KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Nâ-Tevâhî
Farsça, güçsüzlük demektir, ilâhî irade ve takdir karşısında, âciz ve çaresiz kalma.
→Tasavvuf ve TarikatNâ-Tıraş
Farsça. Tıraşsız demektir. Mecaz yolu ile edebten yoksun, yontulmamış, kaba adam demektir.
→Tasavvuf ve TarikatNa’t
Arapça, vasıf, özellik, övmek anlamına bir kelime. Tasavvufta, vasfedenlerin, vasfedilenin fiil, hüküm ve ahlâkından haber vermesidir. Na’t, vasf ile aynı manada olmakla birlikte, vasf mücmel, na’t ise, fark’tır. Zat kendi nefsiyle kâim olan bir…
→Tasavvuf ve TarikatNa’t-Gû
Arapça-Farsça iki kelimenin birleşmesiyle meydana gelmiş olup, na’t söyleyen, demektir. Hz. Peygamber’e övgü şiirleri yazan şâirlere, na’t-gû denir.
→Tasavvuf ve TarikatNa't-I Şerîf
Peygamberleri ve din büyüklerini öven şiirler. Daha çok Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm için söylenir. Yûnus Emre'nin yazdığı bir na't-ı şerîf: Canım kurbân olsun senin yoluna, Adı güzel, kendi güzel Muhammed. Gel şefâat eyle kemter…
→Tasavvuf ve TarikatNağm
Gizli söz, tatlı melodi anlamında Arapça bir kelime. Vecd, bazen kelimelerin manasının anlaşılmasından ortaya çıkar. Bu durum, bazan da sırf nağme ve güzel makamdan zuhur eder. Ruhanî alem, güzellik ve iyiliklerin toplandığı yerdir. Dinlenen…
→Tasavvuf ve TarikatNahnu Bilâ Nahnu
Arapça, bizsiz biz demektir. Hakk’ın fiilerini gören sâlikin başka fail görmemesi. Kendi benliğinden fanî olan sâlik, Hakk’ın benliğinden haber vermektedir.Salikin kendi benliği Hakk’ın benliğinde fani kılması. Allah’ta fânî oluş.
→Tasavvuf ve TarikatNakîb
Arapça, bir topluluğun reisi, büyüğü, başkan, kabile reisi, kaptan, orduda bir rütbeyi ifade eden sözcük. Tekkelerde, şeyh vekili unvanını taşıyan kimselere nakîb denir. Bunlar, manevî eğitimde mesafe almış kişilerdir. Çoğulu nukabâ’dır. Rufaî, Sa’dî ve…
→Tasavvuf ve TarikatNakşbendiyye
Nakış yapmayı ifade eden Farsça iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuş bir sözcük. Hoca Muhammed Bahâeddin Nakşbend (k)’in (ö. 1397) kurduğu, gizli zikir esasına dayalı bir tasavvuf okulu. Günümüz Anadolu’sunda Hâlidiyye adıyla varlığını sürdürmektedir.
→Tasavvuf ve TarikatNakşibendiyye
İslâm coğrafyasında, “Kâdiriyye” (bk. bu madde) tarikatinden sonra en yaygın ve en çok mensubu bulunan, Orta Asya’da Kübreviyye ve Yeseviyye yöresinde doğup Arap yarımadası, Mağrib, Sahra Afrikası ve Orta Avrupa’ya kadar uzanan ve Bahâeddin…
→Tasavvuf ve TarikatNâkûs
Arapça, çan demektir. Cem makamı. Salikin tevbe ile ibâdete yönelmesini sağlayan uyanış. Tefrika makamını hatırlama.
→Tasavvuf ve TarikatNalla Mıh Arası
Sıkıntı ve gönül darlığını ifade eden bir deyim. Bu hale sûfîler, kabz derler; bu kelime iç sıkıntısı, tutukluk ve daralmayı ifâde eder. Kabz’dan sonraki ferahlık, huzur ve genişlik haline de bast denir. Allah’ın el-Kâbız…
→Tasavvuf ve TarikatNamaz Okumak
Namaz kılmak demektir. Bu tâbirin orijinal kullanımı Bektaşîlere dayandırılır. Diğer tasavvuf okulları da, onlardan almıştır. Arapça’daki salât, dua manasına geldiği için, Türkçesi olan kılmak yerine, okumak fiili eklenmiştir. Batınîlerin salat kelimesini bu şekilde rayından…
→Tasavvuf ve TarikatNane Molla
Beceriksiz, işe yaramaz, yavaş, ağır hareketli, tiryaki kıyafetli yerinde kullanılan bir tâbirdir.
→Tasavvuf ve TarikatNasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün
Bu, bir hadis-i şeriften alınmıştır: “Yaşadığınız gibi ölür, öldüğünüz gibi haşrolunursunuz”. Erbâb-ı tasavvuf, bu hadis-i şerife önem verirler, dünyada iken iç ve dış hallerini islâm’a göre düzenlemeye çalışırlar.
→Tasavvuf ve TarikatNâsırıyye
kö “Şâziliyye” (bk. bu madde) nlatarikatinin İbn Nâsır Ebû Abdulm); lah Muhammed ed-Derî (öl. 1085 de) /1674) ye nispet edüen kolu için de) kullanılan ad ve terim. (bk.
→Tasavvuf ve TarikatNasib Almak
Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde deyimlendirilir. Birine,…
→Tasavvuf ve TarikatNasûhiyye
Halvetiyye’nin Şâbâniyye kolu içinde Mehmed Nasûhî Üsküdârî’ye nispet edilen şube. Üsküdar Doğancılar’daki merkez dergâh çevresinde gelişmiş; zikir, sohbet, seyrüsülûk ve eserleri yoluyla İstanbul ve Anadolu’da etkili olmuştur. Nasûhî’nin halifeleri farklı şehirlerde yeni irşad halkaları…
→Tasavvuf ve TarikatNasûhiyye-İ Halvetiyye
Halve-tiyye’nin ana kollarından Karabâşiyye’nin bir yan dalıdır. Şeyh Muhammed Nasûh el-Halvetî (ö. 1130/1718) tarafından tesis olmuştur. Kabri, Doğancılar’daki (Üsküdar) dergahın avulusundadır. Çeşitli eserleri vardır: Sûretü’l-Mü’min, başta olmak üzere, çeşitli surelerin tefsirini içeren 9 cildlik…
→Tasavvuf ve TarikatNâyî
Ney çalan kişilere denir. Ancak neyzen tâbiri daha çok kullanılır. Nâyî Osman Dede meşhur neyzenlerdendir.
→Tasavvuf ve TarikatNaz-Niyaz
Naz aşıklara, niyaz ariflere mahsustur. Niyaz Farsça, yalvarmak, dilemek, gönül alçaklığında, bulunmak, dua etmek, selam etmek, hürmet etmek anlamlarına gelen bir kelimedir. Naz ehlinin Allah’a nâzı geçer. Bunlardan sık sık şatah ifâdeler (dikişsiz sözler,…
→Tasavvuf ve TarikatNazar
Bakmak, bakış. tas. Şeyhlerin ve ermişlerin müritlere ve sülûk ehline bakışı ki, bu bakış ruhlarına tesir ederek onlara yeni bir şekil verir; gönüllerini feyzle doldurur; ruhlarını olgunlaştırır. Bu nazarın eğitimci ve yetiştrici bir özelliği…
→Tasavvuf ve TarikatNazar-I Hakkanî
Arapça, hakikate ait bakış demektir. Mürşidin bakışıyla dervişin cezbeye maruz kalması ve bu suretle fenaya ermesi yerinde kullanılan bir ifâdedir. Ancak bu nazar, tefekkürî bir bakıştır.
→Tasavvuf ve TarikatNazarın
Arapça, bakışın demektir. Mevlevi ıstılahıdır. Bunu, Bektaşîler “nazarım” diye kullanırlar. Tasavvuf yolunda varlık ifade eden ben, sen gibi enaniyet sözleri yerine “fakir” veya “nazarım” tabirleri kullanılır. Mevlânâ bu konudaki bir beytinde, “insan nazardan ibarettir,…
→Tasavvuf ve TarikatNazarlık
Nazar isabetine engel olacağına inanılan ve elbiseye takılan mavi renkli boncuk vb. şeylere, nazarlık denir. Nazar takımı denen özel bir nazarlık daha vardır ki, bu, mavi boncuk, muska, çörekotu ve maşallâh’tan oluşur. Nazarlık böcek…
→Tasavvuf ve TarikatNazik-İ Havalan
Allah’ın yarattıkları üzerinde tefekkür eden arifler.
→Tasavvuf ve TarikatNazzâmiyye
Mu‘tezile kelâmcısı İbrâhim en-Nazzâm’ın görüşlerini benimseyenlere verilen ad. Nazzâm’ın tabiat, hareket, bilgi ve Kur’ân’ın i‘câzı hakkındaki görüşleri Basra Mu‘tezilesi içinde özgün bir çizgi oluşturmuştur. Nazzâmiyye bağımsız bir tasavvuf tarikatı değildir.
→Tasavvuf ve TarikatNecvâ
Birine fısıldamak, gizlice söylemek anlamında, Arapça bir kelime. Başkasının öğrenmesine engel olmak üzere, âfetleri gizlemek.
→Tasavvuf ve TarikatNefes Ettirmek
Bir hastayı okutmak, manasındadır. Yaşanır zannediyorsan Baba Ca ‘terliksin, Nefes ettir, çabucak kendine, olsun bitsin,
→Tasavvuf ve TarikatNefesi Keskin
Duası ve okuması tesirli kişiler için kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatNefesi Sinmek
Okunan duanın tesirinin görülmesi anlamında bir ifâde.
→Tasavvuf ve TarikatNefesu’r-Rahmanî
Rahmanı soluk anlamında Arapça bir tamlama. Ayan üzerinde, ayn olarak yayılan vücud-i âm ve suver-i mevcudatı taşıyan heyuladır. Vücûd-ı âm, heyula üzerine tertib olunmuştur. Binâenaleyh, insan binefsihî bir nevadan ibaret olduğu halde, suver-i huruf…
→Tasavvuf ve TarikatNefha-Nefahât
Arapça, üflemek demektir. Üflenen ruh.
→Tasavvuf ve TarikatNefs-i Kâmile
Etvâr-ı Seb‘a tasnifinde nefsin yedi ana mertebesinin sonuncusu için kullanılan addır. Terbiye edilmiş nefsin istikrar, kulluk ve güzel ahlâk bakımından olgunlaşmasını ifade eder. Bu ad kişiye yanılmazlık veya mutlak kemal atfetmez. Tasavvuf metinlerinde seyrüsülûkun…
→Tasavvuf ve TarikatNefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i…
→Tasavvuf ve TarikatNehâriyye
Ömer b. Musa en-Nehârî el-Hü-seynî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Kâdiriyye’nin şubelerindendir.
→Tasavvuf ve TarikatNemed-Pûş
Farsça, aba giyen demektir. Dervişe nemed-pûş denir. Sırtlarına yünden aba giydikleri için, dervişler hakkında kullanılan bir tâbirdir. Nemed, keçe, aba, yünden yapılma örtü demektir.Külahım asumandır tâc ü fahre rağbetim yokdur, Nemed-pûşf-i tecrfdim cihana minnetim…
→Tasavvuf ve TarikatNerde Birlik Orda Dirlik
Tasavvuf yolunda kardeşlerin arasında ikilik olmaması gerektiğini, bu şekilde birlik sağlanınca, huzur ve sükûnun elde edileceğini bildiren bir atasözü.Said aydur ki dirlik, dost ile olsa birlik, Ayrılmaksız bilelik bulmuş rüzigârında.
→Tasavvuf ve TarikatNesimiyye
Ebu Abdullah Muhammed Nesimü’d-Dini’n-Nesîmî el-Halvetî el-Kâdirî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Kadirî kollarındandır.
→Tasavvuf ve TarikatNeşv Ü Nema
Arapça, doğma, gelişme, demektir. Manevî ilerleme ve terakki.
→Tasavvuf ve TarikatNeveviyye
Muhyiddin Ebu Zekeriyye Yahya b. Şerifü’d-Din en-Nevevî (ö. 670/1270)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatNeyzen Bakışı
Neyzenler, ney çalarken, göz ucuyla sürekli yana bakarlar. Konuşurken veya dururken sürekli yan bakanlara “neyzen bakışlı” denir.
→Tasavvuf ve TarikatNezr-İ Mevlevî
Arapça, Mevlevî adağı demektir. Mevlevîlerde onsekiz nezir vardır. Bu sayının onsekiz oluşu, Hz. Mevlânâ’ya her gün, onsekiz kere tecelli-i zât zuhur etmesiyle, açıklanır. Her nezir, bin sayılır ki, nezirler, bu açıdan onsekiz bin âleme…
→Tasavvuf ve TarikatNihâyetü’-Seferi’s-Sâlis
Arapça, üçüncü yolculuğun sonu demektir, iç ve dış gibi, iki zıdda bağlanmanın sona ermesi. Bu, ayne’l-cem ehadiyyetinde husul bulur.
→Tasavvuf ve TarikatNihayetü’s-Seferi’l-Evvel
Arapça, ilk yolculuğun sonu demektir. Vahdet (birlik) yüzünden, çokluk perdelerinin kalkması, ilk seferin sonudur.
→Tasavvuf ve TarikatNihâyetü’s-Seferi’r-Râbi
Arapça, dördüncü seferin sonu demektir. Cem ve fark ehadiyyetinden ibaret olan istikâmet makamında, Hak’dan halka dönüş. Bu durumda sûfi, Hakk’ın halktaki derecelenmesini (menzil menzil inişini), halkın Hak’da yok olduğunu görür, hatta sonunda kesret suretinde…
→Tasavvuf ve TarikatNihâyetü’s-Seferi’s-Sâni
Arapça, ikinci seferin sonu demektir. Batinî ilmî kesret (çokluk) sebebiyle vahdet (birlik) perdesinin kaldırılması.
→Tasavvuf ve TarikatNikahu’s-Sâri Fi Cemî’i’z-Zerâri
Arapça, bütün zerrelere sirayet etmiş nikah demektir. “Gizli bir hazine idim”. Hadis-i kudsîsinde anlatılan “sevginin yönelişi”. Mevâlid-i Selase, aba-i ulviyye ile ümmehât-ı süfliyyenin evlenmesinden doğmuştur. Bütün varlıklar, sevgi yönelişi diye tanımlanan nikahtan husule gelmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatNimetullâhiyye
Seyyid Nureddin Nimetullah Vali (ö. 824/1421) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Yafiiyye-i Kadiriyye’nin kollarındandır.
→Tasavvuf ve TarikatNisan Suyu
Nisan yağmurunun şifalı olduğuna inanılırdı. Bu su, toplanır, bir kabın içine konurdu. O kabın içine, Fatiha, Ayete’l-Kursi, İhlas, Felak ve Nas, Kafirun ve Kadr sûreleri okunup, şifa olsun diye üflenirdi. Mevlânâ müzesinde, mevlevîlerin bu…
→Tasavvuf ve TarikatNişîn
İki kelimeden meydana gelen bu tâbirdeki nişîn kelimesi Farsça, oturmak manasına ism-i faildir. Arapça- Farsça iki kelimeden mürekkeb bu tabir “zaviyede o-turan” anlamına gelir. Zaviyede oturan derviş veya şeyh için, zâviye-nişîn denirdi.
→Tasavvuf ve TarikatNiyaz
Dua, yalvatma, tevazu gösterme, selam, himmet, baş kesmek. Ehl-i niyaz. Unf ile halkı kapından sürme Kimseye dâmen u dest öptürme Nâbi Niyaz ayini — Niyaz mukabelesi Mevlevilikte semâ ayini bittikten sonra semâ etkisinde kalan…
→Tasavvuf ve TarikatNiyaz Penceresi
Mevlânâ Hazretlerinin türbesinde, dışarıya bakan pencereler veya tekkelerin türbe pencerelerine denir.
→Tasavvuf ve TarikatNiyaz Taşı
Bektaşî tâbiri. Meydanda, Pîr Postu’nun yanında bulunan bir makamdı. Buraya “Kızıl Eşik” veya “Mürüvvet Taşı” da denirdi. Niyaz edildiği için, buraya, “Niyaz Taşı” denmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatNiyazım Hakk’a
Bu sözle asıl niyazın Allah’a yapılması gerektiği bildirilir. Bir insandan bile bir şey isterken, mesela bir dolmakalem isterken, nezaket, edeb, usûl ve erkana riâ’yet etmeye çalışmak gerek… Zira, Allah’tan da istemenin kendine göre bir…
→Tasavvuf ve TarikatNiyâziyye
Niyazi Mısrî (ö. 1105/1694)’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu. Ahmediyye-i Halvetiyye’nin kollarındandır.
→Tasavvuf ve TarikatNiyet
Amelin evveli, başlangıcı. Tasavvufa samimi ve sağlıklı bir niyetle yönelmek esastır; zira sonuç başlangıca göre olur. Başlamak başarmaktır. Sağlam ve sağlıklı niyet, hevâ ve hevesin çekiciliğinden arındırılmış, nefsin süfli arzularından temizlenmiş niyettir. “Allah'ın kuluna…
→Tasavvuf ve TarikatNizâmiyye
Hindistanlı ünlü veli, Nizamüddin Evliya diye maruf, Muhammed b. Ahmet el-Halvetî (ö. 725/1325) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Çiştiyye’nin kollarmdandır.
→Tasavvuf ve TarikatNizâriyye
[Ar “İsmâ'iliyye” (bk. bu madde mezhebinin iki kolundan bi olan ve günümüze kadar varl ğını sürdüren tarikatın ve ce maatin adı ve de bunun için ku lanılan terim. Nûh suresi a. ^) [ Ar.‘‘Sûretü’n-Nûh”…
→Tasavvuf ve TarikatNnâdi Ali
Yetiş yâ Ali, anlamında Arapça bir söz. Bektaşîler ve kızılbaşların vird olmak üzere okudukları söze, Nâdi Ali denir. Bektaşî geleneğine göre, Uhud harbinde Rasûlullah (s)’ın canı sıkılmış ve Cebrail’den öğrendiği “Nâdi Ali”yi okumuş. Hz.…
→Tasavvuf ve TarikatNoktacı
Son devir melamîlerinden Muhammed Nûrû’l-Arabî Hazretleri, Prizren ve Üsküb’de Hz. Ali (r)’nin sözlerini içeren “Noktatü’l-Beyan” adlı risaleyi tefsir etmiş, ders olarak okutmuş ve bu yüzden adı “Noktacı Hoca” kalmış. Böylece, Melamiler, noktacı unvanıyla anılır…
→Tasavvuf ve TarikatNu’maniyye
Necmüddin Ebu Nu’man b. Bişr b. Ebi Bekir b. Süleymani’l-Câferi et-Tebrizi tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu olup, Cüneydiyye’nin kollarmdandır.
→Tasavvuf ve TarikatNûr
Işık ve aydınlık. Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak varlığı açığa çıkaran ve idraki mümkün kılan ilâhî aydınlığı ifade eder. Tasavvufî kullanım Nûr; iman, bilgi, keşif, kalp aydınlığı ve ilâhî tecelli için temel bir semboldür.…
→Tasavvuf ve TarikatNur Bahşiyye
Kübreviyye’nin kollarındandır. Kurucusu Muhammed Nurbahş (ö. 869/1 465)’tır.
→Tasavvuf ve TarikatNûr-I Muhammediyye
Arapça, Muhammedi (s) nur, Hz. Muhammed (s)’in nuru demektir. Buna Hakikat-ı Muhammediyye (s) de denir. Allah’ın yarattığı ilk şey Peygamber Efendimizin (s) nurudur. (Aclunî, Keşfu’l-Hafa, l., 265) Diğer bütün varlıklar, O’nun nurundan yaratılmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatNûriyye
Ebûl-Hasan Ahmed b. Muhammed en-Nurî (ö. 295/907)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatNuru’l-âzamu’l-A’lâ
Arapça, en ulvî, en muazzam nur anlamındadır. Bu, Allah’ın nurudur. Çünkü Allah’ın nurundan, daha büyüğü yoktur.
→Tasavvuf ve TarikatNûru’l-Kayyûm
Arapça, Kayyum nuru demektir. Herşey bununla ayakta durur, varlığını sürdürür.
→Tasavvuf ve TarikatNuru’l-Kulûb
Arapça, kalplerin nuru demektir. Allah tarafından kulun kalbine atılan ve Hakk’ı bâtıldan ayırdetmeyi sağlayan nur.en-
→Tasavvuf ve TarikatNuru’l-Mukaddes
Arapça, Mukaddes nur demektir. Bütün noksan sıfatlardan uzak olan.
→Tasavvuf ve TarikatNuru’n-Nehar
Arapça, gündüzün nuru demektir. Bu, bütün nurları örter, tıpkı güneşin yıldızları örttüğü gibi.
→Tasavvuf ve TarikatNutka Mürüvvet
Konuşma sırasında sözü kesilen, yahut konuşurken konuyla ilgili bir husus aklına gelen kişi, konuşma sırasında, unutacağı kanaatine varırsa, o hususu dile getirmek için “nutka mürüvvet erenler” veya “nutka mürüvvet” diyerek izin ister.
→