ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Basîr”
01Şeyh Abdullah Odabaşı Rifâî
Hulefâ-i müşârünileyhimden Abdullâh Efendi berber imiş. Ziyâret-i Haremeyn’e muvaffak olmuş ve azîzinin emr ü işâretiyle Odabaşı’ndaki tekkeyi vücûda getirmişti. Pek âşık, o mertebe sâdık bir zât imiş. Mücâhedesi pek şedîd imiş. Lâtîfeye de meyilleri varmış. Hattâ Haremeyn-i muhteremeyni ziyâret esnâsında dâimâ başında tâc-ı Rufâî’yi bulundurup avdette
Şeyh Râşid Efendi-zâde Ali Efendi
Râşid Efendizâde Ali Efendi, Ümmî Sinan Hânkāhı'nda şeyhlik yapan; vefatında küçük yaştaki oğlu Râşid için Ahmed Zârifî Efendi'nin vekâlet ettiği Sinânî postnişindir.
Basîr
(^^ [Ar. ] Sözlük anlam “Görmek, sezmek, bilmek, göz görme duyusu” olan bu söz “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güze isimleri)dan olup “görülmesi ge reken şeyleri bütün incelikleriyle ve ruhuyla idrak edip gören” an lamıyla Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm'de elli bir ayette geçmektedir. Bu terim, kelâm ilminde Allah’ın “subutî sıfatla rı” (bk. bu madde) nm manev grubu içinde tasnif edilmiş olup bütün kelâmcılar tarafından be nimsenmiştir. “Basîr” adı Al n lah’ın doksan dokuz ismini vea ren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır (Tirmizî, “Da'avât”, 82; İbn Mâce, mı “Du’â”, 10). z, l basiret a. [Ar. ] tas. Allah’ın n sunduğu kutsal nur ile aydmm lanmış kalbin maddî ve manevî âlemlerdeki gerçekleri görme yetisi. Kur’ân-ı Kerîm’de “germı çeği arayıp bulma, onu yanlıştan eayırma, doğru yolu bulma” olaz, rak anlatılmış olan bu terim, el aynı zamanda insanlara doğruzluğu ve gerçekliği gösterdiği, ışık m tuttuğu için Kur’ân-ı Kerîm bu p sözün çokluk biçimi olan t “besâ'ir” ” lsözüyle nitelenmiştir. et bast a. [Ar. ] tas. Sözlüklerde r “İçi açılma, keyifli olma” anlamı e, verilen bu söz, tasavvufî bir terim olarak zevk ve şevk ile “evrâd” (bk. bu madde) ı olan mı Allah’ın adını zikrederek, “ruhen z, rahatlama, ferahlık duyma” biz, çiminde anlaşılmaktadır. Genelel likle “kabz” sözü ile birlikte kulelanılan bu terim, âriflerin içinde e bulunduğu durumu ifade eder. n Bast hâlinde olan sufî, gönlü şen, k zihni açık olarak nitelenmiştir. e m ba'sü ba'de’l-mevt a. (o^ii^ a [Ar. ] “Ölümden sonra dirilme. ” vî anlammdaki bu söz, İslâmın tep mel inançlarından birini ifade e etmektedir ve “Amentü” (bk. bu l madde) olarak bilinen imanın şartları içinde yer almaktadır: “Âmentü billahi ve melâ'iketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’l-yevmi’lâhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi mine’llahi ta'âlâ ve’lba'sü ba'de’l-mevti hakk eşhedü en lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü” (Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine; ölümden sonra tekrar diriliş olacağına inandım ve iman getiridim; Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. )
Basîr (el-Basîr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Gizli ve açık her şeyi hakkıyle görücü. (Bkz. Basar) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Şüphesiz O, semî'dir (her şeyi hakkıyle işitendir), Basîr'dir. (İsrâ sûresi: 1) Bir kimse Cumâ namazından sonra yüz kerre el-Basîr ism-i şerîfini söylerse, Allahü teâlâ onun kalb gözünü açar. (Yûsuf Nebhânî)
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
GECE KALKMAYA YARDIMCI SEBEPLER VE UYKU ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 46. bölüm · Gece kalkmayı kolaylaştıracak sebeplerden bir kısmı şunlardır: 1-Akşamdan hazırlıklı olmak. Kul, güneş batarken abdestini tazeleyerek geceyi karışlar. Abdestini aldıktan sonra kıbl
SOHBETİN FAYDA VE TE’SİRLERİ
Avârifü’l-Maârif · 53. bölüm · İki şahıs arasındaki beraberliği ve sohbeti te’min eden şey, aralarındaki ortak cinsiyettir. Kişiyi, bir diğeri ile sohbet ve berâberliğe, bazen aralarında mevcut olan en umûmî vas
RÛH, KALB, AKIL VE NEFSİN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 56. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, Abdullah İbn Mesud (r.a)’dan naklederek bildirdiğine göre; es-sâdık ve’l-masdûk olan Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, siz
HALLERİN AÇIKLANMASI
Avârifü’l-Maârif · 61. bölüm · 1- MUHABBET Allah için muhabbet konusunda Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: “Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün kendilerinin dışı
Sayfalar 192–200
Muzaffer Ozak Külliyatı · amellerinden dolayı, âhirette olanlar sevinirler veya azap duyarlar. Fakat, geride bıraktıklarını, kötülüklerden menetmeğe veya iyi ameller işlemeğe hali hayatlarındaki gibi zorlam
Sayfalar 293–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · iRŞÂD ONSEKİZiNCİ DERS MÜNDERECAT: Lyman, a'mâli sâliha, zikir, ölüm ve ahiret hayatmdan. bahseden; iyman karşısında şeytanın tutumunu Ayaz kıssasmı ve zulme sapanların, neticede b
Sayfalar 314–321
Muzaffer Ozak Külliyatı · yaz edip, sana rücu ediyor, imanımızı tazeliyoruz, bizi kabul et. Bizi bâbından kovma! Bizi Muhammedinden ayırma. Buyurun mü'minler cemi günahlarımıza estağfirullah. Namazı alâ kad
Sayfalar 329–337
Muzaffer Ozak Külliyatı · NAMAZ KASİDESİ Alâmet-i-iymandır; ruha kuvvet, kalbe nur, Selâmet-i-Insandır, onda huzur bulunur, Delâlet-i-irfandır, anda uruç olunur, Hakkın en çok sevdiği bir ibadettir namaz...
Sayfalar 364–372
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey Hz. Ömer'in aleyhinde konuşan! Senin iyman ile göçecegin şüpheli iken, bu iltifatı nebiyye mazhar olan Hz. Omer kadıyallahu anh hakkında ne cesaretle ilerı gerı konuşabılırsin?