ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “Ebru”
01Ebru
Kaş. tas. a İlâhî sıfat, Allah'ın zatını perdelediği için sıfata ebru, perde denilmiştir. b Sâlikte görülen kusur sebebiyle derecesinin düşmesi ve ihmale uğraması, Bkz. Keman ebru, Tâk-ı ebru.
Ebru-hoft
Çatık kaş. tas. Sâlikin derecesinin düşmesi. Zat-ı kibriyayı örtmesi, aynca varlık âlemini süslemesi sebebiye sıfatlara da ebru (kaş) denir (sr). Hablar mihrab-ı ebrüsuna meyl etmez fakih Olse kafirdir müselmanlar ona kılman namaz Fuzüli Edvar-ı vücut Cilvegerdir perte-i nar-1 Huda her küşeden Nev'i
Keman ebru
و) wl OLS):. Keman kaş. 2. tas a Sâlikin kendi kusuru sebebiyle de- Tece ve makamının düşmesi, sonra inayet ve cezbeyle önceden bulunduğu derecesine ve makamına dönmesi (11). Düşüş ve çıkış kavisli bir çizgi takip eder. b Sevgiliden gelen ve âşığın seve seve katlandığı eza ve cefa. Çille-i sahtın çeker her dem kemâl ebrüların Aferin erbab-1 aşkın kuvvet-i pazüsuna Fıtnat
Hacc-ı mebrûr
Usulüne uygun, günah ve gösterişten korunmuş, Allah katında kabul edilmiş hac. Haccın mebrûr oluşu yalnız menâsikin şeklen tamamlanmasına değil; helâl kazanç, kul hakkından sakınma, güzel ahlâk ve dönüşten sonra iyiliği sürdürme gibi işaretlerle açıklanır.
Hacc-ı mebrûr
Usulüne uygun biçimde yerine getirilen, günah ve gösterişten korunmuş kabul olunmuş hac. Ahlâkî dönüşüm ve kul hakkından sakınma vurgusu taşır.
Tâk-I Ebru
Keman kaşlı anlamında Farsça bir tamlama. Sâlikin, ihmalkâr davranışta bulunarak, bulunduğu dereceden düşmesi.
Sayfalar 109–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · şi Nemrud'un ve kavminin üzerlerine savurup onları yakmayı ve yağmurlarla ateşi söndürmeyi teklif etti. Ibrahim aleyhisselâm, bu teklifi reddettiği gibi, yardımına gelen Cebrail al
Sayfalar 210–215
Muzaffer Ozak Külliyatı · gusl etse, yâni baştan ayağa yıkansa, temizlense. O kimsenin günahları örtülür. Mescide giderken, oraya varıncaya kadar her bir adımına yirmi sene ibadet etmiş sevabı verilir. Nama
Sayfalar 247–255
Muzaffer Ozak Külliyatı · zun olarak gezenler, bu sıfatlara bürünen kişiyi temsil ederler. Bayram günü aç gezenler de, dünyada orucunu tutmamış, aç kimseleri doyurmamış oldukları için mahşerde aç ve susuz o
Sayfalar 301–310
Muzaffer Ozak Külliyatı · sürünerek yürüyebilirler? diye sordular. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz, saadetle buyurdular: — Insanı, ayakları üstünde yürütmeye kadir olan Allahü zül-celâl yüz üstüne yürütmey
Sayfalar 340–346
Muzaffer Ozak Külliyatı · sordum ve şu cevabı aldım: «Yâ Resûlallah!.. Ümmetine haber ver ki, cehenneme kim girerse, bunlar onlara musallât olacaklardır. Cehennem ehline bunlar azap edeceklerdir.» dedi. All
Sayfalar 388–394
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cami-i şerife gelen, müslümanı beğenmiyor; gelmeyenler de müslümanlara sövüyor. Müslümanlar birbirlerini sevmiyor, birlik ve beraberlik içinde bulunamıyor, birbirlerine rahatı, ref
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb
Sayfalar 458–465
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hak emrine uymadım, Secdeye baş koymadım, Bu dünyaya doymadım Geldi ölüm kapıya.. Düşündüm dirliğimi, Unuttum kimliğimi, Kaybettim benliğimi, Geldi ölüm kapıya.. Aczimi farketmedim
Sayfalar 402–409
Muzaffer Ozak Külliyatı · med'ine bağışla ve bizleri de affınla, rahmetinle dilşâd eyle yâ Rabbi.. Vâ'delerimiz tamam olunca, bizleri incitme, korkutma. ölüm acılarını duyurma, Azrail darbesini hissettirme.
Sayfalar 469–476
Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s
Sayfalar 716–723
Muzaffer Ozak Külliyatı · okutan ve dinleyenlerden bizi sağlığımızda hayırla yâd edenleri, ahiret âlemine intikalimizden sonra ruhumuzu birer Fatiha-i şerife ile şâd edenleri iki cihanda aziz eyle... Hasret
Sayfalar 731–738
Muzaffer Ozak Külliyatı · Habib-i edibin hürmetine bu duamızı kabul ve dileklerimizi makbul eyle, dünya hayatında alelâde birer garip olan bizleri, dünya ve âhirette zât-1 ülûhiyyetine karib bulunan kulları