Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 622–629
Yetmiş türlü beliyye ve her türlü dert ve gama duçar olan bir kimse, hulûs-u kalp ile her gün: (BİSMİLLÂH-İR-RAHMAN-
İR-RAHİYM VE LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE İLLÂ BİLLÂH İL ALİYYİL-AZİYM) tesbihine devam ederse, kısa zamanda bütün musibet ve felâketlerden kurtulur, sürura erer. Besmele-i şerifenin kıymet, ehemmiyet ve faziletine nihayet yoktur.
HİKÂYE Saliha bir hatun, ism-i â'zam ve miftâh-ül-Kur'an olan Besmele-i şerifeyi hiç dilinden düşürmezdi. Ne yazık ki, kocası iti.
katsız bir adamdı ve üstelik karısının bu haline kızar ve sinirlenirdi. Dikkat edilirse, her münkir tıpkı bu adam gibi mü'mine kızar.
Işte, bu bahtsız adam, birgün eşine çıkıştı:
— Hanım, Bismillâh kelimesini ne zamana kadar okuyacaksın? dedi.
Kadıncağız, sâfıyetle cevap verdi:
— Son nefesimi verinceye kadar!..
— Bana söyler misin? Ne faydasını gördün ki, son nefesine kadar devam edeceğim diyorsun?
— Acaba sen bana söyleyebilir misin? Ne fenalığını gör dün ki, sen hiç okumuyorsun? Hem, senin bu mübarek kelimeyi okumadan aldığın zevki, ben okuyarak alıyorum. Zira, Rabbimi zikrediyorum ve benim için bundan daha zevkli bir şey olamaz. Besmele-i şerife, öyle bir ism-i â'zamdır ki, onunla başlanan işin sonu daima hayır olur, onunla saklanan şeye zarar erişmez, onunla yapılan her şey bereketli ve feyizli olur. Bütün kitapların başı, âşıkların yoldaşı, mâ'şukların sırdaşıdır.
Bu sözlerden hiçbir şey anlayamayan itikatsız adam, bıyık altından gülerek aklınca karısının safdilliği ile eğlenmeyi aklına koydu ve bir şeytanlık düşündü. Cebinden bir kese dolusu madenî para çıkararak eşine uzattı ve:
— Şu paraları bir yere saklayıver. Lâzım olunca ben sen.
den isterim, dedi. Kadıncağız, keseyi Besmele çekerek aldı, yine Besmele ile sandığına sakladı.
Bir iki gün sonra, eşinin evde bulunmamasından fayda lanarak kocası keseyi sandıktan aldı ve evlerinin bahçesindeki kuyuya attı. Karısını böylelikle mahcup edeceğini sanıyordu.
Ertesi gün karısına keseyi getirmesini söyledi ve hatun âdeti olduğu üzere besmele çekerek sandığı açıp elini uzattı ve hayretler içinde kaldı. Zira, kesenin bulunduğu yer ıslaktı. Kendi kendisine söylendi:
— Allah... Allah... Bu sandıkta bir ıslaklık var, acaba neden ıslandı? diye sırsıklam olmuş para kesesini suları damlayarak Besmele ile kocasına uzattı.
Evet, Allah diyen mahrum olmaz, Allah diyen mahcup olmaz, Allah diyen aslâ mahzun olmaz.
Münkir koca, yaptığına pişman olmuştu. Besmele-i şerifenin gözleriyle gördüğü bu kerametinden sonra Hakka teslim olarak eşinden özür diledi ve affını istedi. Neler tasarladığını da anlatarak:
— Seni, dünyada mahcup etmeyen Allahu teâlâ, kıyamette de elbet mahcup etmeyecektir, dedi ve inkârı iymana tebeddül ederek hidayete erdi.
HİKÂYE Unvanı Basri olan bir zat diyor ki: Uzun yıllar, Malik bin Enes'ten ilim tahsil etmiştim. Ehl-i beyt-i Mustafa'dan Imam-l Cafer-is-Sadık hazretlerinin Medine-i münevvere'ye teşrif buyurduklarını öğrenmiş ve kendilerinden feyiz alabilmek ümidiy.
le bir kaç defa huzur-u ârifanelerine gitmiştim. Birgün bana:
— Evlâdım, benim de gece gündüz derslerim ve evrâd-ü ezkârım var. Anladığıma göre sen de ilim tahsil ediyorsun, rica ederim beni meşgul etme ve Enes Bin Malik'ten derslerine devam et, buyurdu.
Bu sözlerine çok üzüldüm ve kendi kendime: (Bu zât-1 akdes, bende hayır alâmetleri görseydi, beni feyizlerinden ve himmetlerinden mahrum etmez, lûtfunu benden esirgemezdi..)
diye düşünerek ertesi sabah Ravza-i Nebiyye vardım ve niyaz eyledim:
— Yâ Rab!.. Ceddi emcedi hürmetine hazret-i imamın kalbini bana çevir, bana muhabbetini ihsan buyur ve bu âciz kulunu ilminden nasibedar eyle, sırat-ı müstakiym üzere rizayı ilâhiyye'ne vasıl olayım, dedim ve evime döndüm. Ikindi namazından sonra, yüzümü kızdırarak tekrar huzurlarına vardım. Hizmetinde bulunan zat ziyaret sebebini öğrenmek istedi. Vechi enverlerini görmek istediğimi söyleyince meşgul olduklarını bil dirdi. Bir müddet daha sabırla bekledim. Lûtfen kabul ve benim için dua buyurdular ve künyemi sordular ve Ebu-Abdullah olduğunu öğrenince, aramızda şöyle bir. konuşma oldu:
- Haydi, ne soracaksan sor bakalım, dediler.
— Bu âciz kölenize teveccüh ve muhabbet buyurmanızı ve fakiri ilminizden merzuk kılmanızı niyaz ederim.
— Yâ Ebâ-Abdullah!.. İlim, yalnız öğrenmekten ibaret de ğildir. Ilim, öyle bir nurdur ki, Allahu sübhanehu ve teâlâ hi dayetini murad buyurduğu kulunun kalbinde zuhura getirir.
Eğer, maksadın ilim ise, önce kendinde kulluğunun hakikatini ara ve ilme amel etmek için talip ol ve anlayabilmek için de Cenab-ı Hak'tan fehm-ü idrak niyaz eyle, o dilerse sana anlatır ve öğretir.
— Kulluğun hakikati nedir yâ İmam, lûtfedip söyler misiniz?
— Üç şeydir: Birincisi, halkın vereceği şeylerden hiçbirisine kendini malik görmemektir. Çünkü, Hakkın sevdiği kul.
lar, kendilerini hiçbir şeye malik görmezler. Malı, Allahu teâlâ'.
nın malı olarak bilirler ve onu kendilerine bahş ve ihsan buyuranın emirlerine uygun olan yerlere sarfederler. Allahu teâlâ indinde makbul olan kullar, onun emirlerini canla başla ya.
parlar ve nehiylerinden şiddetle kaçınırlar. Hiçbir zaman, kendi fikir ve kanaatleriyle hareket etmezler. Elindeki malın Allah'a ait olduğunu bilen kul, onu emrettiği yere kolaylıkla sarfeder.
Her işlerinde ve her tedbirlerinde Hakka tefviz-i umur ederler ve bunun için de dünya mihnet ve musibetlerinden müteessir olmazlar. Kul, emri hakkıyle ifâ ve nehiyden kaçarsa, insanlara gösterişe, riyâya vakit ve fırsat bulamaz.
Cenab-1 Vâhib-ül-atayâ kuluna üç şey ikram ederse, dün ya, şeytan ve insanlar o kimsenin gözüne büyük görünemezler, ki şunlardır:
1) Dünyaya mal ve para biriktirmek ve onunla öğünüp böbürlenmek için talip olmazlar.
2) Insanlarda bulunan makama,, ulvî ve izzet için talip olmazlar.
3) Günlerini ve ömürlerini bâtıl şeylerle geçirmezler.
Bunlar, tekvânın birinci derecesine ait yüksek hasletlerdir ki, Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri:
ret, KUNE YŞövİz Tllk-ed-dâr-ül-ahlretü nec'alüha lillezlyne la yüridane uluvven fil-ardl vo la fesaden vel-akibetü lil-müttekiyn...
El-Kasas: 83 (Biz, âhiret evini yeryüzünde kibirlenip böbürlenmeyenlere, haksızlıkla başkalarını ezmeyenlere, fesat çıkarmak istemeyenlere veririz. Âkibet, Allahu tâlâ'nın emirlerini yerine ge.
tiren ve nehiylerinden kaçınıp çekinen müttekilerindir.)
buyurmuştur.
Kendilerinden, biraz daha irşâdda bulunmalarını niyaz ettim.
— Sana dokuz tavsiyede bulunacağım. Bunlar, tarik-i hakka girmek isteyenlere aynı zamanda vasiyetlerimdir. Rabbim.
den, senin de bunlarla âmil olmanı dilerim. Bu vasiyetimin ilk üç maddesi nefsin riyazatına, üçü hilme ve üçü de ilme dair ola caktır. Bunları iyice ezberle ve öğren, başkalarına da öğret ve gereğine göre hareket et. Riyazat hakkındaki öğütlerim şun.
lardır:
I. Iştihan olmayan şeyleri yeme!.. Zira, iştihası olmayan şeyleri yemek, insana ahmaklık ve bönlük getirir.
Envar-ül-Kulob, cilt: 2 — F: 40
II. Karnın iyice acıkmadan yemekten sakın.
III. Ne yersen helâlinden ve mutlâka Besmele-i şerife ile ye...
Hilm hakkındaki tavsiyelerim de şunlardır:
a) Bir söylersen on işitirsin diyen kimseye, sen on söylersen benden bir karşılığını dahi duymazsın cevabını ver b) Bir adam sana söver ve kötü sözler söylerse, eğer bu sözlerin doğru ise Rabbim beni af ve mağfiret buyur sun, yok sen bunları kendiliğinden uyduruyor ve yalan söylüyorsan Rabbim seni af ve mağfiret buyursun diye mukabele et.
c) Bir kimse sana kötülük yapacağını söylerse, sen de kendisine nasihat ve dua edeceğin karşılığında bulun.
Ilim hakkındaki öğütlerim de şunlardır:
1. Bilmediğini, âlimlerden sor ve öğrenmeğe çalış, ama sakın bu soru o zatı tecrübe ve imtihan etmek için olmasu.
2. Kendi re'yin ve fikrinle amel etmekten sakın, ihtiyata yol bulduğun yerlerin ve şeylerin hepsinde ihtiyatlı bulun.
3. Insanlara, hangi konuda olursa olsun fetvâ vermekten, arslandan kaçar gibi daima kaç.
İşte sana öğütlerim ve nasihatlerim bunlardan ibarettir.
Artık, beni meşgul etme, zira ben kendi nefsimle meşgulüm, buyurdu ve ben de huzurlarından sevinerek ayrıldım.
Ey âşık-ı sadık!..
Kur'an-ı aziymi oku, anlamağa çalış, hükümleriyle âmil ol, bütün amellerin tam bir ihlâs ile olsun. Sakın sakın Besmele-i şerife okumadan hiçbir meşrû işe başlama.. Amelsiz ilimden son derece kaçın, hilm ve sabır sahibi olmağa çalış ve amel lerin efdali olan namazını kıl, zekâtını, sadakanı, yardımlarını zamanında ve yerli yerince yapmağa alış, malın Allahu teâlâ' ya ait olduğunu unutma, bütün musibetleri insanların kendi el leri ve nefisleriyle kazandıklarını hatırından çıkarma ki iki ci handa da başına saadet tâcı konulsun.
Şimdi, sizlere Kur'an-ı kerimin bazı sûre-i celillerinin kıy met, ehemmiyet ve faziletlerinden de bahsedeyim ki, Kur'an okumağa rağbet edesiniz ve Kitabullah'ı okumanın Hak'la soh bet olduğunu bilesiniz:
FATİHÂ SÛRE-Î CELÎLESİ Bir kimse, Fâtiha sûre-i celilesini:
1) Besmele ile bir nefeste okursa, Kur'an-ı aziymi hatmeylemiş sevabına nail olur.
2) Günahları affolunur ve hasenatı kabul buyurulur.
3) Kabrinde rahatlık bulur, kabir azabından, kıyamet gününün şiddet ve dehşetinden kurtulur.
Bu sûre-i şerife, bütün dertlere şifadır. Herhangi bir illet üzerine onbir veya kırkbir veya yüz, üçyüz, bin kerre gibi bu minvâl üzere okunursa, bi-kudretillah o dertten şifa bulur. Bu sûre-i celilenin fazileti hakkında Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri:
Ve laked droynake abisn min-el-maksiy vel uran elaiy... E. HiC: 87 El-Hicr: 87 (Celâlim hakkıyçün, biz sana her namazda okunup tekrarlanan yedi âyeti ki Fâtiha sûre-i celilesidir, ve şu büyük Kur'anı verdik.)
buyurmuştur. Me'aninin hepsi Fâtihâ sûre-i şerifesindedir.
Bütün Kur'anı cem'ettiği için ÜMMÜL-KUR'AN denilmiştir. Namazların her kıyam rükünlerinde okunduğu için SÛRE-İ-SA- LÂT dahi denilir.
YÂ-SIN SÛRE-Î CELÎLESÎ Herşeyin kalbi vardır. Kur'an-ı aziymin kalbi de Yâ-Sin sûre-i celilesidir. Abdestli olduğu halde:
1) Hergün bir defa Yâ-Sin sûre-i şerifesini okuyan kimse, Kur'an-ı aziymi on defa hatmetmişçesine sevaba nail olur.
2) Bütün âhiret korkularından ve mahşer günü susuz kalmaktan korkanlar, kabir azabından kurtulmak isteyenler bu sûre-i celileye bu minvâl üzere devam etmelidirler.
3) Hergün bir defa bu sûre-i celileyi okuyanlar, yirmi defa Kâ'be-i muazzamayı tavaf etmişçesine sevaba nail olurlar.
:i8E2ioGddaF Bir kimsenin ölümü ânında yanında Yâ-Sin sûresi okunsa, şeytan def'olur, o kimse şeytanın şerrinden emin olur, iyman ile göçer, her bir harfine on melek nâzil olarak ölen zat için Allahu teâlâ'dan rahmet ve mağfiret niyaz ederler. Bu melek ordusu, o zatı kabrine kadar uğurlarlar ve okudukları tesbih ve tekbiri onun ruhuna bağışlarlar.
Her kim, bir müşkili için yedi veya yirmi bir veya kırk bir defa okursa, o müşkili hallolur ve muradına erer. Yâ-Sin sûre-i şerifesi büyük bir ganimettir. Öz ve özet olarak bu kadarıyla iktifa ettik.
MULK SURE-I CELILESI Halk arasında (TEBAREKE) diye anılan bu sûre-i celileyi, abdestli olarak her gece akşam ile yatsı arasında bir defa okursa, o kimse kabir azabından ve cehennem ateşinden kurtulur. O gecenin bütün âfetlerinden emin olur. Hadis-i şerifte (MULK sûre-i şerifesini ezberleyin, eşinize ve çoluk çocuğunuza da öğretin. Zira, bu mübarek sûreyi okuyanları Mülk sûre-i şerifesi okuduğu ândan ölümüne ve ölümünden cennete girişine kadar terketmez ve onlarla birlikte bulunur.) buyurulmuştur.
KEHF SÜRE-Î CELÎLESÎ Bu sûre-i şerifeyi cuma gecesi ve günü okumaya devam eden kimseye Allahu teâlâ yetmiş bin melek mü'ekkel kılar ve bu melekler bu sûreyi okuyanlar için istiğfar ederler. Okuduğu cuma gecesinden ertesi hafta cuma gecesine kadar vâki olabilecek bütün fitnelerden masun ve mahfuz olurlar.
Her kim, sabah namazının sünnetinden sonra, yüz defa:
Sübhanallahi vo bl-hamdihl aübhanallah-ll aziym ve bihamdlhi estağfirullah...
okursa, çok kısa zamanda feyzini bizzat müşahede eder.
Kadın veya erkek hangi müslüman Kehf sûre-i şerifesini hergün ikindi namazının farzından sonra bir defa okursa, rızkı genişler ve kıyamet âfetlerinden emin olur. Mahşer yerinde susuz kalmaz. Resûl-ü zişân efendimiz: (Ummetim bu sûre-i celileyi okuyup öğrensin, eşlerine, çoluk ve çocuklarına da öğretsin, ki Allahu tâlâ'nın rahmetine nail olsun. Bu sûreyi devamlı okuyanların, şirkten gayri bütün günahları af ve mağfiret olunur.) buyurmuşlardır.
Ey âşık-ı sadık!..
Eğer, Kur'an-ı kerimi okuyabilmek ni'met ve bahtiyarlığına nail olabilmişseniz, Kitabullah'ın en kısa sûrelerinden olan IHLÂS-I ŞERİF'in kıymet, ehemmiyet ve faziletlerinden de bahsedeyim ki, okumağa devam ederek sayısız ni'met ve mazhariyetlere erebilesiniz...
IHLÂS SURE-Î CELÎLESÎ thlâs-1 şerif dört âyettir. İhlâs adı verilmesinin sebep ve hikmeti, bu sûre-i celileyi devamlı okuyanların kalplerinde tam bir IHLÂS'ın hasıl olacağını iymâ içindir. Her kim, bu sûre-i şerifeyi abdestli olarak okumağa devam ederse, Allahu teâlâ o kulunun bütün amellerini ihlâslı kılar. Olüm acılarını duymaz, ölüm ânında şeytanın hiyle ve desiselerinden emin olur, iyman ile göçer, kabirde meleklerin suallerine cevapları kolay olur, kıyamet korkularından emin bulunur.
Bu sûre-i celilenin bir ismi de SIFAT-UR-RAHMAN'dır. Bir diğer ismi de NUR-U KUR'AN'dır. Bu sûreyi okuyanlara, hak