ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
173 sonuç · toplam 271 · “haber” · 2/8
01İşrâf
Bilmek, haberdar olmak ve vâkıf olmak. Tasavvuf dilinde insanların iç hâllerini ve gönüllerinden geçenleri sürekli biçimde sezme yetisi için kullanılır. Kaynaklarda geçici bir seziş sayılan firâsetten daha kalıcı kabul edilir; bu hâle sahip…
İşaret
(5 (اشار 2. Söz aracılığı olmadan maksadı başkasına haber vermek.2. Cok latif oldugu icin ibareyle anlatılamayan husus. 3. | Tasavvuf bir işaret ilmidir Cilmu'Lişâre); ifade edilir hale gelince anlaşılmaz olur |. Süfilerin sözleri işaret, i…
Mey
Eğilim. tas. Esas ye maksattan habersiz gayr-i ihtiyari olarak her şeyin tabii bir halde kendi aslına dönmesi, Maddelerin tabiatlara (kuruluğa, yaşlığa, sıcaklığa, soğukluğa) dönüşmesi, tabiatların da iradesiz olarak kendi asıllarina dönmel…
Muharremiye
Kerbela olayını lanetlemek için yazılan makteller, mersiyeler.; Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbela'ya Cebrail var haber ver sultan-ı enbiyaya Kazim pasa
Mutrip
Hanende, sazende, neşelendiren. tas, a Agâh kılan, vâkıf kılan, haberdar eden, Rabbani âlim. b Remizleri açarak ve hakikatleri açıklayarak ariflerin gönüllerini mamur hale getirmek için teşvikte bulunanlar ve feyz | ulaştıranlar. c Kâmil mü…
Muizdver
254) 1. İşçi, ücretle çalışan. 2, tas. Muamele ehli, Allah'tan ecir ve sevap almak için çalışan, böylece cehennemden kurtulup cennete girmek için çabalayan kimse, abit. Halbuki arifler, Allah emrettiği ve O'nun hakkı olduğu için ibadet eder…
Nakip
Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip ibadete ve zühde yönelmesini sağlayan bir uyanış (intib…
Nübüvvet
Peygamberlik. tas. Allah'tan gelen tebliğ, Hak'tan inen haber, meleğin getirdiği ilâhî bilgi. Umumi nübüvvet: Bu nübüvvet kesintisizdir. Fakat bu nübüvvette teşri (yeni hükümler getirilmesi ve kanunlar konulması) söz konusu olamaz. Buna nüb…
Secde-i kalp
سجده قلب) Hakk'ı temaşa halinde bulunan sâlikin ondan başka hiçbir şeyle meşgul olmayacak, kendinden habersiz kalacak ve organlarını kullanamayacak biçimde Hak'ta fani olması (x1). Kalp secdesinden ilk önce Sehl Tusteri bahsetmiştir (KR 15;…
Sia-i kalp
Gönül 8enisligi, kalbin enginliği. tas İnsan-ı kâmilin imkân ve vücüp dairelerini bir araya getiren berzah hakikatini kendisinde gerçekleştirmesi. Kâmil insanın kalbi bu berzahur, Onun için Hak “Yerlere, göklere sığmadım ama mümin kulumun g…
Sofu
Safi, veli, ermiş. Takva sahibi, samimi dindar, dini konularda duyarlı kişi; söfi, samimi dindar. 2. Mutaassıp, ham ruhlu, dinin özünden habersiz, şekilci ve katı kişi, softa. Bkz. Safi. Diyelim söfi-i nâdâna ıraktan yâ ha! Tıfli Mutaassıp,…
Şeyh ia
Meşayih, Suyuh, Eşyah. Yaşlı, ihtiyar, pir, bey, önder, kabile başkanı. 2. tas. a Nefsinden fani, Hak'ta baki veli; Hak dostu. b Taliplere rehberlik etmek ve onları irşat etmek ehliyetine ve liyakatına sahip olan insan-ı kâmil; rehber; deli…
Takdis
Temizleme, arındırma, kutsama, 2. tas. a Hakk'ı, şanına yakışmayan her çeşit kusurdan mutlak olarak tenzih etmek (cr). b Kutsal kılma, kutsallaştırma. “Kaddesellâhu sırrahü,” “kuddise sirruha,” sözleri ölü veliler için Söylenir ve “Allah on…
Teveccüh
Yönelme, öz alaka. tas. a Şeyhin Hakk’a, müridin mürşide yönelmesi, gönlünü ona bağlaması. b Nakşilikte muhabbet râbıtasının bir şekli. Mürit, şeyhin ruhaniyetine muhabbet yoluyla teveccüh eder, teveccüh esnasında öyle bir istiğrak (trans)…
Vakt
Zaman. tas. a Hal, sâlikin içinde bulunduğu geçmiş ve gelecekle ilgili olmayan hali (irm). Yapma (mec'al) olmayan istidadın gerektirdiği hal. b Silikin içinde bulunduğu hal. Sâlikin hali eğer dünya ise (aklı, fikri, hissi dünyayla ilgiliyse…
Yakin
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı m…
Zahir-i mümkinat
yal) 1, Mümkün varılıkların dış yüzü. 2. tas. Hakk'ın, mümkünlerin a'yân ve sıfatlarının suretinde tecelli etmesi. Buna izafi vücut, zahir-i vücut ve ilâhî vücut ismi de verilir (KI; cr). Zahit i, s. ar. (زا هد) ¢. Zühhat Dünyaya rağbet etm…
çifte salâ
çifte salâ a. Namaz vakitlerinin bildirilmesi veya bir ölüm haberinin duyurulması için minarelerden iki veya daha fazla kişi tarafindan okunan sala. n çile a. [< f.çille < çihl] tas.. Ruh temizliğine erişmek için zevk ve sefadan el çekerek…
ikâf
ikâf a [Ar.] Hadis biliminde, bir haberin bir sahabiye ait ola duğunu söyleme veya bir hadie sin senedini bir sahabeye ulaştırıp orada bırakma durumu veya işi. a m ikâmet a. [Ar.] İslâmî ibadeta lerin en önemlilerinden olan ı namazm farzı k…
hafi (I)
hafi (I) a. Ç^k) [Ar.] Sözlük anlamı “İkram eden, derinlemesine bilen.” olan bu söz, “Son derece iyilik sahibi, lütufkâr, her şeyi iyi bilen.” tanımıyla Kur’ân-ı Kerîm’de iki yerde geçmektedir. Birincisi, “Meryem suresi” nde olup “lütufkâr”…
müstefîz
Hadis biliminde, “haber-i vâhid” (bk. bu madde) in en üst aşaması için kullanılan terim.
ilelü’l-hadîs
Hadis biliminde, sağlam ve sağlıklı haberin doğruluğunu zedeleyici nitelikteki gizli ya da bilinmeyen sebepleri inceleyen bilim dahnın ortak adı.
mütevâtir sünnet
mütevâtir sünnet a. Hz. Peygamber’den yalan üzerine birleşmeleri asla mümkün olmayan bir sahab grubunun rivayet ettiği, daha sonra bu gruptan “tâbiûn” (bk. bu madde) ve “etbâu’ttâbiîn” (bk. bu madde) devirlerinde aynı grubun rivayet ettiği…
cenâze salâsı
cenâze salâsı a. Ölüm haberinin duyurulması amacıyla minarelerden “salâtü selâm” (. Hz. Peygambere övgü) ın belli bir beste dahilinde okunması. Bu salâ bir anlamda ölüm ilânı niteliğinde olduğu için, salâ okunduktan sonra cenaze hakkında bi…