ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
27 sonuç · “Direk”
01Amed-i maneviye
عمد معنو يه) I. Manevi direkler. 2. tas, Âlemin ruhu, kalbi ve nefsi ki, Allah'tan başka hiçbir kimsenin bilmediği kâmil insanın hakikatinden ibarettir. Semalar bu direkler sayesinde ayakta durur. Mutasavvıflar bu deyimi Kur'ân'dan almışlardır (Rad Suresi, 12; Lokman Suresi, 10; KI, TK 11:956). “Yer ve gök iyilerin yüzü suyu hürmetine ayakta durur” denilirken bu inanç dile getirilir.
Cuz
) جز >. Parca, az. 2. tas. Kesret ve tâayyünat (çokluk ve belirtiler). 92 | ee ae A KM Çâh-ı zenah i, Jars. شخ) 5 oe) Çene çukuru, çenedeki gamze. eS 0 2. tas. Temaşa halinde görülen sınırlardaki müşkiller (11s). ES > Çâlipa/Çelipa i. fars. (Led) (جا 1. Haç. 1. tas. Doğa, maddi âlem VRE KEK is oat (11s; ). m Seri ayle Çâlipan i, fars. Bektaşi hilafet ve icazatnamelerine konulan baş- Çark (fars. Çerh'den) Mevleviler sağ ayağa çark, sol ayağa direk der. Semâda sola doğru 360 derecelik dönüşe tam çark, 180 derecelik dönüşe ise yarım çark denir. Bkz. Devr, Deveran. Haç. 1. tas. Doğa, maddi âlem VRE KEK is oat (11s; ). m Seri ayle Çâlipan i, fars. Bektaşi hilafet ve icazatnamelerine konulan baş- Çark (fars. Çerh'den) Mevleviler sağ ayağa çark, sol ayağa direk der. Semâda sola doğru 360 derecelik dönüşe tam çark, 180 derecelik dönüşe ise yarım çark denir. Bkz. Devr, Deveran.
Dildar
Gönüle malik ve hâkim olan gönül sultanı, sevgili. 2. tas. Bast sıfatı ve neşe hali ki, kalpteki sevinç ve sevgiden ibarettir (us), Bkz. Azra, Dilenmek/Dilenci Çeşitli sebeplerle dilenerek geçinen dilenci dervişlere rastlanmıştır. Özellikle bu çeşit devrişlere son dönemlerde daha çok rastlanır olmuştur. Nefse kadem basmak için de dilenen dervişler olmuştur. Bkz. Gedâ, Derviş, Sual. Dil-gisa r. Gönül fetheden, neşeli gönül. 2. tas. Üns makamındaki sâlikin gönlünde tecelli eden feyz ve fetih (feyyaziyet, fatihiyyet ile Hakk'ın gönülde tecelli etmesi) (1s: ), Ey dil neye bu mertebe pür gamsın sen Gerçi virâne isen genc-i mutalsemsin sen Galib Dini. ar. (543) 1. Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek
Envar
نوا ر) ( 4 Nur x. Nürlar, ışıklar. 2. tas. Envar-ı ezeli. Ulvi âlemin madde âlemindeki ışıltıları. Envar-ı hidayet Hidayet nurları. Gönülleri parlatan gaybın ilhamlan ve tecellileri. Bu nurlar vasıtasıyla insan hakikati bulur.
Envar-ı seba
Yedi nur. tas Halvetiye tarikatine göre, nefsin yedi mertebesinde görülen nurlar mavi, sarı, kırmızı, siyah, yeşil, beyaz, renksizdir (sme 35). Er x. Recul, erkek, mert. tas. Ricalullah ve merdan-i Huda'dan olan zat, Allah adamı, veli, ermiş, mürşit. Er elini aldınısa ere gönül verdinise Ikrar ile geldinise pes ere inkâr gerekmez - Hak ere benim dedi, varlığın er'de kodu Erenlerin himmeti yerden göğe direktir tee Kendi bilişiyle kisi hiç irişe mi menzile Allah’a iremez, kalır er eteğin dutmayınca Yünus
Eytat
Direkler, sütunlar. tas. Biri doguda, digeri batıda, üçüncüsü kuzeyde, dördüncüsü güneyde bulunan dört büyük veli. Ibn Arabi'ye göre, Allah bu bölgeleri bu ermiş kulları aracılığı ile korur. Bu dört veli sirayla Abdülhay, Abdülalim, Abdülmürd ve Abdülkadir isimlerini alırlar. Bu isimler şöyle de sıralanır: Abdurrahman, Abdülvedüd, Abdürrahim, Abdulkuddüs.
mücmel
Ch^J [Ar.] ftk. Özünde -ı veya anlamında birden fazla shükmü ihtiva eden, neyi anlatn maya çalıştığı kolayca anlaşılamayacak derecede kapalı olan, ış ancak açıklayıcı bir unsur ile ı kavranabilen sözler. Bu konumu u itibariyle “mücmel” sözü, üç şe. kilde ortaya çıkabilmektedir. Birincisi, birden fazla anlama gealen bir sözün hangi anlamda lkullanıldığı açık değilse; İkincisi, n mücrim 496 bir sözün direkt anlamından mü başka özel bir anlamda kullanılması; üçüncüsü ise, sözün özündeki garabet. Bunlarm ortadan kalkabilmesi veya anlatılmak istenen lafzm açık ve net anlaşılabilmesi için yanmda mü açıklayıcı bir unsurun olması gerekmektedir. mü
ihtilâfu’l-hadîs
Hadis biliminde, direkt anlamlarmda çelişki, zıtlık veya tenakuz bulunan hadislere verilen ad.
şf
Tasavvuf inancında, aklın ve duyularm algılamada yetmediği ilâhiyat konularmda direkt bilgi sahibi olma veya bilgi edinme yolu.
Edeb-Erkân
Erkân Arapça’da temeller, esaslar, direkler anlamlarına gelir. Manevî eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere dikkat ederek, edeb üzere bulunmasıdır. Direkler manasına gelen “erkân” sözü de, tasavvuf okulunun usûlü ile ilgili bir terimdir. Her sûfinin, bu konuda da bilgili olması ve ona göre hareket etmesi, kendisinden beklenir. Edeb ve erkân konusunda hatalı davrananlara “edeb, erkân bilmez” ifadesi kullanılır. Halk arasında da lafını sözünü bilmez, patavatsız, laubali davranışlı kimseler için yine bu tabirin kullanıldığını görmekteyiz.
Taşra Meydancısı
Mevlevî tâbiri. Konya’daki ana dergahta, büyük Mevlevî tekkelerinde iki meydancı dede bulunurdu. Birine “içeri meydancısı”, diğerine de “dışarı meydancısı”, yani “taşra maydancısı” denirdi. Küçük dergâhlarda taşra meydancılığını, kazancı dedeler yaparlardı. Meydancı dedeler direkt olarak şeyh’in emri altındaydılar. Bu dedelerin görevi; yaptığı gezilerde şeyhe arkadaşlık etmek, dergâhın iç ve dış hizmetlerini görmekti.
Câvî Kalemi
Hattatların, küçük yazı yazmak ve ince çizgiler çizmek üzere kullandıkları özel bir kalem. Cava’dan geldiği için, bu kalemlere Câvî denmiştir. Bu kalemlerle pirinç taneleri üzerine “ihlas Suresi” yazılırdı. Ayrıca, bu kalemlerle yazılan küçük Kur’an-ı Kerim’ler, cevizin içine konulup, gemilerin sancak direklerine sancakla beraber çekilirdi.
Ayasofya Camii
İstanbul · Türkiye · Bostancı Ocağı'nda görevliyken beş vakit namazını kıldığı ve Terler Direk karşısındaki meczubla karşılaştığı cami. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Bandırmalızâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.
Mevlevîlikte Semâ Meşki
Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
KURBİYYET EHLİNİN NAMAZI
Avârifü’l-Maârif · 37. bölüm · Bu bölümde, namazın keyfiyetini, şeklini, şartlarını, zâhirî ve bâtıni edeblerini, ilmimizin ve anlayışımızın imkan verdiği ölçüde anlatmaya çalışacağız. Ancak, bu konuda söylenmiş
YEMENİN FAYDA VE ZARARLARI
Avârifü’l-Maârif · 42. bölüm · Sûfinin niyetinin güzelliği, maksadının sağlamlığı, ilminin derinliği ve amellerdeki edebe tam riâyeti sâyesinde, âdet gibi görülen işleri ibâdet olur. Sûfi, bütün vaktini ve hayat
HÂL-MAKÂM VE ARALARINDAKİ FARKLAR
Avârifü’l-Maârif · 58. bölüm · Hâl ve makâm arasında, pek çok yönden benzerlik vardır ve bunun için meşâyih-ı kiramın bu husustaki ifâde ve işâretleri çok çeşitli olmuştur. Bu farklı açıklamalar, makâm, hâl ve o
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 168–176
Muzaffer Ozak Külliyatı · ümmetimin Yahudileridirler. Bunlar, kafalarını traş ettirirler, seslerini yükselterek bağırır gibi Allah'ı zikrederler ve kendilerini ebrâr tarikinden zannederler. Halbuki, bunlar
Sayfalar 216–220
Muzaffer Ozak Külliyatı · mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u bil-hak yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, fâtihlerin en hayırlısıdır. Mâ'bud-u b
Sayfalar 191–196
Muzaffer Ozak Külliyatı · Alim olur isen, ilmini ihlâs ile işle! İlmin ile âmil ol, ihlâs ile yap. Büyük mükâfata erersin. Mukaddesatın için gözünü budaktan sakınma! Allahın, Peygamberin Muhammed, Kur'an, d
Sayfalar 285–291
Muzaffer Ozak Külliyatı · Felem taktülühüm velâkin'Allahe ketelehüm ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkin'Allahe remâ.. El-Enfal: 17 (Onları, siz kendi kuvvetinizle öldürmediniz. Fakat, size yardım ve imndat ey
Sayfalar 410–416
Muzaffer Ozak Külliyatı · olsun. İşte nefsim! Ne istersen eyle! İlle ümmetim!» diye münacâat eylediginde, bizleri Habibine bagışlayıp, livail-hamd altında lûtfunla, rahmetinle, cem'eyle. Ahır ve âkıbetimizi
Sayfalar 404–411
Muzaffer Ozak Külliyatı · dan geçirdim. Çünkü, bu işi benden başka bilen yoktu ve ben kabile reisi olarak dörtte bir ganimet almayı âdet edinmiştim. Artık şüphem kalmamıştı, onun gerçekten peygamber oldugu
Sayfalar 430–435
Muzaffer Ozak Külliyatı · onu orada rezil ve perişan edecegim ve herkesin gözü önünde sürükleye sürükleye cehennemime attıracağım. Bilmem anlatabildim mi? Fâni ve gelip geçici dünya malına güvenen, malının
Sayfalar 508–514
Muzaffer Ozak Külliyatı · Rahman efendimiz hazretlerine taraf-ı ilâhiden nübüvvetlerini açıklamaları emr-i sübhanisi geldi ve âlemlerin Rabbinden velâyet sıfatı ile telâkki eyledikleri emirleri ve hükümleri