Ara
Menü

Sayfalar 210–215

1.818 kelime

İrşad II · kaynak sayfaları 210–215

gusl etse, yâni baştan ayağa yıkansa, temizlense. O kimsenin günahları örtülür. Mescide giderken, oraya varıncaya kadar her bir adımına yirmi sene ibadet etmiş sevabı verilir. Namazı kıldığı takdirde ona yüz sene ibadet etmiş sevabı ihsan buyurulur.

Said ibni Museyyeb radiyallahu anh buyuruyor: Nafile hac yapmaktan, Cuma namazı kılmak bana daha sevgili gelir.

Bu Said ibni Museyyeb denilen zatın rivayet ettiği hadisleri mezhep sahibi Imamı Şafii hazretleri kendisine senet ittihaz etmiştir.

HIKAYE Meysere hazretleri diyor ki: Ben, müslüman kabristanından geçiyordum. Kabristana selâm verdim. Onlar hakkında dua ettim. Kabirden şöyle bir seda işittim: «Ey dünyada yaşıyanlar! Size müjde olsun. Ayda dört defa hac 'ediyorsunuz.» Hayret ettim ve sordum: «Nasıl olur ayda dört defa hac edebiliriz?» O ses bana cevaben dedi ki: «Bu hac cuma namazı kılmaktır. Bilmiyor musunuz. Cuma namazı kılmak haccı mebrur'dur.» Mescitlere kadar gelip, evlerinize dönmeniz, Kâbei muazzamayı tavaf etmek gibidir. Bizim ruhlarımız cuma günleri mescidlerinizin kapısına kadar geliyor. Bizler sizin yaptığınız amelleri görüyor, zikrinizi işitiyoruz. Bize okuduğunuz rahmet ve duadan dolayı sizlerden razıyız.

Yedinci kat samadan sonra, beytül-mâmur vardır. Bu beytül-mâmurun yanında yüksek bir minare ve minber ile mihrap vardır. Cuma günü olduğunda mezkûr minarede Cebrail Aleyhisselâm ezan okur, Israfil Aleyhisselâm minbere çıkıp hutbe irad eder. Mikâil Aleyhisselâm imam olup cumayı kıldırır. Cemaât sema ve arz melekleri ile dolar. Bizim mescid.

lere dolup kıldığımız Cuma namazi gibi, onlarda bu makamda cumayı eda ederler. Namaz bittikten sonra, Cebrail Aleyhisselâm şöylece dua eder: «Yarabbi! Bugün okumuş olduğumuz şu ezanın sevabını, dünya yüzünde meveut.olan cumaya gelip ezan okuyan müezzinlere bağışladım» dediğinde, Israfil Aleyhisselâm da: «Okumuş olduğum hutbenin sevabını, dünya yüzünde hutbe okuyan hatiblerin defteri ameline hediye ettim»

der. Mikâil Aleyhisselâm da: «Yarabbi, kıldırdığım bu Cumanın sevabını dünya yüzünde Cuma namazı kıldıran imamlara

hibe ettim» dediğinde, Cumayı kılan melekler de: «Ey Rabbimiz! Kılmış olduğumuz bu cumanın sevabını dünyadaki imam arkasında Cuma kılan ümmeti Muhammed'e hibe ettik. Kabul buyur» derler. Allahu teâlâ ve sübhanehu da: «Dy benim meleklerim! Cuma namazı kılan mü'minler için benim sehavetimin, cömertligimin nice olduğunu biliyormusunuz? Izzetim ve celâlim hakkı için, benim emrime imtisal ve habibim Muhammedime ihtida ederek kullarımdan Cuma namazı kılanların, mevcut günahlarını affettim.» diye, kendi müjdesini ve rahmaniyetinin tecellisini ilân eder.

Allahın ümmeti Muhammed'e bir başka müjdesi; Arşın altında sayısını Allahu teâlânın bildiği bir takım melekler vardır ki; bu meleklerin yüzleri güneş kadar parlak, başları ay gibi nurlu, göğüsleri yıldızlar gibi ziyâdardır. Cuma günü oldugunda, bu melekler Allaha secde ederler. Secdelerinde: «Yarabbi! Bugün cuma namazı kılan mü'minleri affet» diye niyaz ederler. Allahu Sübhanehu teâlâ bunlara hitaben: «Ey benim meleklerim, şahid olunuz. Cuma kılan o müminleri affettim.»

diye buyurur.

Nebi Aleyhisselâm rivayet ettiler ki Cebrail Aleyhisselâm bana geldi, Elinde beyaz bir ayna vardı. Sordum. Bu nedir Ya Cebrail? Rabbin sana cuma gününü bununla arz ve beyan etti. Cumayı da, sana ve senin ümmetine bayram kıldı.

aynanın ortasında bir nokta vardı. (Bu nokta nedir?) diye sordum. Cevaben bana dedi ki: 24 saatte bir saat vardır ki, o saatte edilen dua kabul olunur. İşte, bu nokta o saate işarettir.

Cuma, günlerin efendisidir. Cumada bir saat vardır ki, o saatte edilen dualar red olunmaz. O saatın ise, hatiblerin hutbe okuduğu vakit içerisinde bulunduğu mükâşefe erbabı tarafından bildirilmiştir.

Buna binaen, müslüman Türk kavmine Anadolu kapısını açan, müslüman Türk tarihinde büyük bir dönüm noktası olan Malazgirt Meydan Muharebesinde Gazi kumandan Alp Aslan hazretleri, âlimleri ve şeyhleri toplayıp, mecliste bulunan harb gazilerine hitaben, düşman ordusunun kendilerinden sayıca çok fazla olduğunu, silâh ve cephane bakımından da kendilerinden çok daha kuvvetli olduklarını beyan edip ne yapmaları lâzım geldiğini sorduğunda, huzurdaki ulema, şeyhler ve gaziler: «Yarın Cuma'dır. Cumada gizli bir saat vardır, ve o saatte edilen dualar muhakkak kabul buyurulur. O saatin de, hatiplerin hutbe okuduğu vakit içerisinde olduğu tahmin edil-

mektedir. Eger, o saatte düşmana hücuma geçilirse; ne kadar kuvvetli ve sok olurlarsa olsunlar, dügmanın perişan olup, zaferin müslüman orduya ait olacagı Allahın müjdelerindendir» denildi. Hücum için askeri kararlar alınarak meclis dagıldı.

Ertesi sabah, şafaktan evvel kalkılıp sabah namazı kılın.

dı. Sonra, başta Alp Aslan hazretleri oldugu halde bütün mücahitler zırhlarını, elbiselerini çıkarıp kefenlerine sarındılar.

Alp Aslan başına da bir kefen sarmıştı «Firar, zilletdir cennâtu âliyât, kılıçların gölgesindedir. Işte ben kefenime büründüm ve rabbim ile buluşmak üzere hazırlandım. Melekler ise, bizleri karşılamağa hazır vaziyetteler. Hele hele Muhammed Aleyhisselâm, kucağını açmış vaziyette bizleri bekliyor. Dünyada ne kadar yaşarsan aşa. Neticede oraya, üstümüzdeki kefenle gideceğiz. Ben, bunu şimdiden giydim. Böyle yapmak isteyenler benimle gelsin» Asker hep bir ağızdan semayı inletiresine tekbir getirmeye başladı. Cuma vakti de yaklaşmıştı. Alp Aslan önüne bir kur'anı-kerim getirtti. Yanında Kâbei muazzamanın mübarek anahtarı da vardı. Kur'anı Kerîmi açıp «Sûrei-Fetih» den bir miktar okudu. Cuma namazı vakti, hutbeye çıkıp dua etme vakti idi ki, Alp Aslan hemen kılıcını kınından çekip, hafızlara işaret etti. Onlar yüksek sesle «Sûrei Enfal» ve «Sûrei-Feth» i okumaya başladılar. Gazilere igaret etti, onlar da hep bir ağızdan «Allah, Allah» sedaları ile arşı alâya lafzı celâli ulaştırdılar. Sanki, kabirler yarılmıştı. Hesap günü, hesap vermeye hazır olanlar gibi kefenlerine bürünmüş olan askerler düşmana öyle bir şevk ve azametle hücuma kalktı ki, yüzbin piyade ve elli bin süvari olmak üzere 150.000 kişilik düşman ordusuna girmeleri ile onları darmadağın etmeleri bir oldu. Tıpkı çakal sürüsüne dalan birkaç aslan gibi...

Bir taraftan tekbir (Allah, Allah) sedalar, Öteki taraftan (Hora) sesleri birbirine karışıyordu. Dağlar gibi cesetler ortaya yığıldı. Bir gazi; kırk düşman ile döğüşmeye mecbur kalıyordu. Fakat, buna rağmen Cuma'daki eşref saatin sırrı tecelli etmiş, bu sürü halindeki kuvvetli ordu mağlûp olmakla kalmamış, kendi krallarını bile esir olmaktan kurtaramamışlardı. Geride kalanların bir kısmı ise kaçmaya başlamışlardı.

Gaziler ocağı, şehitler bucağı Anadolu, Türk ve müslümana Cuma hürmetine Allah tarafından ihsan olunmuştu, kıyamete kadar da islâm, Türk kalacaktı. Aziz cemaat! Burada Malazgirt şehid ve gazileri için bir fatiha okuyalım ve onların

ruhlarını bir nebze memnun etmek ister iseniz, Cumaya onlar gibi hürmetkâr olunuz. El Fatiha.

Hatip minbcre çıktığında, iki rekâtlık farzdan selâm verinceye kadar yapılacak alış veriş, ticaret haramdır. Bütün hafta alışveriş yapabilirsin. Lâkin bu vakitte haramdır.

Cenabı Risaletmeab efendimiz buyurdular: «Cumaya ilk giden kişi, Allah yolunda bir deve kurban etmiş gibi sevab kazanır. Ikinci giden kimse, Allat, golunda inek kurban etmiş gibi; Üçüncü giden ise, koyan karban etmiş gibi; dördüncü olarak giden bir tavak sadaka vermiş gibi, beşinci olarak giden ise, bir yumurta sadaka etmiş gibi sevaba nâil olur.»

Hatip minbere çıktığı vakit, mescid kapısında durup bu sevapları yazan melâike kalemlcrini ve defterlerini alıp minberin yanında toplanırlar ve hutbcyi dinlerler. Hatip minberc çıktıktan sonra gelenler ise yukarıdaki sevaplara crişemez.

Sadece üzerine farz olan borcunu eda etmiş olur. Bu vakitte gelen zevatın aldığı ecri ise dersin başında beyan etmiştik.

Cuma günü, cumaya mahsus olmak üzere guslet, yâni baştan aşağı yıkan. Kendi ailene de gusl ettir. Allah, evlât verirse bu sebepten âlim, zâhid, salih ve cömert bir evlât doğar.

Cuma namazı kılmak için yolu uzak olan yerlere gitmeye gayret et. Her bir adımı için verilen sevabı beyan ettik. Temiz elbise giy! Fakat, yalnız üstünü başını temizlemekle kalma.

Kalbini ve amelini de temizlemeye çok dikkat et, gayret göster. Hutbeyi dinlerken konuşma, hele hele hiç uyuma. Çünkü cuma hutbesi, iki rekât namaz yerine kaimdir. Nasıl namazda konuşulmaz ve uyanmaz ise hutbe de böyledir.

Ges geldinse, ön tarafa geçeceğim diye ibadullahı eze eze ön safa geçmeye çalışma! Güzel koku sürün. Vaktin müsaitse, işin yok ise, camiye erken gel ve geç çık. Fukaraya tasadduk et. O gün evine ve ailene hergünden fazla ikram ve ihsan eyle. Onlara güler yüz göster. Günahtan, mes'uliyetten çok kaçın. Zira, cumaya hürmet eden kişiye nasıl pek büyük ecir ve sevaplar verilirse, ona hürmetsizlik eden kimselere de o derece azab verilir. Tıpkı, bir padişaha karşı dalkavukluk yapmaksızın hürmet gösteren kimse, o padişah tarafından ihsan ve ikram içerisinde bırakılır ve padişaha karşı hürmetsizlik eden, edepsizlik yapan kigi de nasıl cezalandırılırsa bu da böyledir.

—214-— Sakın özürsüz cuma namazını terk etme, münafıklardan olursun zira Resûl Aleyhisselâm efendimiz hadisi şeriflerinde:

Bir kimse tenbellikle üç cumayı terk etse o kimsenin Allah kalbini mühürler. Diğer bir hadisi geriflerinde de: Özürsüz üç cuma namazını terk eden münafıklardan yazılır diyorlar.

(Men tereke selâse cumain tehavünen biha taba'allahu alâ kalbihi men tereke selise cumuatin min gayri özrin kütibe minel-münafikıyn).

Şerefi, izzeti, faidesi çok olan birgey, fesada uğrayınca o hepsinden kötü bir duruma düşer. Basit bir misal: Taze vaziyette iken içilen veya yenilen yumurta ne kadar faydalı ise, bayatlayan, fesada ugrayan, bozulan yumurta insanı zehirler.

Buna mümasil olarak cumaya ne kadar hürmet ve tâzim gösterirsen, o derece sevap alırsın. Ne kadar hürmetsizlik gösterirsen, o cuma namazı senin helâkine sebep olur. Safları düzgün tut. Sıklaştır. Yapıldığı vakit mükâfaatı büyük olan bir işin terkedildiği zaman cezası o nisbette büyük olur.

Namazda saf olmak, yalnız namaz kılarken ki, sıraların düzgün olması demek değildir. Safların iyi ve düzgün olması ile birlikte senin kalbinin de saf ve temiz olması demektir. Kötülükten kendini tatbir etmendir.

«İstekıymû yerhamkümullah» istikamet ediniz ki, Allah size merhamet etsin kavli nebisinden murad, sadece namaz esnasında saf olmak degil; aynı zamanda kalbini de saf hale getirmeyi muraddır. Her işinde istıkamet yani ozü sozü dogru olmayı muraddır. Namazda safı düzeltip, saf'a istikamet verip; namaz haricinde kalbini kötülükten tasfiye, nefsini fenalıktan tezkiye etmeyen, işinde sözünde doğru olmayan yalancılık yapan, nerede kaldı ki, Allahın rahmetine nail olabilir.

Yarabbi! Bizi cumanın şefaatına nail eyle! O günde sana

ibadet kılıp, senin rahmetine erigen salihler zümresine bizi de dahi eyle! Cuma günü bizim muradımızı ihsan eyle! Muradımız, senin rizandır. Bize daima rızayı şerifine muvafık ameller işlemek nasib eyle! Belki kıldığımız bu cuma namaz bizim son cuma namazımızdır. Haftaya yetişemezsek, iyman ile göçür. Salihlere ilhak eyle! Bizi zalimlere kul eyleme! Kâfire esir, namerde muhtaç, nefsimiz elinde zebun eyleme! Cumanın şefaatine nâil kıl. Şikâyetinden emin eyle! Sana hakkı ile ibadet edemedik, azimizi itiraf ediyoruz. Kusur ile kıldığınız ibadetlerimizi red etme. Senin celâl ve azametini lûtfunu ve keremini bilemedik. Bilmemize de imkân yok. Verdigin bu hudutlu akıl ile, senin nihayetsiz hikmetlerini nasıl idrak edebiliriz? Azimizi bilmek, seni bilmektir. Affın ile nazar kıl, bizi mesrur et, sevindir.

Seni hakkı ile zikr edemedik. Bizi bu noksanımız ile kabul et. Verdiğin sonsuz nimetlere şükr etmek mümkün mü? Balı;

ğın denizde etrafinı, her tarafını su kapladığı gibi, bizim etrafımızı da senin nimetlerin öylece sardığı halde, biz bunların bir katresine dahi şükr etmekten âciziz. Verdigin nimetleri saymaktan da âciziz. Sana gecede, gündüzde, varlıkta ve darlıkta şükr ederiz.

Kıyamımız, secdemiz sanadır. Seni, noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Seni, tesbih ve takdis ederiz. Birsin, varsın, varlığına nihayet yok. Bizleri, doğru yolundan ayırma! Sıratı mustakıym olan islâm dininde sâbit-kadem eyle! Bizleri, h1şım ettiğin ve gazabına uğrattığın kimselerden eyleme! Bizler âsiyiz, günahkârız ama, senin sevgili Muhammedinin ümmetiyiz. Merhametinden ümidimizi kesmedik. Divanına geldik.

Bizi bog çevirme! Bizi kapından kovma. Rahmetinden ümidimizi kesmedigimiz gibi bu ümitten de ayrılmıyoruz. Bize rahmetinle tecelli et. Sihhat nimetini, iyman devletini üzerimizden kaldırma!

Bizi, nefsi ile uğraşıp, seni unutanlardan eyleme! Azabından korkarız. Rahmetini ümid ederiz. Sen o Allahsın ki, bir kez Allah diyeni af edersin. Biz seni hergün anıyoruz. Şanına lâyık mıdır ki, bizleri af etmeyesin? Azab edersen senin kullarınız. Af edersen ilâhımız, melceimiz sensin. Sen günahları af edecisin.

tâhi! Bizlere hışm etme. Bizi âsilere katma. Cehennem nârına atma. Sen bizleri kapından kovarsan, biz hangi kapıya iltica eder, nereye sığınabiliriz? Bize gazab edersen, bizi senin