Namaz kılan kimsenin riâyet edeceği edeblerin en güzeli, kalbinin, az veya çok, hiçbir dünyevî şeyle meşgul olmamasıdır. Çünkü uyanık kalbli akıllı kimseler, namazı kendilerine emredildiği şekilde kılabilmek için dünyayı terk ederler. Dünyâ ve meşguliyetleri kalbi meşgul eden bir şey olduğu için salihler, Cenâb-ı Hakk’a karşı münâcaata olan düşkünlükleri, Allah’a yakınlık arzuları ve âlemlerin Rabbine bâtınlarıyla bağlılıklarından dolayı, onları terk etmişlerdir. Çünkü bedeniyle namazda hâzır bulunmak, zâhiri teslimiyettir; namazda kalbin Allahu Teâlâ’dan gayri şeylerden boşalması da bâtınî teslimiyettir. İşte büyükler, bu teslimiyetleri bozulup, kullukları mahvolmasın diye, bedenleri namazdayken bâtınlarının başka yer ve şeylerde olmasını uygun görmezler ve kalb, dünyevî herhangi bir şeye bağlı iken namaza girmekten sakınırlar. 328- (İlgili hadisler için bkz; Buhari, Mevakıtu’s-Salât, 6; Müslim, Taharet, 10-16; Ahmed, Müsned, V, 437; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, IV, 485 vd.; Münziri, et-Terğib, I, 234; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, l, 298.) Denilmiştir ki: “Kişinin namazdan önce onu namazda meşgul edecek hâcetini gidermeye el atması, onun ince din…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.