ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 33/76
01âşir
İslâmm ilk dönemlerinden başlayarak ticaret ve gümrük vergisi olarak halktan toplanan “öşür” (bk. bu made) vergisini toplamakla görevli memur veya kimse.
aşure
Arapça “âşûrâ” sözünden gelen bu terim. Muharrem aymın onuncu günü pişirilen ve dağıtılması gelenek hâline gelen buğday tatlısına verilen ad olmuştur, aşure, aşure aşı.
adâletnâme
[< Ar. adalet + F. nâme} Haksızlığı ve zulmü ortadan kaldırmak; güçlünün güçsüzü ezmesine meydan vermemek; halkın can, mal, ırz, namus gibi aslî yaşama haklarını kollamak ve gözetmek gibi devletin halka karşı sorumluluğunu ve yükümlülüğünü…
Neceş
Satın alma niyeti olmadığı hâlde müşteri kızıştırmak için mala yüksek fiyat vermek. Neceş piyasayı yanıltan ve gerçek alıcıyı zarara uğratan hileli artırmadır. Satıcının düzenlemesi veya tarafların anlaşması durumunda günah ve hukukî soruml…
hak (D, -kkı
hak [ ja) huk. On yıl boyunca sorunsuz olarak kullanılan bir arazi üzerinde kazanılan mülkiyet hakkı. hakk-ı kazâ a. GLü ^ Yargı hakkı. hakk-ı mecrâ a. (^.^ jx) huk. İhtiyacı olan suyu getirmek için komşu gayrimenkulden su yolu geçirmek hak…
ene
tas. Sâlikin fena hâlini i ifade eden ve kibir, büyüklük, e iddia gibi bencillik anlamında kullanılan terim. “Kibir ve gun rur” anlammdaki “ene” (ben) - sözü, Kur’ân-ı Kerîm’de aşağı- lanmıştır. Mutasavvıflar ise iki “ene”den söz etmişlerdi…
da'vâlı
Bir mahkemeye başvurularak biri hakkında dava açılan veya hakkında şikâyetçi olunan kimse; eşanlamlısı “müdde'â aleyh” n da'vet a. [Ar. ] İslâm dinini müşriklere anlatma, tanıtma ve a onları inanca çağırma, ayrıca İslâmiyeti yayma ve tanıtm…
Misbâh
Misbâh a. (^L^) [Ar.] tas. Tasavvuf ehli arasmda çerağ ve kandil için kullanılan terim.
habîbünneccâr
Kur’ân-ı Kerîm’in “Yâsin suresi” nde adı geçen ve Antakya halkmın Hz. İsa’nm gönderdiği elçileri tanımaması üzerine oraya çıkagelen, halkı bu elçüerin sözlerine inanmalan konusunda uyaran, ancak o halk tarafindan öldürülen ve mesleği marang…
cenâbet
İslâmî fıkıhta temel ibadetlerin yerine getirilmesine engel olan manevî kirlilik durumu, cünüplük. Bu durumun oluşması, cinsî münasebette bulunma veya değişik yöntemlerle cinsel haz duyma amacıyla meninin boşalması ile gerçekleşir. Buna cün…
cem'iyyet
C-n» ^) [< Ar. cem'] İslâm dünyasında ve OsmanlI devletinde 19. yüzyılm ilk çeyreğinden itibaren siyasî, İlmî ve sosyal amaçla kurulan teşkilât. Bu söz ilk defa İslâm dünyasında 18. yüzyıl başında Yunan- Katolik mezhebi Salvatoryenler adına…
âmin
Okunan dua ve sonunda “kabul buyur” anlammmda onun kabulü için söylena nen söz. Kitâb-ı Mukaddes’te Alde pek çok yerde “amen” şeka, linde geçen bu söz, Arapçaya el Sami dillerinden geçmiştir. Arap m. ) müfessirlerince “esmâ'ü’lbu hüsnâ” (Al…
vücûd-ı vâcib
vücûd-ı vâcib a. UaJj ^f) tas. Hak teâlânın varlığı. vücûd-ı zihnî a. (^j j^ Yalnızca zihinde oluşa “vücûd” için kullanılan k lâm terimi. vücûd-nâme a- \< A vücûd + F. nâme] tas. ed. Tasa vufî edebiyatta mutasavvıf şa lerin insanın Allah ta…
cem' (II)
cem' (II) a. [Ar.] Bir erkeğin, aralannda akrabalık bağı bulunan iki kadm ile aynı anda evli olma durumunu ifade eden fıkıh terimi. İslâm hukukunda bir erkeğin en fazla dört kadm ile evlenmesi caiz görülmüştür. Ancak evlenilecek kadmlarm bi…
fâtiha
“Giriş, başlangıç, ön söz, medhal” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’in birinci suresi olan “Fatiha sûresi”nin kısaltılmış biçimi, fâtiha-i şerif (bk. Fâtiha suresi). Dua.
esmâ
GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. U…
gâlib
ve s. [Ar.] Her işinde üstün, yenilmez, başarısız olmaz, her işinde dilediğini dilediği biçimde yapar ve bu işinde sınır yoktur sıfatlarma haiz Allah (Allah’ın sıfatlarından). Kur’ân-ı Kerîm’de en açık olarak “Galibim alâ emrihi.” biçiminde…
fâ'iz
Ticarî veya para alım satım işlemlerinde karşılığı bulunmayan gerçek veya hükmî fazlalığı ifade eden terim. Faiz karşılığı Arapçada yaygın olarak “ribâ” kelimesi kullanılmaktadır. Eski çağlardan beri faiz, toplum içinde hoş karşılanmamış; h…
Mısriyye
Halvetiyye’nin Ahmediyye ana kolu içinde Niyâzî-i Mısrî’ye nispet edilen şube. Niyâzî-i Mısrî’nin şiirleri, vaazları ve sürgünlerle şekillenen irşad çevresi üzerinden özellikle Bursa, İstanbul ve Balkanlarda etkili olmuştur. Kolun silsile v…
hükmen merfû
hükmen merfû a. (^ lk4 [Ar.] Hadis biliminde, Hz. Peygamber’e isnat edilmediği hâlde “merfû” (.bk. bu madde) olduğuna kanaat getirilen hadis.
huşû
Tasvvuf dünyasında bütün canlı organlarım hareketsiz bir tarzda dış dünyaya kapatarak kendi ruh dünyasına dalma hâli.
harfûş
(j. ^^ [Ar. ] Memlûk devleti döneminde büyük şehir lerin etrafmda yerleşik aşağı ta bakadan olan halk. 1 Hâricîler öz. a. Hz. Ali döneminde “SıfBn Savaşı” (Temmuz 657) nda Ali b. Ebu Tâlib’in Komutanı ) Eşter Muaviye ordusuna son darbeyi vu…
bâb
Kapı, medhal. 2. Dergâh, başvurulacak büyük kapı. 3. Bir kitabın bölümleri: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânı. 4. gr. Fiillerin kök biçimi: sülâsi bâb, rübâî bâb. 5. din. Mezheplerde dinîhiyerarşik makam veya unvan. Özellikle Şiâ geleneğinde imamm en…
salâh
“Düzelme, iyileşme, iyilik, iyi hâl üzre olmak.” anlamında bu söz, başka kelime veya terkiplerle yeni terimler oluşturur. § tam. salâh-ı hâl a. (Jk ^iU) Durumun düzelmesi, işlerin iyiye gitmesi. salâhü’d-dîn a. (j^Jl CiL») Dine bağlılık. 2.…