Ara
Menü
ذ

cem'iyyet

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1600
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
146
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>C-n» ^) [&lt; Ar. cem']</p><ol><li>İslâm dünyasında ve OsmanlI devletinde 19. yüzyılm ilk çeyreğinden itibaren siyasî, İlmî ve sosyal amaçla kurulan teşkilât. Bu söz ilk defa İslâm dünyasında 18. yüzyıl başında Yunan- Katolik mezhebi Salvatoryenler adına kurulan “Cem'iyyetü’l- Muhallis” için kullanılmış; sonra Osmanh devletinde ve İstanbul’da “Beşiktaş Cem'iyyet-i İlmiyyesi” ilk örnek olmuş; 1856 yılında “Dersaâdet Cem'iyyet-i Tıbbıyyesi” kurulmuş; bu cemiyet, adını “Cem'iyyet-i Tıbbıyye-i Şâhâne” olarak değiştirmiş; bunu 1861 yılında Münif Paşa’nm kurduğu “Cem'iyyet-i ilmiye-i Osmaniyye” izlemiştir. Bu örneklerden sonra pek çok kuruluş, özellikle 20. yüzyılla birlikte “cem'iyet” admı kullanmaya başlamıştır.</li><li>tas. Sûfînin bütün düşüncesini ve ruh dünyasmı Allah’a yönelme noktasmda toplaması, dünya işlerini bir kenara bırakarak sadece Allah zikriyle meşgul olması durumu.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-412
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
146
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>C-n» ^) [&lt; Ar. cem']</p><ol><li>İslâm dünyasında ve OsmanlI devletinde 19. yüzyılm ilk çeyreğinden itibaren siyasî, İlmî ve sosyal amaçla kurulan teşkilât. Bu söz ilk defa İslâm dünyasında 18. yüzyıl başında Yunan- Katolik mezhebi Salvatoryenler adına kurulan “Cem'iyyetü’l- Muhallis” için kullanılmış; sonra Osmanh devletinde ve İstanbul’da “Beşiktaş Cem'iyyet-i İlmiyyesi” ilk örnek olmuş; 1856 yılında “Dersaâdet Cem'iyyet-i Tıbbıyyesi” kurulmuş; bu cemiyet, adını “Cem'iyyet-i Tıbbıyye-i Şâhâne” olarak değiştirmiş; bunu 1861 yılında Münif Paşa’nm kurduğu “Cem'iyyet-i ilmiye-i Osmaniyye” izlemiştir. Bu örneklerden sonra pek çok kuruluş, özellikle 20. yüzyılla birlikte “cem'iyet” admı kullanmaya başlamıştır.</li><li>tas. Sûfînin bütün düşüncesini ve ruh dünyasmı Allah’a yönelme noktasmda toplaması, dünya işlerini bir kenara bırakarak sadece Allah zikriyle meşgul olması durumu.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8023
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Topluluk. Kalbde hâsıl olan mânevî toparlanma, huzur, Allahü teâlâ ile berâber olma hâli.</p><p>Beş vakit namazı cemâat ile kıldıktan sonra, bütün vakitlerinde Allahü teâlâyı zikretmek (hatırlamak, anmak) lâzımdır. Kalbde başka hiç bir şeye yer vermemelidir. Zikr yapmakta gevşeklik duyulursa, kalbin niçin dağıldığını araştırmalıdır. Bundan sonra kalbin cem'iyyetine çalışmalı ve boyun bükerek, ağlayarak, kalbdeki karartının gitmesi için Allahü teâlâya yalvarmalıdır. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Namazda, ayakta iken secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede burun ucuna ve otururken iki ellere ve kucağına bakılır. Bu söylenenler yapılır ve gözler etrâfa kaymaz ise, namaz cem'iyyetle kılınmış olur. (İmâm-ı Rabbânî)</p>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

C-n» ^) [< Ar. cem']

  1. İslâm dünyasında ve OsmanlI devletinde 19. yüzyılm ilk çeyreğinden itibaren siyasî, İlmî ve sosyal amaçla kurulan teşkilât. Bu söz ilk defa İslâm dünyasında 18. yüzyıl başında Yunan- Katolik mezhebi Salvatoryenler adına kurulan “Cem'iyyetü’l- Muhallis” için kullanılmış; sonra Osmanh devletinde ve İstanbul’da “Beşiktaş Cem'iyyet-i İlmiyyesi” ilk örnek olmuş; 1856 yılında “Dersaâdet Cem'iyyet-i Tıbbıyyesi” kurulmuş; bu cemiyet, adını “Cem'iyyet-i Tıbbıyye-i Şâhâne” olarak değiştirmiş; bunu 1861 yılında Münif Paşa’nm kurduğu “Cem'iyyet-i ilmiye-i Osmaniyye” izlemiştir. Bu örneklerden sonra pek çok kuruluş, özellikle 20. yüzyılla birlikte “cem'iyet” admı kullanmaya başlamıştır.
  2. tas. Sûfînin bütün düşüncesini ve ruh dünyasmı Allah’a yönelme noktasmda toplaması, dünya işlerini bir kenara bırakarak sadece Allah zikriyle meşgul olması durumu.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Topluluk. Kalbde hâsıl olan mânevî toparlanma, huzur, Allahü teâlâ ile berâber olma hâli.

Beş vakit namazı cemâat ile kıldıktan sonra, bütün vakitlerinde Allahü teâlâyı zikretmek (hatırlamak, anmak) lâzımdır. Kalbde başka hiç bir şeye yer vermemelidir. Zikr yapmakta gevşeklik duyulursa, kalbin niçin dağıldığını araştırmalıdır. Bundan sonra kalbin cem'iyyetine çalışmalı ve boyun bükerek, ağlayarak, kalbdeki karartının gitmesi için Allahü teâlâya yalvarmalıdır. (İmâm-ı Rabbânî)

Namazda, ayakta iken secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede burun ucuna ve otururken iki ellere ve kucağına bakılır. Bu söylenenler yapılır ve gözler etrâfa kaymaz ise, namaz cem'iyyetle kılınmış olur. (İmâm-ı Rabbânî)

Sözlüğe dön ←