ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
18 sonuç · toplam 18 · “Fıtra” · 1/1
01Fıtra
Fitre; ihtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak nisab (dinde zenginlik ölçüsü) miktârı malı, parası olan her hür müslümanın Ramazan bayramının birinci günü sabahı fakirlere vermekle yükümlü oldukları belli miktardaki buğday veya a…
Fıtrat
Dini kabule uygun ve hazır tabiat, yaratılış ve yapı (cr, sr).
fitratullah
“Allah’ın dini” anlamında bir terim olup Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir ayette mealen “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine, Allah’ın fıtrî dinine çevir ki...” ibaresiyle “Rûm suresi” nde geçmektedir.
The Naqshbandiyya: Orthodoxy and Activism in a Worldwide Sufi Tradition
Itzchak Weismann · Routledge · 2007
Meşrep
(4 (مشثى a İçmek, içecek yer, çeşme. b Tabiat, fıtrat. tas. “Tasavvuf veya melamet aslında bir meşreptir,” sözü tasavvuf bir hayat tarzı, bir duyuş ve tutum biçimidir, anlamına gelir. Süfilerin ve melamet ehlinin kendine özgü bazı inanışlar…
fitre
G>^) [< Ar. sadakatü’l-fıtr < fatr] Sözlük anlamı, “Kesmek, yaratmak, ikfye ayırmak. ” olan “fatr” kökünden gelen bu söz, oruç açmayı ifade eden “sadakatü’l-fıtr” veya “zekâtü’l-fitr” (bk. bu madde) sözünün Türkçede kısaltılmış biçimidir. B…
akıl, -klı
İnsana özgü olan düşünme ve anlama yetisi, us, zihin. 2. Anlama, fehim, idrak, zekâ, hafıza. 3. Düşünce, tefekkür, mülâhaza, fikir. 4. İslâm inancına göre bu terim, insanı insan yapan İlâhî emirleri kavrama ve yerine getirme yolunda yükümlü…
akl-i selim
Verilen kararlarda ve hükümlerde iyi ile kötüyü, yararh ile zararlıyı ayırt etmeye yarayan insana özgü yeti, sağduyu, fıtrat
Tezekkür
1.3.7. Tezekkür ve Tefekkür Özü itibariyle düşünme eylemini ifade eden tezekkür ( ركذتلا) ve tefekkür (ر كفتلا) kavramları Herevî’nin “Başlangıç” kısmındaki makamlar arasında ele aldığı kavramlardandır.573 Tezekkür, sözlükte “hatırlamak, an…
Sadaka-İ Fıtır
İhtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, nisâb yâni dinde zenginlik ölçüsü miktarında malı, parası bulunan her hür müslümanın, Ramazân bayramının birinci günü sabâhı, fakirlere vermekle yükümlü oldukları belli miktarlardaki buğda…
Hilkat
1. Yaratılış, yaratılma. Üzerinde yatıp kalktığınız, yiyip içtiğiniz, gezip dolaştığınız, gülüp oynadığınız, dertlerinize devâ, korkulara, sıcağa-soğuğa, açlığa-susuzluğa, yırtıcı ve zehirli hayvanlar ile düşmanların hücumlarına karşı koyac…
Havâyic-İ Asliyye
İhtiyaç eşyâları. Temel ihtiyâçlar. Bir kimsenin yiyecek giyecek ve ev gibi ihtiyaç duyduğu lüzumlu maddeler ve evde kullanılan eşyâ ve âletler, hizmetçiler, binecek vâsıtası, meslek kitapları (din kitapları) ve ödeyeceği borçları. Zekât iç…
Şevvâl Ayı
Arabî ayların onuncusu, Ramazân-ı şerîften sonraki ay. Ramazân-ı şerîf ayında oruç tutup, ardından Şevvâl ayından da altı gün daha oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi olur. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Ramazân-ı şerîf ayında orucunu tutup, ardın…
İhtiyât
Dîne uygun olmayan bir işi yapma şüphesinden kurtulmak için, tedbirli hareket etme. Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre (sabahleyin) ufkun bir yerinde beyazlık başlayınca, (imsak vakti) olup, oruca başlanır. Bundan (6-10 dakika) sonra be…
Destâr-I Şerif
Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…
ORUCUN FAZİLET VE FAYDASI
Avârifü’l-Maârif · 39. bölüm · Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, şöyle buyurmuştur: “Sabır imanın yarısıdır.” “Oruç da sabrın yarısıdır.”341 Denilmiştir ki: “Kıyâmet günü insanoğlunun bütün amelleri, zulmettiği kims
Sayfalar 200–206
Muzaffer Ozak Külliyatı · dar şehzade diye bilinen çingene oğlanı da bütün kırlar ve ormanlar üzerine âmir tayin ederek eline ferman vermiş ve saraydan uzaklaştırmıştı. Kanarya kafesine girmiş, o zamana kad
Sayfalar 731–738
Muzaffer Ozak Külliyatı · Habib-i edibin hürmetine bu duamızı kabul ve dileklerimizi makbul eyle, dünya hayatında alelâde birer garip olan bizleri, dünya ve âhirette zât-1 ülûhiyyetine karib bulunan kulları