Ara
Menü

Sayfalar 615–621

1.666 kelime

Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 615–621

layan haysiyetsizler büyük günah işlemiş olurlar. Bu davranışlarını helâl addetmedikçe, âsi ve günahkâr olmakla beraber, iymanları bâki kaldığından cezaları miktarı azap gördükten SOnra cennete girerler.

Zekâtlarını veren mü'minlerin ise mazhar olacakları ilâhî iltifatlar şunlardır:

Birinci kat gökte isimleri KERİM, ikinci kat gökte CEV- VAD, üçüncü kat gökte MUTI, dördüncü kat gökte SAHI, beşinci kat gökte MAKBUL, altıncı kat gökte MAGFUR, arş-ı â'lâ da ise HABIBULLAH olarak isimleri ayrı ayrı anılır ve kendilerine melekler tarafından tekrim olunur.

Zekâtını veren mü'minin, ölümünden sonra amel defterleri kapanmaz. Verdikleri bir nevi sadaka-i câriyye olur. Sevabı, kıyamete kadar amel defterlerine yazılır. Zekâtlarını vermeyenlerin ise, kabirden başlayarak kıyamete kadar suçlanacak.

ları haber verilmektedir. Allahu sübhanehu ve teâlâ, cümlemizi irşâd ve bizlere lûtf-u keremiyle inayet ve hidayet buyursun.

klın varsa, toplayıver başına;

Mazrur olma bu dünya salaşuza, Felek er-geç zehir katar aşına, Yatırırlar şu musalla taşına, Hiç güvenme eşine, yoldaşına;

Kimse bakmaz bilmlş ol gözyaşına, Mağlûp olma kör şeytan savaşına, Tedarik gör yolculuk telâşına...

Evet kardeşlerim!.. Aklı olan, bâkiyi fâniye tercih etmez.

Altunu tenekeye değişmez. Kısacık ömrünü isyanlarla, kötülüklerle geçirmez, Allahu teâlâ'ya kulluk eder de sultan olur, ebediyyen saadet ve selâmet bulur.

Azrail aleyhisselâmın kılıcı, pek yakında senin ve benim enselerimize inecektir. Günah kirlerini yalnız abdest suyu temizler zannedenler aldanıyorlar. Günah kirleri, değil gusül ve abdest aldığın su ile, bütün denizlerin ve nehirlerin suları bir araya getirilse yine de temizlenmez. Bu kirleri, ancak ve yalnız

gözyaşı arındırır ve paklar. Gusül ve abdest insanın yalnız za.

hirini, dış yüzünü kısmen temizler. Bâtınının kirlerini nedamet, tövbe, istiğfar ve gözyaşı ile temizlemek mümkündür. Bâtını temiz ve saf olan kutlu ve mutlu kişilere ve gönül aynalarını temiz tutabilen bahtiyar kullarına tecelliyat-ı ilâhî ve lûtf-u sübhani zuhur eder. Onlar, Allahu teâlâ'ya lâyık ve Resûl-ü zişâna âşık birer insanı kâmil olurlar, Halifetullah olarak mükerrem kılınan kullar zümresine girerler. Arif-i billâh ve vâsıl-ı ilâllah pâyesi ile kurbiyyet-i ilâhiye mazhar olurlar. Bu bahtlı kişiler, namazlarını gerçek birer mi'râc olarak kılarlar ve:

— Ancak sana ibadet eder ve bu ibadet için ancak senden yardım bekleriz, dedikleri zaman kendilerine:

— Evet, kulum bana ihlâs ile kul oldu, ben de kuluma her hususta yardımcıyım, hitab-ı izzeti ile taltif olunurlar ve bu zevki tadarlar, (FE-KANE KABE KAVSEYN) sırrına vâris bulunurlar, abdiyyet ile mâ budiyyetin birleştiği yer namaz olduğundan ILM-EL-YAKİN, AYN-EL-YAKİN ve HAKKAL-YAKİN kurbiyyetin ne yüce bir ni'met olduğunu fark ve temyiz ederler.

Namazlarını gösteriş için kılanlar, başka bir tâbirle namaz gösterenlerle, namaz kılmak ni'metine hiç eremeyenler veya kıldıkları halde tâ'dil-i erkânına dikkat ve riayet etmeyenler, hem namazın büyük ecrini kaybederler ve hem de bu gibilerin halleri ve âkibetleri gayet müşkil olur. Gün gelir ki, bunlar namazlarını vaktinde kılmayarak kazaya bıraktıklarına, tâ'dil-i erkânına dikkat ve riayet etmediklerine çok pişman olurlar ama, bu nedametleri kendilerini azaptan ve ıkaptan kurtarmaz. Bu gibiler de neler kaybettiklerini şimdiden derin derin hesaplamalıdırlar.

HİKÂYE Sâlihlerden türbedar Abdullah efendi, bir yol inşaatı sırasında nakli gereken bir mezarı açar ve başka bir yere defnetmek üzere çıkan kemikleri bir zenbile doldurur, yeni kabre vardığında topladığı kemikleri yerlestirmek üezre elini atınca zen-

bilde kemik bulunmadığını farkeder. Şaşkınlıkla etrafına bakınırken, biraz önce yerinde olmadığını gördüğü kemiklerin zenbilde bulunduklarını görür ve içine korku düşerek oradan uzaklaşır. Fakat, bu hadise kendisine çok tesir eder. Büyük bir kaygu ve düşünce içinde yatağına girer ve o gece bir rü'yâ görür. Rü'yâsında yüzü sapsarı, gayet zayıf bir kimse gelerek ken disine selâm verir. Selâmına mukabele ettikten sonra kim olduğunu sorar ve:

— Ben, bugün mezarını nakletmek üzere kemiklerini topladığınız kişiyim, cevabını alır. Abdullah efendi büyük bir me.

rakla sorar:

— Ilk mezarından kemiklerini topladıktan sonra ikincl mezarının başına geldiğimde kemiklerin zenbilde bulunmadıklarını gördüm. Sonra, yine aynı kemikler zenbile iade olundular. Bunun sebebi ve hikmeti nedir?

Zayıf ve yüzü sararmış kişi cevap verir:

— Ben, maalesef dünya hayatında hiç namaz kılmazdım.

Ahirete intikalimden sonra Allahu teâlâ beni hergün ihyâ ediyor, azap melekleri namaz vakitlerinde beni cehenneme iletiyorlar ve sağlığımda terkettiğim namazlarımı bana cehennem ateşi üzerinde zorla kaza ettiriyorlar. Sonra, yine kemik olarak kabrime getirip bırakıyorlar. Bu azap yüzünden halim perişan, der. Abdullah efendi tekrar sorar:

— Senden gayrı böyle bir azaba dûçar olanlar da var mı?

— Evet, benim gibi hayatlarında namaz kılmayanlara bu şekilde azap olunmaktadır, der ve ağlayarak uzaklaşır.

Mecmu'a-t-il fevâ'id isimli kitaptan naklettiğim bu kıssa.

umarım ki bazı gerçekleri, irfan sahiplerine açıklamıştır.

Onun için namazlarımızı aslâ terketmeyelim kardeşlerim!

Bu talihsiz din kardeşimizin başına gelenler, bir gün bizlerin de başımıza gelebilir. Günde beş vakit, cehennem ateşi üzerinde terkedilmiş namazların kazasına zorlanmak, kolay tahammül edilir bir mes'ele değildir.

Kaldı ki, namazını terkedenler, dinlerini yıkmışlardır demektir. Zira, iki cihan serveri:

— Namaz, dinin direğidir. Her kim, namazlarını kılarsa, dinini tamamlamış olur. Her kim, namazlarını terkederse, dinini yıkmış olur, buyurmuşlardır.

Diğer bir Hadis-i şeriflerinde de namazlarını terkedenleri korkutmuşlardır ki, anlamak bahtiyarlığına erenler için bunun ne büyük bir tehdit olduğu âşikârdır:

- Kim, sabah namazlarını terkederse, iyman ve islâm, ondan uzaklaşır. Öğle namazlarını terkedenlerden, Kur'an-ı aziym uzaklaşır. İkindi namazlarını terkedenlerden bütün melekler uzaklaşır. Akşam namazlarını terkedenlerden peygamberler uzaklaşırlar. Yatsı namazlarını terkedenlerden ise, Allahu teâla uzaklaşır.

Namaz borçlarının, tövbe etmekle veya hayır hasenât işlemekle sakıt olmayacağında âlimler müttefiktirler. Ancak, terkolunan namazların kazası mümkündür. Namazlarını terkedenleri, Allahu sübhanehu ve teâlâ, dilerse affeder, dilerse azab eder. Onun için, aklı başında olan namazlarını vaktinde kılar ve âkibetini düşünür.

Allahu azim-üş-şân, rahmetinin gazabını geçtiğini beyan ve ilân buyurarak Habib-i edibine:

— Kullarıma söyle, günahlarına tövbe edenlerin tövbelerini kabul ve kendilerini affederim. Ben Rahman ve Rahiym'im.

Rahmaniyyetim dünyada ve Rahimiyyetim de mü'min ve mûti kullarım için ahirettedir, buyurmuştur.

Evet, Rabbimiz GANİ'dir. Kendi hakkından vazgeçebilir.

Fakat, kul hakkı ve hele kâfir veya hayvan hakkı gayet mühim dir. Kıyamet ve âhirete iyman eden mü'minler bu haklara son derece dikkat ve riayet ederler. Iyi bilmek gerekir ki, bir kimsenin başka birisinden gasbettiği yedi dirhem arpaya mukabil, hak sahibine yediyüz vakitte kılınan namazlarının sevabı verilecektir. Bu, namaz kılanlar için böyledir. Namaz kılmayanlara ise, hak sahiplerinin günahları da yükletilir ve bunlar yüzüstü cehenneme atılırlar.

Ey Hakka talip:

Bir kimse, ezan veya kamet okunurken: (Ben, Allah'ımdan razıyım. Dinim, el-hamdü lillâh islâm dinidir. Din olarak islâmdan razıyım. Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. Peygamber olarak ondan da razı yım..) dese, Allahu teâlâ o kulundan razı olur ve Allahu teâlâ'nın razı olduğu kul da cennet ehlinden olur.

Sultan-1 serir-i din-i-mübiyn aleyhi ve âlihi salâvatullah-il Mu'lyn efendimiz buyurmuşlardır ki:

- Ummetimden her kim, ezan okunduktan sonra:

Allahümme Mahmud-en-Illezl va'adtehu...

(Ey bu dâ'vetin ve namazın sahibi olan Allah'ım!.. Muhammed aleyh-is-salâtü ves-selâma vesile ve fazilet ihsan buyur, onu vâ'dettiğin makama lâyık olarak gönder.)

duasını okursa, o kimseye şefaatim vacip olur.

Sana mahsustur nâm-1 Muhammed yâ Resûlallah, Senindir vasf-1 pâk-i ism-i Ahmed yâ Resûlallah...

Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman efendimiz hazretlerinden rivayet olunmuştur ki:

— Rahat bir ölüm isteyen, o mühlik ânda ölüm harareti görmemek, iyman ile göçmek, şeytan-ir-raciym'in hiyle ve desiselerinden emin olmak isteyen, geçmiş günahlarına nedamet ederek rabbini zikretsin ve içinde bulunduğumuz bu üç aylarda oruç, ibadet ve tâ'atle ihtiram etsin ki, selâm-ı ilâhî ile Allah'ın cennetine dahil olsun, buyurulmuştur.

Halk arasında üç aylar dediğimiz RECEB -ŞABAN -RA- MAZAN aylarında iç ve dış taharet her mü'min için lâzımdır.

Zâhiri taharet, koltuk ve kasık kıllarını gidermek, abdest alırken misvak kullanmak (Misvak bulamayanlar için diş fırçası kullanılabilir) hiçbirisi yoksa parmakları ile dişlerini yıkamak gerekir. Misvak kullanmak, sünnet-i seniyyedir. Bir çok fayda.

ları vardır. Mü'min temiz ve tahirdir ve her zaman böyle temiz kalması şarttır. Mü'minlerin, elbiseleri, iç çamaşırlanı, bütün giyecekleri temiz olmalıdır.

Mü'min, kötüye ve harama bakarak gözlerini de kirletmemeli, baktığı herşeyde bir güzellik bulmalı, çirkin tarafı bulunsa bile bakmamalı, kimsenin ayıbını ve kusurunu görmemeli dir. Insan, kendi ayıplarını ve kusurlarını görmeğe alışırsa, esasen başkalarında ayıp ve kusur arayacak vakit ve fırsat olmaz.

Gözlerini böylece temiz tutanlar, Hak'tan gayrısını görmezler.

Mü'min, kulaklarını da dedi - kodu, kötü sözler, çirkin şakalar, boş ve anlamsız lâkırdılar dinlemekten de arındırmalı.

Hak kelâmı dinlemeğe, nasihat kabul etmeğe, doğruyu ve gerçeği işitmeğe alıştırmalıdır.

Mü'min, dilini de temiz tutmalı, Hak kelâmı söylemekle, zikrullah ile, dua ile, niyaz ile süslemeli, kötü sözler söylemekten, sövmekten, incitmekten son derece sakınmalıdır.

Mü'min, gönlüne Allah ve peygamber sevgisinden başka hiçbir sevgi yerleştirmemeli, gönül evini aşkullah, muhabbetul lah ve muhabbet-i Resülüllah ile doldurmalıdır.

Oz ve özet olarak, mü'minin dışı şeri'atın tahareti ile, içi de muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile temizlenmiş ve arınmış bulunmalıdır. Su ile alınan abdest, dış kirlerimizi gi.

derdiği gibi, tövbe, istiğfar ve zikrullah ile de iç kirlerimizi gidermek mümkündür. Yukarıda, her abdest alanın günahları abdest almakla dökülmez demiştik. Fakat, mutlâka abdest alanın günahları dökülür.

Abdest aldıktan sonra, iki rekât abdest namazı (Şükür na.

mazı) kılmalıdır ki buna ŞUKR-U VUDU namazı denilir. Bu na.

mazı, her abdest aldıkça kılanın abdestli olduğu müddetçe vücudunda bulunan üçyüz altmış mafsalı tesbih eder. Bu nama za devam edenler, bu âlemden iyman ile göçerler. Abdest, şey tan ile daima mücadele eder. Abdestli gezmeyi âdet edinen kim seye nüzül (Inme) illeti isabet etmez. Aldığı abdest, kudretten mühürlenerek kıyamete kadar arş-ı â'lânın altında Allahu teâlâ'ya tesbih okur. Sevabı, şükr-ü vüdû dediğimiz abdest nama.

zını kılan kulun amel defterine yazılır. O kul, bu namazlarının şefaatiyle cennete girer.

Kadın veya erkek her iyman eden abdest alırken, namaza veya herhangi bir meşrû işe başlarken:

E'Ozü blllahi min-os-seytan-Ir-raclym — Bismillah-ir-Rahman-Ir-Rahıym derse, şeytan ile insan şeytanlarının vesveselerinden emin olur. Dili günahlardan arınır, vücudundaki kılların sayısınca amel defterine salih ameller yazılır. Yiyeceği, içeceği ve her tuttuğu hayırlı ve helâl işi bereket bulur. Duaları kabul buyurulur. Eşine, (E'ûzü Besmele) ile yaklaşırsa, kendisine salih zürri.

yet ihsan buyurulur.

BISMİLLAH, ism-i â'zamdır. Kudret kaleminin herşeyden önce arşa yazdığı Besmele-i şerifedir. Besmele, Kur'an-ı kerimin anahtarıdır. Bütün Kur'an, BISMİLLAH'ta cem'olmuştur.

Her kim, sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra, on dokuz defa Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym dese, cehenneme mü'ekkel olan on dokuz zebaniden necat bulur. Geceleri yatacağı zaman, yirmi bir defa (Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym) dese, o gece bütün âfetlerden emin olur. Haksız yere hapsolunmuş bir kimse, hulûs-u kalp ile her gece bin defa besmele oku:

sa, hapishaneden kurtulur ve zâlimlerin şerrinden halâs olur.

Bir kimse, üzerinde (Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym) veya Allahu tâlâ'nın yahut Resûl-ü müctebâ'nın mübarek isimleri veya Kur'an harfleri yazılı bir kâğıdı yerden kaldırırsa, sıddıykler zümresine dahil olur, sadıklarla haşrolunur, ana ve babaları kabir azabında iseler bu azapları kaldırılır veya hafifletilir, o ana veya babalar müşrik veya kâfir dahi olsalar iltifat-ı ilâhiy.

ye'ye mazhar olurlar.