HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Edirne’deki hayatı
Kabûlî Mustafa Efendi Edirnelidir ve Rifâiyye’nin son dönem Osmanlı temsilcileri arasında anılır. İlk hayatında mahkeme kâtibi olarak çalıştı. Daha sonra bu görevden ayrılarak inziva, ibadet, yazı ve telifle meşgul bir hayatı tercih etti.
Rifâî irşadı
Rifâiyye’ye bağlılığı şiirlerinde açıkça görülür. Ahmed er-Rifâî’yi mânevî kıblesi, yakınlık ve vuslat rehberi olarak anar. Edirne’de kendisine nispet edilen dergâhın Vassâf’ın zamanında ayakta bulunduğu kaydedilir. Bununla birlikte kaynak, şeyhi ve silsilenin ara halkaları hakkında ayrıntı vermez; eksik zincir tahminle tamamlanmamıştır.
Hat ve istinsah faaliyeti
Güzel yazı sahibi bir hattattı. Aziz Mahmud Hüdâyî ve Celvetî çevresine duyduğu muhabbet sebebiyle İsmâil Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-beyân tefsirini defalarca istinsah ettiği aktarılır. Bu faaliyet, farklı tarikat çevrelerinin metinlerinin Osmanlı tekke kültüründe nasıl birlikte okunduğunu gösterir; Kabûlî’nin ana Rifâî aidiyetini değiştirmez.
Eserleri
Dört eseri kaydedilir: Kenzü’l-esrâr, Mevsıletü’l-hidâye, Farsça sözlük mahiyetindeki Müşkil-güşâ ve tertip edilmiş bir Dîvân. Bu eser adları onun tasavvufî öğretinin yanında dil, edebiyat ve metin aktarımıyla da ilgilendiğini gösterir.
Şiiri
Şiirlerinde “Kabûlî” mahlasını kullandı. Ahmed er-Rifâî ve Muhyiddin İbnü’l-Arabî hakkında yazdığı methiyelerde irşad, mânevî yakınlık ve hakikat ilmi temalarını işledi.
Sanman bizi zâhid gibi beyhûde makāliz
Biz kâşif-i esrâr-ı maânî vü meâliz
Kabûlî eden çâker, visâl-i kurba hâhişger
Bütün uşşâka serasker Rifâî Seyyid Ahmed’dir
Vefatı ve kabri
1240/1825’te vefat etti. Edirne’deki kabri Vassâf tarafından ziyaret edilmiş; müellif kabrin ve çevresinin güçlü bir ziyaret hafızası taşıdığını kaydetmiştir. Bu son ifade tarihî ölçüm değil, Vassâf’ın şahsî ziyaret izlenimidir.