ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 20/76
01Mihrap
İlk zahit ve süfiler ibadet için çekildikleri inziva köşesine mi'rab derlerdi. Halkın gönüllerinin yöneldiği matlap, maksüt, murat. » Mihriban s. fars. Şefkatli, sevecen. tas. Rububiyet sıfatı.
Mir'âta hazreteyn
İki hazretin aynası, tas. Zaruret ve imkân sahaları, yani insan-ı kâmil, Mir'ât-ı hazret-i ilahiye İnsan-ı kâmil. Mir'ât-ı kevn Oluş aynası. Tek olan mutlak varlık; çünkü kevnler (oluşumlar) ve bunların vasıfları ve hükümleri ancak mutlak v…
Misal âlemi
مثا ل عا لمى) Beş tanedir: gayb-ı mutlak; hazret-i ukal; hazret-i ervâh; | hazret-i misal; hazret-i his. Bu âlemlerden dördüncüsüne misal ve hayal âlemi de- | nir. Eşyanın suretlerinin ve örneklerinin (modellerinin) bulunduğu bu âlem gerçek…
Mişkat
ة) | 4X2.) a İçine lamba, kandil veya mum konulan duvardaki küçücük hücre. b Fanus, şamdanlık. tas, Meleke veya müstefad haldeki nefs (akıl). Mişkat-i nübüvvet Nübüvvet meşalesi. Müminin kalbindeki ilâhî nur (Gim 65).
Molla
Âlim ve medrese mensubu. Tasavvuf edebiyatında kelime bazen yalnız dış bilgiyle yetinen, ilmini hâl ve ahlâkla doğrulamayan zâhir ehli tipini eleştirmek için kullanılır. Bu eleştiri ilme değil, bilginin gurur ve şekilciliğe dönüşmesine yöne…
Muamele
(al (مما Amel, ibadet ve tâatle ilgili tasavvufi huslar, uygulama ve fiiliyat, Muamele ilmi; ibadet ve tâatle ilgili bilgiler, Muânaka; ar. (معا نقه) 7, Kucaklaşmak, boynuna sarılmak. tas, Süfiler karşılaştıkları zaman kucaklaşır ve öpüşürl…
Muhâdara
Kalbin Hakk’ın huzurunda bulunması. Tasavvuf kaynaklarında delil, zikir ve yoğun dikkat sayesinde kazanılan başlangıç huzurunu ifade eder. Muhâdara–mükâşefe–müşâhede Muhâdara: Kalbin delil ve zikirle huzura yönelmesi. Mükâşefe: Hakikatin ar…
Muhâzât
Aynı hizada olmak. tas. Murakabe halindeki kalbin Hakk'ın vechi karşısında ve hizasında olması. Öyle ki bu murakabe haliyle mâsivânın varlığını fark etmeyen sâlik, her şeyden geçtiğinden ondan başka hiç- bir şeyi göremez (x1;.
Murakabe
1, Denetleme, gözetleme; dikkati belli bir noktaya toplama. 2. tas. a Kulun, ‘Hak, bütün hal ve hareketlerime vakaftir’ şeklinde bir şuur ve idrak içinde olması (cr). b Kalbi, ona zarar veren şeylerden korumak, ‘Allah her an beni görüyor, k…
Murakkaa
Hırka, yamalı elbise, eski püskü giysi. tas. Saf, aba, süfilerin giydikleri basit, eski, yamalı ve değersiz bir elbise. Melamet ehli hariç, diğer süfilerin çoğu bu elbiseye önem ve değer verirler. Bu evliyanın zineti, vefa ehlinin kıyafetid…
Mustasvife
1. Süfi olmadığı halde süfi görünen ve geçinen; süfiliği | çıkarı için alet olarak kullanan. Süfi nefsinden fani, Hak ile baki olan kişidir. Mu- | tasavvıf, mücâhede ile süfinin derecesine ulaşmaya çalışan sâliktir. Mustasvife ise sırf mal…
Mutalaa
Use) İstek üzerine veya herhangi bir istek olmadan ariflere Hak'tan gelen başarılar (tevfikat). Hilafet yükünü omuzlarında taşıyan ariflere Hakk'ın bahşettiği muvaffakiyet; müşahede, temaşa. Mutehakkik- Ehl-i tahkik— Ehli hakâik اهل تحقيق -…
Mutrip
Hanende, sazende, neşelendiren. tas, a Agâh kılan, vâkıf kılan, haberdar eden, Rabbani âlim. b Remizleri açarak ve hakikatleri açıklayarak ariflerin gönüllerini mamur hale getirmek için teşvikte bulunanlar ve feyz | ulaştıranlar. c Kâmil mü…
Muttela
1, Temasa mahalli, seyr yeri. 2. tas. a Bir ayet okunurken, kaynağı bu ayet olan sıfatla tecelli eden mütekkelimi (Hakk) temaşa etme makamı, Cafer-i Sadık, “Allah, kelamında tecelli etmiştir... Bir ayeti okurken onu mütekelliminden dinlerim…
Mücâhede
Savaşmak, mücadele etmek. tas, a Şeriatça istenen fakat nefse zor gelen şeyleri nefs-i emmareye yükleyerek onunla savaşmak. Nefse karşı açılan savaş cihad-ı ekber'dir. b Nefsi ezmek, etkisiz hale getirmek, hatta ölmeden evvel öldürmek. e Çi…
Müddei
Ehli rüsum, mustasvife, davacı, iddiacı. Samimiyetsiz, sahtekâr. tas. Hal ve hareketleriyle büyük bir ermiş olduğu iddiasında bulunan kişi. Tasavvuf adabında mana ehli davaya girişmez, davalı kişinin, davasını mana ile doğrulaması beklenir.…
Müfiz
Feyz veren. tas, Hz. Peygamber, Allah'ın isimleriyle hakikatlendiğinden Hakk'ın hidayet nuru onun vasıtasıyla halka ulaşır.
Münasafe
(ste (منا x, Insaf, eşitlik, nasafat. 2. tas. Hak'la, halkla güzel m لل İŞ m dn GERE dm NN e GM RR
Münâzele
(45 (منا Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma h…
Mürüvvet
Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelme…
Müstehlek
Helak ve mahvolan. tas. Geriye bir iz ve belirti رط Müştak m — ا rakmayacak şekilde zat-ı ahadiyette fani olan (kı), Müstened-i marifet (5 1, Marifetin istinadgâhı, 2. tas. Bütün isimlerin kaynağı olan vahidiyet mertebesi. Müsterih 5 ar, (س…
Müstevâ-i ism-i azam
عظم) | port (مسحوئ + Ism-i azam alanı. عم Hakk'ı içine alan Beytu'l-haram, Yani insan-ı kâmilin kalbi (kn). Müşahede; ar. (o (مشا هد x, Görme, perdenin açılması, temaşa ve seyretme. tas. a Hakk'ın gönüllerde hazır olması, Müşahedenin doğru…
Müşrif-i zamair
مشل ف مما كر) 1 İç hallere vâkıf olan, kalplerde olanı bilen (zamair-i kulüba ittilâ"). 2. عم Hakk'ın bir kulunu halkın içinden 8€çirdikleri بط Suslara vâkıf kılması. Bu da o kuluna bâtın ismiyle tecelli etmesi yoluyla olur.
Müteellih
(متأله) Müteal hikmet okuluna mensub mutasavvıf, teozof. in Mütefakkihe i ar. Süfilerin, gerçek fıkıhcı (fakih) olmadığı halde fıkıhcı geçinen zahir ehline verdikleri isim. Mutasavvıflarla mutefakkihe (ehl-i bâtın ile ehl-i a zahir) arasınd…