Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “ahmed

01
Kol

Ahmediyye

Ahmediyye, Halvetiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.

02
Yol

Bedeviyye (Ahmediyye)

Ahmed el-Bedevî’nin Tantâ’daki irşad halkasından doğan, Abdül‘âl b. Fakih tarafından kurumsallaştırılan; Mısır’dan Suriye, Hicaz ve Osmanlı şehirlerine yayılan ana tasavvuf yolu.

03
Kol

İdrîsiyye / Ahmediyye

Ahmed b. İdrîs’in Şâzelî-Nâsırî temeller üzerinde Kur’an, sünnet, salavat ve nebevî örnekliği merkeze alarak teşkilatlandırdığı; Senûsiyye, Mîrganiyye ve Reşîdiyye’ye kaynaklık eden irşad yolu.

04
İlişkili kol

Abbâsiyye

Ebü'l-Abbas Ahmed b. Muhammed el-Endelüsî'ye (ö. 1236) nispet edilen kol.

05
İlişkili kol

Alâviyye-Derkāviyye

Ahmed el-Alâvî’ye nispet edilen modern Derkāvî-Şâzelî kolu.

06
İlişkili kol

Aleviyye-Derkāviyye

Ahmed el-Alevî'nin XX. yüzyıl başında Müstegānim merkezli olarak teşkilâtlandırdığı Şâzelî-Derkāvî irşad kolu.

07
İlişkili kol

Bekkâiyye

Sîdî Ahmed el-Bekkây'a nispet edilen ve Küntiyye/Muhtâriyye'nin tarihî öncülü olan Batı Afrika Kādirî hattı.

08
İlişkili kol

Dücâniyye

Şehâbeddin Ahmed ed-Dücânî'ye (ö. 1544'ten sonra) nispet edilen kol.

09
İlişkili kol

Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı

Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.

10
İlişkili kol

İrşâdiyye

İrşâdiyye, Ahmed Tâlib-i İrşâdî'nin zühd, seyahat, şiir ve irşad çizgisi çevresinde XIX. yüzyılda Batı Anadolu ve Gelibolu sahasında belirginleşen Halvetiyye–Ahmediyye–Uşşâkıyye şubesidir.

11
İlişkili kol

İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri

Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.

12
İlişkili kol

Kādiriyye-i Nakşibendiyye

Şeyh Ahmed Hatîb Sambasî’nin XIX. yüzyıl Mekke’sinde Kādirî cehrî zikir ile Nakşibendî hafî zikir, râbıta ve murakabe usullerini müşterek bir terbiye düzeninde buluşturduğu; halifeleriyle Nusantara’ya yayılan çoklu nispetli yol.

13
Şahsiyet

Ahmed Amiş Efendi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

14
Şahsiyet

Ahmed Avni Konuk

Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.

15
Şahsiyet

Ahmed b. Ukbe el-Hadramî

Ahmed b. Ukbe el-Hadramî (ö. 1489), Yemen’den Kahire’ye yerleşen, Şâzelî ve Kādirî icâzetlerini taşıyan ve Ahmed Zerrûk’un seyrüsülûkünde derin tesir bırakan şeyhtir.

16
Şahsiyet

Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)

Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.

17
Şahsiyet

Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)

Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

18
Şahsiyet

Ahmed el-Alevî el-Müstegānimî

Ahmed el-Alevî (1869–1934), Müstegānim'de Muhammed el-Bûzîdî'nin terbiyesinde yetişen; Şâzeliyye-Derkāviyye içindeki Aleviyye kolunu Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Avrupa'ya taşıyan Cezayirli sûfî müelliftir.

19
Şahsiyet

Ahmed el-Bedevî

596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.

20
Şahsiyet

Ahmed el-Ervâdî

Ervâd, Trablusşam, Dımaşk, Kahire ve İstanbul arasında tahsil ve irşad faaliyetinde bulunan Ahmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi ve Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin mürşididir. Hadis isnadı, ilmî icâzet ve tarikat hilâfetini aynı şahsiyette birleştirmiştir.

21
Şahsiyet

Ahmed er-Rifâî

Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.

22
Şahsiyet

Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam

Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.

23
Şahsiyet

Ahmed Remzî Akyürek

Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

24
Şahsiyet

Ahmed Yekdest-i Cüryânî

Ahmed Yekdest-i Cüryânî (ö. 1707), Serhend’de Muhammed Ma‘sûm Sirhindî’den hilâfet alıp Mekke’de uzun yıllar irşad eden; Mehmed Emin Tokadî ve Abdürrahîm-i Buhârî üzerinden Müceddidiyye’nin Hicaz ve İstanbul bağlantısını kuran Nakşibendî şeyhidir.

25
Sözlük

Ebü'l-Alemeyn

Ahmed er-Rifâî için kullanılan, iki sancak sahibi anlamındaki geleneksel lakap.

26
Sözlük

Sayyâdiyye

Ahmed İzzeddin es-Sayyâdî'ye nispet edilen Rifâiyye kolu.

27
Sözlük

İzzeddîniyye

Risâlede Ahmed İzzeddin el-Basrî'ye nispet edilen ve İstanbul-Balkan aktarımıyla ilişkilendirilen Rifâiyye kolu.

28
Sözlük

Agyar

(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar. tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı, Ah | zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için TEİM 22 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi. Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân. Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaşıyla âh idelim Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek Yünus

29
Sözlük

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini değil niyetini ve kalpteki etkisini ele alır; zâhirî hükümleri geçersiz sayma anlamına gelmez.

30
Sözlük

Ahlâm

Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu durumda ortaya çıkar (iFH, 6. Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30). Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30).

31
Sözlük

Ayyar

Olar. Kurnaz, açıkgöz, avare, durmadan dolaşan. Devletlerin zayıfladığı ve devlet gücünün tesirini yitirdiği dönemlerde ortaya çıkan, bazen kendilerine göre bir düzen kuran çapulcular, şehir eşkiyası, başı bozuklar, zorbalar, efeler, kabadayılar; belalı ve soyguncu kişiler, haydutlar. 2. tas. Fütüvvet ehlinden olan comert, cesur ve fedakar bazı süfilere de ayyar denilmiştir. Şatır ve şuttar da bu türlü kişilerdir. Fudayl b. İyaz (ölm. 1987/802) başlangıçta eşkiyaydı, yol keser, vurgun vururdu. Attâr onu tarikat ayyarlarından sayıp över. Hucviri, Zunnün Mısri'yi (ölm. 245/859) överken ona tarikat ayyan der. Kuseyri cok namuslu ve iffetli bir kisi olan Nuh isimli birinden ayyar diye söz eder. Cami de Arif Ayyar isimli bir süfiden söz eder. Kuşeyri, Ahmed b. Haydaraveyh'in ayyarları toplayıp şanlarına layık bir ziyafet verdiğini, Risdle’nin fütüvvet bahsinde anlatır. IIL, IV.AX., x. yüzyıllarda kullanılan ayyar tabiri tasavvufta fütüvvet ehli ve civanmert, tarikat ayyarı deyimi de yol eri ve tasavvuf yolunun Yiğit, fedakâr ve gözü pek yolcusu manasına Seliyordu. Ayyarlık niteliğini kazanma ve ayyar olma pek çok süfinin hedefi olmuştur. Safevi şahının fedai muhafizlanna da ayyar denirdi.

32
Sözlük

Gam

Elem, ısdırap, üzüntü. tas. a Sevgiliyi dikkat ve özenle ararken karşılaşılan engeller. Sevenin sevgilisi uğruna seve seve katlandığı zorluklar ve sıkıntılar. Her kanda kim âlem içre gam var Kıl gönlümü ol gama giriftar Sal gönlüme dert-i aşkından gam Her lâhza vu her zaman u her dem Fuzüli

33
Sözlük

hizmet

a Farsça kökenli bu terim, “Sahip, t efendi, iyi eğitim görmüş kimse. ” a anlamında kullanılırken sonrau dan kadılar, imamlar, ticaretle ir uğraşanlar da bu ad ile anılıyork du. Türkçede ise lakap olarak ş kullanılması Eski Türkiye Türku çesi dönemi ile söz konusudur. a Söz gelişi Hoca Ahmed Yesevî, ş Hoca Dehhanî, Hoca Mesud, Hon ca Sadeddin, Hoca Nasreddin bu r yaygın kullanımlardan birkaçıe dır. Daha sonra 20. yüzyıl ile birk likte bu söz, özel adlardan sonra a kullanılmaya başlanmıştır. Tarie kat büyüklerine ise kelimenin çokluk biçimi olan “hâcegân” sözü uygun bulunmuş; “tari- < kat-i hâcegân, hatm-i hâcegân, rsilsile-i hâcegân” terimleri yaybi gın bir kullanım alanı bulmuş- Hristiyan 324 tur. Bu terim, Cumhuriyet döneminde âlimler, imamlar, vaizler, eğitim kurumlarmda da orta öğretim öğretmenleri ile üniversite öğretim üyesi ve yardımcıları için de kullanılmaktadır.

34
Sözlük

Heybet

Saygıya dayanan korku, azamet. 2. tas. Havf ve kabz halinin üstündeki hal. Heybet gaybeti gerektirir. Nitekim üns de sahvı gerektirir (cr). Hakk’a yakın olmanın meydana getirdiği endişe hissi (sL 96). Her hayib gâibtir. Heybet az veya çok kendinden geçme halini gerektirir; çünkü heybet Hakk'ın celali tecellilerini kalpte müşahede etmekten hasıl olur. Cemali tecelli de heybet hissi meydana getirebilir (irm). Bkz. Uns. Fikr etmededir heybetini Beyt-i Hudâ'nı Beyhüde değil, titrediği kıble-nümâ'nın Rüşdi Ahmed Efendi Heykel i ar. (JS) 1. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder. Put, tapılan suretler. 2. tas. Varlık hakikatleri (sr). Suhreverdi, Heyâkilu'n-nür isimli eserinde bu çeşit heykelleri tasvir eder.

35
Sözlük

Hikmet

a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet Allah'ın bir ordusudur. O bununla evliyanın kalplerini güçlendirir. Tasavvufi şiirlere de hikmet denir. Ahmed Yesevi'nin Divân-ı hikmet'i Turfa dükkân-ı hikemdir bu kohen Tâk-ı Felek Ne ararsan bulunur derde devâdan gayri Ragıb Paşa Alem ki tamam-ı nüsha-i hikmettir Meânisini fehmeyleyene cennettir Nabi Hikmet-i camia Hakk'ı bilme ve ona uygun davranma; bâtılı bilme ve ondan sakinma; hikmet-i hassa da denir. Hikmet-i halide Ebedi hikmet, perennial philosophy. Bazı süfilerin savundukları ezeli-ebedi hikmet görüşü. Hikmet-i mantuka biha Söylenen hikmet, şer'i hükümler; şeriat ve tarikat hakkındaki bilgiler. Hikmet-i meçhule Gizli ve örtülü hakikatler. İnsanın kavrayamadığı hususlar. Hikmet-i meskute anha Söylenmeyen hikmet. Hakikatin sırları. Hikmet-i müteal Aşkın hikmet. Hilafetname Şeyhin halife tayin ettiği müridine verdiği belge; ehliyetname, şehadetname.

36
Sözlük

Kitap

Cem ve zam (toplama ve ekleme) mertebesi. Harfler bir araya getirilerek ve birbirine eklenerek metnin anlamı anlaşılır hale gelir. 2. Kaza ve kader. 3. Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek lazımdır. Esasen onlara göre ilim “suturda değil, sudurda olmalı,” yani kitapta değil, gönülde bulunmalıdır (tr 314). Ahmed b. Ebi'l-Havari kitaplarını ırmağa atarken “Ne güzel delil idiniz, ama ben medlulu buldum, delile ihtiyacım kalmadı,” demişti. Şibli ise kendi elyazısıyla istinsah ettiği pek çok eseri Dicle'ye atmıştı. Bazıları da sahip oldukları eserleri toprağa gömerek imha ederlerdi. Ebu Said Ebu'l-Hayr ve Hz. Mevlânâ gibi büyük süfilerin menkıbelerinde de bu tür hususlardan bahsedilir. Kitâb-ı kâinât esrâr hikmetle lebâlebdir Şikayet cehlden feryâd bi-idrâkliktendir Nâbi Koku 2. Rayiha, nefha. 2. tas. Süfilere göre veliler misk gibi hoş bir koku saçarlar. Bu koku, kullandıkları eşyaya da siner. Velilerin naaşları ve gömülü oldukları topraklar da buram buram kokar. Bu koku Hz. Yakub'un Hz. Yusuf'un kokusunu Kul ee Ka Mısır'dan almasına, Hz. Peygamber'in Veysel Karani'nin kokusunu Yemen'den almasına imkân veren manevi bir kokudur. Ayrıca güzel tütsün ve güzel koku yaysın diye tekkelerde buhurdanlık da kullanılır. Ölüm âsüde bahar ülkesidir bir rinde Gönül her yerde buhurdân gibi yıllarca tüter Y. Kemâl Yine dost kokusu geldi câne Yine can mest olup oldu revâne Eşrefzâde Kaza ve kader. 3. Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek lazımdır. Esasen onlara göre ilim “suturda değil, sudurda olmalı,” yani kitapta değil, gönülde bulunmalıdır (tr 314). Ahmed b. Ebi'l-Havari kitaplarını ırmağa atarken “Ne güzel delil idiniz, ama ben medlulu buldum, delile ihtiyacım kalmadı,” demişti. Şibli ise kendi elyazısıyla istinsah ettiği pek çok eseri Dicle'ye atmıştı. Bazıları da sahip oldukları eserleri toprağa gömerek imha ederlerdi. Ebu Said Ebu'l-Hayr ve Hz. Mevlânâ gibi büyük süfilerin menkıbelerinde de bu tür hususlardan bahsedilir. Kitâb-ı kâinât esrâr hikmetle lebâlebdir Şikayet cehlden feryâd bi-idrâkliktendir Nâbi Koku 2. Rayiha, nefha. 2. tas. Süfilere göre veliler misk gibi hoş bir koku saçarlar. Bu koku, kullandıkları eşyaya da siner. Velilerin naaşları ve gömülü oldukları topraklar da buram buram kokar. Bu koku Hz. Yakub'un Hz. Yusuf'un kokusunu Kul ee Ka Mısır'dan almasına, Hz. Peygamber'in Veysel Karani'nin kokusunu Yemen'den almasına imkân veren manevi bir kokudur. Ayrıca güzel tütsün ve güzel koku yaysın diye tekkelerde buhurdanlık da kullanılır. Ölüm âsüde bahar ülkesidir bir rinde Gönül her yerde buhurdân gibi yıllarca tüter Y. Kemâl Yine dost kokusu geldi câne Yine can mest olup oldu revâne Eşrefzâde Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek lazımdır. Esasen onlara göre ilim “suturda değil, sudurda olmalı,” yani kitapta değil, gönülde bulunmalıdır (tr 314). Ahmed b. Ebi'l-Havari kitaplarını ırmağa atarken “Ne güzel delil idiniz, ama ben medlulu buldum, delile ihtiyacım kalmadı,” demişti. Şibli ise kendi elyazısıyla istinsah ettiği pek çok eseri Dicle'ye atmıştı. Bazıları da sahip oldukları eserleri toprağa gömerek imha ederlerdi. Ebu Said Ebu'l-Hayr ve Hz. Mevlânâ gibi büyük süfilerin menkıbelerinde de bu tür hususlardan bahsedilir. Kitâb-ı kâinât esrâr hikmetle lebâlebdir Şikayet cehlden feryâd bi-idrâkliktendir Nâbi Koku 2. Rayiha, nefha. 2. tas. Süfilere göre veliler misk gibi hoş bir koku saçarlar. Bu koku, kullandıkları eşyaya da siner. Velilerin naaşları ve gömülü oldukları topraklar da buram buram kokar. Bu koku Hz. Yakub'un Hz. Yusuf'un kokusunu Kul ee Ka Mısır'dan almasına, Hz. Peygamber'in Veysel Karani'nin kokusunu Yemen'den almasına imkân veren manevi bir kokudur. Ayrıca güzel tütsün ve güzel koku yaysın diye tekkelerde buhurdanlık da kullanılır. Ölüm âsüde bahar ülkesidir bir rinde Gönül her yerde buhurdân gibi yıllarca tüter Y. Kemâl Yine dost kokusu geldi câne Yine can mest olup oldu revâne Eşrefzâde Rayiha, nefha. 2. tas. Süfilere göre veliler misk gibi hoş bir koku saçarlar. Bu koku, kullandıkları eşyaya da siner. Velilerin naaşları ve gömülü oldukları topraklar da buram buram kokar. Bu koku Hz. Yakub'un Hz. Yusuf'un kokusunu Kul ee Ka Mısır'dan almasına, Hz. Peygamber'in Veysel Karani'nin kokusunu Yemen'den almasına imkân veren manevi bir kokudur. Ayrıca güzel tütsün ve güzel koku yaysın diye tekkelerde buhurdanlık da kullanılır. Ölüm âsüde bahar ülkesidir bir rinde Gönül her yerde buhurdân gibi yıllarca tüter Y. Kemâl Yine dost kokusu geldi câne Yine can mest olup oldu revâne Eşrefzâde

37
Mekân

Ravza-i Şerîf (Sirhindî Türbesi)

Sirhind, Pencap · Hindistan · 14 Şevval 971'de (26 Mayıs 1564) doğduğu ve 8 Safer 1034'te (20 Kasım 1624) vefat edip defnedildiği şehir; Müceddidiyye'nin merkezidir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî : Ahmed Sirhindî, Nakşibendî terbiyeyi Hint alt kıtasının ilmî, siyasî ve tasavvufî tartışmaları içinde yeniden yorumlayarak Müceddidiyye evresini başlattı.

38
Mekân

Çâlâk (Çaylak) Tekkesi

Cağaloğlu, İstanbul · Türkiye · Halifeleri için inşa edilen tekke; Çâlâk Ahmed Efendi, Mehmed Efendi ve Çâlâkzâde Mustafa Efendi ile önce Ramazâniyye'ye, sonra Cerrâhiyye'ye bağlanmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Karahisârî : Mehmed Muhyiddin Karahisârî, İbn-i Noktacı adıyla da anılan; Kāsım Çelebi’nin halifesi ve Ramazan Mahfî’nin seyrüsülûkünü tamamladığı Halvetî şeyhidir.

39
Mekân

Vardar Yenicesi (Giannitsa)

Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.

40
Mekân

Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, Hacıbektaş

Nevşehir · Türkiye · Eski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.

41
Mekân

Fâtih Camii Hazîresi

İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

42
Mekân

Sofya

Sofya · Bulgaristan · 1137 Şevvalinde kendisine tevcih edilen ve vefatına kadar elinde kalan kadılık; selefi Babadağlı Ali Efendi’dir. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.

43
Mekân

Medîne-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

44
Mekân

Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi

Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.

45
Mekân

Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı

İstanbul · Türkiye · Mısrî’nin İstanbul’a ilk gelişinde ikamet edip erbaîn çıkardığı, Sultanahmed civarındaki dergâh. Hücre kapısındaki levhada onun bu dergâhı erbaîniyle ihyâ ettiğini söyleyen bir kıt‘a yazılıdır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.

46
Mekân

Hoca Ahmed Yesevî Türbesi

Türkistan (Yesi) · Kazakistan · İrşad ettiği ve çilehânesinde vefat ettiği şehir. Timur'un emriyle kabri üzerine yapılan türbe, cami ve dergâhıyla bir külliye hâline gelmiştir; bozkır göçebeleri için civarına gömülmek ayrı bir değer taşır.

47
Mekân

Süleymaniye Camii hazîresi

Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.

48
Mekân

Muîd Ahmed Efendi Medresesi ve Türbesi

İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'nin Haliç tarafında Kadı Çeşmesi sokağı başında, sağlığında inşasına başlanıp vasiyeti üzerine ölümünden sonra tamamlanan medrese; yanındaki türbeye defnedilmiştir. Bugün odalarından sadece biri ayaktadır. Konum yaklaşıktır.

49
Makale

Altın Silsile: Kırk Halka

Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.

50
Makale

Hacı Ömer Hüdâyî Baba'nın Halife Ağı

Doğrudan halifeler ile ikinci kuşak bağlıları ayırmak. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

51
Makale

Risâle-i Rifâiyye Nasıl Okunmalı?

Biyografi, menâkıb ve yakın dönem silsile hafızasını ayıran okuma rehberi. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

52
Makale

Ahmed er-Rifâî'nin Ahlâk ve Nasihat Dünyası

Hizmet, tevazu, ilim ve nefs muhasebesi. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

53
Makale

1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları

Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

54
Makale

Halvetiyye'nin Dört Ana Kolu

Rûşeniyye, Cemâliyye, Ahmediyye ve Şemsiyye. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.

55
Makale

Şâzeliyye’nin kolları: Cezûliyye’den Derkāviyye ve Senûsiyye’ye

Farklı yüzyıl ve coğrafyalarda oluşan şubeleri tek çizgiye indirmeyen karşılaştırmalı kol haritası.

56
Makale

Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?

Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.

57
Makale

Sefîne'nin Mevlevîler Zeyli

Şairler, Mesnevî şârihleri ve İstanbul Mevlevîhâneleri. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

58
Makale

XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası

On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.

59
Makale

Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar

Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

60
Makale

Kübreviyye Silsile Varyantları

Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.