâ, sırr-ı Şems-i Tebrizî, Kerem-i İmam Alî, Hû diyelim” dendikten sonra, herkes baş keserek “Hû” der. Bundan maksat; zamanın gerçekte Mevlânâ’nın zamanı, zamana hâkim olan sırrın, Şems’in sırrı, kerem ve ihsanın Hz. Ali’nin keremi ve ihsanı olduğunu belirtmek, Allah’ın isimlerinden “Hû” demekle de, Bakî olan değişmeyen gerçek varlığın, ancak Allah olup şe’nleri (şuûn) değişse bile, gerçeğin değişmediğini anlatmaktır.Yemeğin pişip tam kıvamını bulması için, hafif ateşte bir süre bırakılmasına da, demlemek, demlenmek denir: Pilav demini aldı, çayı demledik vs. gibi. Bozulmuş tasavvuf okullarında, rakıya dem adı verilir. Bu gibi uyduruk tasavvuf? akımlar İslâm’ın özüne alabildiğine uzaktır.Şeyhin, ölü kalbe hayat veren soluğuna da, dem adı verilir. Bu da, şeyhin müridine teveccüh ettiği sırada vuku bulur.</p>

Köken ve kullanım

i. fars.

م

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

م) >) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler,

1 101

Dert e ma a... Nİ
“Dem-i Hazret-i Mevlânâ, Sırr-ı Şems-i Tebrizi, kerem-i imam Ali, ha diyelim” ¢
Bektasilerde içki,
Yayan yerde ne gezersin gel âdeme er bu deme
Hayvan gibi ne yelersin gel âdeme er bu deme
Oğlanlar Şeyhi
Hak bir gönül verdi bana hâ demeden hayran olur
Bir dem gelir Şâdi olur bir dem gelir giryân olur
Yünus
Dem çekmek İçki içmek, demlenmek.
Dem-i İsa Isa-nefes, Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesi,
Demlenmek Dem çekmek, içki içmek.

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Çj) [Ar.] Sözlük anlamı “kan” olan bu terim, hac veya umre sırasında ibadet amacıyla veya bir vacibin geciktirilmesi ya da ihram yasağmın çiğnenmesi olayma ceza karşılığı olarak kesilen koyun, keçi, yedide bir sığır veya deveyi ifade eder.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Farsça, soluk veya zaman manasınadır. Tasavvufta, sûfinin geçmiş ve gelecek endişesinden kurtularak içinde bulunduğu ânı yaşaması esastır. Bu hâli elde etmiş kişi, ibnu’l-Vakt adıyla anılır ve sürekli Allah’la beraberdir yani “ihsan” derecesine ulaşmıştır. Yine sûfilerde zaman, iki olay arasındaki zihnî mukayeseden ortaya çıkan mücerred ve zihnî bir mefhumdur. Nitekim, mekân da, kevn (oluş)’e uyar. Bir şey varlıkta ortaya çıkmadıkça, en, boy, yükseklik gibi mekanı belirleyen alanda bulunmaz. Zamanın gerçeği, sürekli yaşamakta olduğumuz “an” dır. Ân’larm sürekliliği ile, zaman mefhumu meydana gelir. Bu bakımdan akıp giden bu ân’a, “ân-ı dâim” denir. Bütün varlıklar, kâinat, her an gayben ayn’a, ayn’dan gaybe gitmektedir. Yaratılış bu yüzden daimidir. Ve bir an önceki âlem, bir sonraki âlemin aynısı değildir. Sûfi, her ân ne âlemde ise, ona göre, o anda tahakkuk eden âlem odur. Suretler geçer, hakikatler bakî kalır. Bu inanç sufîlerce, “dem bu dem, saat bu saat” atasözüyle belirtilir. Mevlevî gülbanginin son kısmında “dem-i Hazret-i Mevlânâ, sırr-ı Şems-i Tebrizî, Kerem-i İmam Alî, Hû diyelim” dendikten sonra, herkes baş keserek “Hû” der. Bundan maksat; zamanın gerçekte Mevlânâ’nın zamanı, zamana hâkim olan sırrın, Şems’in sırrı, kerem ve ihsanın Hz. Ali’nin keremi ve ihsanı olduğunu belirtmek, Allah’ın isimlerinden “Hû” demekle de, Bakî olan değişmeyen gerçek varlığın, ancak Allah olup şe’nleri (şuûn) değişse bile, gerçeğin değişmediğini anlatmaktır.Yemeğin pişip tam kıvamını bulması için, hafif ateşte bir süre bırakılmasına da, demlemek, demlenmek denir: Pilav demini aldı, çayı demledik vs. gibi. Bozulmuş tasavvuf okullarında, rakıya dem adı verilir. Bu gibi uyduruk tasavvuf? akımlar İslâm’ın özüne alabildiğine uzaktır.Şeyhin, ölü kalbe hayat veren soluğuna da, dem adı verilir. Bu da, şeyhin müridine teveccüh ettiği sırada vuku bulur.

Sözlüğe dön ←