ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
25 sonuç · “kabûl”
01Bârzân Hattı
Kuzey Irak'taki Bârzân Tekkesi'nin Nehrî çevresiyle tarihî irtibatı; doğrudan hilafet bağı kesin kabul edilmez.
Kabûlî Şeyh Mustafa Efendi
Kabûlî Mustafa Efendi (ö. 1825), mahkeme kâtipliğini bırakarak inzivayı seçen; Rifâiyye, İbnü’l-Arabî düşüncesi, hat sanatı, şiir ve telifle meşgul Edirneli şeyhtir.
Balım Sultan
Balım Sultan (Hızır Balı, ö. 922/1516 [?]), Dimetoka’daki Kızıldeli çevresinden Hacıbektaş pîr evine gelen; Bektaşiyye’nin merkezî teşkilâtını, mücerredlik ve on iki post erkânını sistemleştirdiği için pîr-i sânî kabul edilen mutasavvıftır.
Boyabatlı Dede Efendi
Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Cüneyd-i Bağdâdî
Ebü’l-Kāsım Cüneyd b. Muhammed el-Hazzâz el-Kavârîrî (ö. 297/909), fıkıh ve hadis tahsilini tevhid, fenâ, bekā, sahv ve temkin diliyle birleştiren; Bağdat sûfîliğinin ölçü kabul edilen büyük temsilcisidir.
Hasan el-Katnânî
Seyyid Hasan el-Katnânî (ö. 1004/1595), Şam’a bağlı Katnâ’da yaşayan ve Katnâniyye kolunun pîri kabul edilen Rifâî şeyhidir; 1346 tarihi kendisine değil büyük dedesi Ali el-Katnânî’ye aittir.
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (ö. 13/634), ilk müslümanlardan, hicret yolculuğunda Resûlullah’ın arkadaşı ve Hulefâ-yi Râşidîn’in ilkidir; Nakşibendî aktarım geleneğinde silsilenin Hz. Peygamber’den sonraki halkası kabul edilir.
Hz. Muhammed Mustafa
Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.
İbnü’l-Fârız
İbnü’l-Fârız, ilâhî aşkı yüksek şiir diliyle işleyen Tâiyye ve Hamriyye kasideleri sayesinde Arap tasavvuf edebiyatının en etkili şairlerinden biri kabul edilir.
Kepenekçi Sinan
Kepenekçi Sinan (ö. yaklaşık 970/1562-63), İstanbul'da yetişen; İslâmiyet'i kabul ettikten sonra ilmiye zümresine alınan, medrese, mescit ve vakıflar kuran âlim ve müelliftir.
Muînüddin Hasan Çiştî
Köken ve eğitim Muînüddin Hasan Çiştî'nin doğum yeri ve erken hayatı hakkındaki rivayetler farklıdır. Horasan ve Mâverâünnehir ilim çevrelerini dolaştığı, Osman Hârûnî'nin hizmetinde tasavvuf eğitimi aldığı kabul edilir. Ecmîr'e yerleşme Kuzey Hindistan'a gelerek Ecmîr'de irşad halkası kurdu. Yabancı bir sûfî olarak bölgedeki ilk faaliyetlerinin ayrıntıları
Sîdî Ahmed el-Bekkâ el-Küntî
Sîdî Ahmed el-Bekkâ el-Küntî (ö. 908/1503), bazı Kādiriyye tasniflerinde Bekkâiyye’nin pîri kabul edilen; nispeti Ali el-Bekkâ ve Ömer el-Bekkâ’ya da bağlandığı için ihtilaflı gösterilen Sahra şeyhidir.
Şeyh Ebü’r-Rızâ
Mısır’dan İstanbul’a gelen Şeyh Ebü’r-Rızâ, Kasımpaşa’daki Bedevî âsitânesinin kurucu şeyhi kabul edilir. Hasan Hüsâmeddin Uşşâkî ile karşılaşması gelenek hafızasında yer alır; vefatı için 1001/1592-93 ve 1151/1738-39 tarihleri nakledildiğinden ihtilâf açıkça korunmuştur.
ünkü kabûl-i âmme delili
Kamu oyutırla nun benimsediği ve onayladığı ) di delü. mini
kabûl-i nikâh
fık. Nikâhı tamamlamak erini için söylenen son söz. mber
kabûl
Bir akdin enin tamamlanması ve kesinleşmesi mdan için söylenen son söz. Söz gelişi,. Bu bir mah satan kimse, “Şu malımı m’in şu kadar akçeye sattım.” demesi nde ve mah alan kimsenin de “Şu edir: malı şu kadar akçeye satın aldım r me ve kabul ettim.” karşılığını vera şa mesi gibi. § tam
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Bir ara gidip tarikatlar arasındaki ihtilâfları bir sonuca bağladığı ve “Yiğitbaşı” lakabını aldığı şehir; ihtilâfların ne olduğu kaynaklarda kayıtlı değildir. İlişkili kişi dosyası Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî : Ahmediyye'nin teşekkülü Pîr Muhammed Erzincânî, Tâceddin İbrahim Kayserî ve Alâeddin Uşşâkî hattından gelen Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî, Halvetiyye'nin dört ana kolundan Ahmediyye'nin pîri kabul edilir. Geniş alt kol ağı Sinâniyye, Uşşâkıyye ve Ramazâniyye başta olmak üzere birçok şube Ahmediyye gövdesinde gelişti. Mısriyye, Cerrâhiyye, Cihangiriyye, Raûfiyye ve Hayâtiyye gibi kollar bu ağın sonraki…
SEMÂ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta
HALVET (ÇİLEHÂNE) ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 26. bölüm · Sûfiler, kırk gün çilehaneye girmekle, diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak, onlar, nefsin edebe muhalif tutumları ve içinde bulundukları ha
MÜRŞİDİN RİÂYET EDECEĞİ ÂDÂB
Avârifü’l-Maârif · 52. bölüm · Bir mürşid-i kâmilin müridlerine karşı dikkat ve riâyet edeceği pek çok edebler vardır. Biz burada en önemlilerini zikredeceğiz: 391- Bkz: Beğâvi, Meâlimü’t-Tenzil, VIII, 60;Taberî
Sayfalar 147–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yüksek islâm velileri ve ârifleri ve ülemayı benâm hazretlerinin ittifakları şöyledir: Sabırdan daha ziyade, indi-ilâhide bir mevki yoktur. Bundan daha faziletli bir sıfat tasavvur
Sayfalar 239–247
Muzaffer Ozak Külliyatı · IR$ÂD YEDINCİ DERS MÜNDERECAT: Bu Risalei Şerife Receb ayının indi ilâhideki fazîleti ve Su'ban Radiyallahü anhın bir kabristandan geçerken Resûlullah Sallallabü aleyhi vesellemin
Sayfalar 255–263
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Yâ Âdem (A.S.) bu üç zulmete sor... İsimleri nelerdir? Mekânları nelerdir? Vazifeleri nelerdir? Hazreti Adem (A.S.) birinci zulmete sordu: — Ne kadar çirkinsin. Ismin nedir? Mekâ
Sayfalar 265–271
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALLÛ ALÂ RESÜLÜNÂ MUHAMMED Sallû alâ seyyidina Muhammed Sallû alâ mürşidina Muhammed Sallû alâ şemsiddüha Muhammed Sallû alâ Bedriddûca Muhammed Sallû alâ nurül hûda Muhammed Sall
Sayfalar 279–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · olur?.. Zirâ, zerre miktarı amelimiz dahi, ister kötü, ister iyi, mutlaka önünüze getirilecekdir. Bizlere gösterilecektir. Yazıklar olsun o kimseye ki; yetim malını bigayri - hakkı