Ara
Menü
ذ

bâb

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

  1. Kapı, medhal. 2. Dergâh, başvurulacak büyük kapı. 3. Bir kitabın bölümleri: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânı. 4. gr. Fiillerin kök biçimi: sülâsi bâb, rübâî bâb. 5. din. Mezheplerde dinîhiyerarşik makam veya unvan. Özellikle Şiâ geleneğinde imamm en kıdemli ve yetenekli öğrencüeri için de kullanılan bu terim, zamanla “bâbü’l-imâm” sözüne dönüşmüş; hatta bu söz “Gelişi dört gözle beklenen haberci” olarak yorumlanmıştır. § tam. bâb-ı âlî a. (JL J-j) (yüce kapı) 1. Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi. bâb-ı âsafî a. (^i uL) Sadrazam konağı veya paşa kapısı. bâb-ı fetvâ a. (Ija uL) Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat. bâb-ı fetvâ-penâhî a. (^L l>ü ç> L) 1. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  2. Dergâh, başvurulacak büyük kapı. 3. Bir kitabın bölümleri: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânı. 4. gr. Fiillerin kök biçimi: sülâsi bâb, rübâî bâb. 5. din. Mezheplerde dinîhiyerarşik makam veya unvan. Özellikle Şiâ geleneğinde imamm en kıdemli ve yetenekli öğrencüeri için de kullanılan bu terim, zamanla “bâbü’l-imâm” sözüne dönüşmüş; hatta bu söz “Gelişi dört gözle beklenen haberci” olarak yorumlanmıştır. § tam. bâb-ı âlî a. (JL J-j) (yüce kapı) 1. Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi. bâb-ı âsafî a. (^i uL) Sadrazam konağı veya paşa kapısı. bâb-ı fetvâ a. (Ija uL) Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat. bâb-ı fetvâ-penâhî a. (^L l>ü ç> L) 1. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  3. Bir kitabın bölümleri: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânı. 4. gr. Fiillerin kök biçimi: sülâsi bâb, rübâî bâb. 5. din. Mezheplerde dinîhiyerarşik makam veya unvan. Özellikle Şiâ geleneğinde imamm en kıdemli ve yetenekli öğrencüeri için de kullanılan bu terim, zamanla “bâbü’l-imâm” sözüne dönüşmüş; hatta bu söz “Gelişi dört gözle beklenen haberci” olarak yorumlanmıştır. § tam. bâb-ı âlî a. (JL J-j) (yüce kapı) 1. Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi. bâb-ı âsafî a. (^i uL) Sadrazam konağı veya paşa kapısı. bâb-ı fetvâ a. (Ija uL) Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat. bâb-ı fetvâ-penâhî a. (^L l>ü ç> L) 1. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  4. Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi. bâb-ı âsafî a. (^i uL) Sadrazam konağı veya paşa kapısı. bâb-ı fetvâ a. (Ija uL) Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat. bâb-ı fetvâ-penâhî a. (^L l>ü ç> L) 1. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  5. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi. bâb-ı âsafî a. (^i uL) Sadrazam konağı veya paşa kapısı. bâb-ı fetvâ a. (Ija uL) Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat. bâb-ı fetvâ-penâhî a. (^L l>ü ç> L) 1. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  6. Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  7. Şeyhülislamlık dairesi. bâb-ı hükümet a. (cu^. ^L) Hükümet kapısı, devlet dairesi. bâb-ı hümâyûn a. (^la ^L) (saltanat kapısı) Topkapı Sarayı’nın ilk kapısı. i bâb-ı meşihat a. (cmA. ^L) i Şeyhilüislâm makamı. ) bâb-ı sa'âdet a. (ojLu, ^L) (saadet kapısı) 1. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  8. Padişah sau rayı. 2. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  9. Saray eya devlet kapıi sı. 3. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  10. İstanbul. k bâb-ı şerif a. (^^ uÜ (kut lu kapı) Mevlâna türbesinin - ana giriş kapısı. ı bâbü’l-ebvâb a. Li^i oL) (kapıların kapısı) tas. Tarikat e yoluna girenlerin ilk makaî mı. ı, bâbü’ş-şerîf a. Ul^jJI ^L) bk. bâb-ı şerif k baba a. (LL) 1. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  11. Ata, peder. 2. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i
  12. Yaşlı u ve muhterem kimse için kullanı ” lan terim. i

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Kapı.

Mescîd-i Nebî'nin şimdi beş bâbı vardır. İkisi batı duvarında olup, kıbleye yakın olana Bâb-üs-selâm, kuzey köşesine yakın olana Bâb-ür-rahme adı verilir.

2. Bir kitâbın bölümlerinden her biri.

Riyâd-un-nâsihîn kitâbı ikinci kısım ikinci bâbı birinci faslında diyor ki: Tövbe kalb ile, dil ile ve günâh işliyen âzâ ile olmalıdır. Kalb pişmân olmalı, dil duâ etmeli ve yalvarmalı, âzâ da günâhtan çekilmelidir.

3. Bozuk bir yol olan Bâbîliğin kurucusu Ali Muhammed'in kendisine verdiği ad. (Bkz. Bâbîlik)

El-Bâb Ali Muhammed kendisinin beklenen imâma açılan bir bâb (kapı) olduğunu söyledi, daha sonra da peygamberlik iddiâsında bulundu. El-Bâb Ali Muhammed'in kendisine bâb demesi sebebiyle kurduğu bozuk yola Bâbîlik adı verildi. (Muhammed Ebû Zühre)

Sözlüğe dön