Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 731–738
Habib-i edibin hürmetine bu duamızı kabul ve dileklerimizi makbul eyle, dünya hayatında alelâde birer garip olan bizleri, dünya ve âhirette zât-1 ülûhiyyetine karib bulunan kulların meyanında mazhar-ı zât eyleyerek sevindir yâ Rabbel-âlemiyn...
Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn ve selâmetün alel-mü'miniyn, kabul-üd-dua, kabul-ün-niyaz bi-hürmeti Resûl-i Hâşimi ve evlâdihi ve ezvâcihi ve ashabihi ve ensarihi ve evliya-ihi vel-ulemâ-ihi ves-sâlihiyn ve alel melâ 'ike t-il-mukarrebiyn ve alâ ibadillah-is-sâlihiyn velhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn... (EL-FÂTİHA)
El-Hac
MUZAFFER OZAK
SOFRA ADABI VE YEMEK DUA'SI Muhterem ihvan-ı din-i mübiyn!..
Malûm bulunduğu vechile, fitrat-1 insana en uygun ve en münasip bir din olan islâmiyette, her hareketin kendisine mahsus bir zarafet ve letafeti, her davranışın müslümanlara hâs nezaket ve feraseti vardır. Bu sebeple, yemekten söz açılınca ilk önce akla gelen helâl lokma mes'elesi oluyor. Allahu tealâ, hepsinden ayrı ayrı razı olsun, gelmiş geçmiş âlimler bu konuyu tam tâbiriyle kılı kırk yararcasına incelemişler ve şu hükme varmışlardır:
(Helâl lokma kazanmanın yolunu bilmek ve öğrenmek, ibadet ve tâ'at ilminden önce gelir.)
İbn-i Sîriyn rahimehullah hazretlerine bir zat müracaat ederek:
— Bana, ibadet ve tâ'at ilmini öğret, dedi.
Hazret, kendisinden sordu:
— Sen nasıl yemek yersin?
— Karnım doyuncaya kadar yerim! cevabını alınca ona:
— Sen önce yemek yemeği öğren, ondan sonra sana ibadet ve tâ'at nasıl edilir öğreteyim, buyurdu.
Bu konuda söylenilecek söz pek çoktur. Fakat, evleviyetle anlatmağa çalıştığımız gibi, sözün özü ve özeti helâl lokma kazanmak ve helâl lokma ile karnını doyurmaktır. (ENVÂR- ÜL-KULÜB'un birinci cildinin 96.'ncı sahifesinde, Behlûl-u Dâna'nın Bağdat kadısına yemek konusunda verdiği çok önemli dersin hikâyesini okumanızı tavsiye ederiz.)
Yenilen yemekler, bedenle yapılan ibadetlerde kuvvet verici bir unsur olduğundan, haram lokma ile ibadet ve tâ'atin ne derece şayan-ı kabul olacağını ehl-i iymanın ferasetine terkederiz.
Sofraya otururken el yıkamak sünnet-i seniyyedir. İlk lokmada (Besmele-i şerife) çekmek, sofradan kalkarken (El-Hamdü lillâh) demek ve tekrar elleri yıkamak, özellikle yemeklerden sonra dişleri yıkamak ve temizlemek de sünnet-i seniyyedir. Dişlerin yıkanmasının ve temizlenmesinin MISVAK ile olması şayanı tercihtir. Ancak, misvak bulamayanlar diş fırçasıyla, onu da alamayanlar sağ ellerinin baş parmağı ile dişlerini mutlâka yıkamalı ve temizlemelidirler. Bu hareket, sıhhat bakımından bir çok yarar sağladığı gibi sünnet-i seniyye-i Resûlullah'a uymak bakımından da ayrıca sevaba nail olmaya hak kazandırır.
Unutmamalıdır ki, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, sofraya çok acıkmadan oturmazlar ve tamamiyle doymadan sofradan kalkarlardı. Bugün, herhangi bir rahatsızlıklarından dolayı doktorlara müracaat edenlerin PERHİZ tavsiyesi ile karşılaştıklarında âdeta paniğe kapılmaları ve bunu uygulanması çok güç bir mes'ele gibi kabullenmeleri, peygamber sünnetine uymamanın tabi'i ve zaruri bir neticesi değil midir?
YEMEK DUA'SI:
El-hamdü lillâhillezi kale fi kitabih-il kerim: Este'ıyzü billâh (KÜLÛ VEŞREBÛ VE LÂ TÜSRIFÛ İNNEHU LÂ YUHİB-
BÜL-MÜSRIFİYN) Ves-salâtü ves-selâmü alâ Resûlinâ Muhammedin'illezi yuhibbül eshiyâ'i vel-agniyâ-il mut'ımiyn ve alâ âlihi ve ashabihil muhibbun-el fukara-i vel-mesâkin-i vel-mükrimiyn...
Yâ Rab!.. Yâ Rab!.. Yâ Rab!..
Ni'met ve rızıklarımızı daim, sıhhat ve âfiyette kaim, makamlarımızı cennet-ün-na'ıym, evlâtlarımızı âlim, milletimizi ve memleketimizi her türlü âfetlerden sâlim eyle... Zâlimleri üzerimize musallât ve bizlere açlık, kıtlık, susuzluk ve yoksullukla mücâzat eyleme.. Yediğimiz şu ni'metleri ruhlarımıza nur, dimağlarımıza şu'ur, bedenlerimize kuvvet ve sürur vesilesi kılarak bizleri ibadet ve t'atinden huzur duyan kullarından eyle... Zât-ı ülühiyyetine itaatkâr olalım, nefsimize ve şehvetimize esir olmayalım, az bulup sızlanmayalım, çok bulup azmayalım, kâmil bir insan ve mütekâmil bir müslüman gibi yaşayalım yâ Rabbi!..
Ilâhi!.. Bu yemeği bizlere ikram etmek lûtfunda bulunan ev sahibini ve bu ni'metleri yiyen ehl-i iymanı iki cihanda aziz, ilâhi emirlerine uymanın hazzı ile mütelezziz kulların zümresine ilhak, rahmet ve âtıftine müstehak eyle... Ev sahibinin vücuduna sıhhat ve âfiyet, rızkına vüs'at ve bereket, evlâd-ü iyâline saadet ve selâmet, her türlü müşkillerinde nusret ve muvaffakiyet, ölmüşlerine rahmet ve mağfiret ihsan ve inayet buyurarak, bizleri bu sofra etrafında birleştirdiğin gibi Habib-i edibinin sofrasında ve ziyafetinde de cem'u haşreyle, bizleri iki cihan serverine bahşeyle yâ Rabbel-âlemiyn... Biz âciz ve günahkâr kullarına cennet tamlarına da banmayı, Kevser şarabından doya doya içerek kanmayı, cennet elbiseleri ile giyinip kuşanmayı, cennet Huri'leri ile nikâhlanmayı nasip ve müyesser kılarak, cennet ve cemalinle şâd, rü'yet-i didarınla dilşâd eyle Yâ Rabbi...
İlâhi!.. Ni'met ve rızıklarımızı artır, eksitme; bizleri zât-1 ülühiyyetinden gayriye muhtaç etme, dünya ve âhiretimızi mâ'mur, rizayı şerifine uygun salih amellerle mesrur, ibadet ve tâ'atine mecbur, hayır ve hasenâta memur, mâ'nen ve madde-
ten me'cur kıldığın sevgili kulların zümresine idhal ve ilhak eyle yâ Rabbel-âlemiyn, bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn. velhamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn (EL-FÂTİHA)
NIKÂH AKDİ VE DUA'SI Islâm dininde nikâhı aktedecek olan zat, bir kâğıda evlenecek kadın ve erkeğin isimleriyle, babalarının isimlerini yazar.
Evlenecek kadın ve erkeğin, bizzat kendilerinin hazır bulunmaları ile, şahitler huzurunda nikâhları akdolunacağı gibi, birinin bizzat kendisi ve diğerinin vekili, yahut ikisinin de vekilleri muvacehesinde ve yine şahitler huzurunda nikâhları kıyılabilir. Bu itibarla, kâğıda evlenecek olan kadın ve erkeğin isimleri ile babalarının isimlerinden sonra vekil veya vekillerinin de isimleri ve babalarının isimleri de kaydolunur. Nihayet, nikâh akdine şahit olacak kişilerin de isimleri ile babalarının isimleri kâğıda yazılır.
Bundan sonra, her iki tarafla mihr-i mü'eccel mes'elesi konuşulur. Eğer, daha önce aralarında kararlaştırılmış bir rakkam varsa o yazılır. Böyle bir karar ve anlaşmaları yoksa, mihr-i mü'eccel olarak meselâ beş altun bir kuruş veya beşbin bir lira şeklinde mutabakat hasıl olan mihr-i mü'eccel de aynı kâğıda kaydolunur.
Bu işler böylece tamamlandıktan sonra, bu toplantıda hazır bulunanlarla birlikte tövbe, istiğfar ve tecdid-i iyman edilir. Nikâhı akdedecek olan zat: (EÛZÜ BILLÂHİ MIN-EŞ-
ŞEYTAN-İR-RACİYM - BİSMİLLÂH-İR-RAHMAN-İR-RAHİYM)
ile başlayarak:
- (BİSMİLLÂH VE BİLLÂH VE ALÂ SÜNNETİ RESÛ- LILLAH...) dedikten sonra evlenecek kadının kendisine, kendisi hazır bulunmuyorsa vekiline hitaben:
— Allahu tealâ'nın emr-i şerifi ve Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnet-i seniyyeleri ve imamımız İmam-ı â'zam hazretlerinin içtihatları ve hazır bulunan cemaat-i müslimiynin şehadetleri ile, beşbin bir lira mihr-i mü'eccel ve aranızda kararlaştır-
dığınız mihr-i mu'accel karşılığında (….......) kızı (.........) hanınıı zevce olarak helâllığa tâlip bulunan (......) oğlu (........) efendiyi zevç olarak aldınız, kabul ettiniz mi? (Bu soru vekile sorulursa, Vekâletiniz hasebiyle verdiniz mi? şeklinde tevcih olunur) ve soruyu üç kerre bu minval üzere tekrarlayıp (EVET) diye müsbet cevap alınca, bu defa evlenecek erkeğe veya vekiline dönerek:
— (BİSMİLLÂH VE BİLLÂH VE ALÂ SÜNNETİ RESÛ- LILLAH) dedikten sonra:
— Allahu tealâ'nın emr-i şerifi, Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnet-i seniyyeleri, imamımız İmam-ı â'zam hazretlerinin içtihadları ve hazır bulunan cemaat-i müslimiynin şehadetleri ile, beşbin bir lira mihr-i mü'eccel ve aranızda kararlaştırdı-.
ğınız mihr-i mu'accel karşılığında, (........) kızı (.....
....) ha-.
nunı zevce olarak helâllığa aldın kabul ettin mi? (Soru vekile soruluyorsa vekâletiniz hasebiyle alıverdiniz mi?) diye sorulur ve üç defa tekrarlanarak (EVET) diye mjsbet cevap alınca:
— Ben de, nikâhınızı akdeyledim, denilir. Hazır bulunanlardan Kur'an-ı kerimi okuyabilen birisi (RAHMET) âyetlerinden bir aşr-ı şerif okur, (SADAKALLAH-ÜL-AZİM) denildikten.
sonra, duaya başlanır.
NIKÂH DUA'SI:
El-hamdü lillahillezi zevvec-el ervâhe bil-esbâh ve hallennikâhe ve harrem-es-sifâh ves-selâtü ves-selâmü alâ Resûlina Muhammedin-illezi beyyin-el harame vel-mübah ve alâ âlîhi ve ashabihilleziyne hüm ehl-is-salâhi vel-felâh...
El-Hamdü lillahillezi kale fi kitabih-il-kerim: E'azi billâhi' min-eş-şeytan-ir-raciym - Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym: (VE-
ENKİH-ÜL-EYAMA MİNKÜM VES-SALİHİYNE MÎN İBÂDÎ- KÜM VE İMÂ'İKÜM İN YEKÛNU FUKARA'E YUGNIHÜMUL-.
LAHÜ MİN FADLİH VALLAHU VÂSİ'UN ALİM) Sadakallahül-azim...
Kale Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellem (EN-NIKAHU:SÜNNETİY FEMEN RAĞİBE AN SÜNNETİY FELEYSE MiN- NIY) Sadaka Resûlullah ve nataka Habibullah...
Bismillahi ve billâhi ve alâ sünneti Resûlillah...
Allahümmec'al hâzel akde meymuneten ve mübarekâ..:
Vec'al beynehümâ ülfeten ve muhabbeten ve kararâ...
Ve lâ tec'al beynehümâ nefreten ve fitneten ve firarâ...
Allahümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Ademe ve Havvâ...
Ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallahu aleyhi ve:selleme ve Hatice't-ül-Kübrâ radıyallahu anha...
Ve kemâ ellefte beyne Aliyyin kerremallahu vechehu ve radıyallahu anhü ve Fatıma't-üz-Zehrâ radıyallahu anha...
Allahümme â'it lehümâ ömren tavilen, rızken vâsi'an ve evlâden sâlihâ...
Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyâtinâ kurrete â'yünin vec'alnâ lil-müttekiyne imamâ...
Rabbenâ âtina fid-dünya haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kına azab-en-nâr...
Rabbenagfir-li ve li-vâlideyye ve lil-mü'miniyne yevıne yekum-ül-hisâb...
Ey bütün hayırları, uğurları, mutlulukları ve kutulukları sebepleri ile birlikte halk ve icad buyuran yüce Rabbimiz!.. Rizayı ilâhiyyene muvafık ve sünnet-i seniyye-i Ahmediyye'ne mutabık olarak akdolunan işbu nikâhı müteyemmen ve mübarek eyle.. Her iki aile ve özellikle bu iki yavrumuz haklarında mahz-ı hayreyle.. Bu yavrularımızın ömürlerine bereket vücutlarına sıhhat ve âfiyet, kuracakları yuvada saadet ve selâmet, rızıklarına vüs'at, kalplerine muhabbet ve meveddet, birbirlerine karşı hüsn-ü mu'aşeret, her türlü müşkillerinde nusret ve inayet, her hayırlı teşebbüslerinde muvaffakiyet bahş ve ihsan eyle... Dünya ve âhiretlerini mâ'mur, gönüllerini mesrur, hizmet ve gayretlerini meşkûr, ibadet ve t'atlerini mebrur, sa'idler divanında mezkûr eyle yâ Rabbel-âlemiyn!.. Kendilerine Hz. Adem aleyhisselâm ile Cenab-ı Havva arasındaki
ülfet ve ünsiyyeti, Hz. Imam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh ile Seyyide't-ün-nisâ Fatıma't-üz-Zehrâ arasındaki hüsn-ü niyyet, sarimiyet, sadakat ve mu'aşereti, karşılıklı muhabbet ve hürmeti nasip buyurarak birbirlerini tanıyıp tamamlamalarını, anlaşıp kaynaşmalarını âsan eyle... Hayırlı zürriyetler ihsan buyurarak dinine, iymanına, Kur'an'ına, aile erkânına, mukaddesat ve mâ'neviyatına, milletine ve vatanına yararlı evlâtlar bahşeyle yâ Rab!.. Silsile-i zürriyetlerini, sabah-ı haşre kadar müselsel ve muttasıl kıl yâ Rab!.. Hazır bulunan ve bu dualarımıza ÂMIN diyen din kardeşlerimizi ve Hak yoldaşlarımızı iki cihanda aziz, hayırlı ömürlerle muammer eyle... Gerek yeni evlenen yavrularımızın ve gerekse mecisimizde bulunan cemaat-i müslimiynin evlâtlarının şeri'at-i garrayı Ahmediyye ve sünnet-i seniyye-i Muhammediyye dairesinde daha nice nice mürüvvetler görmelerini nasip ve müyesser eyle yâ Rab!.. Din ve devlet, vatan ve millet yolunda feragat ve fedakârlıkla hizmet görenleri ind-i ilâhiyyende me'cur, ordularımızı daima mansur ve düşmanlarımızı makhur eyle vâ Rab!.. Asileri, lûtuf ve hıdayetinle islâh, âhir ve âkibetimizi iflâh, cümlemizi cennet ve cemalinle dilhâh eyle yâ Rab!.. Yeni evlenen yavrularımızı ve hazır bulunanları korktuklarından emin, umduklarına nail, dünyevi ve uhrevi, sûri ve mâ'nevi kaygularını zâ'il rizayı ilâhiyyene mâ'il kulların meyanında bermurad ve Habib-i edibine bahşederek dilşâd eyle yâ Rabbelâlemiyn...
ÂMİN.. ÂMİN... ÂMİN... Bi-hürmeti Seyyid-il-mürseliyn vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn... Kabul-üd-dua (EL-FATİHÂ)
ÇOCUĞA İSİM VERMEK MERASİMI Cenab-, Rabbil-âlemiyn celle celâlühu hazretlerinin, dünya hayatında biz âciz ve günahkâr kullarına en büyük ihsan-ı Envâr-ül-Kulûb, Cilt 3 — F: 47
ilâhiyyesi ve atiyye-i sübhaniyyesi, insan neslini idâme ettirecek olan evlâttır.
Binaenaleyh, çocuğun doğduğu gün veya doğumunun üçüncü yahut yedinci günü, yavruya münasip bir isim konulur.
Doğan çocuğun dedesi, babası veya hısım ve akrabasından birisi yahut komşulardan göğsü iymanlı ve ağzı Kur'anlı salih bir mü'min, yavruyu kucağına alır, kıbleye doğru yönelir ve sünnet-i seniyye olan şu duayı okur:
Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym: Allahümmec'alhu birren ve enbethu fil-islâmi nebâten hasenen...
Daha sonra yavrunun sağ kulağına EZAN-I MUHAMMEDİ okur ve sol kulağına da KAMET eder. Gerek ezanı ve gerekse kameti yavaş yavaş okur ve sesini fazla yükseltmez.
Müte' akiben, Bâ'is-i hilkat-i kâ'inat aleyhi ve âlihi efdal-üttahiyyât efendimize üç veya yedi kerre salât-ü selâm eder ve nihayet yavruya verilen isimle üç kerre seslenir. Bu sesleniş ise çocuğa ailece verilen isimle, doğumu ânında verilen ve GÖ- BEK ADI denilen ismi birlikte tekrarlamak suretiyle olur. Meselâ, mâ'suma doğumu ânında NUREDDIN ismi verilse ve sonradan ailesi de onu MUHAMMED olarak tesmiye etseler, yavrunun kulağına: (YA MUHAMMED NUREDDİN!) diye ismi üç kerre tekrarlanır.
Dikkat ve ibretinize sunmak isterim ki, ismi konulurken çocuğun kulağına okunan Ezan-ı Muhammedi ile Kamet'in de bir namazı vardır ki, ona CENAZE NAMAZI denilir. Zira, dikkat buyurulacak olursa, cenaze namazında ezan ve kamet yoktur. Cenaze namazının ezan ve kameti, kendisine isim konulurken okunandır. Bundan çıkaracağımız mâ'na şudur: Nasıl ki, Ezan-1 Muhammedi ile Kamet arası gayet yakın ise, yani ezan okununca cami-i şerife giriyor veya evimizde münferiden namaza duruyorsak, insan hayatı da bu derece kısadır, göz açıp kapayıncaya kadar gelir ve geçer kişiye doğduğu zaman okunan ezan ve kametin namazı da, cesedi musallâya konulduğu zaman kılınan cenaze namazıdır.