İrşad I · kaynak sayfaları 314–321
yaz edip, sana rücu ediyor, imanımızı tazeliyoruz, bizi kabul et. Bizi bâbından kovma! Bizi Muhammedinden ayırma. Buyurun mü'minler cemi günahlarımıza estağfirullah. Namazı alâ kader-il-imkân mü'minler cemaatla kılmağa gayret etmelidir.
Zira, cemaatle kılınan namazda yirmi yedi derece ecr olup; namaz arasında yapılan sevh-i nisyandan mâ'fudur. Ferden kılınan namazlarda bir ecr alınıp, yapılan noksanlıklarda affa mazhar olmadığı Kütüb-ü fıkhıyyede musarrahtır. Hem de ce.
maat te'kidli sünnetdir. Resûlüllahın, cemaata gelmiyenlere tehdidi vardır. Bu mühim sünneti mü'minler terketmemelidir.
Cemaata devam eden bir âmanın iltifatı Resûlüllaha nail olduğunu, bu nakledeceğim kıssadan öğrenerek cemaata daim ol... Cemaat rahmetdir.
HİKÂYE Iki gözleri âmâ bir zat, cemaata daima devam eder. Resûlüllahın bu sevgili sünnetini terketmezdi. Günlerden bir gün cemaata giderken, bir çukura düşüp, başı yanıldı. O perişan haliyle eve döndüğünde, ailesi ona:
— Be adam. Gözün görmez. Cemaat sana vacib değildir.
Evinde namazını kılsana!.. dediğinde.
— Resülün sünneti için değil başım, vücudum param parça olsa, bu sünneti terketmem. Baş gözüm kör olduysa, kalb gözüm kör değil ya!.. diye cevap verdi.
O gece rüyasında Resûlüllahı (S.A.V.), görüp Resülüllah amaya:
— Ailenle niçin münakaşa ettin? Diye sual eylediklerinde:
— Ya Resûlallah senin sünnetinden dolayı münakaşa ettik. Dediler.
Bunun üzerine Resûlüllah mübarek elleriyle âmanın gözlerini sıvayıp, gözerinin nûru kendisine iade olundu. Sabahleyin kalktığında; artık âmâ değil basîr idi, gözleri görüyordu.
Sünnet-i şerife olan hürmetinden, gözleri iade edilmişti.
Ey âşık-ı sadık sen de cemaata devam et ki; bir gün Resûlüllah (S.A.V.) senin kalb gözlerini meshederek; seni de sünnet-i berekâtiyle kalbini nurla tenvir buyursun.
Seyyid-ül-mürselin efendimizin namaz hakkında irad buyurdukları bazı Hadis-i şeriflerin meâllerini aşağıya yazdım.
Ola ki hidayete mazhar oluruz. Bu hadisi şerifleri yazmaktan maksadım, namazın kadrü kıymetini bilmek, anlamak ve anlatmak içindir.
Efendimiz buyuruyorlar:
— Her şeyin bir alâmeti vardır. İymanın alâmeti de namazdır.
- Namaz, benim gözümün nûrudur.
— Kıyamet günü hesap, namazdan başlar. Bu hesap doğru verilirse diğer amellerin kabulüne de yardımı olur. Eğer, namaz hesabı doğru verilmezse, işler biraz müşkilleşir.
— Cehenneme müstahak olan zalim mü'minlerin, ateş bütün vücudunu yakar. Yalnız, Allah'a secde eden azalara tesiri olmaz. Öyle ise, namazı bütün kalıbın ve kalbin ile kıl..
— Bir kimse, yatsı namazını cemaatla kılsa, o gecenin yarısımı ibadetle geçirmiş olur. Eğer, sabah namazını da cemaatla kılacak olursa, bütün geceyi ihya etmiş olur.
— Bir kimsenin kıldığı namaz, o kimseyi kötülüklerden alıkoymuyorsa, bu namaz o kimseyi Haktan uzaklaştırıyor demektir.
— Sofra hazır olduğu vakit eda edilen namaz, nakıstır.
Meğer ki, vaktin geçmesinden korkulursa, o namaz müstesnadır. (Bu hal ekseriya, Ramazan'da olur. İftar edipte mi akşam namazını kılmalı, yoksa evvelâ namaz kılıp sonra mı iftar etmelidir? Bir çoklarının öğrenmek istedikleri bu suale cevabımız şudur: İş, namazı kılanın durumuna göre değişir. Namaz kılanın, eğer aklı yemekte kalacaksa, iftar etmeli ve sonra namaz kılmalıdır. Namazda aklına yemek gelmiyorsa, önce su veya tuz ile orucunu bozmalı, namazını edadan sonra iftar etmelidir.)
— Namaz dinin direğidir. Her kim namazı kıldı, muhakkak dinini yaptı. Kim ki namazı terkeyledi, muhakkak dinini yıktı.
- — Kuvvet bulmak için, islâm dininin cemaate, topluluğa ihtiyacı vardır. Dini islâmın, cemaate olan Ihtiyacı; sevap almak için mü'minlerin cemaata olan Ihtiyaçlarından ziyadedir.
— Cemaatle kılınan namazın ecrl, yalnız kılınan namazın sevabından yirmi beş, diğer bir rivayete göre de yirıni yedi derece fazladır.
— Cenneti alânın ortasında oturmak isteyen kimse, cemaatla namaz kılsın.
— Namaz kılmayan kimse, sanki hiçbir din Ihtiyar etmemiş gibidir.
— Mü'mini, kâfirden ve müşrikten ayırdettiren fillen namazdır.
- Namazını terkeden kimse, ölünce veya kıyamette Cenabı Allah'ı kendisine dargın ve gazablı bulur.
Namazın ne büyük bir nimet olduğunu ve kılanların ne büyük ecir aldıklarını ve eriştikleri menzilleri okudunuz. Kılmayan tenbellerin de, ne büyük tehditlere mâruz bulunduklannı, nasıl bir âxibete hazırlandıklarını ve çekecekleri azabları da bildirdim. Resûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, namaz hakkındaki hadisi şeriflerinden bazılarının meallerini sizlere açıklarken şunu düşündüm:
Ömrü azizimiz geçmeden, Rabbimize kulluk edelim, Allah'a en sevgili amel, vaktinde ve tâdil-i-erkân üzere kılınan namaz olduğunu hatırlatmak vazifemdir. Namazında dâim ol, Hak rizasını bul, Hakkın cennetine gir, didâr-1-ilâhivi gör. Ihlâs ile kıldığın namaz, seni dünyada ve ukbâda menzili maksuduna eriştirir. Böyle namaz kılacak olursan, Allah'ın âmanında ve emniyetinde olursun. Senden, Allah celle, Resûlü, melekleri re bütün salih kullan razı olurlar. Eğer, namaz kılmazsan, Allah'a âsi ve peygamberlere eza ve cefa edenlerden olursan, Allah ve Resûlü, melekleri ve sulehayı ümmet senden bizâr ve müşteki olurlar. Böyle bilesin!..
Bir mü'min beş vakit namaz kılacak olursa, en azından Allah'ı lisanen kaç kerre zikreder? Aynı zamanda, namaz ibadet-i-vücudiye olduğundan, vücudunun abdest ve namaz azaları
da kaç kerre Allah'ı zikreder? Hep birlikte düşünüp, hesabedelim:
Altmış üç sene yaşayan ve Rabbine ibadet eden bir kimsenin ibadeti, eğer Hak katında makbul ve mergup olduysa, yalnız namaz ibadetindeki zikirlerinin en azından bir günlük olanını aşağıya kaydettim. Maksat kullanı ibadete teşviktir. Namaz kılan bir mü'minin, yalnız namaz ibadeti sırasında yaptığı zikri ilâhinin, böylece amel defterine yazılacağını | söylemeğe, lüzum dahi görmüyorum.
1a e a j y (Femen ya'mel miskale zerretin hayran yerehu vemer ya'mel miskale zerretin şerren yerahu).
Zerre kadar hayır ve zerre kadar şer yaptınsa, o hayrı veya o şerri göreceksin. Yaptığın zâyi olmaz, unutulmaz.
Hergün, namaz kılmak için alınan beş defa abdestte okuduğumuz:
5 E'ûzü Besmele Hamd İnnâ-Enzelnâ sûresi Kelime-i-sehadet Amentü Abdest duaları Beş vakit namaz için okunan:
Ezan 5 Kamet Bir günde kılınan farz, vâcip, sünnet olarak namazlarda okuduğumuz:
39 İstiğfar 214 Tekbir
Sübhaneke E'ûzü Besmele Sûre-i-Fatiha Zammı sûre Kıyam Rükû Rükû tesbihi Kavme Semi'allahu limen hamide Rabbena lekel-hamd Evvel secde Evvel secde tesbihi Celse Ahir secde Ahir secde tesbihi Tahiyyat Salâvat Kunud duası Selâm Allahümme entes-selânı İstiğfar Âyet-ül-Kürsi Tesbih (Sübhanellah)
Tesbih (El-hamd-ü-lillah)
Tesbih (Allah-ü-ekber)
Tevhid Dua Hamd 15 Salâvat Şunu da unutmamalıdır ki, namazda okunan Kur'anı kerimin bir harfine yüz sevap verilir. (Elif-lâm-mim) için, üçyüz hasene yazılır. Bu yazdıklarım en azındandır. Namaz kılan mü min, bir günde bu ecri alırsa, kırk sene veya altmış sene na maz kılanın ereceği derecatı, senin irfanına bırakıyorum. Tabiî Allah celle kabul buyurursa, bu böyledir. Sevap ve ecir bahsi gibi, günahlar da aynı hesaba ve rakamlara vurulursa, bir gün-
de beş günah işleyen kişinin kırk senede işleyeceği günahı var hesap eyle!..
Rabbimiz, cümlemize rahmeti ile muamele buyursun...
Bunlar bir musallinin namazda en azından Allaha yaptığı tesbihat ve tekbirattır. Eğer zahirin temizliğine riayet edildiği gibi, batını temiz olup o kalp şehrine Allah ve Resûlünün muhabbetini koyarak, Allaha secde eden mü'min, Allah kabul buyurur ise ne gibi ecre nail olacağını ne dil tarif eder, ne de ecri yazmağa kalemler kâfi gelmez. Mü'minler; Efendimizin gözü nûru olan bu namazı ihmal etmiyelim. Insan yaptığı ibadeti unutmalı, yaptığı suçu ise unutmamalıdır. Burada yaptığım bu hesap mü'minleri namaza teşvik ettiğimdendir. Bir günde kırk rekât namaz vardır. Yâni beş vakit namaz sünnetleriyle kırk rekât namaz yapar.
Ey âşıkı sadık! V'ey gaflet uykusundan uyanık! V'ey Hakka ve Resûlüne yanık!
Namaz kılanların, Allah indinde ve Resûlünün yanında ne büyük bir mertebeye erdiklerini ve ne yüce makamlara eriştiklerini sizlere bildiriyorum. Haftanın her günü ve gecesinde, kılacakları nafile namazlarından nail olacakları sevapları, mûteber kitaplardan birer birer alarak siz aziz müslümanların bilgilerinize sunuyorum. Dikkatle okumayı, ibret almayı ve ihlâs ile kılmayı Allah cümlemize nasip ve müyesser eylesin...
Amin... Bi-hürmeti seyyid-il-mürselin….
Her müslümana; kız ise dokuz yaşından, erkek ise oniki yaşından itibaren beş vakit namaz kılmak farzdır. Bu namaz, Hakteâlâdan bir emri azimdir. Terkeden, yâni kılmayan fâsık, günahkâr olur. Inkâr eden ise, islâmdan çıkar...
— Ben, namaz kılınam amma kalbim temizdir, diyenlerin âkibetlerinden korkulur.
Kılanlar, va'di ilâhiye mazhar olurlar. Tenbelliklerinden dolayı kılmayanların işleri, Hakteâlâya kalmıştır. Allah, dilerse bu namazsızları affeder. Dilerse, âzab eder. Kılan mü'minlere, müjde-i-ilâhi muhakkaktır. Bu zevat-i-âli-kadir, rahmet-i-ilâhiyye nail olarak cennete girerler. Bu sebeple, kılmadığın, kılamadığın namazları kılarak kaza eyle! Namazı sakın küçümse-
me! Zira, bütün ibadetlerin cem'i namazdadır. Gök ehlinin ibadetleri de namazda cem'olmuştur. Ömrünü ibadetsiz geçirme!
Ahiret sermayesi namazdır.
Bir takım sapıkların:
— Sofuların namazı, bizim niyazımız vardır, demelerine aldanma!..
— Biz, salât-i-dâimundayız, diyenlerin sözlerine kulak asma!..
Sünnetine, vâcibine, farzına, müstehabına, tâdil-i-erkânına riayet ederek namaz kıl!.. Zira, Resûlüllah ve evlâtları, zevceleri, âli, ehl-i-beyti, ashabı, ensarı ve cemi evliyâ, evtâd ve aktâb namazlarını kılmışlardır. Onlar:
— Biz, salât-i-dâimundayız! diyerek namazlarını aslâ ter etmediler.
Ey, salât-i-dâimundayız! diyen fâsık!.. Sen mi, salât-i-dâimundasın, yoksa Resûlüllah mı? Sen mi yükseksin; yoksa Resûl aleyhissalâtü vesselâm mı? Kıyas dahi kabul etmez. Sen, bir âsi beni-âdem; o ise onsekiz bin âleme rahmet... Olsa olsa, o salât-i-dâimundadır. Öyle olduğu halde, beş vakit namazı terketti mi? Çünki, namaz vakitler üzere farzolmuştur:
(Esta'izû-billâh: Innes-salâte kenet alel-mü'miniyne kitaben mevkuta).
Meâli şerifi: Muhakkak, namaz malûm vakıtlarda mü'min lere farzdır.
Beş vakit kılan, salât-i-dâimundadır. Kılmayan fâsıktır, Allaha âsidir. Onlar, Salât-i-dâimunda değil; salât-i-kaimunda bile değildir. Ehl-i-beyt-i-Mustafa mı yüksek, sen mi? Evlâd-1-Resûl mü yüce, sen mi? Evliya'ullah mı yüce, sen mi yücesin? Bu zevat-i-âli-kadir:
— Biz, salât-i-dâimundayız! demişler, namazların! eda etmişler, her farz olan vakitte namaza daim olmuşlardır.
Sana ne oldu ki;
— Ben, salât-i-dâimundayım, diyerek namazını kılmaz, Allah ve Resûlünü, ehl-i-beyti ve evliya'ullahı gücendirir; İblis'i memnun edersin...
Belki de, sen bana cevap olarak:
- JL1 - — Onlar, talim-i-ümmet için namaz kıldılar, diyebilirsin...
Ben de sana derim ki:
— Iyi ya işte!.. Eğer; ümmet isen, sen de kıl!.. Onlar, sana talim için kılmışlar, örnek olmuşlar. Ummet değil isen; evliyalıktan dem vurma!.. Hristiyan isen kiliseye, Yahudi isen havraya, Mecusi isen tapınağa git!.. Tarikattan, hakikattan, marifetten ne hakla dem vuruyorsun A, bî-namaz!.. Allaha âsi kişi!.. Hakka giden enbiya ve evliya yoluna oturup, her Hakka gideni şeytan ve delâlet yoluna çağınyorsun? Sen, esir-i-nefs-işeytan olmuşsun!.. Sözlerinle, Haktan dem vuruyor, fiillerinle şeytana uyuyorsun!.. A, nefsini bilmeyen kişi!.. Müslüman ve mü'mine lâyık olan, Allah ve Resülünün ve onun îtretinin gittiği yoldan gitmektir. Yoksa, bütün iddiaları bir kuru davâ ve boş emektir:
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i-aklı eserinde..
Namazı kılan, muhakkal dinini yaptı. Kılmayan ise. muhakkak dinini yıktı. Kazava kalan namazlarını mutlaka ikmâl eyle!.. Sonra, nafile namazları da kıl ki, Hak Resûlünün verdiği müjdeye eresin!.. Yolculuğa çıktın; yakında vatan-ı asline döneceksin!.. Oraya hediye götürmen lâzımdır, eli boş gidemezsin, gitmemelisin!..
Bir hadis-i-şerifte, âhiret hediyeleri beyan buyurulmuştur.
Vatan-ı-asline dönerken, ilk defa buluşacağın zat, Melek-ülmevt'tir. Yâni, Azrail aleyhisselâmdır. Ona, dört hediye götürmen lâzımdır. Bunlar kazaya kalan ibadetleri kaza etmen; namaz, oruç, zekât, kurban ve Hac ile hukuku ibâdı yerine getir.
mendir. Öleceğini unutmamak, âkibetinden emin olmamak ve korkmaktır. Yusuf aleyhisselâm, peygamber iken duasında:
— Ya Rabbi!.. Beni, mü'min olarak öldür; salihlere ilhak eyle!.. diye niyaz ettiğini, kur'anı-azimüşşânda Allah celle beyan buyurmaktadır.
Ruhun hediyesi dörttür:
Irşad, Cilt 1 - F: 21.