ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Hâdim”
01Seyyid Abdullah Nâsih Efendi (Himmetzâde)
Seyyid Abdullah Nâsih Efendi (d. 1865), Himmetzâde ailesinden gelen; Üsküdar Salı Tekkesi’nde Himmetî-Bayramî erkânını sürdüren ve askerî tabiplikten emekli olan şeyhtir.
Hâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden dâha sevap olduğuna inanırlar. Genel olarak hizmette samimi oldukları halde hizmetin adap ve erkânına tam olarak riayet etmeyen, ara sıra gösteriş için de hizmet eden kimselere mütehâdim denir. Allah'ın kullarına yaptığı hizmeti sömürme aracı olarak kullananlara ise mutehaddim denir.. Hizmet ehli olmak çok şerefli bir görev olduğu için bazen hâdim ile mahdum, hizmet edenle hizmet edilen birbirine karıştırılır. Bkz. Hizmet. Hadi-yi ezel Ezelde hidayete erdiren, Allah. Bulmaz reh-i Hakk'ı meğer ol kimse ki ona Tevfikini Hâdi-yi Ezel rehber eyler Nâbi
Karacahisar köyü
Bozkır · Türkiye · Küçük yaşta gittiği ve akrabası İbrâhim Efendi'nin (Ebû Saîd Hâdimî'nin talebelerinden) terbiyesinde büyüdüğü köy. İbrâhim Efendi'nin vefatından sonra oğlu Muhammed Efendi'nin huzurunda tahsiline devam etti; tahsilini tamamlayıp döndükten sonra burada yerleşip evlendi ve ders okuttu. Ödemişli Hasan Kudsî ile burada tanıştı. Köyün tam konumu kaynakta yoktur.
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 117–124
Muzaffer Ozak Külliyatı · lahu tealâ cûd ve kereminden dilediği kadar verir. O'nun fazl-u kereminin sonu yoktur, diye keyfiyyeti bütün halka duyurdu. Akıl isen ne beye, ne şaha bak; Nükte-i ER-RIZKU ALLAH'a
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 147–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yüksek islâm velileri ve ârifleri ve ülemayı benâm hazretlerinin ittifakları şöyledir: Sabırdan daha ziyade, indi-ilâhide bir mevki yoktur. Bundan daha faziletli bir sıfat tasavvur
Sayfalar 168–175
Muzaffer Ozak Külliyatı · buyurauğu hiçbir ni'mete hakkiyle ve lâyıkıyle şükretmege muktedir olmadığını, olamayacağını anlaması, aczini itiraf etmesidir. Böyle yapanlar, şükür ve meşkûr, muhib ve mahbub anc
Sayfalar 245–253
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bağdad'a vasıl olduğu sırada Belh şehrini Moğollar istilâ etmişler ve bu şehir halkını bir belâ-i âsümani halinde kırıp geçirmişlerdi. Ey ehl-i iyman: Velileri, Hakkın bir nimeti u