ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
27 sonuç · “fetvâ”
01Aksarâyî Şeyh Ali Efendi
Ali b. Şaban el-Aksarâyî (ö. 1111/1699-1700), Aksaray’da yaklaşık otuz yıl ders ve vaaz, yirmi yıl fetva hizmeti veren; Kayseri Şifâiyye Medresesi’ne tayin edilen Osmanlı âlimidir.
Ali el-Arabî Efendi
Ali el-Arabî Efendi (ö. 1008/1599-1600), Antakya’dan İstanbul’a gelerek Bostan Efendi’den mülâzemet alan; Saraybosna ve Hezargrad’da müftülük, İstanbul’da fetva mukabelesi ve Babadağ’da müderrislik yapan Hanefî fakih ve Osmanlı âlimidir.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Ali-i Dânî Efendi
Ali-i Dânî Efendi (ö. 978/1570), Muhyiddin el-Fenârî’den mülâzemet alan; Manastır ve Filibe medreselerinden Halep’te tedris ve fetva hizmetine yükselen Osmanlı âlimidir.
Amasyalı Cuma Efendi
Amasyalı Cuma Efendi (ö. Zilhicce 972/Temmuz 1565), Müftü Sa‘dî Efendi çevresinde yetişen; Küçük Ağa ve Yörgüç Paşa medreselerinde ders veren, fetva, ta‘likat ve risaleleriyle tanınan XVI. yüzyıl Osmanlı âlimidir.
Basrıkî İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Basrıklı İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Bostanzâde Mehmed Efendi
Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Bozanzâde Mahmud b. Ahmed
Bozanzâde Mahmud b. Ahmed (ö. Şevval 983/Ocak-Şubat 1576), İskilip’te doğan; Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alıp onun fetva kâtipliğini yapan, Rodos ve Manisa müftülüklerinde bulunan, Ebüssuûd fetvalarını güvenilir bir mecmuada toplayan ve kitaplarını Fâtih Camii’nde vakfeden Osmanlı âlimidir.
Emîn Mehmed Efendi
Emîn Mehmed Efendi (1070-1138/1659-1726), fetva emini Küçük Bölevî Mustafa Efendi’nin oğlu; İstanbul medreselerinden Diyarbakır, Bağdat ve Filibe kadılıklarına yükselen Osmanlı âlimidir.
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi (ö. 1694), Abdülahad Nûrî'ye intisap edip Midilli'de hilâfet vazifesi üstlenen; İstanbul'a döndükten sonra yaklaşık kırk yıl tekke hizmetinde bulunarak Mehmed Ağa Zâviyesi postuna geçen Halvetî-Sivâsî şeyhidir.
Hacı Ahmed Şükrü Efendi
1853 doğumlu Hacı Ahmed Şükrü Efendi, kıraat ve medrese icâzetlerini devlet hizmetiyle birleştiren; Fetvahâne reîsülmüsevvidînliği, Mesâhif Meclisi üyeliği ve Adliye müsteşarlığı yapan, Seyyid Murtazâ’dan Kādirî hilâfeti alan Osmanlı âlimidir.
fetvâ
huk. Sözlük anlamı, “Bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmü koyan ya da karmaşık konuları çözen. ” olan bu söz, İslâm hukukunda şeyhülislâm veya müftü tarafından dinî-hukukî konularda verilen şeriate uygunluk veya aykırılık hükmü ya da kararı anlamında hukukî bir terim olarak kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de sözlük anlamında türevleri ile birlikte dokuz ayette geçen bu söz, Hz. Peygamber döneminde ”fiityâ” sözü ile karşılanmış; daha sonraki dönemlerde fıkıh biliminin gelişmesi ile kendi anlamını kazanmıştır. İslâm toplumlarmda hukukî manada bir ihtiyaç neticesinde ortaya çıkan ve kurumlaşan fetvâ verme işi, İslâm hukukunun düzenlenmesine, kültür ve medeniyetinin gelişmesine paralel olarak fıkıh literatüründe önemli bir konuma gelmiş; bu konuda hem de fetvâ usulünün işleyişinde çok ciddi ve değerli eserler kaleme alınmıştır. ^ fetvâ emini a. (^î <^1 Osmanh devlet teşkilâtı içinde, ilk defa Kanunî Sultan Süleyman döneminde Zenbilli Ali Efendi’nin şeyhülislâmlığı zamanmda kurulan meşihat makamı veya fetva işlerine bakan dairenin başkanı.
fetvâname
(«uL câjÜ [< Ar. a fetvâ + F. nâme] tas. ed. Tasavr vufî edebiyatta şerî hükümleri. soru cevap tarzmda düzenleyen eserler.
fetvâhane
Osmanh devlet teşkir lâtı içinde meşihat makamı veya a dairesinde fetvâ işlerini yürütk mekle görevli bölüm ve burada fetvâ yazılan yazılan yer. 2. Müf tünün bulunduğu resmî daire, î müftülük. Müf tünün bulunduğu resmî daire, î müftülük.
bâb-ı fetvâ-penâhî
Şeyhülislamlık. 2. Şeyhülislamlık dairesi Şeyhülislamlık dairesi
bâb-ı fetvâ
Şeyhülislâm makamı, bâb-ı meşihat
^ fetvâ emini
(^î <^1 Osmanh devlet teşkilâtı içinde, ilk defa Kanunî Sultan Süleyman döneminde Zenbilli Ali Efendi’nin şeyhülislâmlığı zamanmda kurulan meşihat makamı veya fetva işlerine bakan dairenin başkanı
Vâlide Sultan Medresesi
İstanbul · Türkiye · 1129 Ramazan'ının 27. günü sâbık Emîn-i Fetvâ Ömer Efendi'nin yerine, mûsıla-i Süleymâniyye itibarıyla Üsküdar'daki bu medreseye nakledildi. İlişkili kişi dosyası Yağlıkçızâde Mehmed Efendi : Yağlıkçızâde Mehmed Efendi (ö. 1723), Süleymaniye Dârülhadisi'ne kadar yükselen ve Selanik kadılığı sırasında vefat eden Osmanlı âlimidir.
Şam
Şam · Suriye · Rebîülâhir 980'de Akyazılı Sinân Çelebi'nin yerine Şam fetvâsına terfi etti ve orada hem ders okuttu hem fetva verdi. İlişkili kişi dosyası Muîdzâde Mehmed b. Abdülaziz : Muîdzâde Mehmed b. Abdülaziz (1516-1576), Elbistan'ın Ashab-ı Kehf köyünde doğmuş; Şam müftülüğüne ve Kudüs kadılığına tayin edilmiş bir Osmanlı âlimidir.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
ABDESTİN EDEB VE SIRLARI
Avârifü’l-Maârif · 34. bölüm · Abdeste başlarken, önce misvak kullanmalıdır. Bu konuda, Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, bize, Zeyd b. Halid el-Cühenî’den rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a
MÜRİDİN MÜRŞİDİNE KARŞI EDEPLERİ
Avârifü’l-Maârif · 51. bölüm · Müridlerin mürşidlerine karşı koruyacakları edeb, sûfilere göre edeblerin en önemlilerindendir. Onlar, bu konuda Hz. Rasûlullah’a (s.a.v) ve ashâbına uymaktadırlar. Bu konuda Cenâb
Sayfalar 474–480
Muzaffer Ozak Külliyatı · - Efendim, çok merak ediyorum: Acaba, sizin saç ve sakalınızdaki kıllar mı, yoksa şu karşıdaki çayırda otlayan hayvanların kılları mı daha efdal, daha yararlıdır? Hazret-i şeyh ken
Sayfalar 622–629
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yetmiş türlü beliyye ve her türlü dert ve gama duçar olan bir kimse, hulûs-u kalp ile her gün: (BİSMİLLÂH-İR-RAHMAN- İR-RAHİYM VE LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE İLLÂ BİLLÂH İL ALİYYİL-AZİY