Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

1 sonuç · “Münâzele

01
Sözlük

Münâzele

(45 (منا Mesafe alma, menzillerde yol alma. Biri iniş, diğeri çıkış halinde bulunan iki zatın yüzyüze gelmeleri. 2. tas. a Hakk'ın kuluna inmeyi irade etmesi ve kulunun kalbinde ona doğru gitme arzusunu yaratması ve böylece bir karşılaşma halinin vukua gelmesi. Gerçekte kulun Hakk’a doğru menzil alması çıkış (suud, uruç), Hakk'ın kuluna yaklaşması iniştir (nüzul). Fakat yine de her ikisinin birbirine yaklaşması karşılıklı iniş (münâzele) terimiyle ifade edilir. Münâzele hallerinin hepsi evvel ile âhir, zahir ile bâtın arasında geçiştir (berzah), esas gayeye varmadan önceki geçici buluşmalardır. b Menzillerde yol almak için çabalama, mücâhede. Münâzele ona derler ki, kul kendi varlığından fena 5 makamına tenezzül etmesi, Cenab-ı Hak'ın da ona selam ve rahmetiyle kulun makamına yaklaşmasıdır. Hak Teala, “Bana yürüyerek gelene koşarak giderim,” buyurmuştur. Mevlevilikte şeyhin kendi makamından ayrılıp selam verdiği yere münâzele makamı denir. Münâzele-i asliye Feyz-i mukaddes, a'yan-1 sabiteyi makul âlemden his âlemine çıkaran vücudi tecelli (sm). Münkati'-i vahdani (>! (منقطع وحد 1. Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn). Kimsesiz, yalnız. 2. tas. Hazret-i cem ki, başkasının orada ne ayn ve ne de iz olarak bir yeri yoktur. Ağyârın bulunmadığı bir er olan bu mertebeye ayn-ı cem-i ahadiyet de denir. Münkatıu”l-işarât, hazret-i vücut, hazret-i cem de budur (xn).