Tasavvuf Sözlüğü
Yetiş yâ Ali, anlamında Arapça bir söz. Bektaşîler ve kızılbaşların vird olmak üzere okudukları söze, Nâdi Ali denir. Bektaşî geleneğine göre, Uhud harbinde Rasûlullah (s)’ın canı sıkılmış ve Cebrail’den öğrendiği “Nâdi Ali”yi okumuş. Hz. Ali de bunu duyunca “lebbeyk” diyerek atılmış, gazileri savaşa teşvik etmiştir. Nasru’l-Ashâb adlı eserde bu Nâd’ın Zogayl-ı Huzâî’ye ait olduğu kaydedilir. Şeyhu’l-İslâm Ebussuud Efendi’nin konuyla ilgili fetvası da, bunu te’yid eder. Gaybî, Nâdi Ali’yi şerhetmiştir. Hadis literatürünü taradığımız zaman, Nâdi Ali diye bir kayda rastlayamadık. Bu nedenle, mezheb tervici için, bu sözün Hz. Resûlullah (s)’a yakıştırılmış olması kuvvetle muhtemeldir.Nâdi Ali şudur:Nâdi Aliyyen mazhara’l-acâib Tecid-hu avnen leke fi’n-nevâib Kullu hemmin ve ğammin seyencelî Bi-velâyetike yâ Ali, yâ Ali!Tercümesi:Harikulade şeylerin mazharı Hz. Ali’ye seslen Ki onu musibetti anlarda sana yardımcı olarak bulasın. Her türlü üzüntü ve keder silinir Senin veliliğinle ey Ali, Ali!