ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
31 sonuç · toplam 31 · “Mecma’” · 1/2
01Mecma’
Arapça toplanma yeri demektir. Sevdanın mutlak toplanma yeri, mutlak cemal hazretidir. İki denizin toplanma yeri (mecma’u’l-bahreyn), kâbe kavseyn hazretidir. Burada imkân ve vücûb denizleri birleşmiştir. Yine burada, kevnî hakikatlarla, il…
Mecmau'l-mesâili'ş-şer'iyye fi'l-ulûmi'd-dîniyye
Lâlî Ahmed Çelebi Saruhânî · Kemalpaşazâde'nin Türkçe fetvalarını derleyen üç kişiden biridir; künyesi kaynakta 'Lâlî Ahmed Efendi b. Mustafa es-Saruhânî' diye verilen bu derlemenin bir nüshası İsmail Erünsal koleksiyonundadır.
Mecmau'l-bahreyn
Dârâ Şükûh · İslâm ile Hinduizmin mukayesesi.
Mecma‘u’d-dürer ve’l-gurer fî ehâdîsi Seyyidi’l-beşer
Arapzâde İlmî Muhammed Efendi · Hz. Peygamber’e nispet edilen hadisleri bir araya getiren derlemedir.
Mecma-ı Fetvâ
Ali el-Arabî Efendi · Ali Efendi’ye nispet edilen fetva mecmuasıdır.
Mecmau’l-bahreyn
_>ed | (مجيع Iki denizin birleştiği yer. tas. a Kabe kavseyn makamı; çünkü zaruret ve imkân daireleri burada birleşir. b İlâhî isimlerin ve kevni hakikatlerin birleştiği yer olması itibariyle cem'ü-vücut makamı (kı; cr). ء Kalp. Maddi ve ma…
Mecmau'l-ezdad
Zitlar merkezi. tas. Bütün uçların ve uzantıların birleştiği mutlak hüviyet makamı (kı). Burada zahir-bâtın, evvel-âhir gibi zıtlar birleşir, ikilik, çokluk ve zıtlık ortadan kalkar.
Mecma’u’l-Azdâd
Zıtların toplandığı yer anlamında Arapça izafet terkibi. Hüviyyet-i mutlak’a bu tabir kullanılır. Her şeyin, burada birleşip birbirinin boynuna sarılması, bu tabirin doğmasına sebep olmuştur.
Rıdvânullahi Teâlâ Aleyhim Ecmaî
Daha çok Eshâb-ı kirâmın isimleri anılınca söylenen; "Allahü teâlânın rızâsı onlar üzerine olsun" mânâsına, duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. Bir kişi için rıdvânullahi teâlâ aleyh, iki kişi için rıdvânullahi teâlâ aleyhimâ denir. Bütün duâlar,…
Meclis
Huzur ve hicran belirtileri ve vakitleri )115(. Mecma-i ehva ) (مجيع | هوا Sevda merkezi. tas. a Mutlak güzellik makamı, cemal-i mutlak mertebesi. Zira güzellikten bir sızıntı olmadan sevda meydana gelmez (kn).
Safi
T. Saf ve aba giyen. 2. tas. a Eren, ermiş. Gönlü saf (saf derün) ki- Şİ. b Mâlik ve memlük olmayan ¢ Nefsinden fani, Hak ile baki. d Zahirde halk ile bâtında Hak ile olan. e Sukat ettiği halde muhatabın sırrını okuyan. Nefsinde ölen, Hak i…
müvelledûn
müvelledûn ç. a. bk. muhdesûn müteverrî a. [Ar. ] fik. Şeri hükümlerine göre yasak, güna ve haram olan veya haram olm şüphesi bulunan şeylerden s kınan kimse. mütkın a. [Ar. ] Hadis bi minde, sağlam, dikkatli, güven lir ravi veya muhaddis a…
Muhbir-İ Sâdık
Hep doğru söyleyici, doğru haber verici mânâsına Muhammed aleyhisselâm. Muhbir-i sâdık aleyhi minessalevâti etemmühâ buyurdu ki: "Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkeb ağır gelir." (İmâm-ı Nevevî) Muhb…
La'b
Oyun, boş şey. Oyun ile boş yere vakit geçirme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı elbette la'b ve lehv (eğlence) ve zînet yâni süslenmek ve tefâhür yâni öğünme ve malı, parayı ve evlâdı çoğaltmaktır.…
İstinbât
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş hükümleri, bilgileri, açıkça bildirilenlere benzeterek, meydana çıkarmak. Eshâb-ı kirâmdan radıyallahü anhüm ecmaîn sonra gelen müctehidlerin en büyüğü İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe'dir…
Zıd
Türkçe’de de aynı anlamda kullanılan bir kelime. Allah’ın gazab-rıza, ceza-af, kahr-lutf gibi celâl ve cemal sıfatları. Harraz “Allah’ı, iki zıddı birleştirerek tanıdım, Allah, zıdları birleştirdiği için O’na camiu’l-azdad veya mecmau’l-azd…
Mecelle
Tanzîmât'ın îlânından sonra, Ahmed Cevded Paşa'nın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan; İslâm hukûkunun muâmelâta (alışveriş, şirketler, hibe v.b.) âit hükümlerinin Hanefî mezhebine göre maddeler hâlinde tertibinden meydana gel…
Mescid-İ Şerîf
Mescid-i Nebî. Medîne şehrindeki Mescid-i şerîf'i hicretin birinci senesinde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Eshâb-ı kirâm ile birlikte yaptılar. Hicretin ikinci senesi, Receb ayında, kıblenin Kudüs'ten Kâbe'ye dönmesi emrolununca…
Fâtiha Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin birinci sûresi. Fâtiha sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yedi âyet-i kerîmedir. Kur'ân-ı kerîmin başında olup, okumaya onunla başlandığı için Fâtiha, Kur'ân-ı kerîmdeki mânâların asl olduğundan, Ümmü'l-Kur'ân, hadîs-i şerî…
Sayfalar 56–61
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ashab-ı kirâm rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecma'lyn, tehalükle: — Aman yâ Resülallah! dediler. Lûtfedip kerem buyur, bu çok kazançlı yol nedir? Efendimiz saadetle buyurdular: — Zikru
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
NAMAZIN EDEBLERİ VE SIRLARI
Avârifü’l-Maârif · 38. bölüm · Namaz kılan kimsenin riâyet edeceği edeblerin en güzeli, kalbinin, az veya çok, hiçbir dünyevî şeyle meşgul olmamasıdır. Çünkü uyanık kalbli akıllı kimseler, namazı kendilerine emr
MAKAMLARIN İZAHI
Avârifü’l-Maârif · 59. bölüm · l-TEVBE MAKAMI Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî, bize, Enes b. Mâlik in (r.a) şunları anlattığını haber verdi: Rasûlullah (s.a.v)’a bir adam gelerek: 435- Ebû Nuaym, Hilye, VIII,
MAKÂMLAR HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞLERİ
Avârifü’l-Maârif · 60. bölüm · 1-TEVBE HAKKINDAKİ SÖZLERİ Ruveym demiştir ki: “Gerçek tevbe; kulun tevbesinden tevbe etmesidir.” Denilmiştir ki, bu sözün mânası, Râbiatü’l-Adeviyye’nin şu sözü ile aynı manadadır