Ara
Menü
ذ

Münâzele

منا

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6987
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
289
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(45 (منا</p><ol><li>Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma halinin vukua gelmesi. Gerçekte kulun Hakk’a doğru menzil alması çıkış (suud, uruç), Hakk'ın kuluna yaklaşması iniştir (nüzul). Fakat yine de her ikisinin birbirine yaklaşması karşılıklı iniş (münâzele) terimiyle ifade edilir. Münâzele hallerinin hepsi evvel ile âhir, zahir ile bâtın arasında geçiştir (berzah), esas gayeye varmadan önceki geçici buluşmalardır. b Menzillerde yol almak için çabalama, mücâhede. Münâzele ona derler ki, kul kendi varlığından fena 5 makamına tenezzül etmesi, Cenab-ı Hak'ın da ona selam ve rahmetiyle kulun makamına yaklaşmasıdır. Hak Teala, “Bana yürüyerek gelene koşarak giderim,” buyurmuştur. Mevlevilikte şeyhin kendi makamından ayrılıp selam verdiği yere münâzele makamı denir. Münâzele-i asliye Feyz-i mukaddes, a'yan-1 sabiteyi makul âlemden his âlemine çıkaran vücudi tecelli (sm). Münkati'-i vahdani (&gt;! (منقطع وحد 1. Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).</li><li>Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6531
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
289
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(45 (منا</p><ol><li>Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma halinin vukua gelmesi. Gerçekte kulun Hakk’a doğru menzil alması çıkış (suud, uruç), Hakk'ın kuluna yaklaşması iniştir (nüzul). Fakat yine de her ikisinin birbirine yaklaşması karşılıklı iniş (münâzele) terimiyle ifade edilir. Münâzele hallerinin hepsi evvel ile âhir, zahir ile bâtın arasında geçiştir (berzah), esas gayeye varmadan önceki geçici buluşmalardır. b Menzillerde yol almak için çabalama, mücâhede. Münâzele ona derler ki, kul kendi varlığından fena 5 makamına tenezzül etmesi, Cenab-ı Hak'ın da ona selam ve rahmetiyle kulun makamına yaklaşmasıdır. Hak Teala, “Bana yürüyerek gelene koşarak giderim,” buyurmuştur. Mevlevilikte şeyhin kendi makamından ayrılıp selam verdiği yere münâzele makamı denir. Münâzele-i asliye Feyz-i mukaddes, a'yan-1 sabiteyi makul âlemden his âlemine çıkaran vücudi tecelli (sm). Münkati'-i vahdani (&gt;! (منقطع وحد 1. Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).</li><li>Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12448
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, menzillerde yol alma, mesafe alma, biri iniş, biri çıkış durumunda bulunan iki kişinin yüzyüze gelmesi. Hakk’ın, kulun kalbinde kendine doğru gelme isteğini yaratması ve bu münasebetle karşılaşma halinin meydana gelmesi. Çıkış (suud, uruc), Allah’a gidiş, iniş (nüzul), Allah’ın kula gelişidir. Bu gidiş ve gelişin birbirlerine yaklaşmasına münazele denir. Bir hadis-i kudsîde, bu hususa şöyle işaret edilir: “Bana yürüyerek gelene, koşarak giderim”.</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

منا

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

(45 (منا

  1. Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma halinin vukua gelmesi. Gerçekte kulun Hakk’a doğru menzil alması çıkış (suud, uruç), Hakk'ın kuluna yaklaşması iniştir (nüzul). Fakat yine de her ikisinin birbirine yaklaşması karşılıklı iniş (münâzele) terimiyle ifade edilir. Münâzele hallerinin hepsi evvel ile âhir, zahir ile bâtın arasında geçiştir (berzah), esas gayeye varmadan önceki geçici buluşmalardır. b Menzillerde yol almak için çabalama, mücâhede. Münâzele ona derler ki, kul kendi varlığından fena 5 makamına tenezzül etmesi, Cenab-ı Hak'ın da ona selam ve rahmetiyle kulun makamına yaklaşmasıdır. Hak Teala, “Bana yürüyerek gelene koşarak giderim,” buyurmuştur. Mevlevilikte şeyhin kendi makamından ayrılıp selam verdiği yere münâzele makamı denir. Münâzele-i asliye Feyz-i mukaddes, a'yan-1 sabiteyi makul âlemden his âlemine çıkaran vücudi tecelli (sm). Münkati'-i vahdani (>! (منقطع وحد 1. Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).
  2. Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, menzillerde yol alma, mesafe alma, biri iniş, biri çıkış durumunda bulunan iki kişinin yüzyüze gelmesi. Hakk’ın, kulun kalbinde kendine doğru gelme isteğini yaratması ve bu münasebetle karşılaşma halinin meydana gelmesi. Çıkış (suud, uruc), Allah’a gidiş, iniş (nüzul), Allah’ın kula gelişidir. Bu gidiş ve gelişin birbirlerine yaklaşmasına münazele denir. Bir hadis-i kudsîde, bu hususa şöyle işaret edilir: “Bana yürüyerek gelene, koşarak giderim”.

Sözlüğe dön ←