ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “Kahve”
01Hüseyin Kenzi Dede
Kenzi Dede Çekirge'ye avdetle ba'zı bakkal ve kahveci gibi münasebeti olan kimseleri görüp borcunu eda ve artık irtihali takarrub ettiğini ima ederek cümlesiy le helalleşmiş, hanesine avdetinde su ısıttırmış, yarısını haremine teslim etmiş, cüm le ile veda'laşmış Cuma günü öğle vakti biraz rahatsızlanarak kıbleye müteveccihen alem-i bekaya rıhlet…
Kahve
م) 545) Kahve X./XVL. asırdan itibaren Habeşistan ve Yemen süfileri arasında gece ibadet ederken uykuyu defetmek, zihni açmak ve kalbe feyz ve bereketin gelmesini sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Kahveyi ilk defa Yemen'e Şazeli tarikati şeyhlerinden Ali b. Osman getirmiştir, ancak Ayderüsiye şeyhlerinden Ebubekir b. Abdullah'ın getirdiği de söylenir. Bazı tarikatlerde kahveli ayinler ve zikir toplantıları yapılırdı. Buna el-kahvetu's-süfiyye veya el-kahvetu'l-maneviye denirdi. Allah'ın isimlerinden olan el-Kavi ile kahve kelimesinin ebced hesabıyla 116 etmeleri kahveye, zemzeme benzer bir kutsiyetin atfedilmesine sebep olmuştur (fia vi:97). Aynı maksatla bazı tarikat ehli arasında son zamanlarda çay içmek de âdet olmuştur. Bkz. Râtip.
Kahve Nakibi
Nakib, kabile reisi, başkan, bir kavmin reisi gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelimedir, çoğulu nukabâ’dır. Tasavvuf ıstılahı olarak, tekkelerde kahve pişiren ve bu işle görevli bulunan kişiye denir. Aslında bu görev, dıştan önemsiz gibiymiş gibi görünse de rastgele herkese verilmezdi. Bu iş genellikle tekkenin kıdemli kişilerine verilirdi. Bektaşî meydanında, kahvecinin Ebû’l-Hasen eş-Şâzilî’yi temsil eden bir postu bulunurdu.
Kahve Ocağı
Esma zikri ile özgünleşmiş tasavvuf okullarının tekkelerinde “cümle kapısı” denen ve bahçeye açılan kapıdan sonra, asıl tekke kapısına girilince, giriş kısmının bir köşesindeki oda, kahve ocağı diye anılır. Oda kapısının karşısındaki köşede, kahve ocağı bulunur. Odada oturmak için, boydan boya üstü kilimle örtülü bir kerevet vardır. Kahve ocağının yanındaki post, kahveci dervişe aittir. Tekkeye gelen misafir, önce kahve sunar. Misafir, şeyhi görecekse, şeyhe gidip haber verir ve misafiri alıp şeyhe götürür.Kahve ve kahvecilerin pîri, Şeyh Ebu’l-Hasen eş-Şâzilî’dir. Şazilî tasavvuf okulu mensupları, gece zikir ve teheccüd ibadetlerinde uyku dağıtmak konusunda, faydalı olması amacıyla, kafein ihtiva eden kahve içmeyi adet edinmişlerdi.
Selânik
Selânik · Yunanistan · 1296/1879'dan itibaren otuz yıl ikamet ettiği şehir; Pinti Hasan Mahallesi'nde Kula Kahvesi civarında, bir aralık da Koca Kasımpaşa Mahallesi'nde oturmuştur. İlişkili kişi dosyası Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi : Yûnus-ı Bahrî Efendi (d. 1260/1844), Köstendil’de Şeyh Ali Efendi’nin yanında otuz yıl yetişen; İştip ve Selânik’ten İstanbul’a göç ederek türbedarlık yapan Ramazânî-Halvetî şeyhidir.
Fındıkzâde Taşkasap
İstanbul · Türkiye · Meşkhâne haline getirilmiş bir kahvehanede Hacı Kirâmî Efendi'den mûsiki meşkettiği semt. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 94–100
Muzaffer Ozak Külliyatı · cak mahkûma veya kesilecek kurbana ikrâm çoğalır, ama ansızın bıçak boğazına, ip de boynuna geçiverir. Bunların durumları bu misale benzer. Dikkatle oku tekrar tekrar oku. Allah si
Sayfalar 157–163
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillâhirrahmanirrabiym. Sallû alâ Soyyidinâ Muhammed, Sallû alâ Mürşidinâ Muhammed, Sallû af şemsiddüha Muhammed, Sallû alâ Bedriddüca Muhammed. Sallû alâ Nuril-Hüda Muhammed. E
Sayfalar 170–175
Muzaffer Ozak Külliyatı · günaha sokmaya sebeb olurlar. Onlara uyar günaha girersin» dedi. Bu zat, tövbe ve nedamet edip aglaya ağlaya Rabbine sadakatla yalvarıp afvını niyaz ederek, kötü kişilerin yanından
Sayfalar 168–175
Muzaffer Ozak Külliyatı · buyurauğu hiçbir ni'mete hakkiyle ve lâyıkıyle şükretmege muktedir olmadığını, olamayacağını anlaması, aczini itiraf etmesidir. Böyle yapanlar, şükür ve meşkûr, muhib ve mahbub anc
Sayfalar 316–322
Muzaffer Ozak Külliyatı · ber olarak gönderilen ve Rahmeten-lil-âlemiyn olan iki cihan serverinin amcası oğlu, damadı ve ashabı, ilim şehrinin kapısı, NUR-U VAHID, aşere-i mübeşşere'den olup ve şânında HEL
Sayfalar 284–290
Muzaffer Ozak Külliyatı · bilmek mümkün degildir. Adam öldürmek, ev yakmak, insanlara insanlıkla bağdaşmayacak eza, cefa ve hakaretlerde bu. lunmak onlar için bir mes'ele degildir. Işte, serhoşluk bu hastal
Sayfalar 351–356
Muzaffer Ozak Külliyatı · siz olarak haşrolunur. Bana, ümmetimin günahları arzolundu. Kur'anı unutanın günahından daha büyük bir günah görme. dim!) buyurdular. Çocuğa Kur'anı öğrettikten sonra, ilmihalini,
Sayfalar 388–394
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cami-i şerife gelen, müslümanı beğenmiyor; gelmeyenler de müslümanlara sövüyor. Müslümanlar birbirlerini sevmiyor, birlik ve beraberlik içinde bulunamıyor, birbirlerine rahatı, ref
Sayfalar 392–397
Muzaffer Ozak Külliyatı · — 392 _ edilip nerelere sarfedildigi gibi hususlardır, buyurmuşlardır. Asıl soru, vücudun sağlık ve sıhhati ile, vaktin boşuna harcanması keyfiyyeti olacaktır. Çünkü, bu iki ni'met
Sayfalar 418–423
Muzaffer Ozak Külliyatı · HİKÂYE Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, önlerinde bulunan herşeyi gördüklerı gibi, arkalarında bulunan şeyleri de görürlerdi. Bu vasıf ve hal, Cenab-1