ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
13 sonuç · “Müflis”
01Müflis
1.İflâs eden. Bir vasî (bir yetimin veya akılca zayıf ve hasta olan bir kimsenin malını idâre eden kimse), yetîmin (babası veya anası-babası ölmüş çocuğun) ekim arâzisini bir müflise satsa; satış gözden geçirilir. Eğer bu uygun satış ise, kâdı (hâkim), müşteriye üç gün mühlet tanır. İmkânı olursa, bu müddet içinde malın bedelini öder, değilse, satış bozulur. (Ebü'l-Leys Semerkandî) 2. Dünyâda iken insanların haklarını yemiş, onları dövmüş, sıkıntı ve eziyet vermiş; bu sebeblerle âhirette hesâblar görülürken, hakkı olanlara bütün günahları verilip, hiç sevâbı kalmayan ve hak sâhiplerinin günâhlarını yüklenerek, Cehennemlik olan kimse. Resûlullah efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde; "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" buyurdu. Eshâb-ı kirâm (Peygamber efendimizin arkadaşları); "Bizim bildiğimiz müflis; parası, malı olmayan kimsedir" dediler. Bunun üzerine; "Ümmetimden müflis şu kimsedir ki, kıyâmet günü namazları ile oruçları ile ve zekâtları ile gelir. Fakat; kimisine sövmüştür, kiminin malını almıştır, kiminin kanını akıtmıştır, kimini dövmüştür. Hepsine bunun sevâblarından verilir. Haklarını ödemeden önce sevâbları biterse, hak sâhiblerinin günâhları alınarak buna yüklenir. Sonra Cehennem'e atılır" buyurdu. (Hadîs-işerîf-Mektûbât-ı Rabbânî) Âhirette müflis olmaktan çok korkmalıdır. Onun için kimsenin hakkını yememeli, herkese güler yüzle muâmele etmelidir. (Seyyid Abdülhakîm) Huzûruna müflis olarak geldim, Yüzünün güzelliğinden bir şey isterim. Şu boş zembilime elini uzat, O mübârek eline güvenirim. (Şâh-ı Nakşibend)
Sayfalar 96–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et
Sayfalar 102–108
Muzaffer Ozak Külliyatı · zi tartıp ölçün bakalım, sizler gerçekten Allahu tealâ'ya lâyık kullar olabildiniz mi? Allahu tealâ, sizlere (KULUM) ve Resû-lü müctebâ (UMMETIM) diyor mu? Allahu tealâ, bir kimsey
Sayfalar 106–111
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'mi
Sayfalar 144–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâhe ve mel'iketehû yusallûne alen-Nebiy - Yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû lesliymâ... (Allahu teâlâ ve melekleri, Nebiyullah'a salât ederler. Ey iyman edenler
Sayfalar 196–203
Muzaffer Ozak Külliyatı · Melekler, onun bu isteğinin pek büyük olduğunu gördüler ve: — Yâ Rab!.. Cennete ve nezd-i ilâhinde bir ev istiyormuş, dediler. Allahu sübhanehu ve tealâ buyurdu: — Âsiye kuluma ist
Sayfalar 281–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · habım? Ezvâc ve evlâdım neredeler? Hani; Fatıma'm, Rukiyye'm, Zeyneb'im, Ibrahim'im, Kasım'ım, Abdullah'ım? Ummetlerim neredeler, söyle ey Cibril-i emin söyle ümmetlerim nerede? bu
Sayfalar 316–322
Muzaffer Ozak Külliyatı · ber olarak gönderilen ve Rahmeten-lil-âlemiyn olan iki cihan serverinin amcası oğlu, damadı ve ashabı, ilim şehrinin kapısı, NUR-U VAHID, aşere-i mübeşşere'den olup ve şânında HEL
Sayfalar 293–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · iRŞÂD ONSEKİZiNCİ DERS MÜNDERECAT: Lyman, a'mâli sâliha, zikir, ölüm ve ahiret hayatmdan. bahseden; iyman karşısında şeytanın tutumunu Ayaz kıssasmı ve zulme sapanların, neticede b
Sayfalar 392–398
Muzaffer Ozak Külliyatı · lar, sahralar, yazlar, kışlar ve baharlar, arşlar, kürsiler, cennet ve cehennem, huri ve gılman, kevser ve vildan, çarh-ı felek ve her canlı melek onun için, onun emrine müsahhar k
Sayfalar 417–423
Muzaffer Ozak Külliyatı · ortadadır. O halde, bu hadis-i-geriflere inanıp, itaat etmeyerek, kendi bâtıl fikirlerini ileriye sürmek: (Ve men yuti-ir-resule fekâd eta allah. ) Nisâ sûresi: 80 (Muhakkak ki, Re
Sayfalar 466–473
Muzaffer Ozak Külliyatı · başlarına gelecek feci âkibeti gösterecek, kendisinden sonra buna cür'et ve cesaret edenlere de mâ'ruz kalacakları azap ve Iztırabı bildirmiş olacaktı. Sahip olduklarını zannettikl
Sayfalar 481–487
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğil yapıcıdır İslâm, tiksindirici değil, sevindiricidir. İslâm, zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcıdır. Bu dünya âleminde herkesin istidat ve kabiliyeti aynı değildir. Aynı sınıfta,