ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “Garip”
01Boyabatlı Dede Efendi
Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Garip
Gureba (4 (غر Yurdundan uzak ve gurbette yaşayan, kimsesiz, zavallı; yad ellerde olan, vatanından ayrı düşen. 2. Halinden anlamayan, duygu ve düşüncelerine yabancı kalan kimseler arasında bulunan kimse. Cahiller arasında âlim, fâsit ve fasıklar arasında takva ve salah ehli gariptir. 3. tas. Süfiler ülkelerini terk edip diyar diyar gezdikleri için garip adını alırlar. Ama yurdunu hiç terk etmeyen sûfî asli vatanı olan ruhlar âleminden bu dünyaya geçici olarak geldiği için kendini garip sayar. 4. Çok yüksek seviyede manevi ve ruhi haller içinde bulunan arifler hem bu dünyada hem o dünyada gariptirler. Zira hallerinden kimse anlamaz. Ayn-i tevlüdde bulunan arifin sırren ve ruhen tek ve yalnız kalması gurbettir. Onun halk arasında halinden anlayan bir kimsesi yoktur. “Islam garip olarak başladı, yine gariplik haline dönecek. Ne mutlu gariplere!” Bkz. Gurbet. Aceb şu yerde var n’ola şöyle garib bencileyin Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garib bencileyin Yünus Halinden anlamayan, duygu ve düşüncelerine yabancı kalan kimseler arasında bulunan kimse. Cahiller arasında âlim, fâsit ve fasıklar arasında takva ve salah ehli gariptir. 3. tas. Süfiler ülkelerini terk edip diyar diyar gezdikleri için garip adını alırlar. Ama yurdunu hiç terk etmeyen sûfî asli vatanı olan ruhlar âleminden bu dünyaya geçici olarak geldiği için kendini garip sayar. 4. Çok yüksek seviyede manevi ve ruhi haller içinde bulunan arifler hem bu dünyada hem o dünyada gariptirler. Zira hallerinden kimse anlamaz. Ayn-i tevlüdde bulunan arifin sırren ve ruhen tek ve yalnız kalması gurbettir. Onun halk arasında halinden anlayan bir kimsesi yoktur. “Islam garip olarak başladı, yine gariplik haline dönecek. Ne mutlu gariplere!” Bkz. Gurbet. Aceb şu yerde var n’ola şöyle garib bencileyin Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garib bencileyin Yünus Çok yüksek seviyede manevi ve ruhi haller içinde bulunan arifler hem bu dünyada hem o dünyada gariptirler. Zira hallerinden kimse anlamaz. Ayn-i tevlüdde bulunan arifin sırren ve ruhen tek ve yalnız kalması gurbettir. Onun halk arasında halinden anlayan bir kimsesi yoktur. “Islam garip olarak başladı, yine gariplik haline dönecek. Ne mutlu gariplere!” Bkz. Gurbet. Aceb şu yerde var n’ola şöyle garib bencileyin Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garib bencileyin Yünus
Garipler semai
سما عى) sb (غر Mevlevilikte esas semâdan sonra arzu edenlerin, cemaat dağıldıktan sonra semâhanede onsekiz çark atarak loş bir ortamda yaptıkları semâ.
Boyabat
Boyabat · Türkiye · Kaynak onu Kastamonu vilâyetine bağlı Boyabat'tan yetişmiş gösterir. İlişkili kişi dosyası Boyabatlı Dede Efendi : Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Rifâiyye'de İntisap, Zikir ve Seyrüsülûk
Biat merasimi, mürid adabı ve ferdî zikir basamaklarının tarihî tertibi
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 44–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 106–111
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'mi
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 104–110
Muzaffer Ozak Külliyatı · verip, duyma nasibi olanlar hemen bu islâm gemisine iltica eylemede. Bu geminin ipi Kur'an, merdiveni ise âmâli-sâlihadır. Bu misali, sizlere anlatmak için söyledim. Allah celle di
Sayfalar 141–148
Muzaffer Ozak Külliyatı · dirler. Günümüzde, müslüman geçinenlerin çoğu, zâhiri taharete dikkat ve riayet etmekte ve fakat bâtını temizliğe hiç mi hiç önem vermemekte ve hattâ bunu umursamamaktadır. Bazılar
Sayfalar 149–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · yet buyurmasaydın, kendiliğimizden Hak yolunu bulamazdık, bizleri huzurundan mahrum eyleme... Sana ve rizayı ilâhiyyene varan o dosdoğru yolda bizleri sâbit-kadem eyle... Sen, bizl
Sayfalar 160–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · şerifleri bildiğin gibi içtihat eyle.. Fakat, kendi anladığın kadarına ümmet-i Muhammed'i dâvet ederek, saf ve mâ'sum insanları idlâl etme.. Çünki yalan - yanlış içtihatlarından ke